Eskişehir Beylikova Tarihi ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Eskişehir Beylikova Tarihi













BEYLİKOVA'NIN TARİHÇESİ

M.Ö. XIII. yüzyılda Anadolu ile birlikte Eti uygarlığı yaşayan Frigya Bölgesinde bulunan Beylikova, aynı yüzyılın sonlarına doğru Trak ve Friglerin akınlarına uğrar. Traklar ilk defa M.Ö. 5. bin yıllarında birinci Truva şehrini kurmuşlardır. Frigyalılar Tuna boylarından gelmişler, boğazı geçerek birinci Truva şehrini yıkmış, ancak ikinci defa yeniden kurulmuştur.Friglerin en yaygın olarak yerleştikleri yerler Sakarya Mezasıydı. En önemli şehri Gordion Beylikova yakınlarında Sakarya üzerindedir. Frigya halkı çiftçilikle geçinird ve bazı katı kuralları vardı. Örneğin bir öküz kesene ya da sapan tahrip edene ölüm cezası verilirdi. M.Ö. 606 yılında Lidyalılar, Anadolu ve Frigya bölgesine hakim olmuşlardır.

 M.Ö. 546 yılında İran kralı Lidya'yı istila ederek Perslerin hakimiyetine sokmuştur. Ancak bu devirde Eti Uygarlığı devam etmiş, İran sanatına ait olan saray sanatını Anadolu'da göstermişlerdir. Fikir, adet ve yaşayışta değişiklik yapan bir imparatorluk olarak Roma Devleti, Sezar devrinde Porsuk nehri kıvrımı boyunca hakim olur. Fakat Roma Devleti'nden alma herhengi bir eser yoktur. Bunun nedeni ziraata uygun olan bir arazi olan yöremizde inşaata elverişli malzeme olmamasıdır. XI. yüzyılda Anadolu Selçuklu Devleti Kütahya ve Eskişehir'i Türk topraklarına katmıştır.

 1157 yılında; Anadolu Selçuklu Devleti hükümdari Sancar'ın ölümü ile parçalanmış ve bir çok beylik kurulmuştur Selçukluların eline geçen bölge; ilk zamanlarda at, ulaşım vasıtası olarak kullanılmakta, at besleme bakım merkezi ve büyük bir ahır olarak kullanılmaya geçilmiştir. Arazi bu iş için çok elverişlidir. Daha sonraları orduya hayvan yetiştiren bir merkez olmuştur. Bundan dolayı Beylikova'nın daha önceki ismi Beylikahır'dı. 1305 yılında Ali Ağa, Topçu Süleyman ve Hail Ağa tarafından Beylikahır kurulmuştur. Bulgaristan'ın Belestina kasabası ve çevresinden gelen Pomakları Osmanlı padişahı buraya yerleştirmiştir. 1 Mayıs 1930 tarihinde Bucak Merkezi olmuştur. İlk Bucak Müdürü Akşehirli İsmet Bey'dir. Ahır kelimesi beğenilmediğinden Belediyenin müracaatı üzerine 28 Eylül 1985 tarihinde BEYLİKOVA adınıalmıştır. 19 Haziran 1987 tarihinde ilçe olmuştur. İlçemiz, İstiklal Savaşı'nde 19 Eylül 1921 tarihinde kurtulmuştur, bu tarihte kurtuluşu kutlanmaktadır.. Nüfus Durumu 22 Ekim 2000 tarihinde yapılan Genel Nüfus sayımında kesin olan sonuçlara göre Beylikova’nın Merkez nüfusu 4.876, köylerin nüfusu ise 5.086 olup, toplam nüfus 9.962 dir. Nüfusun %52 si kadın, % 48 i erkektir. Nüfusun % 90 ı çiftçi, % 5 i esnaf, % 3 ü memur ve % 2 si işçidir. Nüfusun tamamının ana dili Türkçe’dir.

Gelenekler

Doğum Gelenekleri

Yeni doğan bebeğe sarılık olmasın diye sarı yazma örtülür. Bebek 20 günlük olduğunda yarı kırkını uçurmak amacıyla 20 taş toplanır ve 20 kez yıkandıktan sonra su dolu bir kovanın içine atılır (dua) aynı suya süpürge çöpü ve annenin alyansı atıldıktan sonra bebek bu su ile yıkanır ve yarı kırkı yapılmış olur. Bebek 40 günlük olduğunda da aynı işlem bu kez 40 taş toplanarak yapılır böylelikle de kırklama denilen işlem yapılmış olur.Bu işlem yapılmadığı takdirde anneyi ve bebeği 40 basacağı düşünülür. Bebek 40 günlük olmadıkça dışarı çıkarılmaz yine aynı şekilde 40 basmasından bebeğin hastalanıp büyümemesinden korkulur.

Bebeğin kırklanmasının ardından sıra kırk uçurma adetine gelir. Bu da akraba ziyaretleri ile olur bebek ilk defa dışarı çıkmaktadır. Ziyarete gidilen ev sahibi bebeğin saçları ağarana kadar yaşaması amacıyla saçlarına un serper ve ziyaret sonunda bebeğe yumurta hediye edilir.

İlk dişini çıkaran bebeğin dişini gören kişi bebeğe bir hediye almak zorundadır. İlk dişin kutlanması için “Diş Mısırı” denilen adet yerine getirilir. Diş mısırı töreni için eş dost ve akrabalar davet edilir. Misafirlere kaynamış mısır kuru üzümle birlikte ikram edilir. Oyun havaları eşliğinde oynanıp eğlenilir.

İlk yürümeye başlayan çocuk için de köstek kesme denilen adetimiz yapılır. Bebeğin dedesi veya aile büyüklerinden bir erkek Cuma namazı dönüşünde bebeğin ayakları arasına bağlanan ipi dua okuyarak keser böylece bebeğin ilk adımlarının yere sağlam basacağına ve düşmeyeceğine inanılır. İlk adım atmaya başlayan çocuğa adım çöreği yapılır ve sokakta oynayan çocuklara dağıtılır. Bununla çocuğun yürümeye başladığının ilk işareti olan ilk adımlarına karşı duyulan sevinci anlatır.

Huysuz çocuklar için huy kesme : Cuma günü Sela ile ezan arası çocuğun ağzına babasının ayakkabısı ile 3 kere vurulur. Sonra 4 yol ağzında kol ve bacaklarından tutularak kıbleye karşı 3 kez sallanır. Böylelikle çocuğun huyu kesilmiş olur ve bununla çocuğun huysuz davranışlarından vazgeçeceğine inanılır.

Sünnet Gelenekleri

Günümüzde sünnet törenleri, çocuk sünnet olup, iyileştikten sonra düğün merasimi yapılarak kutlanmaktadır. Eski adetlerimize göre sünnet düğün merasiminin ertesi günü düğün alayından sonra, sünnet evine sünnetçi getirilerek yapılır sünnet olan çocuk önceden süslenen sünnet yatağına yatırılırdı. Şimdi ise çocuk sünnetini önceden olduğu için süslenen bu yatağa yatmamaktadır.Ancak bu yatak sembolik olarak süslenmeye devam etmekte ve düğüne gelen misafirlere bu süslü sünnet yatağı sergilenmektedir.

Sünnet merasimi eş, dost, akraba ve diğer davetlilerin katılımı ile başlar ve oyun havaları eşliğinde oynanır eğlenilir. Kına gecesi denilen bu düğünün sonunda sünnet çocuğuna kına yakılır. Kına töreni sırasında düğünde bulunan tüm çocukların koluna mendil bağlanır kına tepsisine mumlar yakılarak kına türküleri söylenerek sünnet çocuğunun etrafında dönülerek kınası yakılır.Bu esnada davetlilere çerez ve kına dağıtılır.

Ertesi gün yöremizde alay adı verilen sünnet çocuğu gezdirme işine gelir. Sünnet çocuğu balon vs. süslerle süslenen bir motosiklete bindirilir (Eskiden sünnet çocuğu atla gezdirilirdi.) düğünde bulunan diğer araçlar konvoy oluşturarak çocuğu gezdirirler.Alaydan sonra mevlüt okunur ve misafirlere yemek verilir.

Evlenme Gelenekleri

Önceki evlenmek isteyen kız ve erkek bunu anne ve babasına söyleyemezdi ve evlilikler genellikle görücü usulü olurdu. Şimdi ise gençler kendi eşlerini kendileri seçmektedir. Görücü usulü bile olsa gençler birbirlerini tanıdıktan sonra evlenmeye karar vermemektedir.

Kız İsteme:Oğlan tarafı bir kutu çikolata ile kız evine gider ve büyükler oturup sohbet ederler bu esnada kız kahve veya pişirdiği çayı misafirlere ikram eder. Büyüklerden biri Allah’ın emri Peygamberin kavli ile kızı ister, kız tarafı kızı verecek dahi olsalar düşüneceklerini söyleyerek kızı ilk dünürlükte vermezler.Kız tarafı kızı vermeye karar verirse ikinci kez gelmek isteyen dünürleri kabul ederler. Eğer vermek istemezlerse dünürcüleri kabul etmezler.

Söz:Kız tarafı kızı verirse ağız tadı denilen söz merasimi yapılır Oğlan tarafı toplanarak kız evine gelir.Kız tarafının misafirleri de kız evine gelir ve kız evinde söz yüzükleri ailenin erkek büyükleri tarafından takılır.Söz duası da yapıldıktan sonra Misafirlere lokum ve kolonya ikram edilir. Erkeklere mendil kadınlara yazma dağıtılır. Daha sonra kadınlar kendi aralarında oynarlar.

Nişan:Günümüzde nişan veya söz merasimlerinden sadece bir tanesi yapılmaktadır.Arzu eden her iki merasimi de yapmaktadır. Nişan merasiminde geline nişanlık adı verilen abiye bir kıyafet giydirilir. Nişan yüzüklerinin genellikle Belediye Başkanı veya İlçenin ileri gelen bir kişisi tarafından takılması istenir eğer bu kişi bulunamazsa bir aile büyüğü tarafından nişan yüzükleri takılır.Daha sonra oğlan annesinin geline yapmış olduğu sandık eşyaları misafirlere davetlilere gösterilir bu adete “çevirgi” denirdi. Günümüzde sadece takı töreni yapılmaktadır.

Düğün:Düğün cuma akşamı kına gecesi ile başlar düğün evinin kapısına Türk Bayrağı asılır. Bu evde düğün olduğu bu bayraktan anlaşılır.

Kına gecesinde gelin sarka denilen kadife kumaş üzerine yaldızlı desenler işlenmiş olan üstlük ve şalvardan oluşan giysiyi giyer günümüzde genellikle abiye kıyafetler giyilmektedir. Yine çalgılar eşliğinde oynanıp eğlenildikten sonra sıra kına yakılmaya gelir. Gelinin arkadaşları ve yakınları Kına tepsisine mumlar dikerek gelinin etrafında kına türküleri söyleyerek dönerler ve gelinin kınasını anası babası sağ olan bir genç kız ve mutlu evlilik yapmış bir kadın yakar. Gelinin kınalı avucuna kaynanası bir altın veya bozuk para (genellikle bozuk para konulur) koyar gelin avucunu yumar ve kınayı yakanlar gelinin avucunu açmaya çalışırlar gelinin avucunu açabilirlerse bu altını veya parayı almaya hak kazanırlar. Kına yakıldıktan sonra damat gelini kucaklayarak eve taşır ve böylelikle kına gecesi sona erer.

Ertesi gün oğlan tarafı düğün konvoyu eşliğinde korna çalarak kadınlar şarkı ve maniler söyleyip el çırparak neşe ile kızı almaya gelirler. Bu arada kız tarafında bir hüzün hakimdir. Gelinin yakınları gelinle tek tek vedalaşırlar. Gelinin oğlan kardeşi eğer oğlan kardeşi yoksa babası gayret kuşağı denilen kırmızı bir kurdeleyi gelinin belini üç kere dolandırdıktan sonra bağlar. Gelinin arkadaşları kapıyı kilitleyerek gelini vermek istemezler. Kayınpeder bu arada devreye girer ve kızlara harçlık vererek kapıyı açmaya ikna eder.Kızın babası kızın koluna girerek gelin arabasına bindirir. Gelinin omzunda Kur’anı Kerim elinde de bir lamba vardır.Bir de gerdek gecesi damatla birlikte yemeleri için haşlanmış bir tavuk ve baklava gelin arabasına konur. İlçenin delikanlıları oğlan tarafından toprak bastı parası isterler bu parayı almayınca gelin arabasını göndermezler. Daha sonra düğün konvoyu kornalar çalarak gelini alır götürür.

Oğlan evine gelince gelin arabadan inmez gelinin yanında bulunan yengesi gelinin inmelik olarak ne istediğini kayınpederine iletir burada ufak bir pazarlık döner ve sonunda iki tarafta tatlılıkla meseleyi çözer ve gelin arabadan indirilir. Gelin arabanın önüne kesilen kurban kanına bastırılıp eve sokulur.Geline evliliği sağlam olsun diye indiği eve çivi çaktırılır. Bundan sonra damat bereket olması amacıyla buğday, bozuk para, fıstık veya şeker saçar. Daha sonra damat oynatılır ve davetliler damada para takarlar.

Ertesi gün düğüne davet edilmiş olan eş, dost, akraba ve tanıdıklar hediyelerini getirirler bu merasime de takı günü denir.Yine gelenlere yemek verilir. Gelinin çeyizi bir odaya önceden serilmiştir. Gelin gelinliğini giyerek gelen misafirleri bu çeyiz odasında karşılar.hediyeler bu odada toplanır. Daha önceleri damat bu günde tıraş edilirdi. Aynı gün imam nikahı da yapılır.


Akşam damat arkadaşları ile birlikte camiye gider.(Damat camideyken ayakkabısının içine yumurta kırmak veya ayakkabılarını saklamak gibi şakalar yapılır.)Yatsı namazını kılar daha sonra yatsı namazından çıkan cemaat damadı güvey kapamak üzere evine getirerek kapıda duasını yaparlar. Damadın arkadaşları sırtını yumruklayarak içeri sokarlar bu arada kapın önüne konulmuş olan bir tas suyu damat ayağıyla vurarak döker ve eve girer.

Kaynak: http://www.beylikova.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=57&Itemid=70
Kaynak: http://www.beylikova.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=59&Itemid=73
Fotoğraflar: http://www.beylikova.gov.tr/default_B1.aspx?content=393
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.