Diyarbakır Sur Tarihi ve Turistik Yerleri ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Diyarbakır Sur Tarihi ve Turistik Yerleri

TARİHİ DİYARBAKIR SURLARI **

                Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun, zamana ve tüm yıpratıcı koşullara rağmen ayakta durabilecek kadar sağlam ve dünya kültür mirası olarak kabul edilen Diyarbakır Surları, ilçe merkezini çevrelemektedir. İç Kale ve Dış Kale olmak üzere iki kısımdan meydana gelmektedir. Dış Kale, Dağ Kapı (kuzey), Urfa Kapı (batı), Mardin Kapı (güney) ve Yeni Kapı (doğu) olmak üzere dört kapı ile dışarıya açılır. Dış Kale  5,5 km uzunluğunda ve 82 burç bulunmaktadır. Burçların yükseklikleri  10-12 metre, kalınlıkları ise, 3-4 metredir. Dış Kale’nin kuzeydoğu köşesinde ayrı bir sur ile çevrili İç Kale bulunmaktadır. İç Kale’de, Virantepe diye adlandırılan tepe üzerinde gerçekleştirilen kazılarda 13.yüzyılın başına ait bir Artuklu Sarayı ortaya çıkarılmıştır.  

             Kalelere  bir bütün olarak bakıldığında, bir kalkan balığı şeklini andırır. İç Kale özel bir önem kazanmış ve her devirde yönetim merkezi olmuştur. Savunma amaçlı olarak yapılan ve M.Ö. 349 yılında Bizans İmparatoru Costantinus tarafından yenilenen surların, yapılış tarihi, ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Bölgenin ilk yerli halkı olan Hurriler (M.Ö. 4000 - 3000) tarafından inşa edildiği tahmin edilmektedir. Surlarda çok sayıda motif ve 12 medeniyete ait kitabeler bulunmaktadır. Surların üzerinde bulunan kabartma ve motifler ile her medeniyet ve devrin tarihsel gelişimini göstermektedir.

             Diyarbakır Surları yapıldıkları dönemden bu güne kadar, her şeye rağmen fazla tahrip olmadan  gelebilmiştir. Surlarda Roma, Bizans, Arap, Türk-İslam, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait son derece güzel ve birer Sanat eseri olan burçları,  kapıları, kabartma ve figürleri yan yana görmek mümkündür. Bu yapıtların hem tarihi özelliği hem de o dönemler ait düşünce  sistemi, sanat zevki,  bitki ve hayvan zenginliği bakımından önemleri vardır. Anadolu eski tarih geçmişinin en önemli kültürel miras olan Diyarbakır surları, üzerinde taşıdığı bitkisel ve hayvansal motifler yanında kitabeleri oluşturan kaligrafik unsurlarla çok önemli, estetik değer taşıyan eserlerdir.  

              Surlarda Roma, Bizans, Arap, Türk-İslam, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait son derece güzel ve birer Sanat eseri olan burçları, kapıları, kabartma ve figürleri yan yana görmek mümkündür. Bu yapıtların hem tarihi özelliği hem de o dönemler ait düşünce sistemi, sanat zevki, bitki ve hayvan zenginliği bakımından önemleri vardır. Anadolu eski tarih geçmişinin en önemli kültürel miras olan Diyarbakır surları, üzerinde taşıdığı bitkisel ve hayvansal motifler yanında kitabeleri oluşturan kaligrafik unsurlarla çok önemli, estetik değer taşıyan eserlerdir.

            Bin yıllara dayanan tarihi özelliği ile Küfî yazışı Diyarbakır surlarının duvarlarına bir başka biçimde özellik ve önem kazandırmıştır. Bu yazı ile taş, Tarihsel bir belge olmanın ötesinde plastik olgunluğun doruğuna çıkarak surlara bir yücelik kazandırmıştır. İslam  sanatının her sahasında en iyi bir biçimde değerlendirilen hat sanatı taş üzerine yazılması yanında mimariye de hayat vermiştir. Bu taşlar üzerinde yer alan Küfî yazısı ile yazılmış kitabeler insanı maddi alemden mana aleminin sonsuz derinliklerine götürmektedir. Bitkisel bezemelerle bir arada şekillendirilen Küfî yazısı; bir taraftan tarihin "zaman tünelinden" geçerek günümüz insanına belge niteliği ile bilgi ulaştırırken, bir taraftan da güzelliğin esintileri ile ruhun derinliklerine işlemektedir. İnsan bu Tarihi manzara karşısında kendisinden geçmektedir. Kitabeler hemen hemen Diyarbakır surlarının önemli bir yüzünü çevre sarmaktadır.

                                           Hanlar ve Kervansaraylar 

                  Sur, Tarihi İpek Yolu'nun merkezlerinden olması sebebi ile önemli hanlara sahiptir. Deliller Hanı, Hasan Paşa Hanı, Çiftehan ve Yeni Han eskiden beri ticaretin yoğun olarak yapıldığı hanlardır. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de halı, kilim ve gümüş işleme satan dükkanlar varlığını sürdürmektedir.

                                   Deliller Hanı (Hüsrev Paşa Hanı)

                  Mardin Kapı mevkiinde bulunmaktadır. Mimari kimliğini koruyarak, günümüze kadar ayakta kalabilmiş hanların en önemlilerinden biridir. 1527 yılında Diyarbakır Valisi Hüsrev Paşa tarafından arkasındaki cami ve medrese ile birlikte yaptırılmıştır. Binanın Deliller Hanı olarak anılmasının sebebi, Hicaz’a gidecek hacı adaylarını götürecek delillerin (rehber) bu handa kalmalarındandır.        

                                                              Hasanpaşa Hanı

             Ulu Cami’nin doğusunda, Gazi Caddesi’nin üzerindedir. Osmanlı dönemi Valilerinden Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1572-1575 yılları arasında yaptırılmıştır.  Avlulu, iki katlı gayet metin ve muhkem olarak inşa edilmiştir. Avlunun  ortasında sütunlu ve üstü kubbeli bir şadırvan bulunmaktadır.

                                            Tarihi On Gözlü Dicle Köprü

              Köprü ilçenin güneyinde, Mardin Kapısı dışında ve şehre 3 km mesafededir. Köprünün bugün ayakta görülebilen kısımlarının 1065 tarihinde Mervaniler döneminde Übeyd oğlu Yusuf isimli bir mimar tarafından inşa edildiği üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır. Köprü Kesme bazalt taştan 10 gözlü olarak inşa edilmiştir. Altından Dicle Nehri akmaktadır.

MÜZELER

                İlçenin sahip olduğu  tarihî eserlerin çokluğu nedeniyle turistik merkezi olma özelliği, son yıllarda daha da net olarak belirginleşmiştir. İlçedeki tarihî eserler arasında yer alan, dar sokaklar boyunca sıralanmış kendine özgü sivil mimari yapıya sahip  Diyarbakır evleri dikkat çeker. Edebiyatımızda ölüm ile hayat arasındaki bağlantıyı en güzel şekilde ifade eden, Diyarbakır’lı şair Cahit Sıtkı TARANCI ile edebiyatçı Ziya GÖKALP’ın  evleri restore edilerek müze haline getirilmiştir.

                                                             Cahit Sıtkı Tarancı Müze Evi

                İlçede bulunan ünlü şair Cahit Sıtkı TARANCI’nın doğduğu ev müzeye dönüştürülmüştür. Diyarbakır sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Cahit Sıtkı TARANCI  Müzesinde; şairin kitapları, el yazıları, kullandığı eşyaları, fotoğrafları ve kütüphanesi sergilenmektedir.

                                    Ziya Gökalp Müze Evi 
                İlçenin tipik tarihi evlerinden biri olan Ziya GÖKALP’ın evi, 1808 yılında inşa edilmiştir. İki katlı bu yapıda malzeme olarak siyah bazalt taşı kullanılmıştır. Ünlü edebiyatçı düşünür Ziya GÖKALP’ın 1876 yılında doğduğu ev 1956 yılında müzeye dönüştürülerek ziyarete açılmıştır. Bu müzede yazara ait eşyaların ve yörenin etnografik eserleri sergilenmektedir.


TARİHİ İSKENDERPAŞA KONAĞI

                İskender Paşa Konağı Diyarbakır Sur İlçesi İskender Paşa Mahallesinde bulunmaktadır.

                1551 yılında Diyarbakır Valiliğine atanan ve on dört yıl burada valilik yapan Diyarbakır’ın 12.Valisi İskender Paşa tarafından kendisi için ikametgah olarak yaptırılmıştır.

                Konak tipik Diyarbakır ev mimarisini yansıtmaktadır. Birbirine yapışık iki blok halinde yapılmıştır. Yaklaşık 35.00 x 35.00 m boyutundaki büyük avlunun ( 1225 m2) zemini tamamen taştandır. Avlu oldukça büyük ve avlunun içinde büyük bir bahçe mevcuttur. Bahçenin etrafı diğer evlerin duvarlarıyla çevrilidir.

                Konak L şeklinde harem bölümü ve arkada ise selamlık bölümü halinde yapılmıştır.Konağın güney kanadında yan yana gerisi avluya taşkın üç ve iki; batı kanadında ise iki gözlü birer eyvan vardır.Selamlığın zemin katı da üç gözlüdür.Eyvan sayıları tamamen bir zenginlik göstergesidir.Konak 'Vakıf Müzesi' olarak kullanılmak üzere Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmektedir.
 HAVRA (SİNAGOG) ve KİLİSELER

              Sur İlçesi, tarihin eski devirlerinden beri bölgede önemli bir kültür ve medeniyet merkezi olagelmiştir. Mezopotamya  ve Anadolu'nun kavşak noktasında bulunan ilçe ve çevresi antik çağdan beri krallıkların ve imparatorlukların  kurulduğu bir merkez olmuş ve önemini korumuştur.

            Sur’da, İslamiyet’ten önce çeşitli dinlere mensup gruplar yaşamışlardır. Hz. Ömer’in   halifeliği döneminde İslâm ordusu hicri 18, milâdi 27 Mayıs 639 yılında  Sur’u  fetheder. Fetihten sonra halkın büyük bir kısmı, İslâm Dini’ni kabul etmeye zorlanmadan kendi isteği ile Müslüman  olurlar.

            İlçede, 19. yüzyılına kadar Müslümanlarla birlikte diğer dinlere mensup olan Ermeni, Rum, Katolik, Süryanî, Protestan ve Yahudîler, Allah’ın bir olduğu inancını paylaştıklarından İslam’ın verdiği hoşgörü, müsamaha ve insani yaşama koşuları içerisinde yaşamışlardır. Azınlık durumda olan gayrı Müslimler çeşitli dönemlerde yaşanan salgın hastalıklar, kıtlık ve sosyal olaylar nedeniyle dağılmışlardır. Günümüzde Sur’da gayri Müslimler yok denecek kadar azdır.

            İlçe merkezinde Hıristiyanlık kültürüne ait önemli eserler bulunmaktadır. Hıristiyanlık döneminde Sur’da  inşa edilen kiliselerden tespit edilebilenler şunlardır: Mar Thoma, Meryem Ana, Vaftizci Mar Yuhanna, Mar Istefanos, Mar Zu’oro, Mar Hananyo, Saint George, Kırklar, Mar Kozma, Mar Şilo, Mar Petyun (Pityon) ve Saint Teodoros Kiliseleri. Ermeni Katolik Kilisesi, Surp Giregos Kilisesi ve Surp Sargis Kilisesi günümüzde kısmen ayaktadır.

            1.     SİNAGOG/HAVRA

            Sur Merkezde bulunan Sinagog,  Hasırlı Mahallesi, Küçükbahçecik Sokak 3. Çıkmazda yer almaktadır. Özentisiz eklentiler sonucu tarihi özelliği büyük ölçüde yok olan Sinagog, günümüzde ikametgâh olarak kullanılmaktadır. Sinagog’un arka kısmına ve üstüne ilave kısımlar yapılmıştır.

            Bugün Sinagog’da görülemeyen İnşa Kitabesinde “Gelişin mübarek olsun ve çıkışın da (Tekvin, 5) Sene 5600 Dünyanın yaratılışına göre” yazdığı aktarılmaktadır. İbrani takvime göre verilen 5600 tarihi, miladi takvime çevrildiğinde, Havra’nın 1840 yılında yapıldığı/onarıldığı anlaşılmaktadır.

            Hz. İlyâs (a.s.)’ın bir süre burada kaldığı ve bu Sinagog’da peygamberliğini ilan ettiğine inanılmaktadır. Sinagog’da mevcut olan küçük bir oda daima kapalı tutulmaktadır. Bu oda Yahudiler ve diğer dinlere mensup kişiler için kutsaldır. İnançlarına göre Hz. İlyâs bu odada peygamberliğini ilan etmiştir.

            2.     SÜRYANİ KADİM MERYEM ANA KİLİSESİ

Tapuda Süryani Kadım Meryem Ana Kilisesi Cemaati Vakfı adına kayıtlı olan, kilise,  Sur İlçesi  Lalebey Mahallesi, Ana Sokakta bulunmaktadır.
Yapı topluluğu; kilise, Mar Yakup kutsal alanı, 4 avlu, derslik ve lojmandan oluşur. Kilisenin iç alanı 323 m2’dir. Kubbesi sekiz sütun üzerine oturmaktadır. Avluda sekizgen ve bazalt taştan yapılmış bir havuz bulunmaktadır.
Kilisede tarihi değere sahip üç ahsap mihrap, resimler ve Roma biçimi kapısı ilgi çekicidir. Ayrıca kilisede bazı azizlerin resmi bulunmaktadır. İlçenin en güzel Süryanî-i Kadîm/Yakubî mezhebi kilisesidir.
                               


            Meryem Ana Kilisesi’nin yapılış tarihi kesin olarak tespit edilememekle birlikte 282 yılında Sur’a yerleşen Nusaybinli Mar Afrem’ın 303 yılında bu kilisede vaftiz edildiği bilgisine dayanılarak en geç 3. yüzyılın hemen başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Sur ve yakın çevresinin en önemli tapınaklarından biridir. Bugün hala kullanılan tek Süryani mabedi, Meryem Ana Kilisesi’dir. Birçok onarım geçiren yapının 1689’da mihrap bölümü, 1693’te Mor Yakup kısmı ve 1719 yılında da kilise bölümü onarım geçirmiştir. Kilise günümüzdeki halini 2004–2005 yılları arasında yapılan restorasyon ile almıştır.

            3.     ERMENİ KATOLİK KİLİSESİ

            Tapuda Ermeni Katolik Kilisesi Cemaati Vakfı adına kayıtlı kilise, Sur İlçesi  Hasırlı Mahallesi, Muallâk Sokak, Numara 33’de bulunmaktadır.

            Alçıyla oldukça bezenen kilise buna ek olarak zengin çini ve mukarnas şöleni yapının mimari zenginliğini artırmaktadır. Kilisenin 16. veya 17. yüzyılda yenilendiği veya yeni yapıldığı, böylece bu bezemelere sahne olduğu anlaşılmaktadır. Ermeni Katolik Kilisesi Sur ’da bulunan kiliseler içinde en zengin dekorasyona, süslemeye sahip olanıdır. Nişleri mukarnas ve çinilerle süslü, apsit bölümündeki alçı altarlar oldukça gösterişlidir.


             4.           MAR PETYUN (KELDANÎ KATOLİK) KİLİSESİ

            Tapuda Keldanî Katolik Kilisesi Cemaati Vakfı adına kayıtlı kilise, Savaş Mahallesi Şeftali Sokak Numara 2’de, bulunmaktadır.
Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte en erken 17. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Kilisede bulunan bir kitabeden 1834 tarihinde onarım gördüğü anlaşılmaktadır. Kemerlerle bölünmüş üç nefli beş apsisli kilisenin bazalt taş duvarları, apsis önlerindeki baklava dilimli ve iki renkli taş döşemelerle bir bütünlük oluşturduğu görülmektedir.
i

            5.           SURP GİRAGOS ERMENİ KİLİSESİ
            Tapuda Ermeni Katolik Kilisesi Cemaati Vakfı adına kayıtlı olan yapı,  Özdemir Mahallesi,  Göçmen Sokakta bulunmaktadır.

            Yapının hangi tarihte yapıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte 16. yüzyılda inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kilise 1960 yılına kadar askeri depo gibi değişik amaçlarla kullanıldıktan sonra Sur  Ermeni Cemaatince devralınarak, kısmi onarımla tekrar asıl işlevine kavuşturulmuştur.  1965'te kilisenin tavanı kısmen, 1986 tamamen onarılmıştır. Fakat 1988–89 yıllarında ahşap çatısı yıkıldığından içi toprakla dolan kilise, mabet olarak kullanılamaz hale gelmiştir.


             6.     SURP SARGİS KİLİSESİ 

             Tapuda Ermeni Gregoryan Cemaati Vakfı adına kayıtlı olan kilise, Mardin Kapı yakınlarında Ali Paşa Mahallesi, Atalar Sokakta bulunmaktadır. Kilise, “Çeltik Kilisesi” ve Hızır İlyas Kilisesi olarak da anılır. Kilisenin yapılışına dair kitabesi bulunmamakla birlikte 16. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Surp Sargis Kilisesi’nde de ana yapı malzemesi bazalt taştır. Duvarlar, sütunlar, sütun başlıkları, kemerler, merdiven basamaklarında, kapı ve pencere lentolarında ayrıca döşemelerde de bazalt taş kullanılmıştır. Dört kemer dizisinin birbirinden ayırdığı beş nefli kilise iki katlıdır. Surp Sargis Kilisesi’nin üst katta bulunan odaların tonozunda ses yutucu küpler görülebilmektedir.

            7.           SAINT GEORGE KİLİSESİ 

            Kara Papaz adıyla da bilinen kilise, Sur İlçesi’nde Viran Tepe’yi izleyen İçkale’nin kuzeydoğu ucunda, Dicle vadisine bakan sert uçurumun üstüne sur duvarlarıyla bir bütün olacak şekilde yapılmıştır. Yapının Hıristiyanlıktan önce putperestler için yapıldığı, sonra kiliseye dönüştürüldüğü yazıla gelse de Bizans yapısı olduğuna dair görüş ağır basmaktadır. Kilisenin 4. veya 5. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir.

           8.           SÜRYANİ PROTESTAN KİLİSESİ

           Kilise, Sur İlçesi  Cemal Yılmaz Mahallesi, Muallâk Sokakta bulunmaktadır.

          Kilise, Süryani Cemaatı adına kayıtlıdır. Kesin olarak ne zaman yapıldığı bilinmemekle birlikte 19. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Dikdörtgen planlı kilisenin narteks bölümü yapıya eklentidir. Önceleri tek kat olan yapıya daha sonra ikinci kat da eklenmiştir. Kilisenin üstü kubbe ile örtülüdür ve çan kulesi de bulunmaktadır.  Bugün kısmen yıkık ve boş bir halde olan kilisenin onarımı, 30.12.2008 sözleşme tarihi itibariyle Vakıflar Bölge Müdürlüğünce yaptırılmaya başlanmıştır.

TARİHÎ CAMİLER*

            Sur; tarihi camiler bakımından oldukça zengin bir ilçedir. Ulu Cami, Nebî Camii, Hz. Ömer Camii, Hz. Süleyman Camii, ile birlikte Safa, Lala Bey, Şeyh Matar, Şeyh Yûsuf, Fâtih Paşa, Hüsrev Paşa, İskender Paşa, Behram Paşa, Melek Ahmed Paşa, Ali Paşa, Defterdâr Nasuh Paşa ve Kurt İsmail Paşa Camileri Sur’un en önemli tarihî camileridir.

            16. yüzyılda Osmanlı zamanında  inşa edilen, Mimar Sinan'a  atfedilen  Behram Paşa, Ali Paşa, İskender Paşa ve Melik Ahmed Paşa Camileri ile Alipaşa  Medresesi  Sur İlçesindedir.
         
               1.      ULU CAMİ

               İlçede bulunan tarihi camiler içinde en büyüğü, en ünlüsü ve en eskisi Diyarbakır Ulu Cami'dir. Hicri 639 yılında İslâm orduları Diyarbakır’ı fethedince kentin en büyük kilisesi olan Mar Tomar Kilisesi'nin camiye dönüştürülüştür. Ulu Camii Anadolu'nun en eski ve ilk ibadete açılan, ve İslam dünyasında beşinci Harem-i Şerif olarak bilinmektedir. Mabedin ilk yapılışı  Hz. Musa zamanında  yapıldığı  rivayet edilmektedir.

             Tarih boyunca pek çok değişikliğe uğramış olan camii, kesme taştan inşaa edilmiş olup, büyük ve gösterişli bir yapıdır. Diyarbakır Ulu Camii, planının yanı sıra bezemeleri ve mihrabı, şadırvanı, minaresi gibi mimari unsurları ile de Anadolu mimarisinde önemli bir yer tutmaktadır. Ulu Cami; Selçuklu, Artuklu, Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Osmanlı dönemlerine ait kitabeleri ve mimari özellikleri ile büyük bir değer taşımaktadır.
                             

          Bir külliyeyi andıran Ulu Camii, ortadaki dikdörtgen biçimindeki büyük avlunun etrafında yer alan çeşitli bölümlerden oluşur. Avlunun güneyinde Hanefîler bölümü, kuzeyinde Şafiîler bölümü ve Mesûdiye Medresesi, batısında Hanbeliler bölümü ve  Zinciriye Medresesi ile doğusunda Malikiler bölümü ve revaklı bölümler bulunmaktadır. Ancak günümüzde Hanbeli bölümü Kur’an Kursu, Malikiler bölümü ise kütüphane olarak kullanılmaktadır. Cami avlusunun ortasında bulunan sekizgen sütunların taşıdığı şadırvan 1266/1849 yılında yapılmıştır. Şadırvanın sütunları mermer işlemeli olup üstü sivri bir kubbeyle örtülüdür. Ayrıca Cami avlusunda tarihi güneş saati bulunmaktadır. Arsa alanı 2600 m², cami alanı 1100 m² ve cemaat kapasitesi 4000 kişi olup içinde “Sakal-ı Şerif”de bulunan, tek şerefeli tek minareye sahip Diyarbakır Ulu Cami’nin mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne aittir.

                    2. NEBİ CAMİİ

              Nebi Camii, Dağ Kapı’da, Gazi Caddesi ile İzzet Paşa Caddesi'nin kesiştiği köşede yer almaktadır. Minaresinde bulunan “Kâle’n-Nebî: Peygamber (s.a.v.) buyurdu” diye başlayan kitabelerin (hadis-i şeriflerin) çokluğundan dolayı Nebi Camii diye isimlendirilmektedir.
                         
         
         Nebî Cami mimaresinden “Kâle’n-Nebî diye başlayan bir kitabe

           Minaresinin üzerindeki 936/1530 tarihli kitabeden Diyarbakırlı Kasap Hacı Hüseyin adlı bir şahsın bu kısmı yaptırdığı anlaşılsa da, ana binanın kimin tarafından yaptırıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Fakat taş örtülü tek kubbeli caminin, 15. yüzyıl Akkoyunlu eseri olduğu tahmin edilmektedir.



            Nebi Camii daha önce geniş bir alan üzerine yayılmış bir halde Şâfiîler kısmı, Hanefîler kısmı ve medrese bölümlerinden oluşmaktaydı. Günümüzde Nebi Camii olarak bilinen ve kullanılan Şafiîler kısmının tamamı ile medresenin bir bölümü mevcuttur.

             Diyarbakır’da 1717–1719 yılları arasında valilik yapan Köprülü Abdullah Paşa, Nebi Camii’nin arka tarafında, eşi Zübeyde Hanım ve kızı Leyla Hanım için bir türbe yaptırmıştır (Zübeyde ve Leyla Hanımlar Türbesi). Bu türbe bugün ayaktadır.

            Cami, Diyarbakır’ın özelliği olan siyah bazalt taşından inşa edilmiştir. Ancak son cemaat yeri cephesinde ve minarede bir sıra beyaz, bir sıra siyah bazalt taş ile değişik bir yol denenmiş ve tek düzen görünüş engellenmiştir.

            Evliyâ Çelebi, Nebi Camii’ni şöyle tasvir etmektedir: "Dağ kapısı yakınında bir eski camidir. Gayet ruhaniyetli olup, kubbeleri kârgirdir. Baştanbaşa kurşunludur. Dört köşe bir minaresi vardır. Bir tarafında Şâfiîler Camii var. Mihrab ve minberi, müezzinler mahfili gayet sanatlıdır. Bunun da cemaati çoktur. Yapıcısı, Hazret-i Peygamberi rüyasında görüp, onun öğretmesiyle yaptığı için Peygamber Camii derler.

          3. HAZRETİ SÜLEYMAN CAMİİ
           
              Hazreti Süleyman Camii, Saray Kapı yanında bulunmakta ve Nasıriyye, Murtaza Paşa, Kale ve Hâlid b. Velid Camii isimleri ile de anılmaktadır. Minare üzerindeki kitabeye göre 555/1160 tarihinde Nisanoğulları döneminde, Cemalüddevle ünvanlı Nisanoğlu Kemaleddin Ebu’l-Kâsım Ali (1156–1179) tarafından yaptırılmıştır.  Mimarı muhtemelen Diyarbakır’daki Nisanoğlu dönemi yapılarında adı geçen Hibetullah el-Gürgani’dir. Evliyâ Çelebi, caminin, fetih sonrası inşa edilen ilk cami olduğunu belirtmektedir. Önemli bir ziyaret yeri olması yüzünden camiye her devirde eklemeler yapılmış olması mümkündür. Çeşitli devirlerde onarılan cami, Osmanlı döneminde, 1631 tarihinde Silahdar Murtaza Paşa tarafından tamir ettirilmiş, cami yanına da bir çeşme eklenmiştir. Hazreti Süleyman Camii, son olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce genel onarımdan geçirilmiştir.

             Minaresi, Diyarbakır ve çevresinde örneklerine rastladığımız gibi karedir, enine yer yer silmeler atılarak dikey görüntüsü zayıflatılmaya çalışılmıştır. Üzerindeki yazıtın varlığı minareyi 555/1160 yılına götürmektedir.

            Cami avlusunda bulunan türbenin bir zamanlar inilebildiği söylenen alt kısmında, bodrum katında, Hâlid b. Velid (r.a.)’ın oğlu Hz. Süleyman (r.a.) ile Diyarbakır'ın fethi sırasında şehit düşen 27 sahâbenin medfûn olduğu şehitlik bulunmaktadır.

            4. BEHRAM PAŞA CAMİİ

            Sur camilerinin en görkemlilerinden olan Behram Paşa Camii, Sur’un güneybatısında Melik Ahmet Paşa Caddesi, Ziya Gökalp Mahallesi’nde bulunmaktadır. Taçkapı’daki inşa kitabesine göre Diyarbakır’ın 13. Osmanlı Valisi Behram Paşa’nın emri ile 1564 tarihinde yapımına başlanmış ve 1572 tarihinde inşası tamamlanmıştır. Aynı tarihte caminin hemen bitişiğine bir de medrese inşa edilmiştir. Cami, Mimar Sinan’ın eserleri arasında sayılmaktadır.

            Diyarbakır’daki Osmanlı dönemi camilerinin en güzel ve en görkemli örneğini teşkil etmektedir. Caminin giriş kapısının üstündeki sağ ve sol sahanların ters düzeninin bugünkü inşaatlarda kullanılan modern sıkıştırma usulünün günümüzden 400 sene önce taş inşaatına uygulanması suretiyle yapılması bilim adamlarının dikkatini çekmekte ve takdirini kazanmaktadır.

            İç görünüş olarak cami, altta ve onun üstündeki galeri kemerleriyle düz duvar görünümünden kurtulmuş, alttaki küçük çinili mihrapçıklarla daha zengin bir görünüş kazanmıştır.


               5. İSKENDER PAŞA CAMİİ

             Güzel ve sanatlı bir eser olan ve Mimar Sinan'a atfedilen İskender Paşa Camii, Sur İlçe Merkezinde bulunmaktadır. Caminin yapımına, Diyarbakır’ın 12. Osmanlı Valisi İskender Paşa’nın emriyle 1554 senesinde başlanmış ve üç yılsonunda 1557’de tamamlanmıştır. İskender Paşa 1551–64 yılları arasında, Diyarbakır’da vali olarak 14 yıl görev yapmış ve bu yöreye gönülden bağlandığını yaptırdığı cami ile göstermiştir

            Caminin doğu yönündeki hazirede yer alan, biraz değişik planlı türbede İskender Paşa neslinden Şair Yusuf Raif Efendi, kızı ve bir torunu medfûndur.  İskender Paşa’nın nesli Diyarbakır’da yaşamaya devam etmektedir. Kayıtlardan İskender Paşa Camii külliyesi içinde İskender Paşa Medresesi’nin olduğu anlaşılmaktadır.

            Cami, kurşun kaplı tek kubbeli ve kare planlıdır. Köşe kemerleriyle kare plan üstte sekizgene dönüşür. Sekiz pencereli kasnak dışarıda onaltıgendir. Kuzeyde aşı boyalı ufak mahfili vardır.

            Tamamen düzgün kesme taş ile yapıdan ayrı inşa edilen mihrabın üzerindeki süslemeler oyma tekniğinde geometrik şekil ağırlıklı olarak yapılmıştır. Ancak mihrabın alt kısmı, bugün son dönem çinileriyle kaplıdır.                                                    

        6. ALİ PAŞA CAMİİ

              İlçenin  önemli camileri arasında sayılan  Ali Paşa Camii, Mardin Kapı ile Urfa Kapı arasında aynı adla anılan mahallede, surlara yakın cadde kenarında bulunmaktadır. Diyarbakır’ın 6. Osmanlı Valisi Hadım Ali Paşa’nın isteği üzerine 1534–1537 yılları arasında yapılmıştır. Külliye şeklindeki yapılar topluluğundan oluşan tek kubbeli caminin doğusunda Şafiîler kısmı, batısında medrese, kuzeydoğu yönünde ise dikdörtgen planlı “zikirhâne” bulunmaktadır. Caminin kuzey yönünde eskiden bir de hamam bulunduğu bilinmektedir.  Ali Paşa Camii’nin “Şafiîler Kısmı” ise bir hayırsever tarafından 1769–1770 tarihleri arasında eklenmiştir. Mimar Sinan’ın eserleri arasında sayılan caminin iç duvar eteklerini kaplayan altıgen mavi renkli çinileri enfestir. Ses akustiği de ses cihazı kullanmayı gerektirmeyecek şekilde harikadır. Ali Paşa Camii’nin vakfiyesi günümüze ulaşmamıştır.


                       7. ŞEYH MATAR (DÖRT AYAKLI MİNARE) CAMİİ

             Dört Ayaklı Minare ve Kasım Padişah isimleri ile de bilinen cami, Sur İlçesi Savaş   Mahallesinde  bulunmaktadır. Minaresindeki yazıtından 906/1500 yılında ismini de aldığı    Akkoyunlu Sultanı Kasım Bey tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Minarede bulunan kitabede “Âdil Sultan Kasım Han’ın saltanatı zamanında inşa edildi” yazılıdır. Şeyh Matar Camii’nin minaresi hakkında Diyarbakır Salnâmeleri’nde İslâmdan önce yapılmış sağlam ve yüksek bir eser olduğu, fetihten sonra yanına cami inşa edilerek minare olarak kullanılmaya başlandığı bilgisi bulunmaktadır. Caminin yapıldığı alanın, Şeyh Mutahhar isimli bir kimsenin mezarının bulunduğu arsa olduğu için, caminin Şeyh Mutahhar  adıyla anıldığı söylenmektedir.
                                 

                        8. HÜSREV PAŞA CAMİİ

            Hüsrev Paşa Camii, Cemal Yılmaz Mahallesindedir. Mardin Kapı yakınında, Deliller Hanı’nın arkasında bulunmaktadır. Cami Diyarbakır’ın ikinci Osmanlı valisi olan Hüsrev Paşa tarafından 1521–1528 tarihleri arasında Hüsreviyye Medresesi olarak yaptırılmış fakat 1728 tarihinde silindirik bir minare eklenerek dershane kısmındaki mescid, cami haline getirilmiştir. Kuzeydeki medrese portalinden yapıya girilmekte, sağ ve sol taraflarda medrese odaları yer almaktadır.

            Cami kısmı ve medrese, 1966 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce esaslı bir onarıma tabi tutulmuştur. Medresenin mescit kısmı bugün cami olarak kullanılmaktadır.


          9.  FATİH  PAŞA (KURŞUNLU) CAMİİ

           Kubbelerinin kurşun ile kaplı olmasından ötürü Kurşunlu diye de anılan Sur’daki ilk Osmanlı eseri olan cami, İlçe Merkezi Fatih Paşa Mahallesindedir.Cami, Diyarbakır’a ilk Osmanlı valisi olarak tayin edilen Bıyıklı Mehmed Paşa tarafından 1516–1521 yılları arasında yaptırılmıştır.

            Fatih Paşa Camii’nin kuzeydoğusunda bulunan avlulu iki sahnlı Şafiî bölümü ise, geçmişte   Latifiye Medresesi  olarak hizmet veren bu bölüm, uzun süre âtıl olarak kalmış ise de, 2004 yılında onarılarak SHÇEK Kadın ve Çocuk Eğitim Merkezi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

            Camii’nin mimari yapısı Sur’daki  camilerin en boyutlu ve özenlisidir. Merkezdeki kubbeyi dört ana yönde dört yarım kubbe desteklemektedir. Caminin son cemaat yeri sekiz sütuna dayanan yedi kubbe ile örtülüdür. Minare batı uçtadır. Kare kaide siyah taştan olup üst köşelerindeki profillerle beyaz taşlı gövdeye geçilir. Minarenin batısına, iki kemerli, üstü kapalı ve kapısı az çok özenli bir türbe  bulunmaktadır.

              10. SAFA (PARLI) CAMİİ

            Safa Camii,  Sur İlçesi, Melik Ahmet Caddesinde  bulunmaktadır. Camii’nin yapım tarihi hakkında kesin olarak bilinmemekle beraber, 15. yüzyılın ortalarında Şah İsmail’in dedesi Şeyh Cüneyd Sâfi’nin isteği üzerine Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.    


           Evliyâ Çelebi, minarenin kirecine yetmiş yük Diyarbakır çevresinde yetişen kokulu bitkiler, Misk-i Hoten, katılarak bina edildiği için İparî yani Miskli Cami denildiğini ifade etmektedir. Bu yüzden o dönem Safa Camii’nin minaresinin kılıf içinde tutulduğu ve sadece cuma günleri bu kılıfın çıkarıldığı ifade edilmektedir. Günümüzde minarenin koku özelliği fark edilememektedir.
            Doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen bir alanı kaplayan yapının kuzey cephesi boyunca beş kubbeli son cemaat yeri revakı uzanmaktadır. İç mekân ortada 4’ü bağımsız 8 ayak üzerine bir kubbe ile kapatılmıştır.
            Safa Camii’nin en önemli yanlarından biri, ana kapıdan içeri girilince görüleceği gibi orta alanda meydana gelen sekiz ayağa oturan orta kubbesidir. Maksure kubbesi, sekizgen kasnak ve piramit külahla örtülüdür. Alaturka kiremit kaplıdır. Dört ana yöne birer tepe penceresi vardır. Kasnak dışında kalan örtü yanlara akıntılı ve dolgulu olup, sular çörtenlerle akıtılır.

              11.  MELİK (MELEK) AHMED PAŞA CAMİİ

            Osmanlı çinileri ile dikkat çeken cami,  Sur İlçesi’nde, Urfa Kapı yakınında, Melik Ahmet Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Diyarbakırlı Melek Ahmed Paşa tarafından 1587–1591 yılları arasında yaptırılmıştır. “Melek Ahmed Paşa”, üç kez Diyarbakır valiliği ve sadrazamlık da yapmış olan Silahdar Melek Ahmed Paşa ile karıştırılmamalıdır. Camiyi yaptıran Ahmed Paşa, Diyarbakırlı sevilen ve etkin bir hayır sahibidir.

            12.  LALA KÂSIM (LALE) BEY CAMİİ

            Lala Kâsım Bey Camii, Sur İlçesi, Lalebey Mahallesi’nde bulunmaktadır. Akkoyunlu eseri olan cami, üç kubbeli son cemaat yeri, bunun batısında, alt katı türbe, üst katı hücre, batısında minaresi olan, tek katlı, tek kubbeli, siyah bazaltla örülü kârgir bir yapıdır. Kareye çok yakın planlı iç alanı kubbe örtmektedir. Dört yöne ikişer pencere yerleştirilmiştir. Planı, Nebî ve Şeyh Matar Camii planlarına benzemektedir.


                    13.  NASUH PAŞA CAMİİ

             Nasuh Paşa Camii, Sur İlçesi, Fatih Paşa Mahallesi’nde bulunmaktadır. Cami, doğudaki minare, son cemaat yeri, avlu ve batıdaki harimden oluşur. 1606–1611 tarihleri arasında yaptırılmış küçük bir yapıdır. 1606 yılında Diyarbakır valiliğine atanan Nasuh Paşa’nın hanımı Servisehiy tarafından yaptırılmıştır. Belgelerde bu camin adı Servisehiy Hatun Camii olarak da geçmektedir.


14. HAZRETİ ÖMER CAMİİ

            Daha çok Hz. Ömer Camii olarak bilinmekle birlikte kaynaklarda Ömer Şeddad Cami olarak da zikredilen caminin yapım tarihi ve yaptıranı kesin olarak belli değildir. Gerek halk arasında, gerekse Osmanlı dönemine ait belgelerde caminin Hz. Ömer tarafından yaptırıldığı kanaati yaygın ise de Hz. Ömer’in buraya gelmediği dikkate alınarak, Âmid’in fethinden (18/639) sonra Mardin Kapı’nın sağındaki burç içerisinde, burada bulunan sütun ve başlıklardan yararlanılarak Hz. Ömer’e ithafen yapılmış olduğu veya vaktiyle orada yan yana bulunan üç kapının ikisinin girişlerinin Nisanoğulları döneminde (1141–1183) kapatılarak oluşturulduğu tahmin edilmektedir.

Kaynak: Ali  MELEK, Abdullah DEMİR, Dini Değerleri İle Diyarbakır, Diyarbakır İl Müftülüğü Yayınları, Ankara 2009 *
Kaynak: http://www.sur.gov.tr/default_B0.aspx?content=1021 **
Kaynak: http://www.sur.gov.tr/default_B0.aspx?content=1022 **
Kaynak: http://www.sur.gov.tr/default_B0.aspx?content=1016 **

(Daha fazla bilgi için http://www.sur.gov.t adresini ziyaret ediniz)
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.