Ekim 2014 ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Türkiyenin Doğal Güzelliklerini Keşfedin

Türkiyenin gezilecek ve görülecek yerlerini öğrenin , keşfedin , gezin ve bizi hep takip edin. Bizi sosyal ortamlarda takip edebilir veya abone olabilirsiniz.

Sizde Bir Bilgi Ekleyin

Sizde sistemimize kendi yaşadığınız yada gezdiğini ve görmek istediğiniz yerleri yollayabilir ve bildirebilirsiniz bunun için bize iletişim bölümünden ya da bilgi ekle bölümünden ulaşabililirsiniz.

Tekrar Ziyaret Etmeniniz Dileğiyle

Bizi her zaman takip edin, içeriklerimiz günceldir ve sitemiz kullanıcı dostudur. Her görüşlerinizi değerlendirmekteyiz.

Sizde Sitemizde Yazar Olabilirsiniz

Sitemizde yazar olmak isteyen kullanıcılar lütfen bizimle iletişim bölümünden irtibata geçin. KoLoNBo@gmail.com

Giresun Çamoluk Kültür ve Turizm




Yayla Turizmi

Yaylaları ile de henüz keşfedilemiş bakir bir bölge olan Çamoluk'un yaylaları eski zamanlarda yoğun olarak göç almaktaydı. Köylüler bir dönem yayla göçleri ile yaylalara gelir ve burada ot biçimi yaparlardı.

Birbirinden güzel Çamoluk yaylalarının en meşhuru Berdiye Yaylasıdır. Arıcılık içinde oldukça elverişli olan Berdiye yaylası, bir çok Çamoluklu'nun piknik yapmak için tercih ettiği yayladır. Berdiye yaylasına ister yürüyerek isterseniz taşıtlarınızla çıkabilirsiniz. Yaz aylarında bir metreyi bulan otların boyu ile iç içe olan 1000 üzerindeki farklı çiçeğin ortaya koyduğu tablo görülmeye değerdir.


Berdiye'den sonra Kıcılı, Akpınar ve Başyayla isimleride Çamoluk'ta ki bilinen meşhur yaylalardandır.

 Ayrıca hemen hemen her köyün kendi yaylası kendine özgü güzelliklere sahiptir. Berdiye yaylası soğuk suyu ile meşhurdur

Yaban Avı Turizmi

Çamoluk genelinde yaban avı turizmi ciddi bir şekilde yapılmaktadır. Çamolukluların Bal peteklerine zarar veren ayılar hedefteki ilk yabani hayvandır.

Bunun yanı sıra ekinlere ve bostanlara zarar veren Yaban domuzu, kümes hayvanlarına zarar veren Tilki ile sansar, Büyük ve küçük baş hayvanlara zarar veren Kurt, av meraklılarının hedefindeki hayvanlardır.

Çamoluk'ta son dönemlerde meydana gelen KKKA (Kırım Kongo Kanamalı Ateşi) hastalığına sebep olan keneleri temizlemek için devlet tarafından salınmış olan Keklikleri vurmak yasaklanmıştır. Çamoluk halkı bu konuda bilinçlendirilmektedir.

Çamoluk'ta kırsal kesimlerde tavşan avıda yapılabilmektedir

Kelkit çayınında içerisinden geçen Çamoluk'ta, ırmak kenarında balık avıda yapılabilmektedir.

Kültür Turizmi

Kültür turizmi alanında keşfedilmemiş olan Çamoluk, bazı köylerindeki mevcut yapıları ile ne kadar eski bir yerleşim birimi olduuğunu ortaya koymaktadır.

Devlet desteği ile herhangi bir yardım alamamış olan bu tariihi mekanlar her geçen gün yok olmaktadır. Devlet Desteğini arkasına alan kültürel eserlerin gerek Çamoluk'a ve gerekse bölgeye turizm alanında hayat vermesi beklenmektedir.

Avarak Kalesi :
Hacıahmetoğlu (Avarak) köyünde Avarlar’dan kaldığı sanılan bir kale kalıntısı mevcuttur.
Ulaşım şartlarının kısıtlı olması, gerekse çok az kalıntı olması buraya gelen ziyaretçi sayısını azaltmaktadır.


Kaledere Kalesi :
Kaledere köyünde antik döneme ait olduğu sanılan bir kale kalıntısı mevcuttur. Çok önemli bir bölümü tamamen tahrip olmuştur. Sadece temel seviyesinde bir takım taşlar bulunmaktadır. Buraya da ulaşım imkanları son derece kısıtlıdır. Kale hakkında diğer bir rivayete göre; kale Selçuklu döneminde Muzafferüddin Mehmet tarafından yapılmıştır. Bu kale tepeden yer altına doğru 120 m. Derinlikte olup, dağ yamacından açılan iki kapıya sahiptir.

Bektaş Bey Camii :
Sarpkaya köyünde Osmanlı dönemine ait oldukça eski bir cami vardır. Halen faaliyette bulunan camii, görülmeye değer bir güzellik sergilenmektedir.


Sarpkaya köyünde bulunan Bektaş Bey Camii’ni Bektaş Bey adında bir Osmanlı’nın yaptırdığı ve bu caminin 1232 hicri yılda yapıldığı bilinmektedir.


Yaklaşık 200 yıl önce yaptırılan Bektaş Bey Camii’nin futuhat sırasında başarısı nedeniyle Kelkit havzasına Trabzon Beyi’i tarafından gönderilen Bektaş Bey’in Kelkit Vadisi Beyliği sırasında bu camiyi yaptırdığı söylenmektedir. Bektaş Bey’in ismini taşıyan bu caminin duvarları kesme taşla yapılmış ve tavanı ahşap olarak bitirilmiş ancak son yıllarda mevsim şartlarından etkilenmemesi için çatı yapılarak saçla kapatılmıştır. Camii’nin yapımında kullanılan süsleme işlerinde kök boyası kullanılmıştır.


Yöremizin en eski ve tarihi camii özelliği taşıyan Bektaş Bey Camii halen ayaktadır. Kelkit Vadisi’nin tarihi varlıklarını araştırmaya çalışacak araştırmacıların Bektaş Bey Camii’ni görmeleri arzumuzdur.

Türbe ve Yatırlar :
İlçmizin Yuvacık mahallesinde, Kılıçtutan, Yeniköy, Kutluca, Hacıahmetoğlu, Taşdemir, Pınarlı, Sarpkaya ve Gücer köylerinde çeşitli evliyaya ait türbe ve yatırlar bulunmaktadır. Buralar oldukça yaygın bir şekilde ziyaret edilmektedir.

Folbaba Türbesi :
Folbaba türbesi İlçemiz Yuvacık mahallesinde bulunmaktadır. Yuvacık mahallesinin hemen gerisinde yol kenarında bulunan Folbaba türbesinin diğer adının da Derviş Ali Baba Türbesi olduğu söylenmektedir.


Konu ile ilgili bilgilere göre Derviş Ali Baba’nın Osmanlı Fütühat döneminde bölgeye gelen Türk askerlerine ev sahipliği yaptığı ve onları kerameti ile doyurduğu söylenmektedir.


Derviş Ali Baba’nın 400 yıl önce Mısır’dan geldiği, İslamiyet’i yaymada büyük gayret ve çabası bulunduğu ve Yuvacık mahallesinin de Derviş Ali Baba ve onun sülalesinden gelenler tarafından kurulduğu söylenmektedir. Ayrıca Derviş Ali Baba’nın Hz.Ebu Bekir’in torunlarından olduğu söylenmektedir.


Derviş Ali Baba türbesi civarında Hasan Dede, Meşat dede ve İbrahim Dede isimlerinde Osmanlı döneminde fütühat için gelip şehit düşen üç kişiye ait şehit türbeleri bulunmaktadır.

Doğa Turizmi

Berdiye Dağlarının dibinde kurulmuş olan Çamoluk, Doğa turizmine elverişlidir. Son dönemlerde TREKKİNG adı altında gerçekleştirilen yürüyüşler Doğu Karadeniz bölgesi, Türkiye'nin en gözde bölgesi olmasına rağmen Doğu Karadenizin güneyinde kalan Çamoluk ve bölgesi bu alanda henüz keşfedilememiştir.

Çamoluk'ta önceki yıllarda Berdiye Dağı zirve yürüyüşü yapılmaktaydı.

Özellikle yaz aylarında Akyapı ile Yeniköy köyünden ve Dulundas Mahallesinden Berdiye dağına doğa yürüyüşleri yapılabilir. Bu doğa yürüyüşü sırasında çeşit çeşit çiçekler, çeşit çeşit böcek ve yabani hayvan türlerine, soğuk su gözelerine ve birbirinden eşsiz manzaralara rastlamanız mümkündür.

Yeniköy köyünde her yıl yaz aylarında taşıtlarla ve yayan gidilmek için yollar greyder makinesi ile yenilenmektedir.

Arıcılık Turizmi

Çamoluk Arıcılık turizmi için çevre İl ve ilçe sakinleri tarafından tercih edilmektedir. Berdiye Dağının bağrında yetişen bir birinden farklı çiçeklerden bal elde etmek isteyen arıcılar, zaman zaman Çamoluk'ta görülmektedir.

Kaynak:http://www.camoluk.net/                                         Erişim : 22.10.2014

Giresun Bulancak Kültür ve Turim

BEKTAŞ YAYLASI :

Giresun merkezinden Evrenköy – Erimez – Yavuzkemal üzerinden gidildiğinde yaklaşık 56 km. uzaklıkta bulunan Bektaş Turizm Merkezi, çevresindeki Kulakkaya Yaylası, Melikli Obası Yaylası, Kurttepe Mevkii ve Alçakbel Ormaniçi Piknik Alanı ile bir bütün teşkil etmektedir. Bektaş Yaylasına yukarıda belirtilen güzergahtan başka 3 değişik şekilde ulaşmak mümkündür. Bunlar:Giresun-Dereli -Yavuzkemal, Giresun-Batlama Deresi- İnişdibi ve Giresun-Bulancak üzerinden gidilen yollardır.


Bektaş Yaylasında elektrik, telefon, su gibi altyapı mevcuttur. Yaz aylarında yöresel bir merkez haline gelen ve pazar kurulan Bektaş Yaylasında fırın, manav, kasap gibi dükkanlar ve kır kahveleri bulunmaktadır. Yaylada ayrıca iki yıldızlı Otel hizmet vermektedir. 2000 rakımında ve ağaç yetiştirme sının üzerinde olan yaylada dağ çayırları ve kır çiçekleri ilginç bir peyzaj sergiler yaz başlarında bile yer yer kar görülen yaylada Kurttepe Mevkii kışın kayak yapmaya uygundur.


Burası diğer mevsimlerde de manzara seyir noktası olarak ilgi çeker. Bektaş Yaylasında her yıl Ağustos ayının ilk haftasında  Dereli ve Bulancak Kaymakamlığı, Bulancak ve Yavuzkemal Belediye Başkanlıklarının organizasyonunda  Bektaş Yayla Şenlikleri düzenlenmektedir. Yapılan etkinlikler içinde çeşitli yarışmalar, spor müsabakaları, halk oyunları ve çeşitli eğlence programlan yer almaktadır.

Kaynak: http://www.bulancak.bel.tr/sayfa.asp?sayfaID=10

Giresun Alucra Tarihçesi

Alucra'nın yerleşim tarihi Hitit'lere kadar uzanmaktadır. İskitler, Kimmerler, Medler, Persler, Romalılar ve Bizans' lılar bölgede sırasıyla hakimiyet kurmuşlardır.
M.S.391 yılında Alucra Orta Asya'dan gelen Kıpçak ve Peçenek Türklerinin istilasına uğramış, bölge 60 yıl kadar Türklerin yönetiminde kalmıştır. 8. Yüzyılda ise Maveraünnehir 'den gelen Oğuz boylan Çamoluk, Çakmak ve Koman bölgelerine yerleşmişlerdir.

    1071 Malazgirt zaferinden sonra Alucra ve çevresi Selçuklular tarafından fethedilmiş, Merkezi Trabzon'da bulunan Danışmend Beyliğinin idaresine verilmiştir. Bölge Bizans ve Mengüçler arasında bu dönemlerde birkaç kez el değiştirmiştir.

    Osman oğulları Anadolu birliğini kurunca, Alucra da bu beyliğe katılmış oldu. Akkoyunlu Devleti Alucra'yı bir dönem topraklarına kattı. Ancak Fatih Sultan Mehmet Han bu bölgeye sefer düzenleyerek geri aldı. Otluk beli savaşından sonra da Alucra bölgesi tamamen Osmanlı İdaresinde kalmış oldu. Aluç ağacının çok olması dolayısıyla bu dönemde ismini aldığı sanılmaktadır.

    Anadolu'da çıkan celali isyanlarından Alucra da etkilenmiştir. Bu bölgedeki isyancılar Kuyucu Murat Paşa tarafından sindirilmiştir.
1 nci Dünya savaşında Alucra'da bir cephe oluşturulmuş, cephe komutanı Mareşal Fevzi ÇAKMAK karargahını bugünkü Çakmak köyünde kurmuştur. Halen bu köyde bir şehitlik mevcuttur.

İdari Tarihçesi:
1876 yılına kadar Mindeval ve Kovata adında iki nahiye olarak idare edilen Alucra, bu tarihten sonra Şebinkarahisar Mutasarrıflığa bağlı bir ilçe olmuştur. İlçe merkezi, Karabörk, Kemallı, Koman köylerinde zaman zaman yer değiştirdikten sonra, şimdiki yerine yerleşmiştir.
1933 yılında Şebinkarahisar'ın da ilçe olması dolayısıyla Alucra Giresun İl 'ine bağlı bir ilçe olmuştur.

İlçeden Foroğraflar







Kaynak: http://www.alucra.gov.tr/

Gaziantep Yavuzeli Tarihçesi ve Rumkale

Yavuzeli, eski adı ise Cingife olan Gaziantep ilinin bir ilçesidir. Tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte bir rivayete göre burada bir Ceneviz Şehri olduğu ve Cingife adının buradan kaynaklandığı söylenmektedir.

Yakın tarihte ise Osmanlı Sultanlarından Yavuz Sultan Selim 1517 yılında Mercidabık seferine giderken burada konaklar. Yerli halkın kendisine gösterdiği yakın ilgiden dolayı buraya “ Yavuzun İli” adının verilmesini ister. Cingife adı 1958 yılında İlçe kurulması hakkında kanunla da Yavuzeli olarak değiştirilmiştir.

İlçe Kuzeyde Araban, Doğuda Şanlıurfa İli, Kuzeybatıda Kahramanmaraş İli, Güneydoğuda Nizip, Güneyinde ise Merkez Şehitkamil İlçesi ile çevrili alanda yer alır. İlçemizin Doğusunda Şanlıurfa İli ile sınırlı Fırat Nehri ile belirlenmiştir. İlçemizin denizden yüksekliği 850 metre, İl Merkezine uzaklığı 38 km. Yüzölçümü ise 483 km²’dir. Nüfusun %31 ilçe merkezinde %69’u ise köylerde yaşamaktadır. İlçedeki nüfus yoğunluğu 51’dir.İlçenin temel geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olması, sanayinin olmaması nedeniyle, işsizlik sorunu yaşayan aileler Gaziantep il merkezine göç etmişlerdir. Başka şehirlerden ilçe merkezine yerleşmiş ailelerde az da olsa vardır.

Rum Kalesi ,Dolmen Mezarları ile tarihi yerler barıdırır.Karapınar Göl Gazinosu gibi bir doğa harikası yine bu ilçededir.

Rumkale

       Gaziantep İli, Yavuzeli İlçesi, Kasaba köyünün yakınında bulunan Rumkale; Gaziantep şehir merkezinden . Yavuzeli’nden ise . uzaklıkta, Merzimen Çayı’nın Fırat Nehri ile birleştiği yerde, dik kayalar üzerindedir. Rumkale’ye Kasaba köyünden ve Halfeti’den teknelerle kolaylıkla ulaşılmaktadır. Antik dönemden günümüze kadar Şitamrat, Kal-a Rhomayta, Hromklay, Ranculat, 
Kal-at el Rum, Kal-at el Müslimin, Kale-i Zerrin (Altın Kale) ve Rumkale gibi bir çok isimle adlandırılmıştır.

       Rumkale Fırat ve Merzimen kıyılarından itibaren dimdik yükselen sarp kayalıklarla çevrili yüksek bir tepe üstüne kurulmuştur. 1838 de Rumkaleyi ziyaret eden Moltke’ye “kayalığın nerede bittiğini, insan eserinin nerede başladığını söyleyebilmek çok zor” dedirtecek kadar doğayla uyumlu mimari özelliğe sahiptir. Kale iki beden halindedir. Birinci beden; kalenin doğu, kuzey ve batıda doğal kayalığın dik olarak yontulmasıyla, doğal sur meydana getirilerek oluşturulmuştur. İkinci beden ise bu doğal surun üstüne sert kalker kesme taşlarla sur duvarı olarak yapılmıştır. Kuzey ve doğu surlarında dikdörtgen planlı 7 burç ile kuzeyde çok sayıda mazgal pencere yer almaktadır. Kalenin güney yöndeki kayalık uzantısı 12. yüzyılda 30m. derinliğinde ve 20m. genişliğinde oyularak uçurum (hendek) haline getirilmiştir. Böylece, savunmaya yönelik olarak karayla kalenin direkt ilişkisi kesilmiştir. Kale 120m. genişliğinde ve 200m. uzunluğunda bir alanı kaplamaktadır. 

       Rumkale bir zamanlar Halfeti (Şanlıurfa) ile Gaziantep arasında sınır oluşturan Fırat ırmağı kıyısında yer alırdı. Merzimen çayının suyu Rumkale dibinde, derin ve sarp vadi içinde akan Fırat nehrine karışırdı. Günümüzde üç yanı Baraj gölüyle çevrilmiş olup, yarım ada görünümündedir. Kalenin eteklerinde ise aşağı şehir bulunmaktaydı.



Kaynak: http://www.yavuzeli.gov.tr/kaymakamlik.php?id=6
Kaynak(rumkale): http://www.gaziantepturizm.gov.tr/TR,52351/rumkale.html

Gaziantep Şehitkamil Tarihi ve Turistik Yerleri

Anıt Mezarlar

       Gaziantep’in Araban İlçesi sınırları içerisindeki Elif, Hisar ve Hasanoğlu köylerinde üç adet Roma mezar anıtı yer almaktadır. Bu üç anıt askeri ve ticari anlamda Fırat’a paralel olarak kuzey-güney yönünde ve batıdan doğuya Fırat’a doğru gelen çok önemli iki yolun kavşağında yer almaktadır. Roma döneminde bölgedeki zengin,asil,üst düzey yönetici veya yüksek rütbeli asker kişiler için yapılmış olduğu düşünülmektedir. Her üç mezar anıtının da, birbirlerine oldukça yakın yerlerde yapılmış olmaları bu yol kavşağı ile bağlantılıdır. Genelde bu mimari biçimindeki anıt mezarlar çoğu kez altta bir mezar odası içeren kaide bölümü, bunun üzerinde araları açık sütun, paye veya kemerli bir üst bölüm ile çoğunlukla da piramidal biçimde bir çatı örtüsünden oluşa üç bölümden meydana gelmektedir.

       Hisar Anıt Mezarı
       Gaziantep ili Araban ilçesi Hisar Köyünde bulunmakta olan anıt mezar günümüze kadar sağlam olarak gelebilmiştir. Hisar Anıt Mezarı; kesme taştan düz bir platform üzerinde inşa edilmiş olup, yüksek kare bir kaide üzerine oturan (4X4 m.) dört köşedeki korint başlıklı paye sütunlardan meydana gelen gövde ve bunun üstündeki piramidal çatıdan teşekkül etmiştir. Bu piramidal çatının üzerinde ise kare kesitli ve korint tipinde bir sütun başlığı mevcuttur. Ayrıca bu başlık üzerinde de şimdi mevcut olmayan bir heykelin bulunduğu düşünülmektedir. Hisar Anıt Mezarı 10- yüksekliktedir. Süsleme yönünden çok sade bir özelliğe sahip olan bu yapının kimin adına ve kim tarafından hangi tarihte inşa ettirildiği hakkında bir belge elimizde mevcut değildir. Ancak M.S. 2.yüzyıl sonu ile 3. yüzyıl başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir.

       Elif Anıt Mezarı
       Elif Anıt Mezarı, Araban İlçesi’nin Elif Köyü’ndedir. Elif köyü antik Sugga kenti olup, Roma dönemi yol güzergahlarını gösteren antik haritadaki bilgilere göre Dolikhe(Dülük)- Samosata(Samsat) ile Zeugma-Samosata yollarının kesişme noktası civarındadır. Elif Anıt Mezarı da tıpkı Hisar’daki gibi kesme taştan inşa edilmiş olup, yüksek bir kaide üzerine oturan gövde ve gövde üzerini örten tonozlu bir örtü sisteminden oluşmaktadır. Anıt mezarın doğu, batı ve güney cepheleri kemerli, kuzey cephesi ise duvar örülerek kapatılmış, alt orta kısmında ise dikdörtgen bir kapı açıklığı bırakılmıştır. Anıt Mezarın gövdesini oluşturan dört hantal paye sütun yerini burada korint başlıklı sütunların üzerine oturan kemerlere bırakmıştır. Böylece yapı estetik bir görünüm kazanmıştır. Elif Anıt Mezarının örtü sistemi hakkında kesin bir şey söyleyemesekte kalıntılardan tonoz olabileceği anlaşılmaktadır. Elif Anıt Mezarı da M.S 2.yüz sonu ile 3. yüzyıl başlarına tarihlenmektedir.

       Hasanoğlu Anıt Mezarı
       Araban ilçesi Hasanoğlu Köyünde bulunmaktadır. Hasanoğlu Anıt Mezarı, kare planlı bir kaide üzerine kesme taştan inşa edilmiştir. Güney ve batı cephelerinin paye-sütun ve bunların üzerine oturan kemerlerindeki mimarisinden daha estetik ve itinalı yapıldığını anlıyoruz. Kuzey ve doğu cephelerindeki duvarların tamamı, kaidenin ise yarıya kadar olan kısmı yıkılmış olduğu görülmektedir. Bu anıt mezarın da M.S 2.yüzyıl sonu ve 3. yüzyıl başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Tarihi Gaziantep Evleri

        Antep Evleri; yüksek duvarlar arkasında, dış mekanlardan mümkün olduğunca soyutlanmış Hayat (Avlu)’a dönük yapılardır. Evlerin ikinci katında sokağa yapılan konsol çıkıntılarına köşk denir. Dışı metalle kaplanan bu tür yapılar köşklü ev diye de adlandırılır. Evin ana girişi sokaktan hayata girişle sağlanır. Hayat etrafında ocaklık (mutfak), hazna (kiler), hela gibi mekanlar yer alır. Evler tek, iki ve üç katlı olarak inşa edilmiştir. Genelde iki katlı evler hakimdir.

        İçe dönük yaşam tarzında kadınların gün boyu evde oluşları ve yaşamın özellikle yazları sürekli hayatta geçmesi nedeniyle buraya önem verilmiştir. Hayatın tabanında işlemeli taşlar vardır.Hayatın kenarlarında çiçeklikler, genellikle ortasında da Gane adı verilen havuz bulunmaktadır.Evin üst katlarına dıştan merdivenlerle ulaşılır. Sofa etrafında sıralanmış çoğu zaman eyvanlı odalar yer alır. Yörede eyvan adı verilen bu bölümün üst tarafı kapalı olup, ön yüzü avluya bakar. Sıcak yaz günlerinde gölgeli bir mekandır. Sofaya açılan odalar çok işlevli özelliğe sahip mekanlardır. Bu odalar yeme, yatma, oturma gibi günlük yaşamı içeren fonksiyonlara cevap verecek biçimde inşaa edilmiştir. Hatta eşik dediğimiz girişte yıkanma işlevi dahi gerçekleşmektedir. Odada yatakların konduğu döşeklik, yemek kapları için kübbiye adı verilen dolap nişleri de vardır. Bunlar nacar denen çok güzel ahşap işçiliğine sahiptir. Bu odalardan bina dışına da yansıyan, merdivenlerle çatı arasına çıkılan bölümler vardır. Önceleri toprak çatı olan mekanlar, daha sonra yerlerini alaturka kiremite (yörede bunlara bardak denir) bırakmıştır. Çatı altları havalandırmanın iyi olması nedeniyle kiler olarak ta kullanılmaktadır. Genelde tavanlar ahşap kalaslar üzerine geçerken bir kısmı da bağdadi sıvaya geçmiştir. Bunların üzerine boya ve resimlerle, tavan süslemeleri yapılmıştır.

        Cephelerde genellikle sosyal yaşam şekillerinden oluşan fonksiyonların yansıması vardır. Örneğin mahremiyeti sağlamak için zemin katlarda sokağa bakan pencere açılmamıştır ve tamamen hayata yönelinmiştir. Üst katlarda, yola bakan büyük kafes pencereler bulunmaktadır. Tüm pencerelerin üzerinde ışık ve hava sağlayan kuştağası vardır. Kuştağaları aynı zamanda güvercin ve kuşların da barındığı yerlerdir. Bazı pencereler ev sahiplerinin dini görüşünü de yansıtmaktadır. Örneğin gayrimüslim evlerinde haçvari pencerelere rastlanmaktadır. Pencereler hava ve ışık ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, görsel açıdan da binaların süsü konumundadır. Yörede ahşabın az, taş ocaklarının çok olması kagir malzemelerin kullanılmasını zorunlu kılmıştır.

        Taş cinsleri olarak kıymık, minare kayası, havara taşı ve karataş kullanılmıştır. Karataşlar genellikle hayat süslemelerinde kullanılır. Bu taş kagir yapılar binaların içini yazları serin, kışları sıcak tutma özelliğine sahiptir.

        Evlerin altında bulunan mahzene, hazna adı verilir. Hazneler genellikle kiler amaçlı olarak kullanılır. Soğuk mahaller olan bu bölüm, yiyeceklerin saklanması için iyi bir mekandır.
Hamamlar

        Temizliğin simgesi olan hamamlar, eskiden sosyal hayatın vazgeçilmez müesseselerinden birisiydi. Atalarımız eskiden beri temizliğe çok önem verdikleri için yerleşim alanlarının temel birimlerinden birisi de hamam veya banyolar olmuştur.

        Eski mahallelerde evlerin hemen çevresinde hamamlar yapılırdı. Gaziantep’te eski ve tarihi değeri bulunan hamamların sayıları idi. Şimdilerde ise rağbeti az olması ve bakımsızlıktan dolayı bazıları kullanılmaz hale gelmiştir. Eski hamamlara rağbetin az olmasının sebeplerinden bazıları çeşitli yan hizmetler sunan saunaların ve modern banyoların hizmete girmesi, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle yeni yapılan evlerde güneş enerjisi ve şofben gibi imkanlarla suyu ısıtılmış banyoların bulunmasıdır.

        Günümüze kadar gelebilen tarihi hamamlardan bazıları, Şeyh Fethullah Hamamı, Hüseyin Paşa(Tuğlu) Hamamı, Paşa Hamamı, Keyvanbey Hamamı, İki Kapılı Hamam, Naip Hamamı, Nakıpoğlu Hamamı, Tabak Hamamı, Eski Hamam ve Pazar Hamamı’dır.

Kaleler

Gaziantep Kalesi
Rumkale
Araban Kalesi
Tılbaşar Kalesi

Tarihi Kiliseler

       Osmanlı döneminde Antep kentinde yaşayan gayrimüslim vatandaşlara hizmet veren dini yapılar da gerek fonksiyonlarına bağlı olarak gerçekleştirdikleri toplayıcı etki, gerekse kent içindeki konumları nedeniyle kentin karakterini belirlemede önemli bir görev üstlenmişlerdir. 

       Kendirli Kilisesi:
      Kent merkezinde Atatürk Bulvarı üzerinde, Öğretmenevi bitişiğinde bulunmaktadır. Günümüzde Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi toplantı salonu ve Öğretmenevinin lokali olarak kullanılmaktadır. 
Kilisenin ilk yapımı 1860 yılıdır. Gaziantepli Katolik Ermenilerin kilisenin inşasında maddi yönden zorlandıklarından Fransa Kralı III. Napolyon’dan, Fransız misyonerlerinden ve Katolik camiasından maddi destek alınarak yapılmıştır. Daha sonra kullanılmaz hale gelen kilisenin yeniden yapılması için geniş kapsamlı yardım kampanyası düzenlenmiştir. Eski kilise yıkılarak yerine 1898 yılında şimdiki kilisenin inşasına başlanmış, yapımı iki yıl sürmüş ve 1900 yılında büyük bir törenle açılışı yapılmıştır. Kilisenin planı Roma’daki Saint Fransua Kilisesi’nden örnek alınmıştır. Kilise planı Vatikan’dan Papalık Makamından gönderilmiştir.

       Kilise geniş bir bahçe içerisinde siyah kesme taştan temel üzerine, beyaz kesme taştan yapılmıştır. Dikdörtgen planlı ve kırma çatılıdır. Üç basamakla giriş kapısına ulaşılmaktadır. Kilisenin tabanı kırmızı ve beyaz taşlarla satranç tahtası şeklinde döşenmiştir. İç kısmı dört ayak üzerine çapraz tonozludur. Günümüzde kilisenin ana mekanı betonarme duvarla ikiye bölünmüştür. Apsis kısmı tamirat görerek sahne şekline dönüştürülmüştür. Apsisin karşısındaki kapatılan ana giriş kapısının bulunduğu cepheye balkon eklenmiştir.

       Nizip Fevkani Kilisesi:
      Nizip ilçesi şehir merkezinde, Şıhlar Mahallesi’nde bulunmaktadır. Ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmeyen kilisenin Bizanslılar döneminde yapıldığı zannedilmektedir. Geçmişte depo ve bir müddet han olarak kullanılan kilise günümüzde herhangi bir fonksiyonu olmadan boş olarak durmaktadır.

Kaynak: http://www.gaziantepturizm.gov.tr/TR,52331/tarihi-yapilar-ve-gezilecek-yerler.html

Gaziantep Şahinbey Tarihi ve Turistik Yerleri

GAZİANTEP MÜZESİ
Gaziantep'te ilk müze 1944 yılında hizmete girdi.Daha sonra, Nuri Mehmet Paşa Cami'ne, 1969 yılında ise bugünkü Arkeoloji Müzesi'ne taşındı.2005'de Zeugma'da bulunan mozaik ve ferskleri teşhir etmek amacıyla hemen bitişiğinde yeni bir bina daha hizmete girdi.Bir galeri ile geçilen eski binada ise tarih öncesi çağlardan başlayıp İslam dönemine kadarki döneme ait eserler sergilenmektedir.
ADRES:Şehit Kamil, Kamil Ocak Caddesi


HASAN SÜZER ETNOĞRAFYA MÜZESİ
Müze binası,19.yüzyılın başlarında inşa edilmiş, kesme taş duvarları ve kiremitli kırma çatısı olan geleneksel bir Gaziantep evidir.1985'de restorasyonu tamamlandıktan sonra
'' Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi'' olarak kullanılmak şartıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağışlandı.Gaziantep Müzesi'nde bulunan etnoğrafya bölümü bu binaya taşındı ve konak-müze olarak düzenlendi.
ADRES:Şahinbey,Eyüpoğlu Mahallesi, Hanifioğlu Sokak No 64



DÜLÜK BÜYÜK MAĞARA VE ÇEVRESİ
Anadolu'daki en eski yerleşim yerlerinden birisidir.Çevrede yapılan araştırmalarda Eski Taş Çağı insanlarının yaptığı çakmaktaşı aletler saptanmıştır.Bölgedeki kaliteli çakmak taşını işlemek için köy çevresindeki tepeler ve büyük mağara işlik olarak kullanılmıştır.Burada bulunan yontma taş aletler ve artıkları Dolikien (Dülük tipi)adıyla anılır.
ADRES:



DÜLÜK
Gaziantep'in 11 km. kuzeyindeki Dülük Köyü ve çevresi,insanlık tarihinin belli başlı tüm evlerine tanıklık etmiş,bunların izlerini günümüze ulaştırmıştır.30-40 bin yıl önce yaşamış insanların kullandığı taş aletler,Miras yeraltı tapınağı ,görkemli kaya mezarları,devası boyutta kaya bloklarının çıkarıldığı taş ocaklarıyla adeta bir açık hava müzesi gibidir.
ADRES:Gaziantep'in 7 km ötesinde


DÜLÜK MİTRAS TAPINAĞI
Anadoluda bulunan ilk mitras yeraltı tapınağıdır.Bu tapınak iki salonludur ve tapınağın mihrabı konumundaki merkezi nişte Tauroktoni adı verilen boğa öldürme sahnesi kabartma halinde işlenmiştir.Tanrı Mitras bir boğayı öldürürken resmedilmiştir ve etrafında gezegenleri simgeleyen yıldızlar,takım yıldızları simgeleyen akrep,yılan,köpek gibi figürler vardır.I.yüzyılda Tarsus'tan yayılmaya başlayan Mitras kültü,III.yüzyılda İskoçya ve Büyük Sahra'ya kadar ulaşmıştır.


Mitras ayinlerinde kurban edilen boğanın kanı içilir,hemde bu kanla yıkanılırdı.Böylece yok olan bir çağı simgeleyen boğanın temsil ettiği tanrının gücüne ve ölümsüzlüğüne kavuşulacağına inanılırdı.
ADRES:Dülük'te Keber tepesinin güney eteğinde.


DOLİKHE ANTİK KENTİ
Hititlerden beri kutsal şehir konumunda olan Dolikhe,Bizans döneminde başpiskoposluğun 7. yüzyılda Zeugma'ya taşınmasıyla birlikte dinî merkez konumunu kaybetmiştir.Bu tarihten itibaren Gaziantep Kalesi çevresinde kurulan yeni bir şehir olan Ayıntap,Dülük kentinin yerini almaya başlamış ve sonunda Ayıntap'a bağlı bir köy haline gelmiştir.Dülük kutsal alanı ise,evliya Dülükbaba'nın (davut ejder) türbesiyle kutsal alan kimliğini günümüze kadar taşımıştır.
ADRES:Dülük



DÜLÜK KAYA MEZARI
Antik Dolikhe kentinin nekropolündeki oda mezarların en güzel örneklerinden biridir.Bir hol ve üç odadan oluşan mezar 3. yüzyıla aittir.Orta bölümdeki süslemelerden,aile ve grubun en önemli kişilerinin buralarda yer aldığı anlaşılır.

ADRES:



DÜLÜK TAŞ OCAKLARI
Taş ocaklarından önceleri Dolikhe antik kentinin önemli yapıları için taş alınmış daha sonraları Gaziantep şehrindeki kaleye ve diğer önemli binalara yapı taşı götürülmüştür.Bu ocaklar Osmanlı Dönemi'nin sonlarına kadarda kullanılmıştır.Derinleşen yüzeylerin üst kısımlarında ustalara ait işaretler ve dini sembolere de rastlanmaktadır.
ADRES:



ŞEYH FEYTULLAH (ŞIH) CAMİ 
Halk arasında ''Aşağı Şeyh Cami '' olarak da adlandırılmaktadır. Gaziantep'teki
en önemli kulliyenin camisidir. Cami ile külliyenin diğer yapıları arasındaki ilişki günümüzde
kopmuş durumdadır.Külliyede, zaviye, hamam ve medrese vardır. Vakviye tarihine göre 1563'de yapılmıştır.



Ortada sekizgen taş ayağa oturan ve yelpaze şeklinde açılan tonozlarla, askı kemerlere bağlanan
bir örtü sisteminesahiptir.Bir örtü sistemi Şeyh Fetullah Cami'nden başka şimdiye kadar hiçbir camide görülmemiştir.Eser özgünhalini büyük ölçüde korur.
ADRES:Şahinbey , Kepenek mahallesi.


ÖMERİYE CAMİ
Caminin kitabesinde Halife Ömer zamanında yapıldığı ,1210,1785 ve 1850 yıllarına tarihlenen üç onarım geçirdiği yazılıdır.Gaziantep'teki en eski camilerdendir.Mihraba parelel iki nefli, dikdörtgen planlı, düzgün kesme taştan yapılmıştır.Kara taş ve kırmızı mermerden yapılan sivri görünümlü mihrabı dikkat çekicdir.Cami yapısının içinden yükselen minare , silndir gövdeli ve basıktır.Şerefesinin korkulukları taş işçiliğinin güzel örneklerini yansıtır.ADRES:Şahinbey,Düğmeci Mahallesi


TAHTANİ (TAHTALI) CAMİ
Ahşap olması nedeniyle halk tarafından Tahtalı Cami olarak da adlandırılmaktadır.1557 tarihinde yapıldıgı sanılmaktadır.Kırmızı mermerden, yarım daire biçimindeki mihrap oldukça ilginçtir.1804 yılında ve 1958-1960 yılları arasında onarım görmüştür.
ADRES:Şahinbey, Şekeroğlu Mahallesi




NURİ MEHMET PAŞA CAMİ
Caminin kurucusu peygamber soyundan Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan efendidir.Yapı, cami ve kastelden oluşan bir külliyedir.1672yılında inşa edilen cami, bitişigindeki metreseyi yaptıran Ahmet Çelebi'nin adıyla anılmaktadır.Camide ahşab işçiliğini çok iyi yansıtan örnekler ve kadınlara ait bir bölüm vardır.
ADRES:Ulucanlar Mahallesi




ALAÜDDEVLE(ALİ DOLA) CAMİ
Halk arasında Ali Dola Cami adıyla da bilinir. 1479-1515 tarihleri arasında DulKadiroğulları'ndan Alaüddevle Bozkurt Bey zamanında yapıldığı sanılmaktadır.Sadece minaresi orijinal olarak günümüze ulaşa bilen cami, 1901 yılında giriş yüzü siyah ve beyaz taşlardan tek kubbeli olarak tümüyle yeniden yapılmıştır.
ADRES:Uzun Çarşı'nın batısı, Eski Saray Caddesi



TEKKE CAMİ 
Resmi kayıtlarda adı Mevlevihane Cami olarak geçer.Hücreler, semahane, yönetim ve Mevlevi dervişlerinin oturma odaları, tuvaletler, havuzlar, küçük ve kısa minareden oluşan eserler topluluğudur.1638 yılında Mustafa Ağa adına bir Türkmen Ağası tarafından yapılmıştır.1901-1903 yıllarında çıkan büyük yangınlarla gelir getiren yapıları tamamiyle yanmıştır.Zamanın Mevlevi şeyhi ve vakfın mütevellisi olan Şeyh Mehmet Münip Efendi tarafından yanan yerler yeniden yaptırılmıştır.


Caminin minaresi, altından geçen yol nedeniyle dikkat çekiçidir.Vakıflar Müdürlüğü tarafından onarılıp Mevlevi Müzesi haline getirilmiştir.
ADRES:Şahinbey, Kozluca Mahallesi


EYÜPOĞLU CAMİ
Eyüboğlu Ahmet adlı bir bilim adamının yardımıyla 14.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.Düzgün kesme taştan yapılmış olan cami günümüzde boyanmış olduğundan, özgünlüğünü yitirmiştir.1947 tarihinde büyük bir onarım geçirmiştir.
ADRES:Şahinbey, Eyüpoğlu Mahalesi



ALİ NACAR CAMİ
Yapım tarihine dair bir kitabe yoktur .İlk önemli onarımına ait kitabede 1816 tarihi görülmektedir.Ali adında bir marangoz tarafından yaptırıldığı bilinir.Müezzin mahfiline çıkan merdiven üzerinde 1213 Hicri tari,hi yazar.Gaziantep'in en büyük camilerindendir.Mihraba paralel iki nefli dikdörtgen planlıdır.
ADRES:Şehit Kamil., Yaprak Mahallesi


ŞIH ÖMER (ÖMER ŞEYH) CAMİ 
1559 tarihinden önce mescit olarak inşa edilmiştir.Vakfiyesine göre 1698'de Aparoğlu Hacı Mehmet tarafından cami olarak büyütülmüştür.
ADRES:Şahinbey, Yazıçık Mahallesi

Ahmet Çelebi Camisi (Merkez)

Gaziantep Ulucanlar Mahallesi’nde bulunan Ahmet Çelebi Camisi’ni, kitabesinden öğrenildiğine göre Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan Efendi 1672 yılında yaptırmıştır. Caminin yanına Ahmet Çelebi sonraki yıllarda bir de medrese eklemiştir. Camiye Ahmet Çelebi isminin verilmesi yanındaki medrese yapılırken caminin de onarım görmesinden kaynaklanmaktadır. Nitekim caminin mihrap üzerindeki yazıtında da Hacı Osman oğlu Şeyh Ramazan Efendi’nin 1672’de bu camiyi yaptırdığı yazılıdır.
KENDİRLİ KİLİSESİ
Kilise, 1860 yılında Fransız misyonerler ve 3.Napolyon'un yardımı ile yapılmıştır.Katolik Ermeni kilisesidir.Dikdörtgen planlı olup geniş bir bahçe içerisinde siyah kesme taştan bir temel üzerine beyaz kesme taşlarla yapılmıştır.Üç basamakla &cc
sı ahşap, üzeri üçgen alınlıklı, yanları sütun hayelidir.Tabanda kırmızı ve beyaz renk tonlarında mermerle yapılmış santranç tahtası motifli döşemeler dikkat çekicidir.Günümüzde toplantı salonu olarak kullanılmıştır.
ADRES:
Şahinbey, Bey Mahallesi


FEVKANİ KİLİSESİ
Bizans Dönemi 'ne ait bir kilisedir.Bir süre han olarak kullanılan yapı bugün işlevsizdir.
ADRES:Nizip,Şıklar Mahallesi



ARABAN KALESİ 
Yüksek ve üzeri oldukça düz olan tarih öncesi bir höyük üzerindedir.Kalenin gözle görünen kalıntıların hemen hepsi orta çağda yapılmış kale-şehirden kalanlardır.Araban, 11-12.yüzyıllarda Urfa Haçlı Konukluğu'na bağlı, o dönemde önemli bir merkez konumundaydı.Günümüzde eski önemini yitirmiş, küçük bir ilçe merkezi halindedir.Ortaçağ kalesinin planı ve detayları tam olarak bilinmez.Tepe üzerinde blok taşlarla inşa edilmiş, cami olarak kullanılmış büyük bir yapı vardır.
ADRES:Araban İlçe merkezinde



BELEDİYE (ŞİRE) HANI
Hanın üç cephesinde yer alan kitabelerden yapı hakkında bilgi edinmek mümkündür.Mimarı Kirkos olarak belirtilmiştir.Klasik Osmanlı han mimarisinin birçok özelliğini taşıyan eser, dikdörtgen planlıdır.Düzgün kesme taşla inşa edilmiştir ve kırma çatı kiremitle örtülüdür.Diger hanlardan ayıran özelliği üç cephesinde anıtsal taç kapıların yer almasıdır.Yakın zamanlarda restore edilmiştir.
ADRES:Şahinbey, Belediyesi Caddesi



KÜRKÇÜ HANI 
Kitabesinde 1890 yılında inşa edildiği yazar.Sonradan yapılan tamiratlarla günümüze sağlam olarak gelmiştir.Osmanlı han mimarisi içinde tek avlulu, iki katlı hanlar grubuna girer.Zemin katta dükkan,depo ve ahırlar,üst katta yolcuların konaklaması için yapılmış odalar bulunur.Avlu geçidinin doğu-batı yönünde uzanan sivri beşik tonozunun orta kısmında, hafif kabartma olarak yapılmış altı kollu yıldız motifi vardır.
ADRES:Şahinbey, Boyacı Mahallesi
ESKİ BÜYÜK BUĞDAY PAZARI HANI
19.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.Tek katlı handır.Kuzey cephesinde yola açılan bölümü dükkanlara ayrılmıştır.Beyaz kesms taş kullanılmıştır.İç avluda 11 adet oda vardır.Eyvanla geçilen bölümde bir ahır vardır.Farklı zamanlarda çok sayıda eklemeler yapıldığı için özgürlüğünü kaybetmiştir.
ADRES:Şahinbey, Kozluca Mahallesi
MECİDİYE (NAKIP) HANI
Ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir.Ancak 1756 tarihli kayıtlarda Nakıp Hanı olarak adı geçer.Osmanlı han mimarisi içinde tek avlulu, iki katlı hanlar grubuna girer.Yamuk planlı avlusu, zemin katta dört taraftan çeşitli boyut ve şekillilerdeki mekanlarla üst katta ise revakla kuşatılmıştır.Doğu batı cephelerinde avlu ile ilişkileri olmayan tek katlı dükkanlar ve hana girişi sağlayan cümle kapısı bulunur.
ADRES:Şahinbey,Eski Saray Caddesi



ESKİ MAARİF (YEMİŞ) HANI
19.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.Yapı,avluyasadece güney ve kuzeyden çevreler.Güney tarafı olan mekânlar tek katlı, kuzey tarafı ise iki katlı olarak inşa edilmiştir.Bu plan tipine diğer hanlarda rastlanmaz.Yakın zamanda restorasyonu tamamlanmıştır
ADRES:Şahinbey,Belediye Caddesi

1 VE 2 NO'LU KEMİKL BEDESTENLERİ
17.yüzyılın ikinci yarısında yapıldıkları düşünülmektedir.Bu iki bedesten yanyanadır.Her ikiside kapalı çarşı plan tipi olarak düzenlenmiştir.İki taraflı dükkanlar vardır ve dükkanlar arasındaki geçiş bölümü beşik tonozla örtülüdür.Yapıların girişi karataş ve keymik taşı kullanılarak iki renkli yapılmıştır.Günümüzde de bedesten işlevini sürdürürler.
ADRES:Şahinbey,Şehitler Caddesi


TABAKHANE KÖPRÜSÜ
Şahinbey,Bostancı Mahallesi 19.yüzyılda yaptığı düşünülmektedir,Alleben Deresi üzerine kurulmuştur.Yarım daire kemerli ,kesme taştan yapılmıştır.
ADRES:

HÜSEYİN PAŞA HAMAMI
Şahinbey ,İsmet Paşa Mahallesi. Üzerinde bulunan kitabeye göre 1727 tarihinde yapılmıştır.Hamamın soğukluğu kare planlı olup,üzeri aydınlatma feneri ve dairesel ışıkların bulunduğu kubbe ile örtülüdür.Günümüzde çarşı olarak kullanılmaktadır.
ADRES:
İKİ KAPILI HAMAM
1737 yılında inşa edilmiştir.Bütün bölümleri ile günümüze ulaşan hamam faliyetini sürdürmektedir.
ADRES:Şahinbey Eyupoğlu Mahallesi.

TABAK HAMAMI
17.yüzyıldan önce yapıldığı anlaşılmaktadır.Günümüzde Özgün işlevine devam etmektedir.
ADRES:Şahinbey Bostancı Mahallesi
ŞIH HAMAMI
Şıh camisinin batısındadır.Bütün bölümleri ile günümüze ulaşmış ve çalışır durumdadır.
ADRES:Şahinbey Kepenek Mahallesi
ŞEHİTLER HAMAMI
Şahinbey ,Ulucanlar Sokak. 19. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.Bütün bölümleri ile günümüze ulaşan hamam çalışır durumdadır.
ADRES:
DEMİRLİGANE ÇEŞMESİ
Mevcut mimarisi yakın zamanda yapılmıştır.Eski fotoğraflarda çeşmenin kesme taştan yapıldığı ve bir kitabesinin olduğu görülmektedir.Kitabesinde yapım tarihi 1592 ,onarım tarihi 1959 yazmaktadır.
ADRES:Şahinbey ,Kozluca Mahallesi.
NURİ BEY ÇEŞMESİ
Şahinbey,Şehitler caddesi 19.yüzyıl sonunda yapılmış olduğu sanılmaktadır.Kesme kalker taşından (keymik)yapılan çeşme sivri kemerlidir.
ADRES:
HÜSEYİN PAŞA(KÖŞEÇ AHMET) ÇEŞMESİ
1826'da yaptırılmıştır.1872 yılında tümüyle Hüseyin Paşa Külleyesi'ne katılmıştır.Kesme kara taş ve keymik taşından,iki renkli olarak yapılmıştır.
ADRES:Şahinbey,İsmet Paşa Mahallesi.


HİSAR ANIT MEZARI
10-11 metre yüksekliğindeki anıt mezar,yapımı tekniği ve biçim olarak 2.-3. yüzyılları işaret eder.Düzgün kesilmiş taş bloklarından inşa edilmiştir ve mezar odası ,kaide kısmı, sütunlu galeri ve piramidal çatı olmak üzere üç bölümden oluşur.Mezar odasının üzerinde yükselen dört köşede silmeli paye sütunlar,piramidal bir çatıyı taşır.Çatının ortasında korint düzeninde bir sütun başlığı vardır.
ADRES:Araban'ın Hisar Köyü'nde.



ELİF ANIT MEZARI
2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen mezar yapısı kesme taştan inşa edilmiştir.Kare bir kaidenin üstünde yükselen kemerler tonuzlu bir çatıyı taşımaktadır.Gövdesinin üç tarafı kemerlidir.Korint tipli sütun başlıkları üzerinde yarım daire biçimli kemerler vardır.Kaide kısmından küçük bir kapıyla girilen odanın,asıl mezar odası olduğu tahmin edilir.
ADRES:Araban'ın Elif Köyü'nde .
HASANOĞLU ANIT MEZARI
2.-3. yüzyılara tarihlenen mezar yapısı,kare planlı bir kaide üzerine kesme taştan inşa edilmiştir.Kuzey ve doğu cephelerindeki duvarların tamamı,kaidenin ise yarıya kadar olan kısmı yıkılmıştır.
ADRES:Araban'ın Hasanoğlu Köyün'nde.


TAHMİS KAHVESİ
1635 tarihli vakfiyesi ve Mevlevihane'nin semahane kapısının üzerindeki1638 tarihli Farsça kitabesinden,Ayıntap Sancak Beyi Türkmen Mustafa Ağabin yusuf tarafından yaptırıldığı anlaşılır.1901-1903 yılları arasındaçıkan yangında,bütün binalar yanınca Feyzullahoğlu Şeyh Mehmet MuhipEfendi tarafından onarılmıştır.



Tahmis "kahve dövülen yer" anlamına gelir.Tahmis Kahvesi uzun yıllar "Lokuslu kahvehane","Tömbekici Kahvehanesi"olarak da anıldı.Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda,Halkevi'nden sonra bilinen en büyük salon olması nedeniyle,toplantısalonu olarak kullanıldı.
ADRES:Tekke camii'nin yanında.



KAVAKLIK KASRI(KIR KAHVESİ)
Yaklaşık bir asırdan fazla bir süredir Gaziantepliler'e hizmet veren ve Kavaklık'ın simgesi haline gelen Kavaklık Kasrı,İsmail Fevzi Paşa tarafından 1897-1899 yılları arasında yaptırılmıştır.Ermeni bir usta tarafından inşa edilen taş bina çeşitli değişikliklere uğrayarak ve değişik hizmetler vererek günümüze kadar ayakta kalmıştır.Bugün piknik alanı ve lokal olarak hizmet vermektedir.
ADRES:




BURÇ ORMANLARI GEZİ VE MESİRE ALANI
350 hektarlık çam ormanı ile kaplı Burç Ormanları Gazianteplilerin dinlenme,eğlenme,spor yapma,piknik yapma ihtiyaçlarını gidermek amacıyla gittikleri bir yerdir.Kentten kolaylıkla ulaşabildiği için piknik alanı olarak da kulanılmaktadır.
ADRES:Merkezin 2 km. batısında.



DOĞAL ALANI KORUMA ALANI VE HAYVANAT BAHÇESİ
Burç Ormanları'nda.Hayvanat Bahçesi çalışmalarına 1998 yılında başlamış,2002 yılında tamamlanmıştır.Şu anda Türkiye'nin en geniş alana sahip hayvanat bahçesidir.Toplamda 250 tür ve 4000 adet hayvanı barındırır.
ADRES:


RUMKALE
Kasaba Köyü yakınında eski bir kaledir.Birecik Barajı nedeniyle bir yarımada haline gelen kaleye kasaba köyünden ve Halfetiden teknelerle ulaşılabilir.Merzimen Çayı'nın Fırat Nehri'ne döküldüğü yerde,yüksek ve dik kayalar üzerinde kurulmuştur.Stratejik konumu nedeniyle Asurlular döneminden itibaren yerleşildiği sanılmaktadır.Önceleri Hromglia olan adı,Ermeniler tarafından Hromklay,Süryaniler tarafından Kala Rhomata ismiyle anılmış,12.yüzyıl sonunda Memlukların eline geçtiğinde Kal-at el müslimin adı verimiştir.MercidabıkSavaşı'ndansonra Osmanlıların egemenliğine giren Rumkale,Halep eyaletinin Birecik Sancağına bağlı bir kaza hiline getirilmiştir.Havarilerden Johannes'in burada İncil'in müsveddelerini kopya ettiği rivayetedilir.
ADRES:Yavuzeli ilçesine 25 km. mesafede


DÜLÜKBABA ORMANLARI GEZİ VE MESİRE ALANI
Gaziantep'in kuzey ve kuzeybatısını çevreleyen 40 kilometrekarelik alanı ile Türkiye'nin en büyük koruluklarından biridir.Dülükbaba Ormanları mesire alanı,karaçam ve sedir ağaçları ile kaplıdır.Günümüzde piknik alanı olarak kullanılmaktadır.Dülük Kaya Mezarlarıda buradadır.
ADRES:Merkeze 4km. uzaklıkta.

Kaynak: http://www.sahinbey.gov.tr/index.php?sayfa_id=1&tur_id=140&s_id=2&tur=3

Nurdağı Tarihi ve Turistik Yerleri





Nurdağı *

        İl merkezine . uzaklıkta bulunan Nurdağı, E-24 karayolu üzerinde, kuzeyi güneye, batıyı doğuya bağlayan karayollarının kavşak noktasında, düz bir ova üzerinde bulunmaktadır. 2012 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre toplam nüfusu 37.382, şehir merkezinin nüfusu 16.947’dir. Rakımı , yüzölçümü 798 km2’dir. Doğusunda Hurşit Dağları, batı ve güneyinde ise Amanos (Nur) Dağlarının yer aldığı Nurdağı, 20 Mayıs 1990 gün ve 20523 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 3644 sayılı kanunla ilçe olmuştur. İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. İlçede yetişitirilen pamuk, buğday, şeker pancarı ve kırmızı biber ilçe ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. Ayrıca Nurdağı ilçesi yakınlarında bulunan 16.000 dönümlük boş, çorak ve dağlık (Emirmusa Tepeleri) arazinin ağaçlandırma çalışmaları devam etmektedir. Durmuşlar Köyü sınırları içerisinde bulunan Hz.Ukkaşe’nin (Ökkeşiye) ziyaretgahı ilçe merkezine . uzaklıktadır. İlçenin tanınmasında bu ziyaretgahın önemi büyüktür.

Tarih **
Nurdağı'nın ilk medeniyetlerin doğduğu Mezopotamya-Akdeniz arasında, Suriye Anadolu ve Cebeli Bereket-Adana ovasına geçen geçitler üzerinde bulunması tarih öncesi çağlardan beri [İlk Tunç Çağı- Orta Tunç Çağı- kalkeolatik (Bakırtaş) ] İnsan topluluklarının göçlerinin bu yoldan yapıldığı ve ticari büyük münasebetlerin bu yollardan temin edildiği, çevrede yapılan kazılardan anlaşılmaktadır.Nurdağı'nın 1929'dan öncesi olmasa da bağlı bulunan belde ve köylerinin tarihin en eski devirlerinden beri birçok medeniyetin eserlerini üzeride topladığı bilinmektedir.Hitit İmparatorluk Hanedanından bazı prensler çeşitli bölgelerde küçük krallık ve prenslik hanedanları kurmuşlardır. Bunlardan biri Kargamış (Carabulus) Hitit Krallığıdır. Asur ve Gerdanilerin işgali üzerine yönetim merkezi Fevzipaşa İstasyonu yakınındaki Zincirli (Sam'al) bölgesine kaymıştır. Sam'al Krallığının önemli merkezlerinden birisi de şu anda ilçemiz sınırları içerisinde bulunan Sakçagözü (Keferdiz) Beldesidir. Sam'al Krallığının Asurluların egemenliğini ne zaman kabul ettiğine ilişkin herhangi bir ipucuna rastlanılmamaktadır. Sam'al zincirli Karalı Barrakip (İÖ.732–725)'in Hiyoralif ile yazılmış bir mührü ile bir yazıtının ilçemize bağlı Karaburçlu köyü civarında bulunması ilçemiz tarihi açısından önemlidir.
Geç Hitit Kültürünün en güzel örnekleri Zincirli Höyükte ve Sakçagözü Coba Höyüğünde ortaya çıkarılmıştır. Çıkarılan eserler şu anda Gaziantep müzesinde koruma altındadır.
Osmaniye'nin Kadirli ilçesindeki Geç Hititlere ait Karahöyük ile zincirli höyüğünü birbirine bağlayan Aslanlı Beyi yolu da Nurdağı'nın Olucak Köyü civarından geçmektedir. Bu yolun kalıntıları halen mevcut olup ormanlar içinde günden güne yok olmaktadır.

Nurdağı Kalesi ve Sosyal Tesisleri ***
30 bin metrekarelik kayalık alanın kale olarak düzenlenmesi sonucu oluşan Nurdağı Kalesi, Nurdağı İlçe merkezindeki Kurudere Mahallesi’nde yer alır.

Ziyaretçilerine temiz havada piknik ve dinlenme imkânı sunan Nurdağı Kalesi ve Sosyal Tesisleri, muhteşem bir manzaraya sahiptir. 2005 yılında çalışmalara başlanan kale içerisinde; piknik alanı, çocuk oyun alanı, kafeterya, kamelya ağaçları, hayvan figürleri ve yöre kültürünü yaşatmak amacıyla kıl çadırdan yapılmış olan otantik bir düğün salonu yer almaktadır.

Muhteşem bir doğanın ortasında bulunan Nurdağı Kalesi ve Sosyal Tesisleri, hem hafta sonunuzu sakin geçirebileceğiniz hem de kalenin eşsiz güzelliğinden faydalanabileceğiniz ender yerlerden birisidir.

*Kaynak: http://gaziantep.kultur.gov.tr/TR,100444/nurdagi.html
**Kaynak: http://nurdagi.bel.tr/index.php?p=icerik&id=156
***Kaynak: http://www.otelsikayet.com/nurdagi-kalesi-ve-sosyal-tesisleri-gaziantep_rehberi-5020-1.html

Gaziantep Nizip Tarihi ve Turistik Yerleri



İlçede Tarihi Mekanlar.      

İlçemiz Gaziantep il merkezine 45 km mesafede bulunmaktadır. 1517 yılında Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan ilçenin tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar ilerlemektedir. Türkiye dünya arkeoloji tarihi açısından önem taşıyan ve kazı çalışmaları büyük bir heyacan ile izleyen Belkıs Zeugma antik kenti, Nizipin 10 km kuzeyinde bulunmaktadır. Birecik Baraj Gölünün tatlı su balıkları ile mavi suları, antik kentin kıyılarını örtmektedir. Ayrıca merkezinde bulunan Bizans Dönemine ait Nizip Fevkani Kilisesi ziyaretçilerin ilgisini çekmiştir.Nizip çayı kıyısında bulunan Karpuzatan piknik alanı tabiatla buluşup, nefes almak isteyenler için ideal mekanlar sunulmaktadır.

Rumkale

Gaziantep merkezinin 62 km. kuzeydoğusunda, merzimen çayının Fırat Nehrine döküldüğü yerde dik kayalar üzerindedir. Rumkalenin adı önceleri Hromgla iken bozularak Rum kale denilmiştir. Fırat ve Merzimenin kıyılarından itibaren dimdik yükselen yamaçlarda, bir diş sur ve kompleks odalardan oluşan kapı girişi ile içeri girilmektedir. Ayaktaki mimari kalıntılar Geç Roma ve Ortaçağ karekteri taşımaktadır. Bunların en ilginci, geniş ve silindirik ve havalandırma kuyusu ile bu kuyunun kenarından helozonik bil yolla aşağı giden ve Firat seviyesinin altına kadar inen kuyudur. Hz. İsanın havarilerinden Yohannesin burada bir süreac inzivaya çekilerek, Yohannes (yohenna) İncilinin müsvettelerini kopya ve sakladığı yerdir. Daha sonra bulunan kopyaların Beyruta götürüldüğü söylenmektedir. 11. yüzyılda Urfa Haclı Kontluğu döneminde Hromglanın önemli bir merkez olduğu bilinmektir. Kale-kent, 12. yüzyıl sonlarında Memlukların eline geçmiş ve önceleri Kal-at ar Rum, daha sonra ise, kal- at El Müslimin adını almıştır. Mercidadık Savaşından sonra, Osmanlıların eline geçen Rumkale, Halep eyaletinin Birecik sancağına bağlı bir kaza haline getirilmeştir. Rumkalede halen ortaçağ ve Türk-islam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de mescit bulunmaktadır. 18. Yüzyılda, Rumkaleyi ziyaret eden Richart Pococke, tepe üzerinde birkaç görkemli bina ile Gotit tarzda küçük ama çok güzel bir kilisenin olduğundan söz etmektedir Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat vadisinde çok sayıda kayadan oyulmuş mekanlar bulunmaktadır. Bunların birçoğunun araları geçitlerde birleştirilerek, özellikle Haçlı seferleri sırasında, Fırat boylarını koruma amacıyla, savunma mekânları haline getirilmiştir. Hıristiyanlarca aziz olarak olarak tanınan son patrik Aziz Nernesin adına yapılmış bir kilise ve mezarına bulunmaktadır. Birecik Barajında su tutulma işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte Rumkale tamamıyla bir yarımada haline gelmiştir.  

Fevkani Kilisesi     

Bugün Fevkani mahallesinde bulunan 542. ada 3. parsel vakıflar Genel Müdürlüğü adına kültür varlığı diye tescil edilmiş olan 476 m. alana sahip binanın yapılış tarihi tam bilinmiyorsa da M.Ö. 350-450 yıllarında yapıldığı rivayet edilmektedir. Kilisenin 1800 yıllarda cami olduğu bilinmektedir. Şu anda kullanılmamaktadır.  
Höyükler    

Nizip ve Belkıs Höyükleri

Nizipin güneyindeki Nizip höyüğüyle Belkıstaki höyükler genellikle ilk yerleşmelerdir. Belkıs höyüğünde güneye bakılınca Nizipin hem bugünkü tepe mahallesi hem de Nizip höyüğü görülür. Böylece Taşbaş dahil tüm havali kontrol edebilir.Bu nedenle söz konusu tepelerin, ilk yerleşmeleri oluşturan insanlarca o havalideki olayları izleme, ateş yakarak haberleşme ve tehlike anında işaretleşme gibi özel amaçlarla korunup geliştirildiği bilinmektedir. Nizipte halk arasınra yaygın bir efsane ye göre, Belkıs höyüğünün altında yatan enmiş her yüzyılda bir kalkar ve "Belkısın çüt demiri altın oldu mu ?" diye bağırırmış. "Olmadı!" diye bir ses duyar bu kez "Olacak olacak" der yeniden kalktığı yere yatarmış.

 Horum Höyük

Niziplilerin çardak köyü olarak bildiği ve bugün Birecik Barajının suları altında kalan Höyüklerden biri olan Horum höyükle 1996 da başlayarak Gaziantep Müze müdürlüğü başkanlığı İstanbul, Fransız Anadolu araştırmaları entüstütüsün de Cathrine Marro ve Aksel Tibet yönetiminde kurtarma kazıları sürdürüldü. Ne yazık kı Höyük de ve yakın çevresinde yapılan jeomorfolojik incelemeler Amik D-F evrelerine denk düşen bu yerleşmeye ait mimari kalıntıların büyük olasılıkla Fırat suları belirlemek sonraki kuşaklara bir takım mesajlar iletmek yada hazineleri saklamak amacıyla da kurulmuş höyükler vardır.

Zeugma
Zeugmanın Tarihçesi**
Köprü - Geçit anlamına gelen Zeugma, Fırat Nehri'nin ana geçit noktalarından birinde, kuzeyden güneye, doğudan batıya uzanan ticaret yolları üzerinde yer almaktadır. Hellenistik yerleşme yaklaşık İ.Ö. 300 yılları civarında SeleukosNicator tarafından karşılıklı iki kent olarak kurulmuştu. Bunlardan batıda yer alan kent, kralın adına "Seleukeia", doğudaki ise Seleukos'un Persli karısı Apama'nın adına "Apamae" olarak adlandırılmıştır. Benzersiz stratejik konumu sayesinde kent erken imparatorluk döneminde bir Roma Lejyon yerleşimine dönüşmüştür. Önemli bir Roma doğu sınır kenti olarak Zeugma, kentten ele geçen arkeolojik kalıntıların da yansıttığı gibi sık sık farklı kültürlerin karşılaşmasına ve kaynaşmasına sahne olmuştur.

Kentte yürütülen arkeolojik bilimsel araştırmalar 1970'li yıllara kadar gitse de bugün bilinen birçok kalıntı Birecik Barajı'nın inşası nedeniyle T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, PHI ve diğer birçok kuruluşun destekleri ile gerçekleştirilen kurtarma kazılarında ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmalar Birecik Barajı'nın Apamea'nın tamamı ve Seleukeia'nın da bir kısmının sular altında kalmasının anlaşılmasından sonra yoğunlaşmıştır. 2000 yılında son bulan kurtarma kazıları neticesinde su altında kalan Roma evlerine ait eşsiz mozaikler, freskler ve buluntular ortaya çıkarılarak Gaziantep Müzesi'ne taşınmıştır.


2005 yılında yeni bir ivme kazanan Zeugma Kurtarma Kazıları, bakanlar kurulu kararınca kazı statüsüne geçirilmiş ve Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Klasik Arkeoloji A.B.D. öğretim üyesi Prof.Dr. Kutalmış GÖRKAY başkanlığında yeni çalışma dönemi başlamıştır. Söz konusu yeni dönem kazıların açılışı Başbakanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından 23 Haziran 2005 tarihinde gerçekleştirilmişti. Çalışmalarımız kentin arkeoloji bilimi açısından araştırılmasına paralel olarak kültür mirasının korunması, değerlendirmesi ve turizme açılması çerçevesinde yürütülmektedir.

Kazılar ***

1987 de Belkıs Tepesi nin güneyinde,Gaziantep müzesi tarafından ilk kazı çalışmaları başlatılmıştır.Anakaya ya oyulmuş oda mezar ve önünde yapılan kazıda,kaçakçılardan arta kalan çok sayıda heykel bulunmuştur.1992 de Belkıs Ören Yeri bekçisinin haber vermesi üzerine antik kentin orta bölümündeki Ayvaz Tepesi nin kuzeydoğu yamaçlarında definecilerin açtığı bir tünel bulunmuş.İçerde ise;tabanın figürlü mozaiklerle kaplı olduğu görülmüştür.Böylece başlayan kazılarda bir Roma villası ve sanatsal yönden oldukça değerli taban mozaikleri ortaya çıkartılmıştır.1993 te Avustralya dan David Kennedy nin bir dönem katıldığı kazıda,bir villa terasındaki mozaik döşemede ortadaki panonun içinde yer aldığı anlaşılan biri kadın,diğeri erkek oturan iki figürün dizinden yukarısının kesilerek çalındığı anlaşılmıştır.Daha sonra A.B.D de Menil Collection bulunduğu anlaşılmıştır.Bu parçalar Türkiye ye getirilmiştir. 1995 yılında West Avustralya Üniversitesi nden gelen arkeoloji ekibinin katılımıyla çalışmalar ilk kez uluslar arası düzeye ulaşmıştır.1996-99 yıllarında Fransa nın Nantes Üniversitesi nden Dr.Caterina Abadi Reynal ile Gaziantep Müzesi birlikte çalışmalar yapmıştır.Bu katılımla Belkıs kenti tümüyle ele alınmıştır.2000 yıllarında Birecik baraj gölü altında kalacak Belkıs Mezarlık Üstü mevkiinde Gaziantep Müze Müdürlüğü nün kurtarma kazıları yoğunlaşmıştır.

Heykeller***

Belkıs/Zeugma'yı Anadolu'daki pek çok antik kent içinde ön plana çıkaran bir çok özellik bulunuyor. Bu özelliklerden birisi kendine has özellikler taşıyan heykeltraşlık ekolüdür. Belkıs/Zeugma'da ele geçirilen heykeller, kabartmalar ve mezar stellerinde kendini gösteren bu ekole ait pek çok örneği Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli müzelerinde görmek mümkün.

Ares (Mars) Heykeli***

Zeugmada bulunan bir diğer önemli buluntu da Roma dönemine ait 1,50 m boyunda bronz bir Mars heykeli. Eski Yunan da savaş tanrısı olan Ares in Romalı karşılığı Mars heykelin ilk temizlik bakımını yapan arkeolog Fatma Bulgan a göre Mars Roma da çok önemli bir tanrı. Bereketi ve gücü simgeliyor. Bilindiği gibi Mars savaşçı bir tanrı ve bu kararteriyle kente çok uyuyor. Ayrıca, Fırat kıyısında bereketli topraklar üzerinde kurulmuş bir kent. Bu nedenle Mars ın Zeugma için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yaklaşık 1800 yıl toprağın altında kalan bronz heykelin üzerini sert bir kalker tabakası kaplamış. Bunun temizlenmesi oldukça güç. Çünkü, eserin özgün bronz yapısını bozmadan ve oksitlenmeyi harekete geçirmeden bu temizlenmeyi yapmak uzmanca, titiz bir çalışmayı gerektirir. Mars heykelinin üzerinde birde yanık izi var. Arkeologlar bunun M.S 252 de Parthlar ın, Zeugma yı ele geçirerek yakıp yıkmasından kalan izler olduğunu düşünüyorlar.

Bullalar ***

Bulla mühür baskı anlamına geliyor.Zeugma da ortaya çıkarılan bullalar bu alanda dünya rekorunu,Gaziantep e ve Türkiye ye kazandırmıştır.Bu mühür baskılar yüz bini buluyor. Pişmiş topraktan yapılan bullalar,üzerinde taşıdıkları,son derece zengin tasvirler ile Zeugma nın diğer antik kentlerle olan ilişkilerini,dönemin ekonomik,sosyal ve dini hayatı üzerine bilgiler edinmemizi sağlar.

Freskler***

Zeugma Freskleri,süzülmüş kireçli,ince kum katkılı ıslak ve kuru sıva üzerine üçgen,baklava dilimi gibi bezekler tavus kuşu,kelaynak kuşu,mitolojik figürler ile çiçek desenlidir.2000 yılı Zeugma A bölgesi kurtarma kazılarında mozaik,heykel ve binlerce buluntuyla,Poseidon ve Euphrates vilalarının duvarlarında yaklaşık 120 metrekare ebatında fresk(duvar resmi) de bulunmuştur.Burda bulunan freskler,genel olarak kuru sıva üzerine yapılmasına karşın az sayıda,yaş sıva üzerine de yapılmış örnekleri de vardır. Dönemin inancını yansıtan konuların dışında hayvan figürleri de işlenmiştir.Bu Figürler geometrik ve bitkisel figürlerle süslenmiştir.Üst üste yapılan fresklerde görülen figür ve motifler şunlardır:
I.kat fresklerde;üçgen,baklava dilimi,daire ve benzeri geometrik motifler.
II.kat fresklerde;mitolojik insan,hayvan figürleri,bitkisel bezemeler,içki kabı,mimari motifler.
III.kat fresklerde;bitkisel motifler ve yazı görülmektedir.
IV.kat fresklerde;tek katlı krem rengi boya.

İkiz Roma Villası***

M.S.256 da Sasani saldırılarıyla yıkılarak 3 mt.kalınlığında yangın molozunun altında kalması,definecilerin yağma ve tahribinden korumuştur.1999 yılında Zeugma müzesinde Arkeolog Mehmet Önal ın sorumluluğunda yapılan kurtarma çalışmalarında ortaya çıkmıştır.Kazısı yapılan ikiz villalarda toplam 17 tavan mozaiği ortaya çıkarılmıştır. Bunlardan dördü geometrik,diğerleri mitolojik konuludur.Villaların oda duvarları çok renkli fresklerle süslenmiştir.Temmuz 2000 de bu villalar su altında kalmıştır.

Ayvaztepesi Roma Villası***

Ayvaztepesi nin kuzeydoğu yamaçlarında 1992 yılında bulunmuştur.M.S.I.yy. da yapılmış 8 sütunlu bir atriumu çevreleyen galeriler ve galeriler gerisindeki odalardan oluşmaktadır. Galerilerden güneydeki daha geniş tutulmuştur.Villadaki kaya odasının tabanı geometrik,galerinin tabanı ise;insan figürlü mozaiklerle kaplıdır.Figürlü kompozisyonda, Dionysos ile Ariadne nin düğünü anlatılmaktadır.

Rumkale***

Gaziantep merkezinin 62 km. kuzeydoğusunda, merzimen çayının Fırat Nehri'ne döküldüğü yerde dik kayalar üzerindedir. Rumkale'nin adı önceleri Hromgla iken bozularak Rum kale denilmiştir. Fırat ve Merzimen'in kıyılarından itibaren dimdik yükselen yamaçlarda, bir diş sur ve kompleks odalardan oluşan kapı girişi ile içeri girilmektedir. Ayaktaki mimari kalıntılar Geç Roma ve Ortaçağ karekteri taşımaktadır. Bunların en ilginci, geniş ve silindirik ve havalandırma kuyusu ile bu kuyunun kenarından helozonik bil yolla aşağı giden ve Firat seviyesinin altına kadar inen kuyudur. Hz. İsa'nın havarilerinden Yohannes'in burada bir süreac inzivaya çekilerek, Yohannes (yohenna) İncil'inin müsvettelerini kopya ve sakladığı yerdir

Daha sonra bulunan kopyaların Beyrut'a götürüldüğü söylenmektedir. 11. yüzyılda Urfa Haclı Kontluğu döneminde Hromgla'nın önemli bir merkez olduğu bilinmektir. Kale-kent, 12. yüzyıl sonlarında Memlukların eline geçmiş ve önceleri Kal-at ar Rum, daha sonra ise, kal- at El Müslimin adını almıştır. Mercidadık Savaşı'ndan sonra, Osmanlıların eline geçen Rumkale, Halep eyaletinin Birecik sancağına bağlı bir kaza haline getirilmeştir. Rumkale'de halen ortaçağ ve Türk-islam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de mescit bulunmaktadır. 18. Yüzyılda, Rumkale'yi ziyaret eden Richart Pococke, tepe üzerinde birkaç görkemli bina ile Gotit tarzda küçük ama çok güzel bir kilisenin olduğundan söz etmektedir Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat vadisinde çok sayıda kayadan oyulmuş mekanlar bulunmaktadır. Bunların birçoğunun araları geçitlerde birleştirilerek, özellikle Haçlı seferleri sırasında, Fırat boylarını koruma amacıyla, savunma mekânları haline getirilmiştir. Hıristiyanlarca aziz olarak olarak tanınan son patrik Aziz Nernes'in adına yapılmış bir kilise ve mezarına bulunmaktadır. Birecik Barajında su tutulma işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte Rumkale tamamıyla bir yarımada haline gelmiştir

Fevkani Kilisesi***

Bugün Fevkani mahallesinde bulunan 542. ada 3. parsel vakıflar Genel Müdürlüğü adına kültür varlığı diye tescil edilmiş olan 476 m. alana sahip binanın yapılış tarihi tam bilinmiyorsa da M.Ö. 350-450 yıllarında yapıldığı rivayet edilmektedir. Kilisenin 1800 yıllarda cami olduğu bilinmektedir. Şu anda kullanılmamaktadır.



Kaynak : http://www.nizip.bel.tr/sayfalar.php?sayfaadi=Turizm
Kaynak**: http://www.nizip.gov.tr/altgruplar_detay.asp?dersKategoriNo=5&dersGrupNo=30&dersGrupAdi=Zeugman%FDn%20Tarih%E7esi
Kaynak***: http://www.nizip.gov.tr/altgruplar_detay.asp?dersKategoriNo=2&dersGrupNo=10&dersGrupAdi=Turizm
Daha daha fazla bilgi için: http://www.nizip.bel.tr/sayfalar.php?sayfaadi=K%FClt%FCr%FCm%FCz

Gaziantep Karkamış Tarihi ve Turistik Yerleri

 
  TURİZM 
8. 1. Karkamış Antik Kenti Karkamış-
İstanbul-Bağdat demiryolu ile Fırat Nehri'nin kesiştiği yerde Fırat Nehri'nin batısındadır.Karkamış, Mezopotamya-Mısır ve Anadolu yollarının kavşak noktasında bulunması dolaysıyla ilk çağlardan günümüze kadar kesintisiz biryerleşim noktası olmuş ve bu nedenle birçok medeniyeti bünyesinde toplamıştır. Günümüzde aynı adı taşıyan ilçe merkezinin güneyine düşen antik kent bir sınır kenti durumundadır. Suriye sınırındabulunan Karkamış harabelerinden batıdaki iç kale ve şehir Türkiye topraklarında, güneyindeki dış kale ve şehir ise Suriye topraklarında bulunmaktadır.Kentin önemi antik dönemlerdeki stratejik konumundan kaynaklanmaktadır.Karkamış harabelerinde birçok ilim adamı tarafından kazı çalışmaları yapılmıştır.Bu kazılardan ilki 1878 yılında İngilizler tarafından yapılmış olup, Karkamış'ta hiyeroglif yazılı tabletler bulunması bir anda ilim camiasının ve araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Yapılan ilmi kazılardan kentin Neolitik dönemden günümüze kadar daima iskan gördüğü, ayrıca geçmiş dönemlerde çok önemlibir sanat ve kültür merkezi olduğu anlaşılmıştır. Buradayapılan birçok araştırmanın detaylı sonuçları yayınlanmışolup, ele geçirilen birçok kıymetli ve nadide eserler Dünyamüzelerinde bulunmaktadır. Gılgamış Destanı Geç Hitit Dönemin de Karkamış şehrinin ortostatları üzerinde tasvir edilmiştir. Bu ortostatla-rın bir kısmı yerlerinden sökülerek Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne götürülmüştür. Karkamış'ta bugün iç ve dış şehir surları, tapınak vehilani tipi evlerin kalıntıları göze çarpmaktadır. Dış surun anıtsal girişi batı taraftadır. Buradan iç kaleye, biri batıdan biri de güneyden olmak üzere iki giriş ile geçilir. Bugün tam Suriye sınırında askeri bölgede mayınlarlakaplı alanda bulunan Karkamış ziyaretçiler tarafından gezilememektedir. Yakın tarihte mayınların temizlenip turizme açılacağı müjdesi çok olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Antik kentin mayınlardan temizlenmesi Gaziantep ve böl ge turizminin gelişmesine ve turizm potansiyelinin artışına büyük katkı sağlayacaktır.
8. 2. Tarihi Fırat Demiryolu Köprüsü
19. yüzyıl sonlarında Osmanlı Devletine çok yakın görünen Almanya 1888'de Hay-darpaşa-Izmit demiryolu işletme ve IzmitAnkara demiryolunu inşa etme hakkını aldı. Bu demiryolununSafnsun, Sivas ve Diyarbakır üzerinden Bağdat'a kadar uzatılması da şart koşuldu. Böylece'Anadolu Demiryolu Kumpanyası "doğduve Türkiye'de ilk Alman demiryolculuğu başlamış oldu. Bu durum aynı zamanda Alman ekonomisinin Türk topraklarına girişi sağlanmış, ayrıca Almanların asıl hedefi olan tüm Ortadoğuyu etkisialtına alma yolundaki bir adımını oluşturmuştur. 1899 yılındaKonya'dan Bağdat'a uzanacak demiryolu yapım hakkıda Almanlara verildi. Fransa'da Almanya'dan belli bir hisse aldı. Tarihi Fı-  rat demiryolu köprüsüde İstanbul-Bağdat-Basra demiryolu hattının bir parçası olarak 19111913 yıllarında Almanlar tarafından Alman ve Fransız teknolojisi ile inşaa edilmiştir. Toplam uzunluğu 870 metredir. Köprünün güneyinde 80 santimetre genişlikte yaya yolu mevcuttur. Köprü 10 adet ayak üzerinekurulmuştur. Köprünün yapımında tamamen perçinkullanılmıştır. Halen demiryolu ulaşımında kullanılan köprü aynı zamanda Suriye ile olan sınırıda belirlemektedir. Karkamış İlçe merkezinin 1, 5 Km. güneydoğusunda bulunan köprü Fırat nehrinin Türkiye topraklarını terkettiği noktadadır.
Tarihi Fırat Demiryolu Köprüsü uzunluk bakımından Dünyanın en önemli demiryolu köprülerindendir. Ayrıca yapım teknolojisi çok orjinal ve dikkate değerdir. Köprünün bulunduğu yerin coğrafi yapısı ziyaretçilerini hayran bırakacak güzeliktedir. M. O. 2000 yıllarına kadar uzanan bir tarihi olan eski Karkamış şehrikalıntıları yanında bulunan köprü, adeta tarihi, teknolojik ve ;oğrafi güzeliklerin, harikaların buluştuğu bir yerdedir.
8. 3. Hüyükler
Ülkemizin birçok yerinde görülmekle birlikte özelikleGüneydoğuda yaygın olan hüyükler İlçemizdede
Karkamış İlçesine bağlı Akçaköy, Arıkdere, Ayyıldız, Beşkılıç, Çiftlik, Subağı ve Yazır köylerinde bulunan 10 adet hüyükten yedisi Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Müdürlüğünün 15. 09. 1994 tarih ve 1379 sayılı yazısı ile 2863ve 3386 sayılı yasaları gereği korunması gerekli taşınmazkültür varlığı olarak tespit edilmiş ve 21. 09. 1994 tarihinde tapu kütüğüne gerekli şerh işlenmiştir.
8. 4. Karkamış Barajı Karkamış Barajı ve Hidroelektirik Santralı. Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) bir bölümünü teşkil eden SınırFırat Projeleri kapsamında yer almaktadır. Karkamış baraj yeri Şanlıurfa-Gaziantep İl sınırını oluşturan Fırat nehri üzerinde ve Suriye sınırından yaklaşık 4. 5 Km akış yukarıdadır.

Kaynak: http://www.karkamis.gov.tr/default_B0.aspx?content=1105

Gaziantep İslahiye Tarihi ve Turistik Yerleri






İslahiye Gaziantep ilinin en eski yerleşim alanlarından olup, tarihi ve turistik açıdan oldukça zengindir.

      1.Yesemek

            İslahiye’de bulunan Yesemek Açık Hava Müzesi Ortadoğu’nun en büyük  ve tek açık hava müzesine sahip olma özelliği ile her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti misafir etmektedir.  Yesemek ilk defa 1890 yılında keşfedilmiştir. Yesemek açık hava müzesinde 500 det değişik boyutlarda yontu ve heykel taslağı mevcuttur. Bunlar sfenksler,aslanlar,dağ tanrıları,savaş arabaları,karışık yaratıklar ve çeşitli mimari parçalardan oluşan çok zengin bir koleksiyon oluşturmaktadır. Uzaklığı ilçe merkezine 23 km olup yolu asfalttır.

 2.Tilmenhöyük

             İlçenin 5 km. doğusundadır.20 m yüksekliğinde bölgenin en büyük höyüklerindendir. Araştırmacılar burada İ.Ö.3.binin son çeyreğinde büyük bir kent bulunduğunu ortaya çıkarmışlardır. Kent iç ve dış kaleden oluşmakta olup duvarlar sandık duvar tekniğinde ve büyük düzgün kesme taşlardandır.

 3.Zincirli(Samal)

            İlçenin 10 km doğusunda Zincirli köyünde bulunan bir höyüktür. Yörede 19.y.y.sonunda yapılan arkeolojik kazılarda mimarlık alanında önemli kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Höyük Genç Hitit veya Neo Hitit döneminin küçük krallıklarından birinin başkenti olması ve bulunan Arabî yazıtları açısından önemlidir.

4.Cıncıklı Eserleri  

         Boğaziçi Beldesinde Roma imparatorluğu döneminden kalan eserler olup, burada çeşitli boylarda cam,seramik ve renkli taşlarla işlenmiş figürler mevcuttur. Ancak burası halen Kültür Bakanlığınca SİT alanı olarak belirlenmediği için eserler yapılacak arkeolojik kazıları beklemektedir

5.Yılan Kalesi

            İslahiye Çerçili köyü civarında bulunan bir kale olup kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir.

6.Örtülü Harabeleri

Örtülü köyü civarında bulunan ve Hititler zamanından kalan bu harabeler vatandaşlarca yağma edilmiş ve halen bir sütunu kalmış,olup,Örtülü Köyü muhtarlığınca koruma altına alınmıştır.

7-Yayla Turizmi

            İlçe yayla turizmi yönünden de zengin olup turizm bakanlığınca onanmış olan yaylalarının başında Amanosların uzantısı olan Huzurlu ve Karagöz yaylaları gelmektedir. Yine Amanos dağları üzerinde eski Gaziantep-Adana karayolu üzerindeki Alman pınarı, Türkbahçe ve Hanağzı köylerinin batısında Gözlen Geç yaylası, Çerçili, Kabaklar köylerinin batısında ve yine Amanoslar dağlarındaki Meydan yaylası, Koçcağız köyünde bulunan tortusuz ve kaliteli fenk suyunun kaynağı ve çevresi, özellikle yaz aylarında yaylalar çevre il ve ilçelerden gelenlerce dolup taşmaktadır. Huzur Yaylasının turizme açılması için alt yapı çalışmaları devam etmekte olup hali hazır planlar hazırlanmış olup, 1/25.000 mastır çevre planı 1/5.000 nazım imar planı 1/1.000 uygulama imar planlarının ihalesi yapılmış olup, çalışmalar devam etmektedir.

                Bunlara ilave olarak Tahta Köprü Barajı civarı İslahiye,Kilis ve Hataylı vatandaşlarımızın en çok ziyaret ettiği yerler arasındadır

Kaynak: http://www.islahiye.gov.tr/turizim.asp (Erişim 13.10.2014)
Fotoğraflar : http://www.islahiye.bel.tr/fotogaleri.asp