Erzurum Pasinler Tarihi ve Turistik Yerleri ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Erzurum Pasinler Tarihi ve Turistik Yerleri

Kaplıca Turizmi

Termal kaynaklar, Pasinler'in en önemli turistik çekim kaynağı durumundadır. Pasinler'deki en modern kaplıca, Kale Turistik Oteli kaplıcasıdır. Yatak Kapasitesi 80 kişi olan otel, 1967 yılında hizmete girmiştir. Su sıcaklığı 46ºC dir. Aını anda 250 kişinin yaralanabileceği kaplıcadan yılda 30 - 35.000 kişi yararlanmakta, ziyaretcilerin yarıdan fazlası yaz sezonunda gelmektedir. Pasinler'deki en eski kaplıca, 1390 yılında yapılan 1749 ve 1892 yıllarındaki onarımlarla günümüze kadar ulaşan Büyük Kaplıca'dır. Bu kaplıcanın su sıcaklığı 40 - 41 ºC olup, havuzundan aynı anda 100 - 150 kişi yararlanmakta, yıllık ziyaretçi sayısı ise 300.000 kişiyi bulmaktadır. Su sıcaklığının 32 - 33 ºC olduğu Küçük Kaplıca'nın havuzundan aynı anda 90 - 100 kişi yararlanmakta, yıllık ziyaretçi sayısı 150.000 - 160.000 kişiyi bulmaktadır.

Konumu : Pasinler kaplıcası, ilçe merkezinde ve Erzurum - Tahran uluslar arası geçiş yolu üzerinde, Pasinler belediye sınırları içinde yeralmaktadır. Kaplıca alanı Pasinler Ovası’nın kuzeyinde yeralan Hasanbaba dağı eteklerinde kurulmuştur.

Ulaşım Olanakları : Kaplıca tesisine Erzurum - Tahran uluslar arası transit karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca Erzurum Havaalanına 40 km mesafede olup il merkezinde yer alan tren garı ile de demiryolu ulaşım mümkündür.

Yükseklik : Kaplıca alanının deniz seviyesinden yüksekliği 1869 m.’dir.

İklim Özellikleri : Karasal iklimin hakim olduğu bölgede, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmekte olup kış aylarında ise sıcaklık önemli oranda düşmektedir.
Ortalama

Aylar
Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Açık Gün Sayısı 5 5 10 15 20 22 30 30 27 23 20 18
Bulutlu Gün Sayısı 25 25 20 18 10 - - - - 5 10 20
Kapalı Gün Sayısı 25 25 20 18 10 - - - - 5 10 20
Sıcaklık -25 -30 -20 5 15 28 30 30 26 20 -15 -10

Termal Suyun FaydalarıTedavi (Endikasyon) Özellikleri : Romatizmal rahatsızlıklar, ortopedik rahatsızlıklar, sinir ve kas yorgunluğu (nörolojik rahatsızlıklar), sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme, iltihaplanmalar, deri hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları ve nefrolojik hastalıklar gibi hastalıklara olumlu etki yaptığı bilinmektedir.

Termal Su Özellikleri :
Kimyasal Özellikler Bikarbonatlı (%50.42milival), Klorür (%46.74) Sodyurn (%71.56milival), Karbondioksit(%423,8 mg/lt) Radyoaktif (1308poi/lt), Metaborik asit (37.66 mg/lt)
Fiziko Kimyasal Özellikler Kaplıca suları; Bikarbonatlı, Klorürlü, Sodyumlu, karbondioksitli ve Kısmen Radyoaktif bir bileşime sahiptir.
Toplam Mineralizasyon 4051 mg/litre eriyik mineral değerine sahip bulunmaktadır.
Sıcaklık 39-45 ºC

Doğa Turizmi
Doğa turizmi ya da ekoturizm, dünyada turizmin en hızla büyüyen alt sektörüdür. Pasinler bölgesi doğa açısından çok zengin olmasina rağmen, özellikle doğa turizmi eğitimi ve tanıtımı çok az olduğundan, bölge bu konudaki büyük potansiyelini değerlendirememektedir.

Pasinler, kaplıcalar mahallesinin doğusunda bulunan park alanı ile Pasinler nüfusunun olduğu kadar, Erzurum şehir nüfusununda en önemli piknik yerlerinden biridir. Özellikle yaz mevsiminde, çok sayıda aile, piknik yapmak üzere günübirlik Erzurum'dan Pasinler'e gelmektedir. Ayrıca Erzurum - Pasinler karayolu üzerinde piknik yapılabilecek doğal mesirelik alanlar bulunmaktadır.

Çadır kampı yapmak isteyenler, Pasinler çadır kamp alanında, ağaçlarının gölgesine kurdukları çadırlarda tatillerini geçiriyor. Çadır kampa Türkiye'nin dört bir yanından gelen tatilciler kamp alanında yeni dostluklar kurarken, yaşadıkları yörelere özgü yemek çeşitlerini çadır komşularıyla paylaşıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla kaplıcaların şifalı suyuna girerek güne başlayan kamp sakinleri, Pasinler'in köylerinde yetiştirilen organik ürünlerden oluşan kahvaltılarını ağaçların yaydığı bol oksijen eşliğinde yapma fırsatı yakalıyor.


Pasinler yılın her günü doğal zenginlikleri yaşayabileceğiniz bir çoğrafyaya sahiptir. Ovası, akarsuları, dağları ile eşsiz doğal manzaralar sunmaktadır.

Tarihi Eserler
Asırlar önce başlayan yaşamsal devinimin ortaya koyduğu birikimden beslenen Hasankale, Bizans, Selçuklu, İlhanlı, Saltuklu ve Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip. İlçenin tarih sahnesine çıkışı da Kale’nin inşası ile başlar. Hasan Dede Dağı’nın en uç noktasındaki sarp kayalar üzerine, stratejik bir konumlandırma ile inşa edilen kalenin dış surları bugüne kadar ulaşamamışsa da iç surlar bütün ihtişamı ile ilçeye gelenleri karşılıyor.

İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Hasan Kale, Ulu Cami, Süleyman Han Camisi, Sıvaslı Camisi, Gülperi Hatun Kümbeti, Ferruh Hatun Kümbeti, Alaaddin Ali Türbesi ve Dervişağa Köprüsü bulunmaktadır.



Hasankale
Kurucusunun adını taşıyan kalesidir. Hasanbaba Dağı'nın hemen güneyindeki sarp bir tepe üzerinde yer alan Hasankale, 1336 - 1339 tarihleri arasında inşa edilmiş olup, daha sonraki dönemlerde bir çok tamiratlar geçirmiş olan bir İlhanlı eseridir. Kalıntılardan üç kat olduğu anlaşılan kale surları büyük ölçüde tahrip olduğundan, restore edilerek turizme 2000 - 2001 yıllarında kazandırılmıştır. İç kale içerisinde, Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı cami, IV. Murat adına yaptırılan kasr ve dizdar ikametgahı büyük ölçüde tahribe uğramış olup, günümüze sadece duvar kalıntıları ulaşabilmiştir.


Ulu Camii
Erzurum Pasinler Ulu Camiyi Sancak Beyi Kasım Bey 1554’de yaptırmıştır. Cami 1835 yılında onarılmış, bu nedenle orijinal üslubundan uzaklaşmıştır. Cami dikdörtgen planlı olup içerisindeki ahşap sütunlarla ile iki sahna ayrılmıştır. Yapımında moloz taş kullanılmıştır.Üzeri toprak damla örtülüdür. Mihrap nişi bitkisel motiflerle bezelidir.Yanındaki taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


İbrahim Hakkı Camii
Cihanşümül mertebede önemli bir şahsiyet olan Hasankale'li İbrahim Hakkı Hazretleri adına, ilk defa mescid olarak inşaa edilmiştir. İbrahim Hakkı Mescidi'nin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. XIX. yüzyılda İbrahim Hakkı Mescidi'nin yerine, günümüzde aynı adı taşıyan modern bir cami ve külliye inşa edilmiştir.


Sivaslı Camii
Pasinler ilçesindeki Sivaslı Camisi’ni kitabesinden Sivaslı İbrahim Efendi tarafından l388 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir. Dikdörtgen planlı moloz taştan yapılan caminin üzeri toprak damla örtülüdür. Mimari yönden özelliği değişik dönemlerde yapılan onarımlarla kaybedilmiştir. Cami içerisinde mimari özelliği olan yalnızca ahşap minberidir. Yanındaki minaresi kesme taş kaideli olup yuvarlak tuğla gövdeli ve tek şerefelidir.


Emir Şeyh Camii
Kendi adını verdiği mahallede, Sivaslı Camii'nin 50 metre kadar batısında, evler arasına sıkışmış bir camiidir. İlkin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmeyen camiinin orijinal özellikleri tamamıyla kaybolduğu için bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Ancak XVII. yüzyıldan kalmış olabileceği tahmin edilmektedir.

TARİHİ ŞAHSİYETLER
Hasankale’yi cihanşumül mertebede önemli hale getiren ise bağrından çıkardığı tefekkür ve tasavvuf dünyasının değerli şahsiyetleridir. Kitleler tarafından en çok bilinenleri, İbrahim Hakkı Hz., Alvarlı Lütfü Efe Hz. ve Fethullah Gülen’dir. Ayrıca ünlü hiciv ustası Şair Nef’i de Hasankale’nin ünlü şahsiyetleri arasındadır.

İbrahim Hakkı Hazretleri
18 Mayıs 1703 yılında Erzurum'a bağlı Hasankale'de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda annesini ve daha sonra babasını yitiren İbrahim Hakkı, bir süre amcasının yanında kalmış, bu süre içinde eğitimine devam etmiştir. 1747 tarihinde İstanbul'a gelerek Sultan I. Mahmut ile görüşmüştür. Yeniden Erzurum'a dönen İbrahim Hakkı, sürekli olarak dinî ve bilimsel konularla ilgilenmiş ve 1780 yılında rahatsızlanarak aynı yılın 22 Haziran günü vefat etmiştir.

Manzum ve düz yazı toplam on beş eser yazmış olan İbrahim Hakkı'nın en önemli eserleri Divan ve Marifetname'dir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, astronomi, fizik, psikoloji, sosyoloji, ve din ile ilgili pek çok çalışmalar yapmıştır. Tasavvufî konularla birlikte, fen bilimleri hakkında da geniş bilgileri kapsayan Marifetname adlı eseri, ansiklopedik bir özellik taşımaktadır. 1757'de tamamlanan Marifetname, yalın ve halkın anlayabileceği bir dilde yazılmıştır. Yazarın söylediğine göre, Marifetname 400 kitaptan yararlanılarak yazılmıştır. Bu kitapta ilk defa bir alim tarafından güneş sistemi ('hey'et-i cedide') anlatıldı.


Alvarlı Lütfü Efe Hazretleri
Muhammed Lütfi Efendi Hazretleri, İbrahim Hakkı Hazretleri gibi Erurum’un yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden biridir. Erzurum halkı arasında ‘Alvarlı Efe Hazretleri’ adıyla bilinir. Alvarlı Efe, hemen her Erzurumlu'nun gönlünde gerek mısralarıyla, gerekse menkıbeleriyle taht kurmuş, saygı ve sevgiyle anılan, manevî huzurunda saygıyla eğilinen gönül erlerindendir.

Muhammed Lütfi Efendi, Hoca Hüseyin Efendi’nin oğludur. Annesi Hasankaleli Mazlumoğlu Hacı Emin Efendi’nin kızı Hatice Hanım’dır. Lütfi Efendi, H. 1285 yılında Hasankale’nin Kındığı köyünde dünyaya gelmiştir. İlk tahsilini babası Hoca Hüseyin Efendi’den tamamlayan Efe Hazretleri, H. 1307’de 22 yaşında iken Hasankale’de Sivaslı Camii’ne imam olmuştur. Bu imamlığı esnasında ilmî yeteneği ve güzel ahlâkıyla âlimlerin, eşrâfın ve bütün halkın takdirini kazanan Alvarlı Efe, aynı yıl babasıyla birlikte Bitlis’e giderek Hoca Pir–i Küfrevi hazretlerine intisap etmiştir. Bir müddet sonra Küfrevi Hazretleri'nin seçkin bir halifesi olarak Hasankale’ye dönmüştür.

Daha sonra Erzurum (merkez)’un Dinorkom köyüne dönen Alvarlı Efe Hazretleri, 1. Dünya Savaşı’na kadar burada kalmış, Rusların Erzurum’u işgali üzerine, pederiyle birlikte Erzurum’a göçerek, babasını Erzurum’a bırakıp, kendisi imamlık göreviyle Yavi nahiyesine gitmiştir. Rus istilası müddetince burada kalmış, Ermenilerin katliam başlatmaları üzerine kendi köyünden ve çevre köylerden topladığı 60 kişilik bir müfrezeyle Rusların karargah deposu olan köye, Ermenilerin de o köyde bulundukları bir gün saldırmış, Ermenileri püskürterek Oyuklu köyünün yanıbaşında Rusların yığdığı depoyu teslim almıştır. Ancak müfrezenin depoyu yağmalamasına engel olamamış ve dolayısıyla da Ermenileri istediği gibi takip edemeyen Efe Hazretleri, yanında kalan birkaç kişiyle, Ermenileri takip eder gibi davranarak, Haydar boğazındaki Zergideler köyünde Türk ordusuna iltihak etmiş, orduyla birlikte gün doğarken Erzurum’a girmiştir. Doğruca babasının kaldığı eve koşmuş, ancak onu, Ermeniler tarafından kafasına tüfek dipçiğiyle vurularak ağır yaralanmış bir hâlde bulmuştur. İkindiye kadar babasıyla meşgul olmuş, akşama doğru vefat eden babasını, Kavakkapı kabristanına defnetmiştir.

Alvarlı Efe Hazretleri, Erzurum’un kurtarılmasından sonra tekrar Hasankale’ye dönmüştür. Kendisine teklif edilen Hasankale Müftülüğü görevini kabul etmemiş, yakındaki Alvar köyü halkının istirhamı üzerine, oraya giderek 24 yıl orada vazife yapmıştır. Bundan dolayı halk arasında, ‘Alvarlı Efe’ adıyla meşhur olmuştur.

1939 yılında prostat hastalığına yakalanan Alvarlı Efe, tedavi için Erzurum’a gelmiş, doktorların şehirden ayrılmasının uygun olmayacağını söylemeleri üzerine, köy halkından izin isteyerek, Erzurum’da Mehdi Efendi mahallesinde kiraladığı bir eve yerleşmiş, irşat ve ilmî faaliyetlerine burada 16 yıl devam etmiştir. 12.3.1956 yılında Erzurum’da vefat etmiştir. Cenazesi kalabalık bir cemaat eşliğinde Alvar köyüne götürülüp orada toprağa verilmiştir.

Fethullah Gülen
27 Nisan 1941; Pasinler doğumlu, vaiz ve yazar. 50'yi aşkın kitabı, çeşitli dergilerde makaleleri ve birçok vaazı yayımlanmıştır. Arapça, Farsça, ve Osmanlı Türkçesi bilmektedir. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın kurucuları arasındadır ve vakfın onursal başkanıdır.1999 yılı Mart ayında sağlık sorunlarından dolayı Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Gülen, o tarihten bu yana ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yaşamaktadır.

Fethullah Gülen, İslam'ın Sünni-Hanefi görüşlerini Said Nursi'nin görüşleri ve kitapları Risale-i Nur ışığındagünümüze göre tekrar yorumlayan bir İslam düşünürüdür. Bu yorum ekseninde oluşan ve toplumun bazı kesimlerinden destek bulan Gülen Hareketi'nin fikrî önderidir. Eğitim ve dinlerarası diyalog konusundaki uygulama ve fikirleri nedeniyle aralarında filozof ve sosyal bilimcilerin de bulunduğu kişiler tarafından çağdaş İslam düşüncesine yön veren önemli bir düşünür olarak kabul edilmektedir.

28 Şubat süreci devam ederken 1999 yılı Haziran ayında ulusal televizyon kanallarında yayınlanan bazı video görüntüleri Türkiye'deki, laik düzen yerine şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak için taraftarlarını teşvik ettiği suçlamalarına neden oldu. Bunun üzerine, 22 Ağustos 2000 tarihinde aleyhinde dava açılmış, 2006 yılında bu davadan cürüm ve şiddete başvurarak teşekkül oluşturduğuna dair delil olmadığından beraat etmiş, bu karar 2008 yılında Yargıtay Ceza Genel Kurulunca oybirliği ile onanmıştır.

Fethullah Gülen, 2008 yılının Haziran ayında Foreign Policy ve Prospect dergilerinin internet üzerinden gerçekleştirdiği ortak anket sonucunda, Dünyanın ilk 100 entelektüeli listesinde bir numara seçilmiştir.


Şair Nef'i
17. yüzyıl Osmanlı şairlerindendir. Kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında, gerekse sonraki yüzyıllarda kaside yazan bütün şairlere etki etmiştir.

Asıladı Muhammed olan Nef'i 1572 yılında Erzurum'un Hasankale'sinde doğdu. Bundan dolayı devrin kaynakları Nef'i'den Erzenü'r-Rumî diye söz ederler. Babası ülkesinin etrafından Sipahi Mehmed Bey diye anılan bir kişidir. Daha küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim gördü. Öğrenimini Hasankale'de yapmış, sonra Erzurum'a gelerek devam ettirmiştir. Burada Türk edebiyatının ünlü eserlerini okudu, Arapça ve Farsça öğrendi. Nef'i Erzurum'da öğrenimini sürdürürken genç yaşında şiir yazmaya da başlamıştır. İlk mahlası Zarrî "zararlı"dır. 1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef'i "nafi, yararlı" mahlasını vermiştir.

Padişah I. Ahmet zamanında İstanbul'a geldi. Devlet hizmetine girdi ve bir süre farklı memurluklarda çalıştı. Daha sonraları II. Osman ve IV. Murad dönemlerinde yıldızı parladı ve sarayla yakın bir ilişki kurdu. Hicviyeleri ile bilinen Nef'î yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekti. Dönemin müftüsü Nef'i yi öven ancak içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir beyit söylemiştir. Nef'i de buna karşılık olarak;

"Müftü efendi bize kâfir demiş

Tutalım ben O'na diyem müselman

Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere

İkimiz de çıkarız orda yalan"

diyerek cevap vermiştir. Yine bir başka dörtlüğünde kendisine kelp (köpek) diyen Tahir Efendi'ye karşılık verir;

"Tahir Efendi bana kelp demiş

İltifadı bu sözde zahirdir

Maliki mezhebim benim zira

İtikadımca kelp tahirdir"

(tahir temiz anlamına da gelmektedir.)

Yine de uzunca bir süre IV. Murat tarafından korundu, daha sonraları IV. Murat kendisinden hiciv yazmamasını rica etti. Her ne kadar Nef'î padişah IV. Murat'a bu konuda söz verse de, kalemini durduramayıp Vezir Bayram Paşa hakkında bir hicviye kaleme aldı. Bu hicviyesinden ötürü, 1635 yılında, sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürüldü. Sonra cesedi İstanbul boğazı'nda denize atılmıştır. Halk arasında Nef'i efendinin ölümü hakkında şöyle bir rivayet geçmektedir: Nef'i çok iyi bir şair olduğu için infazından vazgeçilmiştir.Padişaha gönderilecek belge yazılırken Nef'i de oradadır. Belgeyi bir zenci yazmaktadır ve kâğıda mürekkep damlatır. Nef'i de bu olay üzerine "Mübarek teriniz damladı efendim" diyerek yaşama şansını kaybetmiştir.

Kaynak: http://www.pasinler.gov.tr/kaplica_turizmi.aspx
Kaynak:http://www.pasinler.gov.tr/doga_turizmi.aspx
Kaynak:http://www.pasinler.gov.tr/tarihi_degerler.aspx (konaklama ulaşım gibi bilgiler için siteyi zayaret ediniz)
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.