Aralık 2016 ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Türkiyenin Doğal Güzelliklerini Keşfedin

Türkiyenin gezilecek ve görülecek yerlerini öğrenin , keşfedin , gezin ve bizi hep takip edin. Bizi sosyal ortamlarda takip edebilir veya abone olabilirsiniz.

Sizde Bir Bilgi Ekleyin

Sizde sistemimize kendi yaşadığınız yada gezdiğini ve görmek istediğiniz yerleri yollayabilir ve bildirebilirsiniz bunun için bize iletişim bölümünden ya da bilgi ekle bölümünden ulaşabililirsiniz.

Tekrar Ziyaret Etmeniniz Dileğiyle

Bizi her zaman takip edin, içeriklerimiz günceldir ve sitemiz kullanıcı dostudur. Her görüşlerinizi değerlendirmekteyiz.

Sizde Sitemizde Yazar Olabilirsiniz

Sitemizde yazar olmak isteyen kullanıcılar lütfen bizimle iletişim bölümünden irtibata geçin. KoLoNBo@gmail.com

Heybe Saçağı

Samsunun Salıpazarı ilçesinin Kızılot köyünde bulunur. Buranın adının Heybe saçağı olmasının nedeni eskiden göle akan şelalenin alt kısmına yerleştirilen heybe ile balık tutulmasıdır. Gölde oldukça derin ve yüzmeye elverişlidir. Gölün başlangıcından yukarı doğru iki küçük gölü daha bulunmakta etraf  düz kayalıklardan oluşmaktadır. Biraz daha yukarı çıkıldığında ise uzungöl bulunmaktadır.

heybe saçağı

heybe saçağında küçük bir göl

heybe saçağı

heybe saçağı

heybe saçağı gördüğünüz gibi düz ve kaya

heybe saçağının hemen üstünde bir küçük göl

aynı göl :)

heybe saçağı

Uzungölden bir kare: https://goo.gl/maps/ybJo5RWoqzB2

Karacaören Şelalesi

Samsun Salıpazarı ilçesinin  Karacaören Köyünde bulunan şelale ilçeye  11km uzaklıktadır. Şelalenin çevresi orman ve fındık bahçeleriyle ihtişamını arttırmaktadır. Şelalenin su miktarı mevsime göre değişiklik göstermektedir. Yüksekliği ise yaklaşık 92 metredir.






isparta keçiborlu hakkında genel bilgi

Keçiborlu ilçesi, güney doğusunda Isparta merkez ilçe, batısında Afyon ilinin Dinar, Dazkırı ve Başmakçı ilçeleri, kuzeyinde Uluborlu ilçesi, güneyinde Burdur ili ve Burdur Gölü ile komşudur. İlçedeki dağlar Batı Toros Dağları’nın kuzey uzantılarıdır. En yüksek zirvesi 1.890 metre ile Akdağdır, Göktepe, Gözlektepe ilçeyi çevreler. Güney ve doğu tarafında bulunan Kılıç, Senir Gümüşgün düzlükleri ilçenin en önemli ovalarıdır. Keçiborlu ilçesi doğal bitki örtüsü bakımından zengin değildir. Burdur Gölü’nün 22 kilometrelik kıyı şeridi Keçiborlu ilçesi sınırları içinde kalmaktadır. İlçe kara iklimine sahiptir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir. Yağışlar kış ve bahar aylarında yoğun olup, yıllık yağış metre kareye 615 milimetredir.

    Keçiborlu ilçe merkezinin tarihi gelişimi Isparta ilçe merkezi ile benzerlik göstermektedir. Keçiborlu tarih boyunca, Eudoxiopolis, Keçik-Borlu, Kiçi-Borlu isimleriyle anılmıştır. Keçiborlu, Hitit, İyon, Lidya, Pers, Helen, Roma, Bizans devirlerini yaşadıktan sonra 1204 yılında Sultan Kılıç Arslan tarafından Anadolu Selçuklu Devleti’nin egemenliğine girmiştir. Daha sonra Hamitoğulları Beyliğinde Uluborlu ve Gönen’e bağlı bir kasaba olarak varlığını sürdürmüştür. Keçiborlu’da 1907 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1948 yılında da ilçe statüsüne geçmiştir.

    2009 nüfus sayımı sonuçlarına göre ilçenin toplam nüfusu 15.790’dır. Bu nüfusun 7.134’ü ilçe merkezinde, 8.656’sı belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçenin yüz ölçümü 565 km2’dir.

    Keçiborlu Isparta il merkezine 39 km uzaklıktadır. Keçiborlu tüm yolların kavşak noktasında bulunmaktadır. Ankara-İstanbul-İzmir Demiryolu ve karayolu da ilçeden geçmektedir. Keçiborlu ekonomisi sanayi başta olmak üzere tarım, hayvancılık, el sanatları ve ticaretten oluşmaktadır. Tarımda gülcülük, el sanatlarından halıcılık önde gelen gelir kaynaklarıdır.

    Günümüzdeki Keçiborlu ilçesinde korunmakta olan Keçiborlu Höyüğü, Kılıç Höyüğü, Sinanbey Camii eski çağlardan kalan eserler ve yerler olarak görülmektedir.

    İlçenin başlıca mesire ve yayla turizmi yerleri: Senir, Tepecik ve Ardıçlı Köyleri Burdur Gölü. Keçiborlu adının, bölgenin küçük tepeciklerinden oluşmasına izafeten Kiçi (Küçük) Bor (Taş) kelimelerinden oluştuğu Kiçiborlu’dan bozulduğu sanılmaktadır.

isparta gönen tarihi ve genel bilgiler


GÖNEN TARİHİ
           İlçemizin ismi olan Gönen; sevilmek, mutlu olmak, bolluğa, berekete kavuşmak gibi anlamlar gelmektedir. Roma İmparatoru Augustos’un ‘Psidia’ diye anılan yörede (Isparta-Burdur) kurduğu dört şehirden biri olan Gönen, o devirlerde (Comana, Conana, Conan) gibi adlarla anılmıştır. Uzun yıllar Konan ismi ile de anılan Gönen, Konan ismini kervancıların İzmir-Aydın kervan yoluyla İç Anadolu’ya geçerken Gönen höyüğündeki fener nedeniyle, burada konaklamalarından almıştır.

           Gönen, eski bir medeniyet beşiği olup, tarihi M.Ö.2000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Ne zaman kurulduğu hakkında, kesin bir tarih tespit edilememiştir. İlçemizin kuzeybatısında, 1650 m. yükseklikte bir tepe üzerinde tarihi bir kale olup, kale hakkında bugüne kadar, hiçbir arkeolojık araştırma yapılmadığından, geniş bir bilgi yoktur. Kale, 4 m.uzunluğunda, 1 m.genişliğinde taşlarla yapılmıştır. Kalenin ihtiyacı olan su Yuvecca Yaylasından, 35 cm.çapındaki künk borularla sağlanmıştır. Yine tarih öncesi devirlere ait olduğu sanılan, Gönen Ovası üzerinde bulunan iki tepecikten oluşan höyükler hakkında da, arkeolojik çalışmalar yapılmadığından, kesin bilgiler yoktur. Yapılan araştırmalara göre, ilk yerleşim yeri Yuvecca, şimdiki yayla adıyla bilinen yerdir. Buraya ilk gelenler yöre içi göçerleridir. O zamanlar, şimdiki Gönen’in bulunduğu yer ova ve göl halinde olduğu için yerleşim yeri Yuvecca’da gerçekleşmiştir.

           Selçukluların yıkılış devrinde, Anadolu coğrafyasının bir çok yerinde, farklı beylikler ortaya çıkmıştır. Bu yörede ise Hamitoğulları Beyliği kurulmuştur. Zamanla toprakları daralan Hamitoğulları, topraklarının bir bölümünü Osmanlı Padişahı I.Murat’a satmış, Gönen’e çekilerek kalan topraklarını buradan idare etmiştir.

           Böylece Gönen, büyük ve köklü bir yerleşim yeri özelliği kazanmış, çevresinde 16 köy kurulmuştur. Osmanlı devrindeki kayıtlarda, Gönen için “Hamitelindeki Gönen” ibaresi yazılıdır. Selçuklulardan kalma tarihi hamamın taş yazıtında bulunan, “Şehri Gönen,Kasaba-i Isparta” ibaresi de Gönen’in ne denli önemli bir yerleşim yeri olduğunun kanıtıdır.

           İlçemizde mezarı olduğu tarihi araştırmalarla tespit edilen Yunus Emre’nin Manastır Mevkiinde türbesi bulunmaktadır. Pr.Dr.Fuat KÖPRÜLÜ, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvuflar adlı eserinde Bursalı İsmail Hakkı’ya atıf yaparak, Yunus Emre’nin mezarının Keçiborlu yakınındaki gölün doğu tarafında olan dağ sırtında bir köyde olabileceğini ifade etmektedir. Bu ifadeden anlaşılacağı üzere, bu yer ilçemiz sınırlarında bir yer olan Manastır Mevkiini işaret etmektedir. Bu nedenle ilçemizde Yunus Emre, Balım Sultan ve Şeyh Saadettin Türbesi Turizm Tanıtma Derneği kurulmuştur. Her yıl Haziran ayının ilk haftasında, Yunus Emre Aşure Günü düzenlenmektedir. Bu günü düzenlemekteki amaç, Yunus Emre’yi halka tanıtmak ve sevdirmek; böylece yöre halkının gönlünde yaşattığı Yunus Emre’ye bir mekan da Gönen de sağlamaktır.



GÖNEN'DE TARİHİ KALE
Ilçenin kuzeybatisinda 1650 metre yükseklikte bir tepe vardir. Savunulmasi kolay olacagindan zamaninda kale bu tepenin zirvesine insa edilmistir. Kalenin yapiminda 4 metre uzunlugunda 1 metre genisliginde taslar harçsiz bir sekilde bina yapilmistir. Kalenin ihtiyaci olan su Yuvetça yaylasindaki pinarlardan yaklasik 35cm. çapindaki toprak künklerle saglanmistir. Kalede oldukça kalabalik bir nüfusun bulundugu anlasilmaktadir. Zamanla tabii afetler ve savaslar sonucunda bu sehir harabe halini almistir. Kale tarih öncesi devirlere ait oldugundan genis arastirmalarima ragmen bu tarihi kale hakkinda hiçbir belge elde edemedim.

YAZILI TAŞLARIN TETKİKİ
Bölgemizde ilk ilmi tetkiki yapan zat Izmir eski kilisesi bas rahibi T.V.J.Arondel olmustur. Bu zat 1870 senesinde Izmir Aydin yolu üzerinden Uluborlu ve Yalvaç’i gezmistir. Maksadi Hristiyanlik tarihinde sembol durumundaki Pisidia’nin Antiyof sehrinin mevkiini bulmaktir. Bu yöreleri ilk defa ziyaret ederek vaazlarda bulunmustur.
1912 yilinda Uluborlu ve Yalvaç’a gelen Ramsay arka arkaya 4 defa gelerek Yalvaç harabelerinin Bütün tarihi karakterlerini meydana çikarmaya muaffak olmustur. Uluborlu ilçemizdeki Apollonya sehri dönemine ait eserler buradaki bilhassa yazili taslarin mevcudiyetini ve Gönen ilçemizde vaktiyle Pisidia’nin mamurelerinden biri oldugundan Gönen’deki yazili taslarin da toplanabilecegi konusunda haber vermistir.
Bu taslardan bazilari sunlardir:

• Üzerinde büyük zincir islemeleri,
• Üzüm salkimi islemeleri,
• Çesitli çiçek islemeleri,
• Kadin ve erkegin bir ellerinin yan yana islenmis resimler\digeri
• Insan basi islemeleri,
• Çesitli tas islemeleri mevcuttur.

Kaynak:http://www.gonen.bel.tr/html/tarih.html

isparta gelendost tarihi ve turistik yerleri

Gelendost Ertokuş Kervansarayı (Kudret Han) 

Eğirdir Gölü’nün doğu tarafında, Yeşilköy Mevkii’nde bulunan Gelendost Hanı Selçuklu kervansaray planına uygun olarak inşa edilmiştir. Diğer Selçuklu hanları kadar itinalı olmayıp, duvarları kaba bir işçilik göstermektedir. Yıkık portalden içeriye girildiğinde simetrik olarak avluya açılan tonozlu oda, daha ileride iki tarafında dörder revak ile avlu uzanmaktadır. Revak tonozları avluya paraleldir. Üstü kapalı olan bölüm daha dar olarak yapılmıştır. Bu bölüm girişi olan ikinci portalin sivri nişi içerisinde kitabe yer alır. Kitabeye göre han, M. 1233 yılında Mubarezettin Ertokuş tarafından yaptırılmıştır.

Afşar Köprüsü: Köprünün Selçuklular döneminden kaldığı ileri sürülmektedir.

Kesme köfeki taşından yapılan köprü, yuvarlak kemerli olup, günümüzde de kullanılmaktadır...

Afşar Cami: Afşar Köyünde Selçuklulardan kalma bir cami bulunmaktadır. Caminin içi kaba ağaç süslemesi ile süslenmiştir, tavan ve yan kısımları şekillendirilmiştir

Afşar Hamamı:
Tek hamam olarak yapılmış kagir bir yapıdır. Düz alanda yer alan hamama günümüze temelleri gelmiş dikdörtgen planlı soyunmalıkla girilmektedir. Soyunmalık yakın zamanlarda mahalli imkânlarla eski temeller üzerine yeniden yapılmış, üstü betondan tabliye ile örtülmüştür. Soyunmalığın doğu cephesinde yer alan kemerli bir kapı ile ılıklık kısmına girilmektedir. Ilıklık mekanı doğu-batı yönünde uzunlamasına dikdörtgen planlı ve üzeri beşik tonoz örtülüdür. Soyunmalığın kuzey cephesinde dört adet soyunmalık kabini briketten yapılmıştır. Soyunmalığın güneyinden kemerli bir kapı ile sıcaklık mekanına geçilmektedir. Sıcaklık bölümü enine dikdörtgen planlı büyük bölüm ile kare planlı iki adet halvet hücresinden oluşmaktadır. Büyük bölüm, ortada kubbe, iki yanda da beşik tonozla örtülüdür. Sıcaklığın güneydoğu köşesi yakın zamanda tıraşlık olarak bölünmüştür.

Kaynaklar: http://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/genel/gezilecekyer/avsar-hamami
                     www.gelendost.bel.tr/icerik.aspx?iid=14

isparta eğirdir tarihi ve turistik yerleri

Eğirdir Kalesi: Eğirdir ilçesinde göle doğru uzanan yarımada üzerinde iç ve dış kale vardır. Dış kalenin yalnız temelleri kalmıştır. İç kale ise bugün hala ayaktadır. Yarım adayı kuzey-güney doğrultusunda keser. M.Ö. 4. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Roma ve Bizans dönemlerinde çeşitli tamirler görmüştür. En son Hamitoğulları devrinde tamir görmüş ve Timur'un Eğirdir'i istilası sırasında tahrip edilmiştir.

Eğirdir Kervansarayı: Eğirdir ilçesi yeni mahallede bulunan kervansaray Konya-Antalya yolu üzerindedir. Avlu ve kapalı mekan olmak üzere iki kesimden meydana gelmiştir. Kervansaray 1237 yılında yapılmıştır. Bugün avluda birkaç yolcu odasının temel izleri kalmıştır.

Eğirdir Gölü: 517 km2 yüzölçümü ile Türkiye'nin 4. Büyük gölü olan Eğirdir Gölü deniz seviyesinden 1000 metre yükseklikte, Sultan Karakuş dağlarının arasında il alanının ortasında yer almaktadır. Kuzeyde kalan ve daha küçük olan kısmına Hoyran Gölü, güneyde kalan kısmına Eğirdir Gölü denilmektedir. Her iki bölüm Hoyran Boğazı ile birbirine bağlanır. Göl Eğirdir ilçesinin üzerinde bulunduğu yarım adanın bir uzantısı gibi iki küçük adadan biri Can Ada diğeri Yeşil Ada (Nis)'dır. Son zamanlardan suların azalmasıyla bu adalar Eğirdir'e bağlanmıştır.

Yeşilada
: Eğirdir şehir merkezine 1.5 km. uzaklıkta olan Yeşilada, 9 hektar alan üzerinde taş temelli ahşap evleri, dar sokakları ve küçük balıkçı barınağı ile otantik özelliğini korumaktadır. Eskiden halk arasında NİS olarak bilinen Yeşilada, ev pansiyonculuğunun yaygınlığı ve balık lokantaları ile dikkat çeker. Adada ayrıca Hıristiyanlarca kutsal sayılan Ayastefanos kilisesi yer almaktadır.

Canada: Eğirdir ile Yeşilada arasında yer alan 7000 m2 büyüklüğünde sevimli bir adacıktır. Yapılaşma yoktur. Sadece piknik alanı olarak düzenlenmiştir. Ada Atatürk'ün Eğirdir'i ziyareti sırasında 1 Şubat 1933 tarihli Belediye Encümen Kararı ile kendisine hediye edilmiştir.
Antik Kentler
Prostanna Antik Kenti: Pisidia şehirlerindendir. Eğirdir sivrisinin arka tarafından Cami Yayla üzerindedir. Antik kentte sınır duvarları ve bazı bina temelleri vardır. Akropolis şehri 200 metre yükseklikte kurulmuştur. Sur duvarları içerisinde dikdörtgen şeklinde bir bina vardır. Bu bina bir tapınaktır.
Cami ve Türbeler

Hızırbey Camii: Eğridir'de bulunan camilerin en büyüğü olup, ilk defa Hızır bey tarafından yaptırılmıştır (1327-1328). Cami 1814 yılında çıkan bir yangında tamamen yanmış Yılanlıoğlu Şeyh Ali Ağanın önderliğinde yeniden yaptırılmıştır. 1820 yılında tekrar ibadete açılmıştır. Büyüklüğü tarihi kıymeti, minberi bakımından önemli bir değere sahiptir. Ayrıca kemer üzerindeki minaresiyle dünyada tek olduğu iddia edilmektedir.

Ağa Cami: İlçenin Ağa mahallesinde bulunan camii, 1413 yılında inşa edilmiştir. Minaresi 1777 yılında yapılan cami daha sonra onarılarak kiremitli hale getirilmiştir.
Yılanlıoğlu Cami: Yazla mahallesinde Şeyhülislam El Berdai türbesi yanında Yılanlıoğlu tarafından 1806 yılında taş minareli olarak yaptırılmıştır.

Ada Cami: Yeşilada (Nis Adası) içinde yer alan cami önce kilise olarak inşa edilmiş, II. Osman'ın 1618 yılında çıkardığı bir fermanla cami olarak ibadete açılmıştır. İlk adı Kız Kilisesidir.
Sinan Paşa Cami: Kapısı üzerindeki kitabede 1376 tarihinde yapıldığı kayıtlıdır. Buna göre caminin Isparta ve havalisinin Osmanlı idaresine geçmeden 6 yıl önce yapıldığı anlaşılmaktadır.
Baba Sultan Türbesi:Kapıdaki kitabeden anlaşıldığına göre 1358 yılında Hamidoğlu İlyas Bey zamanında İsa Bin Musa adındaki zat için yaptırılmıştır. Türbe içinde Baba Sultandan başka türbedarı olan Sureti Baba (Zorti Baba) ile Palor Baba adlarında iki kişinin mezarı daha vardır. Türbe ziyarete açıktır.

Medreseler
Dündar Bey Medresesi: 1237 yılında Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında han olarak yapılmış, 1301 yılında Hamidoğlu Dündar Bey tarafından medrese haline getirilmiştir. Medrese iki katlı olup, ortada avlu yer alır ve 30 hücresi vardır. Medresenin girişinde büyük bir taş kapı vardır. Kapının etrafı Selçuklu karakterlerinden geometrik şekillerde süslenmiştir.

Kiliseler

Ayastefanos Kilisesi: Eğirdir ilçesinin Yeşilada mahallesinde yer alır. 19. Yüzyılda inşa edilmiştir. Eğirdir Belediyesince 1993 yılında restorasyon çalışmaları başlatılmış olup, çalışmalar sürdürülmektedir. Eskiden Rum asıllı Hıristiyan Hacı adaylarının Kudüs'e gitmeden önce yolları üzerinde bulunan Ayastefanos Kilisesini ziyaret ettikleri ve burada ayinler düzenledikleri belirtilmektedir.

Aya Giorgios Kilisesi: Eğirdir ilçesi Barla bucağında dağın yamacında yer alır. Kilisenin duvarlarının bir kısmı hala ayaktadır.

Milli Parklar

Eğirdir'in korunan alanları Kovada Gölü Milli Parkı ile Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanıdır.

Kovada Gölü Milli Parkı
Kasnak Meşesi Tabiatı Koruma Alanı

Plajlar

Altınkum Plajı:
Eğirdir tren istasyonunun altında bulunan plaj ince kumlu olup gölün yüzmeye en elverişli yeridir. Kıyıdan itibaren 200 metrede bile boyu geçmeyen sığlığı ile güvenli bir plajdır. Soyunma kabinleri, duşu, gazinoları, büfesi, telefonu, sağlık kabini bulunmaktadır. 1988 yılında Mavi Bayrak çekilmiştir. 50 çadır kapasitesi olup kiralık bungalovlar da vardır.
Bedre Koyu: Eğirdir-Barla yolu üzerinde merkeze 11 km. mesafede 1500 metre sahil şeridi olan güzel bir yüzme ve dinlenme yeridir. Soyunma kabinleri, gazinolar, umumi mutfakları ve kamping alanları vardır.

Sportif Faaliyetler
Eğirdir Gölü, su kayağı, su altı dalış, yelken gibi pek çok su sporlarına elverişlidir. Gölde balıkçılık yapılmaktadır. Eğirdir'i çevreleyen dağlarda trekking, dağcılık ve yamaç paraşütü yapılmaktadır. Bu aktiviteler için Turizm Danışma Müdürlüğüne başvurulmalıdır.

Kaynak: http://www.tanitma.gov.tr/TR,22623/gezilecek-yerler.html         Erişim: 29.12.16

isparta atabey tarihi ve turistik yerleri


AGRAE*: Atabey ilçe merkezinde yeralan Agrae kenti modern ilçe merkezi altında kalmıştır. Birkaç mimari parça dışında kentten herhangi bir kalıntı yoktur. İlçe merkezinin kuzeybatısında Kapıcak Köyü yakınında Parlais  (Barla) ve Prostanna  (Eğirdir) şehirlerinin sınırlarını belirleyen bir sınır yazıtı bulunmaktadır. Agrae Bizans döneminde Seleukeia ile birlikte bir piskoposluk merkezidir.

SELEUKEİA SİDERA: Seleukeia antik kenti Atabey ilçesinin güneyinde, Bayat Köyü yakınındadır. Kent Suriyeli  Kral Seleukos  I  (MÖ 312-280) veya oğlu Antiokhos I  (MÖ 280-261) tarafından kurulmuştur. Roma İmparatoru Cladius  (MS 41-54) tarafından şehrin adı Claudia Seleukeia olarak değiştirilmiştir. MS 7. yüzyılda yaşayan Hierokles Pisidia'daki Seleukeiadan bahsederken diğer Seleukeialarla karışmaması için sonuna Sidera (Demir) adını eklemiştir.

Antik kentte 1993 yılında Müze Müdürlüğü başkanlığında bir kurtarma kazısı yapılmıştır.Kentin Akropolü  (Yukarı kent) surlarla çevrili olup, akropolün kuzeyinde Yunan tiyatrosu tarzında yamaca oturtulmuş tiyatro yer alır.Tiyatronun Cavea  (oturma sıraları) kısmı tahrip olmuştur.Sahne binasına yanlardan girişi sağlayan Vomitorium (Tonozlu giriş) ayaktadır. Akrapolün güneybatısında Helenistik devir bir tapınağın podyumu vardır. Alt kısımda tabanı merdivenli, 180x120 cm ebadında 20 m uzunluğunda tünelle inilen bir sarnıç yer alır. Akropolün güneydoğu yamacında ovaya bakan kısımda ardındaki kayaya hatıl delikleri açılmış bir kutsal alan mevcuttur. Bu yapının güneyinde iki tarafı apsisli (yarımay) bir yapı ortaya çıkarıldı. Yapının güney cephesi düzgün kesme taş olup ön kısmında mozaik döşeli bir taban bulunmaktadır.

Akropolün kuzeybatı yamacında geniş bir mezarlık alanı bulunur. Mezarlıkta Sanduka mezar ve bol miktarda Oda mezar mevcuttur. Oda mezarların içi kayaya oyulmuş tavanı yuvarlak tonoz biçimlidir. Mezarların içine iki yada üç basamakla inilmektedir. Mezar odasının girişinde iki yanda ölülerin yatırıldığı kısım ortada ise mezar hediyelerinin konulduğu seki bulunmaktadır.

Kelian : Kapıcak Köyü içinde Kelian isimli bir yerleşme tespit edilmiştir. Kalıntıların mevcut durumuna göre küçük bir yerleşme olan Kelian antik çağda Seleukeia  (Bayat)  veya  Agrae  (Atabey)'in bir köyü olmalıdır.

    Göndürle 1 Höyük Mezarlığı: İlimiz sınırları içinde Atabey ilçesi, Harmanören (Göndürle) köyü yakınındaki Göndürle I Höyük Mezarlığında l989 yılından beri kurtarma kazısı yapılmaktadır. Bu kazı aynı zamanda ilimizde açığa çıkarılan İlk Tunç Çağ  mezarlığıdır.  Mezarlık alanındaki esas ölü gömme yöntemi küp mezarlar olup İlk Tunç Çağ II ile Orta Tunç Çağ başı arasında  (MÖ  2700/2600 – 1900/1800)  gömü yapılmıştır. Genellikle doğuya dönük yatırılan küplerin içine, ölen kişiler hoker tarzında bacaklar karına çekik ve bir yana doğru yatırılmışlardır. Küpün ağzı kapaktaşı ya da küçük derin bir çömlekle kapatılarak etrafı moloz taşlarla desteklenmiştir. Ölünün yanına mezar hediyesi olarak; kadın ise bronz yüzük, küpe,bilezik,ağırşak, gaga ağızlı testi vb. kap kacak, erkek ise taş balta, obsidyen  (Doğal Cam) kesici, bronz spatula vb metal objelerle gaga ağızlı testiler konulmaktadır. Söz konusu bu mezarlık alanı Erken Tunç Çağ kültürüne ışık tutmaktadır.

Atabey Gazi Ertokuş Medresesi**: Medrese, I. Alaaddin Keykubat zamanında, Selçuklu uç kumandanı Mübarizeddin Ertokuş tarafından H. 621 / M. 1224 yılında yaptırılmıştır. Medresenin taşları Agrai (Atabey) ve Seleukeia Sidera (Bayat) harabelerinden getirilmiştir. Medrese “Kapalı Tip Medrese” türüne girer ve dış avlu, iç avlu ile türbe ve medrese odalarından oluşur. Medresenin hücreleri zemin katta olup, üzerleri kubbelidir. İç avluda bir havuz ve üstünde ortası açık bir kubbe vardır. Bu kubbe yarım kemerlerle dört mermer direğe dayanmaktadır. Medresenin portali ve yan nişleri, daha sonraki Selçuklu Medreselerine göre daha sade bir tezyinatla işlenmiştir. Fakat bu sadelik içinde portal birkaç bordürle canlandırılarak olgun bir cephe tesiri yaratılmıştır. Medresenin içinde hiçbir dekor bulunmadığından, sadece mimarî kuvvete dayalı değişik bir mekan ifadesi elde edilmiştir. Burada büyüklük ve ahenk bakımından gerçekten az görülen tesire varılmıştır. Taş mihrabıyla Anadolu Selçuklu eserlerinin nadir örneklerindendir. l993 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

İSLAMKÖY DEMİREL EVİ VE DEMOKRASİ MÜZESİ: ***
17 bin metrekarelik alanda kurulan külliyede yer alan Demokrasi ve Kalkınma Müzesi'nde Demirel'in memurluğa başladığı 1949 yılından cumhurbaşkanı olduğu döneme kadar sakladığı çok sayıda belge, 45 bin kitap, 32 bin gazete ve dergi, 126 bin fotoğraf ve Demirel'e yurt içi ve dışında hediye edilen eşyalar yer alıyor.

Külliye içinde bulunan Müze Ev'de ise Demirel ve ailesinin 1920'li yıllardan bu yana kullandığı eşyalar bulunuyor.

Kaynaklar: http://www.ispartakulturturizm.gov.tr/TR,70971/oren-yerleri.html
http://www.ispartakulturturizm.gov.tr/TR,70965/medreseler.html
https://www.facebook.com/pg/SuleymanDemirelDemokrasiveKalkinmaMuzesi/about/?ref=page_internal

Erişim tarihi 29.12.16

İSPARTA AKSU TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ

Zindan Mağarası



 Aksu İlçesinin 2 km kuzeydoğusunda bulunan Zindan Mağarası, Aksu Çayı boğazının güneye bakan yamacında deniz seviyesinden 1300 m. yüksekliktedir. 765 metre uzunluğunda olan mağara yatay yönde gelişme göstermiştir. Yarı aktif olan mağara, içinde değişik Damlataş, Akmataş, Kenartaş ve yer altı deresinin oluşturduğu aşınım ve birikimlere sahiptir. Bazı kesimlerinde ise minyatür kanyonlar oluşmuştur.

          Mağaranın sonunda “Hamam” diye isimlendirilen kısımda tabanda mozaik biçimli kalsit kristalleri en özgün şekillerdir. Yapılan analizler sonucunda mağara içinde akan suyun Zindan mağarasının yakınındaki Başpınar suyuna özdeş, kalsiyum ve mağnezyum değerlerinin yüksek olduğu ve cildi güzelleştirici  etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Mağara girişinde siyah, beyaz ve kırmızı taş tesseradan yapılmış Eurymedon (Köprüçayı Tanrısı) başı, iki yanında yunus motifi, altta ve üstte kanatlı uçan erkek motifleri olan mozaik bulunmaktadır.

         Zindan Mağarası önündeki Eurymedon Kutsal Alanı, Timbriada Antik kentine bağlı bir alandır. Mağara civarında yapılan kazılardan elde edilen bilgilere göre erken Helenistik dönemden itibaren yazıtların içeriğinden ise M.S. 1 ve II yüzyılda kutsal alanın yapıldığı tespit edilmiştir. Kutsal alan erken dönemlerde açık hava tapınağı şeklinde kullanılmış olmalıdır. Açık Hava Tapınağı, mağaranın önünden alt kısımdaki yürüme zeminine kadar basamaklı inşa edilmiş fakat zaman içinde birtakım değişikliklere uğramıştır. Bu günkü arkeolojik veriler tapınağın Roma döneminde yoğun mimari yapılaşma geçirdiğini göstermiştir. Bu kutsal alan uzun yıllar önemini korumuştur.

        Kutsal alanın esas tanrıçası, Timbriada Antik Kentinde olduğu gibi Kybele olup tanrıça, “Meter Theon Vegeinon” olarak isimlendirilmiştir. Alanda ayrıca Eurymedon (Köprü Çayı  Tanrısı), Zeus (Baştanrı), Hermes (Haber Tanrısı), Demeter (Tarım ve Bereket Tanrısı) kültlerine tapım vardır. Ayrıca kent sikkelerinde her iki tanrı birlikte tasvir edilmiştir. Mağaranın önünde 1977 yılında ortaya çıkarılan Eurymedon Tanrısının heykeli Isparta müzesinde sergilenmektedir.

         Roma döneminde kutsal alanın önünde Eurymedon köprü çayı üzerine kesme taşlardan yapılmış olan Roma Köprüsü, tek tonoz kemerli bir köprüdür. Köprü kemerinin her iki yanındaki kemer kilit taşları üzerine tanrı Eurymedon’un portre - büstü oyulmuştur.

         Köprünün genişliği ve bölgedeki antik yollar incelendiğinde, kutsal alanın yol bağlantıları üzerinde bulunduğunu göstermektedir. Benzer şekilde Perge’den Antiocheia’ya uzanan antik yolda köprüçayın üzerinde farklı boyutlarda iki köprü daha bulunmaktadır. Roma köprüsü çevredeki diğer iki antik kentle beraber değerlendirildiğinde Beyşehir Gölüne kadar Yenişarbademli üzerinden uzanan bir yolun varlığını desteklediği düşünülebilir. Kutsal alanın bölgedeki özelliği antik yol üzerinde olması ile kült alanına farklı bir boyut kazandırmasıdır.

Barak Yaylası

            Koçular Köyü ile Pazarköy arasında bulunan yayla büyükbaş hayvan beslemek için oldukça uygundur. İlçe merkezimize 11 km uzaklıkta bulunan yaylanın rakımı 1400 m’dir.

/195/2012 foto safari 036 (600 x 450)  /195/barak yalası (1) (600 x 450)  /195/barak yalası (4) (600 x 450)  

Çayır Yaylası

            Aksu İlçe merkezine 23 km uzaklıkta olup rakımı 2100 m’dir. Özellikle Karakoyunlu yörüklerinin  yazladığı yaylada şu an hayvancılık çok az yapılmaktadır. Yaylanın ziyaretçileri çoçukluğu yaylada çadırda geçmiş orta yaş kuşağıdır.


Sorkun Yaylası

        İlçe merkezine 12 km uzaklıkta olup büyük bölümü baraj suyu altında kalmıştır. 1550 m rakımı olan yaylanın doğal güzelliğini baraj gölü tamamlamıştır. TRT televizyonunun ilk dizilerinden olan ”Kuruluş” dizisinin büyük bölümü bu yaylada çekilmiştir.


Melikler Yaylası

        Yenişarbademli ile Aksu Yaka Köyü sınırlarında yer alan Melikler Yaylası ilçe merkezine 29 km uzaklıkta olup rakımı 1750 m ‘dir. Dağcıların ve arıcıların konakladığı yaylaya kekik kokusu ayrı bir özellik katmaktadır.

Sorgun Barajı

            Sorgun Yaylası’nda yapımı 1998 de tamamlanan barajda 1999 yılında su tutulmaya başlanmıştır. Sulama amaçlı yapılan barajdan Aksu Enerji aracılığıyla Eğirdir Gölüne de su verilmektedir. 24 m derinliğe sahip olan Sorgun Baraj Gölü Eğirdir Gölü’nün yedek deposu gibidir. Gölün bulunduğu alanın cezbedici bir tabii güzelliği vardır. Sorgun Barajı olta balıkçılığında önemlidir.



Koçular Göleti

         1997 yılında yapımı tamamlanmış olup aynı yıl su tutulmaya başlanmıştır. Kapalı devre sulama sistemi 2011 yılında tamamlanmıştır. Aynalı sazan ve sazan balıkları’nın yaşadığı gölet olta balıkçılığı için idealdir.


     Karağı Göleti
           Karağı Köyü yakınlarına 1997 yılında yapılan gölet Karağı Köyü’nün sulama ihtiyacını karşılayacak düzeydedir. Ulaşımının rahat ve kolay olması olta balıkçılarının rahbetini artırmaktadır.

PERGE

Perge; antik dönemde, üzerinde bulunduğu ticaret yolu nedeniyle önem kazanmış bir Pamphylia (Pamfilya) şehridir. Özellikle M.S.275-276 yıllarında, savaş kasasının imparator Tacitus tarafından, Perge’ye getirilmesi ile kentte ekonomik durum canlanmıştır.
M.Ö.333 yılında, Makedonya Kralı Büyük İskender’in bölgeye gelişine kadar ki tarihi süreç  içinde kent ile ilgili, herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamaktadır. Kent Helen, Roma ve Bizans egemenliği dönemini yaşamıştır. Bizans döneminde kent Hıristiyan dünyası için önemli bir merkez haline gelmiş,  ıristiyan dünyasının azizlerinden, St.Paul’un kenti ziyareti, buranın dinsel yönden önemini de arttırmıştır.

 Helen-Roma tipinde yapılmış 12 bin seyirci kapasiteli tiyatrosu, Aydın-Karacasu’da bulunan Afrodisias Antik Kentinde bulunan hipodromdan sonra, ikinci büyüklükte ve M.Ö.2’nci yüzyılda yapılan 27.000 kişilik hipodromu, Roma kapısı, duvarları, hamam, agora, ortasında bir su kanalı geçen sütunlu caddesi, dükkan yerleri ve akrepolu ile önemli bir tarihi eserdir.
Perge ve Antik Tiyatro kalıntıları ve doğal güzelliklerinin bulunduğu, gerek yabancı gerek yerli turistlere hizmet ettiğinden dolayı Antalya bölgesinde büyük ekonomik gelir getirmektedir



KURŞUNLU ŞELALESİ
kurşunlu şelalesi

Antalya-Isparta karayolunun 24 kilometresinden sola dönülerek 7 km devam edildiğinde ulaşılan bir şelaledir.
Kurşunlu Şelalesi'ne su 18 metre yükseklikten dökülmekte ve küçük şelaleciklerle 7 adet küçük gölet birbirine bağlanmaktadır. Kurşunlu Şelalesi 2 kilometrelik bir kanyonun içinde kalmaktadır. Bu alan 1986 yılında park haline getirilerek ziyarete açılmıştır. Şelale ve piknik yeri 33 hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Piknik alanı içinde; manzara seyir teraslan, çocuk parkı, restoran, otopark, gezinti patikaları, içme suyu, tuvalet vardır. Ulaşım, belediye otobüsleri ve minibüslerle sağlanabilmektedir.



Kurşunlu şelalesine ulaşmak için 230 ve 231 numaralı minibüsl ver 79 numaraları otobuüs kullanılabilir. Bu araçlar saat başlarına Antalya merkezden kalkar
Yeri: Akdeniz Bölgesinde Antalya ili merkez ilçesi sınırları içerisindedir.Ulaşım: Tabiat Parkı Antalya'dan 22 km. uzaklıktadır. Parka Antalya-Aksu karayolunun Soğucaksu köprüsünden kuzey istikametine ayrılan 7 km.lik bir yol ile ulaşılır. Özelliği: Sağlıklı orman dokusu ve zengin bitki topluluğu örneklerinin ilgi çekici su ve kaya formlarıyla bütünleştiği eşsiz bir doğal peyzaj özelliğine ve önemli özelliğini meydana getiren Kurşunlu Şelalesi'ne sahip olması nedeniyle 394 hektarlık bölümü 1991 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır.

Kızılçamın hakim olduğu alanda yer yer tek veya küçük gruplar halinde doğu çınarı, defne, harnup, yabani zeytin, sakız ağacı, sögüt ve incir ağaçları bulunmaktadır. Mersin, alıç, zakkum, böğürtlen, yabani gül, sütleğen, ılgın, ladin, kermes meşesi, kekik, yabani nane, kayıt, eğrelti ve sarmaşıklan alt florayı meydana getirir. Su bitkilerinden ise (su üstü) topalak, su nanesi, kamış(su içi) su avizeleri, iplikli yeşilalgler, (yüzer bitki) nilüferleri görmek mümkündür.
Yabandomuzu, tilki, tavşan, sincap, yarasa, ibibik, ağaçkakan, üveyik, sazan, su kaplumbağası, köpek, yılan ve kertenkele Tabiat Parkının faunasını oluşturur.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Nisan-Aralık ayları arası parkı ziyaret için en uygun dönemdir. Günübirlik piknik, doğada yürüyüşler ziyaretçilerin yapabileceği uğraşılar arasındadır. Tabiat Parkı içerisinde ziyaretçilerin yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayacakları tesis mevcuttur. 

Kaynaklar: http://www.aksu.gov.tr/default_b0.aspx?content=235
http://www.aksu.gov.tr/default_b0.aspx?content=231
http://www.aksu.gov.tr/default_b0.aspx?content=1008
http://www.aksu.bel.tr/page.php?page=139

26.12.2016