Mayıs 2014 ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Türkiyenin Doğal Güzelliklerini Keşfedin

Türkiyenin gezilecek ve görülecek yerlerini öğrenin , keşfedin , gezin ve bizi hep takip edin. Bizi sosyal ortamlarda takip edebilir veya abone olabilirsiniz.

Sizde Bir Bilgi Ekleyin

Sizde sistemimize kendi yaşadığınız yada gezdiğini ve görmek istediğiniz yerleri yollayabilir ve bildirebilirsiniz bunun için bize iletişim bölümünden ya da bilgi ekle bölümünden ulaşabililirsiniz.

Tekrar Ziyaret Etmeniniz Dileğiyle

Bizi her zaman takip edin, içeriklerimiz günceldir ve sitemiz kullanıcı dostudur. Her görüşlerinizi değerlendirmekteyiz.

Sizde Sitemizde Yazar Olabilirsiniz

Sitemizde yazar olmak isteyen kullanıcılar lütfen bizimle iletişim bölümünden irtibata geçin. KoLoNBo@gmail.com

Eskişehir Alpu Tarihi ve Turizmi

TARİHİ

İlçe ilkçağlarda Frigya adı verilen bölge içerisindedir. İlçe sınırları içinde bulunan höyüklerden, bölgenin ilkçağlarda yaygın bir kültüre sahip olduğu anlaşılmaktadır.

M.Ö.2000 yıllarında doğudan inen Hititler bu çevreyi Hitit topraklarına dahil etmişlerdir. M.Ö.2000 yıllarında Hitit egemenliğine  son  vererek geniş  bir alana yayılan Frigler Alpu’nun da içinde bulunduğu  Eskişehir  Ovasına  yerleşerek bir krallık  kurmuştur. M.Ö.116 yılından sonra bütün Frigya  Roma  idaresine  geçince, bu yörelerde Roma-Frig  halkı kaynaştırılarak iskan ettirilmiştir.1972 yılında  Büyükkızlar Höyüğünde bulunarak Eskişehir Arkeoloji Müzesine teslim edilen 180 bilezik,  kolye, yüzük, sikke  ve benzeri eşyalardan Romalıların bölgede uzunca bir süre yaşadıkları ortaya çıkmıştır.

1071  Malazgirt  muharebesinden sonra  doğudan    gelen   Türkler , 1074  yılında  bu yöreyi aldılar.Selçuklu Uç Beylerinden  Bozhan,halen  ismi    Bozan  olan  İlçeye  bağlı  Bozan Kasabasının bulunduğu yerde kendi  adı ile  anılan bir  han   yaptırdı.   Bozhan    kabilesinden altı haneyi verimli otlaklarla kaplı      bulunan   bu  bölgede  iskan  ettirilmesiyle ilk kez  yerleşim birimi olarak Alpu kurulmuştur.  Rivayetlere    göre   Alpu adı   Altı,  Altu, Alpu  olarak   değişime uğramıştır. Halen dört Mahallesi bulunan   İlçenin    Kemalpaşa    Mahallesi   buraya   yerleşen altı haneden üremiştir. Bu  mahalleye   eski   Alpu  denilmektedir . 1928   yılında   Eskişehir   İl Merkezine bağlı Bucak statüsüne  kavuşmuştur.  1936  yılında Romanya  ve  Bulgaristan ’dan gelen göçmenlerin yerleşmesi ile  Fevzipaşa Mahallesi  kurulmuş ,bu  mahalle  aynı  zamanda Gökçekaya Barajının yapımı  nedeniyle  arazileri  kamulaştırılan  Mihalıççık  İlçesi  Süleler   ve Ermenek Köylülerinin de iskan sahası olmuştur. Denizli/Çivril  ve Konya yörelerinden  gelenlerin de mahalleye yerleşmesiyle büyüyen mahalle eski   Cumhurbaşkanımız  Sayın Kenan EVREN ’in ismine izafeten Evrenpaşa Mahallesi olarak  iki mahalleye  ayrılmıştır. Kemalpaşa Mahallesinin büyümesiyle Fatih Mahallesi adında yeni bir mahalle oluşmuştur.

1955 yılında Belediye Teşkilatı kurulan Alpu,19.06.1987 tarih ve 3392 sayılı kanunla İlçe Merkezi olmuştur. **

İlçede Turizm

İlçemize bağlı Büğdüz Köyünde Selçuklular’ dan kalma ve 1235 tarihinde inşa edilen
Büğdüz Köyü camii geçen yıllara rağmen özellikle dış görünümünün özelliklerini
kaybetmemiş durumda. Edindiğimiz bilgiye göre Ülkemizde bu camiden 3 tane olduğu
ve bunlarında 2. sinin yine bölgemizde bulunan Mihalıççık İlçesi Çalçı köyünde ve 3.
sünün de Bilecik Bozüyük’ te olduğu bilinmektedir. Caminin en önemli özelliklerinden
olan duvarlarının kalınlığı 3 m. ve harcının da hayvan kılı katılmış bir şekilde yapıldığı ve
depremlerden etkilenmediğidir.

Midaion / Karahöyük

   Midaion/Karahöyük Eskişehir İlinin 30 km doğusunda ve ünlü Phryg kralı Midas adına kurulmuş, oldukça büyük ve iyi korunmuş bir höyüktür. Alpu ovasına hakim bir alanda kurulan höyük Tunç Çağından Bizans Çağına kadar kesintisiz yerleşim görmüştür. Yerleşim alanı höyüğün eteklerinde yaklaşık 500 m. Çapında bir alana yayılmakta ve kuzey doğu eteklerinde nekdopolle son bulmaktadır. Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü nün maddi ve manevi destekleri ile Doç.Dr.A.Nejat Bilgen başkanlığında 18.06.2004-12.07.2004 tarihleri arasında Karahöyük(Midaion) yüzey araştırması yapılmıştır.

   Çalışmalar sırasında höyükte kaçak kazı çukurları tespit edilmiştir. Bu çukurların en büyüğünün höyüğün doğu eteklerinde ve höyüğün yanındaki türbenin batısında yer aldığı görülmüştür. Buradaki kaçak çukurda Roma Dönemine ait bir yapının mimari elemanların dağıtıldığı görülmüştür. Höyükte ve çevresinde daha önceki yıllarda yapılan kaçak kazılar sırasında çıkarılan eserlerden; Rama dönemine ait Asklepios Heykeli olarak da tanınan Erkek Portresi Heykeli, iki adet Asklepios heykelciği, steller ve sikkeler Eskişehir Arkeoloji Müzesinde, grifon röliefli ortostat ise Antalya Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Phryg kralı Midas adına kurulmuş bir şehir olarak bilinen Midaion/Karahöyük, Eskişehir ilinin en büyük ve ünlü höyüklerinden biridir. Roma ve Bizans döneminde de yazılı belgelere göre bölgenin en büyük yerleşimi olan Midaion a yerli ve yabancı bilim adamları ve üniversiteler de ilgi göstermektedirler **

Kaynak: http://www.alpu.gov.tr/default_b0.aspx?content=49 *
Kaynak:http://www.alpu.bel.tr/turizm.asp?gor=1 **

Erzurum Uzundere Tarihi ve Turistik Yerleri

Tortum Gölü gideğinin, gölün kuzey ucu ile Tev Vadisi arasındaki heyelan kütlesini aşarken yaptığı şelale . Gideğenin suları burada yatağa yakın dirençli kireçtaşi katmanları üzerinden geçer. 22 metrelik genişlikten 48 metre yükseklikten düşen sular ;üstte gökkuşağı,altta koca bir Dev Kazanı meydana getirmiştir.Şelalenin aktığı yerde çok güzel piknik alanları bulunmaktadır.

Şelalenin aktığı yerden dipteki Dev kazanı'na demir korkuluklu,çok uzun taş merdivenlerle inip Tortum Çayını ahşap köprüden geçerek Tortum Hidroelektrik Santrali sahasına aynı merdivenlerin karşı tarafındaki ile çıkılmaktadır.Bu merdivenleri şelale tarafından inip, elektrik santrali tarafından çıkanlarda nefes darlığı, kalp rahatsızlığı olmazmış.
     Dev Kazanı diye nitelendirilen yerde şelalenin aktığı zamanlarda şelale sularının oluşturduğu yağmur insanları yazın sıcaklığında serinletmektedir.
Afrika'daki Zambezi Nehri üzerindeki Vietorio Şelalesi 120 metre yükseklik ile dünyanın en yüksek şelalesi, A.B.D'nde Erie Gölü ile Ontario Gölü arasındaki Niagara Şelalesi 51 metre yükseklik ile ikinci, 48 metre yükseklik ile dünyanın üçüncü yüksek şelalesi Uzundere ilçesindeki Tortum Şelalesidir.Şelalemiz oluşumu açısından ise dünyanın ikinci önemli şelalesidir.
    Tortum Şelalesine 1952-1960 yılları arasında Hidroelektrik Santrali yapılmış ve ülkemizin elektrik ihtiyacına katkıda bulunmaya başlamıştır.


     Uzundere ilçe merkezi Uzundere Deresi dere yatağı yanında Yayla Mahallesi orman yolunda bulunan Sudökülen Şelalesi ise 15 metre yükseklikte olup
serinletici suyu akmaktadır.Yaz aylarında bazen tarım alanları sulanmasından dolayı suları
biraz azalmaktadır.


 Tortum Şelalesi İlçe merkezine 20 km mesafedeki Şelale,  22 metre genişliğinde ve 50 metre yüksekliğindedir. İlkbaharda çoğalan ve 400 m³/sn. debi civarında akan sular aşağıda bir dev kazanı meydana getirmiştir. Dev kazanına bir çığ gibi akan sular,  güneşli havalarda gökkuşağı meydana getirmekte ve çevreye doyumsuz bir manzara hakim olmaktadır.


  Afrika'daki Zambezi Nehri üzerindeki Vietorio Şelalesi 120 metre yükseklik ile dünyanın en yüksek şelalesi, A.B.D'nde Erie Gölü ile Ontario Gölü arasındaki Niagara Şelalesi 51 metre yükseklik ile ikinci, 48 metre yükseklik ile dünyanın üçüncü yüksek şelalesi Uzundere ilçesindeki Tortum Şelalesidir.Şelalemiz oluşumu açısından ise dünyanın ikinci önemli şelalesidir.

 Tortum Şelalesine 1952-1960 yılları arasında Hidroelektrik Santrali yapılmış ve ülkemizin elektrik ihtiyacına katkıda bulunmaya başlamıştır.

Peri Bacaları Tortum Gölü, 1700'lü yılların ortalarında bugünkü Balıklı Köyü batısında bulunan bir dağın heyelan sonucu Tortum çayının önünü kapatmasıyla oluşmuş bir göldür. Tortum Şelalesi,Tortum Gölü'nün Tev Vadisi ile gölün kuzey ucu arasındaki heyelan kütlesini arşarak dökülmesiyle oluşmaktadır. Tortum Gölü'nün döküldüğü akar yatağa yakın dirençli kireçtaşi katmanları üzerinden geçmekte ve 22 metrelik genişlikten, 48 metre yükseklikten düşmektedir. Düşen sular, üstte gökkuşağı, altta koca bir dev kazanı meydana getirmektedir. Ayrıca bu göl bir doğal anıtttır.

Öşvank Kilisesi
Uzundere ilçesi Çamlıyamaç köyündeki kiliseye dünya hıristiyan Gürcülerince çok büyük önem atfedilmektedir. Her yıl yerli turistlerin yanı sıra dünyanın çeşitli ülkelerinden teologlar ve turisler bu kiliseyi ziyarete gelmektedirler.

Gürcü Bağrat Devleti döneminde önemli dini eserlerden olan Öşvank Kilisesi (Uzundere ilçesi Çamlıyamaç köyünde ), Haho kilisesi(Tortum ilçesi Bağbaşı beldesinde )İşhan kilisesi (Artvin ili Yusufeli ilçesi Dağyolu köyünde) bulunmakta olup bu kiliseler hakkında halk arasında ata sözü haline gelmiş şu söz vardır. "İşhanın nakışı, Vank'ın bakışı, Haho'nun oturağı"
Öşvank Kilisesi 958-966 yıllar arasında Gürcü Kralı Adarnesi III'ün oğulları Bagrat ve Davit tarafından yaptırılmıştır.
Dış görünümü ile haç planlı ve sağlam görünümlü bir kilisedir. Dıştan bakıldığı zaman transept görünümlü olmasına ragmen içte apsislerin oluşturduğu üç dilimli kısım ve devamı olan uzun bir kol ile haç planlı bir yapıdır. Dış ve içteki düzgün kesme taş örgü ve yine iç ve dıştaki taş süslemeciliği ile çok güzel bir görünüme sahiptir.
Yapıda asisin üstü yıkılmıştır. Ön cephedeki portal yanındaki ilave kısma ait sütunlardan birisi yoktur. Yerine ağaç kütüğü konulmuştur. Bina içindeki duvarlardan ve kemerlerden taşlar sökülmüştür. Bazı figürler kaçırılmak üzere iken kolluk kuvvetlerince ele geçirilmiştir. Haçın uzun kolunun üstü tamamen açıktır. Kilisenin müştemilatı olan hamam, yatakhane gibi birimleri iyice harap durumdadır. Yapının müştemilatı ile birlikte Kilisenin çatısı xı.yüzyıl başlarında Bizanslılar tarafından onarılmıştır.Haç planlı bir kilisedir.Haçın kısa ucu bir apsis ve iki yan neften ibaretir.Bu kısım dört büyük konsol ve sütunlarla taşınmaktadır.Bu sütunların kaideleri bitkisel arabesk,giroş ve çam kozalağı motifleriyle süslenmiştir.
    Ayrıca üstü kubbe ile örtülüdür.Kubbe üzerinde de kemerli 12 pencere vardır.Kubbenin oturduğu kalesal sütunlardan haçın uzun kolu (kuzey)tarafındaki ikisi diğer ikisinden çok daha fazla işlemelidir ve büyüklüğüde farklıdır.
                               Apsisin karşı duvarında ortada bir büyük ve yanlarda birer küçük kemerli pencere vardır.Bu pencerelerin iç yan yüzlerinde ve pencerelerin üzerinde havarilerin renkli freskleri vardır.Fakat çok tahrip olmuştur.
    Yan neflerden batı yönündekinde de ortada büyük yanlarda birer küçük ve ortadakinde üstünde bir tane olmak üzere at nalı kemerli pencereler vardır.Doğudaki neftede aynı kemerli penceresi vardır.Her iki neftede fresk izlerine rastlanmaktadır.
Dört kolosal sütunun yanlarında at nalı kemerli nişte geçilen küçük hücreler vardır..Bu kısımlar kilise kutsal emanetlerinin konulduğu yerlerdir.Bu küçük hücrelerden haçın uzun kolunun doğu yanının ikinci katına çıkılır.Buradanda bir merdivenle kubbeye varılır.Bugün bu merdivenlerin kubbeye bağlanan üst kısmı yıkılmıştır.
Haçın uzun kolunun yüzlerinde ise iki küçük içleri düzgün kesme taşlarla örülü dört adet küçük sütuncelerden oluşan at nalı kemerli köşelı nişler vardır.Bu nişlerin ikinci kata tekabül eden üst kısmınında at nalı kemerli birer pencere vardır.
Haçın uzun kolunun kuzey ucunda yan yüzeylerindeki küçük kapalı nişe kadar devam eden ikinci katın izleri vardır.Aynı bölmenin doğu yüzeyinde üst kata tekabül eden kısımda dört adet atnalı kemerli pencere vardır.
    Apsisin çatısını yer yer yıkılmış olup orta mekani ile sağ ve sol neflerin üzeri kapalıdır.Haçın uzun kolunun çatısıda tamamen yıkılmıştır.
Kilisesinin batısındaki yan nef önünde kare planlı portal vardır. Bu kısmın önde iki sütunla sağlanan kemerli girişi vardır. Sütunlardan birinin başlığı çam kozalağı, diğeri ise küçük palmiye yaprakları şeklinde işlenmiştir. Girişin yanları açıktır. Kemerli bu girişin üstü sivri üçgen çatılıdır. Kemerle üçgen çatı arası düzgün kesme taşlarla örülmüştür. Ve bu sütunların yanlarında birer küçük sütunce vardır. Sütüncelerin alt kısmında kabartma olarak bitkisel arabeks motifi işlenmiştir.
Kare planlı ön bölmeden yan nefe geçiş düzgün dikdörtgen bir kapı ile sağlanır. Kapı kemerli niş içindedir. Kemer şeridi ile kapı arasında kalan kısımda kilisenin kitabesi vardır.
Portalin her iki yanında kemerli, iç kısma doğru üçgen şeklinde daralarak son bulan istiridye nişler nef çatısına doğru uzanır. Nişlerin içerisinde portale bakan yanlarda üst yanda, diğer yüzlerinde ise alt yarıda pencereler vardır. Kemerli olan bu pencerelerin üzerinde alt yarıda olanda kabartma giyoş motifi, üst yarıda olanda ise taş içi koyu kırmızı ile boyanarak motifler yapılmıştır. İstiridyeler ise kırmızı, mavi ve krem renklidir.
                                           Portalin her iki yanındaki bu nişlerden portal üstüne denk gelen kısımda nef çatısına kadar uzanan bir diğer kapalı kemerli niş vardır. Bu nişin tam arka kısımda yükseltili olarak yapılmış bitkisel arabeks motifli atnalı kemerli biçimli süsleme vardır. Bu süslemenin altında çerçevesi bitkisel arabesk motifli kemerli pencere vardır. Pencere üzerindeki boş kısımda ise üstte iki, altta bir figür yüksek kabartma olarak işlenmiştir. Üstteki figürler uzun kıvrımlı elbise giymişlerdir ve kanatlıdırlar. Her iki elleride önde gögüsleri üzerindedir ve ellerinin birinde asa tutmaktadırlar. Baş kısımları, yüzleri kopartılmıştır. Altta ise kanatlarını açmış kartal küçük bir havyanı (keçi)yakalamıştır.
Portal yanlarında yer alan istiridyeli nişlerin her iki yanındaki kapalı kemerli nişlerden sağ taraftakinde üstte ortada küçük bir pencere vardır.Bu pencere üstünde kabartma olarak yapılmış ortadaki hayat ağacına yönelik, saldıran iki ve bir tanede diğer yöne gider geyik yada keçi figürü vardır. Pencerenin altında ise iki hayvanın mücadelesi işlenmiştir. Sol yandaki kapalı nişde ise sadece küçük pencere vardır.
    Kilisenin arkasında kilise ile ilgiyi ek yapılar vardır(vaftızhane, rahip evleri, mütfak vs.olabilir).
Bilhassa içinde olmak üzere kilisenin duvarlarındaki taşlar yer yer tahrip olmasına rağmen günümüze kadar sağlam olarak gelen bu kilisenin
Gürcü Kralı Adamesi III.Oğulların Bağrat ve Davit tarafından yaptırdığı(958-966 tarihinde)bilinmektedir.

Yapının XI.yüzyıl başlarında Bizanslarca kullanıldığı ve onartıldığı bilinmektedir.  

Yedi Göller

Yıkıkbağları da denilen bölge, Tortum Gölü'nün hemen altında Ulubağ köyünün bir mahallesidir.

Yıkıklar'ın (Yedi Göller) denizden yüksekliği 800 m dir.

Tortum Gölü havzasından sızan suların oluşturduğu irili ufaklı ve zümrüt gibi yeşillikler arasında sıralanan göllerden oluşmaktadır.

 Ağaçların yeşili, göllerin maviliği ile kucaklaşan Yıkıkbağları, yukardan bakıldığında tüm güzelliğini sergilemektedirler. Yaz mevsiminde burası çevre halkının ve turistlerin eğlence ve mesire yeridir.

 Göl üzerinde çok büyük alabalık çiftliği vardır. Ayrıca karşısında harikulade piknik alanları ve dinlenme tesisleri bulunmaktadır.

 Hertürlü meyve-sebze yetiştirilmekte olup, göllerden elde edilen alabalıkların lezzetinin ünü ilçemizin sınırlarını aşmıştır. Buraya ülkemizin dörtbir tarafından turistler gelmektedir. Son yıllarda geliştirilen projelerle birlikte yerli turistler kadar, yerli turistler de bölgeyi görmeye gelmektedirler.

 Erzurum ilinin en ünlü mesire yeridir.

Kaynak: http://www.uzundere.gov.tr/?m=TarihiTuristik&id=0 (daha fazla çeşit bilgiler sitede mecttur ziyaret ediniz)

Erzurum Torum Tarthi ve Genel Bilgi

Tortum 

Merkez ilçenin kuzeyinde yer alır yüz ölçümü 1484 km2 dir. 1990 sayımına göre nüfusu 34.100 kişi dolayındadır. Km2 başına yaklaşık 23 kişi düşer. Bir bucağı ( Şentürk ) ve 60 köyü vardır. Köyler genellikle küçük vadiler boyunca yer alırlar.
İlçe toprakları Erzurum-Artvin yolu üzerinde dağlık ve derin vadilerle yayılmış bir arazi üzerindedir. İlçenin Erzurum’a doğru yeralan güney kesimlerinde halkın başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Tabii çayır ve mera alanları aşırı otlatma yüzünden büyük ölçüde tahrip olmuştur. Vadi tabanlarında yeralan kesimlerde meyvecilik yapılır son yıllarda modern usüllerle yapılan meyvecilik gelişme kaydetmiştir.
Tortum ilçesi tabiat güzellikleri bakımından çok meşhurdur. Vadiler boyunca yeralan köyler meyve bahçeleri ve eşsiz güzelliklere sahiptir. İlin en kuzey ucunda yeralan tortum gölü ve şelalesi eşsiz tabii güzelliği ile yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir.

COĞRAFİ DURUM:
İlçemiz Erzurum’un kuzeyinde 1467 Km2 lik bir alana kurulmuş olup, Erzurum İli Oltu, Pasinler ,Narman İspir Yusufeli ve Uzundere ilçeleri ile çevrilidir. Dar ve uzun bir vadi üzerine kurulan ilçemizin arazi yapısı oldukça dağlık ve kırıktır. İlçemizin denizden yüksekliği 1600 m dir. Güney ve Batısında karasal, Kuzey ve Doğusunda nispeten Karadeniz iklimi hüküm sürmektedir.

TARİHİ:
Tortum tarihi hakkında çeşitli kaynaklarda bilgiler mevcuttur. Selçuklular zamanında Saltukoğulları sülalesinden EBİ-İL Kasım oğullarından Tortum, Ilgan ve İmadettin Beylerin kazanın ilk sakinlerinden olması nedeniyle bu adı aldığı sanılıyor. Ayrıca Selçuklu dilinde Tortum bağlık ve bahçelik anlamına geliyor. Tortum M.Ö.626-654 yıllarında tarihimize geçmiştir. Sakalardan sonra Lidyalıların eline geçen ilçemiz M.Ö.585 yılında yapılan Lidya Med savaşında Erzurum ili ile birlikte Medlerin hakimiyeti altına girmiştir. Medlerden sonra Pers Hükümdarı Derlus Tortumu ele geçirmiştir.M.Ö.1. yüzyılda Romalıların elinde kalan İlçemiz M.S.979 yılında Bağdatlı Davit Bey’e devredilmiştir. İlçemiz 1018- 1036 yıllarında Türk hakimiyetine girmiştir.1828- 1829 Rus savaşı ile Erzurum düşman işgaline girmiş olup, 1876-1878 Osmanlı Rus savaşından sonra Tortum Rus istilasından kurtarılmıştır.7 Kasım 1917 yılında patlak veren Bolşevik ihtilali nedeniyle Erzurum’ dan geri çekilen Ruslar Tortum’u da boşaltmışlar, geri çekilirken bütün silah ve cephanelerini daha önce bölgemize yerleşmiş olan Ermenilere bırakarak saldırılarına zemin hazırlamışlardır.Erzurum 13.Alaydan bir Tabur Tortum’a sevk edilmiş olup, ilçemiz 16 Mart 1918 tarihinde düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Kaynak: http://www.erzurumkulturturizm.gov.tr/TR,56048/tortum.html

Erzurum Tekman Tarihi ve Genel Durumu

 İlçe Tarihçesi 
İlçemizin kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1517 tarihinde Osmanlı yönetimine katılmıştır. 1946 yılına kadar Hınıs İlçesine bağlı Bir köy iken aynı yıl ilçe yapılmıştır. Tekman İlçesi Erzurum İline 151 Km. mesafede olup, ilin güneyinde yer almaktadır. Yüzölçümü 2197 Km2 olan İlçemiz aynı zamanda Bingöl ve Muş İllerine de komşudur. İlçenin rakımının ortalama 1800 Mt. nin üzerinde olması nedeniyle yayla ve meralar geniş yer kaplamakta, Kuzey Batısında Palandöken Dağı, Kuzeyinde Kargapazarı Dağları, Doğu ve Güney Doğusunda ise Bingöl Dağları bulunmaktadır. Türkiyenin en önemli akarsularından Aras Nehri İlçenin sınırları içerisinden doğmaktadır. İklim olarak Doğu Anadolu’ya özgü, karasal iklimin hakim olduğu Tekman da yazlar kısa ve serin, kışları ise 7 – 8 ay gibi oldukça soğuk ve uzun geçer.

 İlçe Oluşu 
1946 yılına kadar Hınıs İlçesine bağlı bir köy iken 1946 yılında çıkarılan bir kararnameyle İlçe statüsüne kavuşmuş, halen 5 Mahalle, 66 köy ve bu köylerimize bağlı 53 mezrası bulunmaktadır. Daha önce İlçeye bağlı bulunan Bayındır, Hatunan ve ve Çimenözü Köyleri, coğrafi konumları nedeniyle Çat İlçesine, Erduran ve Dibekli Köyleri Hınıs İlçesine bağlanmış, Karayazı İlçesine bağlı bulunan Akdağ Köyü ise bu ilçeden ayrılarak ilçemize bağlanmıştır.

 Coğrafi Yapısı

İlçemiz Erzurum İlinin Güneyinde bulunan Palandöken ve Kargapazarı dağları ile Bingöl dağlarının arasında ve kesişim noktasında bulunmakta olup, Doğusunda Köprüköy ve Karayazı İlçeleri, Güneyinde Hınıs İlçesi ile Muş ve Bingöl ve Muş İlleri, Batısında Çat İlçesi, Kuzeyinde Pasinler İlçesi ve Erzurum Merkez ile çevrilidir. İlçemizin yüzölçümü 2197 KM2 olup, denizden yüksekliği (Rakımı) ortalama 1800 ile 2000 metredir. Oldukça dağlık ve engebeli bir yerleşim alanına sahiptir. İlçemiz bitki örtüsü bakımından ormanlık alanı yok denecek kadar az olup, tipik bir bozkır görüntüsüne sahip olmasına rağmen özellikle güneyindeki Erzurum-Bingöl yaylarında geniş otlak ve çayırlar mevcuttur. Yıllık yağış ortalaması 500mm olup, yağışlar özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında yağmaktadır. Kışları oldukça uzun ve bol kar yağışlı geçmekte karla kaplı olarak geçen süre ortalama 200 gündür.

Kaynak: http://tekman.meb.gov.tr/www/ilcemiz-hakkinda/icerik/54

Erzurum Şenkaya Tarihi ve Turistik Yerleri


Bardız Camii

Bardız Camii Köyün orta yerinde, Kalenin arkasında yer alır, Hicri 1161, Miladi 1748 senesinde yapılmıştır. Mimarı, kitabesinden anlaşıldığına göre, sertzade Molla Ali, Camiyi yaptıran ise Hassa Silahşörlerinden birisidir.
       
Camii muntazam kesme taşlarla yapılmıştır. tek ve yayvan kubbesi kurşun kapılıdır. Tuğla Minaresinin şerefe altı altı sadedir. Kıble kapısından başka batıya açılan ikinci bir kapısı daha vardır. Son cemaat yeri yıkılmıştır.          
         
Asıl kapısı üzerine yerleştirilmiş mermer kitabede (Besleme, Maşallah,1161) yazılıdır. Caminin dış duvarına dış cepheden yerleştirilen iki taş kabartma kitabede de Hz. Osman ve Ali yazılıdır.
             
Giriş kapısını her iki yanında, içleri yazılar, hendesi şekiller ve çiçeklerle süslenmiş iki mihrapçık bulunur. Buralarda Allah, Muhammed yazıları ve Ayetler işlenmiştir.          
       
Caminin kubbesine asılı bulunan avize ve şamdanlar Ruslardan iğtinam edilmiştir.

Bardız Kalesi

Bardız Köyün kuzey yamacında, dere kenarında yer alır. Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Bardız kalesini şu şekilde anlatır;  (Cilt 1-2, s.635)
         
".........Akkoyunlu el Melik İzzüd-din binasıdır. Kalenin ciheti ulyası cerbinde celi hat ile tarihi bu vecih ile mesturdur. Kalesi bir dere kenarında dört köşe taş binadır. Dizdarı kızının yüzelli kadar da hayatı vardır. Cami, mescit, muhtasar hamamı, çarşı ve pazarı vardır.
         
            Kalenin Saltukoğullarınından İzzedin tarafından veya onun .Veziri Firuz Akay tarafından yaptırıldığı tarihçilerce kabul edilmektedir. Kalede hangi mimarinin hakim olduğu anlaşılamaz. Kalenin kitabesi yoktur.

Penek Kalesi

Şenkaya İlçesine bağlı Penek Köyünün batısında yer alır. Kalenin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Osmanlı – Safavi çatışmasında faydalanan Gürcüler Penek Kalesini de ele geçirmişlerdi. 1548’de Erzurum’dan gelen Osmanlı ordusu, 2. Vezir Ahmet Paşa Kumandasında kaleyi geri alarak Erzurum eyaletine bir sancak olarak bağlamışlardır.

(*Erzurum Tarihi, İ.H.Konyalı, s.519)

Kamhıs (Yanıkkaval) Kalesi ve Mağara Kiliseleri  
       
Kalenin ve Kiliselerin ne zaman ve nasıl yapıldığı bilinememektedir. Balkaya vadisine hakim konumdadır. Selçuklular tarafından tarafından yapılmış olduğu tahmin edilmektedir, Kamhıs 1550 tarihinde bir nahiye addolunup, Ardahan sancağına bağlanmıştır.
         
"Kamhıs Kilisesi" Yanıkkaval (Kamhıs) köyünün batısında, Balkaya vadisinde yer alır. Asıl Kilise yıkılmış olup küçük bir bölümü ayaktadır. Asıl kilisenin kuzeyinde bir tepe yamacında kayalık içerisine oyulmuş durumda Mağara Kiliseleri yer alır.

Kaynak: http://www.senkaya.gov.tr/default_b0.aspx?content=1004
İlçenin Tarihi hakkında bilgi için şu adrese gidiniz http://www.senkaya.gov.tr/default_b0.aspx?content=1003

Erzurum Pazaryolu Tarihçesi


Çok eski tarihi bir geçmişe sahip olan Pazaryolu’ nun eski adı “Norgah” olup “Yenişehir” veya “Sulak Yer” anlamına gelmektedir. Pazaryolu’ nun kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İlk çağlarda 7000 hane olduğu söylenmektedir.

M.Ö.’ki yıllarda Sasper Türklerinin Doğubeyazıt ile Çoruh vadisi arasında yerleştikleri ve uzun süre bu yörede yaşadıkları, Tarihçi Profesör H.Fahrettin KİRAZOĞLU’ nun “İspir” adlı eserinde ifade edilmektedir.

Daha önce Cenevizlerin idaresinde kalan Pazaryolu sonra Selçuklu Türklerinin hakimiyetine girmiş, bilahare Anadolu Selçuklu Beyliklerinden Saltuk Oğullarına, Fatih’in Trabzon’u fethi ile de Osmanlı İmparatorluğu’na intikal etmiştir. Bugün Selçuklulara ve Cenevizlilere ait kale, hamam gibi eserler mevcuttur.

Erzurum’un 16 Şubat 1916 günü Ruslar tarafından işgal edilmesi üzerine halkımızın muhacir olmaları emredilmiştir. Ruslar 24 Şubat 1916 tarihinde İlçemizi işgal etmişlerdir.

Ruslar Ermenilerin mezaliminden ve bizzat yaşadıkları fecaatlerinden çelikleşmiş ve bilenmiş ahali, eli silah tutan çocuklar ve yaşlılar kim varsa silahlanıp, cephelere koşmuşlardır. Boğazların kesildiğini gören düşman Aşkale üzerinden Erzurum’a yönelmiştir.

 7 Kasım 1917’ deki Bolşevik İhtilalı’ nden sonra çözülmeye başlayan Rus cephelerine yerleşen Ermeniler, bölgede kanlı çatışmaların yaşanmasına neden olmuşlardır. Yöre, (İspir) 25 Şubat 1918’ de Milli Kurtuluşunu gerçekleştirmiş ve Türk idaresine kavuşmuştur.

İlçemizin İspir İlçesinden ayrılması nedeniyle 27 Şubat İlçemizin Kurtuluş Günü olarak kutlanmaktadır.

Kaynak: http://www.pazaryolu.gov.tr/default_B0.aspx?content=427 (daha fazla bilgi için adrese gidiniz)

Erzurum Pasinler Tarihi ve Turistik Yerleri

Kaplıca Turizmi

Termal kaynaklar, Pasinler'in en önemli turistik çekim kaynağı durumundadır. Pasinler'deki en modern kaplıca, Kale Turistik Oteli kaplıcasıdır. Yatak Kapasitesi 80 kişi olan otel, 1967 yılında hizmete girmiştir. Su sıcaklığı 46ºC dir. Aını anda 250 kişinin yaralanabileceği kaplıcadan yılda 30 - 35.000 kişi yararlanmakta, ziyaretcilerin yarıdan fazlası yaz sezonunda gelmektedir. Pasinler'deki en eski kaplıca, 1390 yılında yapılan 1749 ve 1892 yıllarındaki onarımlarla günümüze kadar ulaşan Büyük Kaplıca'dır. Bu kaplıcanın su sıcaklığı 40 - 41 ºC olup, havuzundan aynı anda 100 - 150 kişi yararlanmakta, yıllık ziyaretçi sayısı ise 300.000 kişiyi bulmaktadır. Su sıcaklığının 32 - 33 ºC olduğu Küçük Kaplıca'nın havuzundan aynı anda 90 - 100 kişi yararlanmakta, yıllık ziyaretçi sayısı 150.000 - 160.000 kişiyi bulmaktadır.

Konumu : Pasinler kaplıcası, ilçe merkezinde ve Erzurum - Tahran uluslar arası geçiş yolu üzerinde, Pasinler belediye sınırları içinde yeralmaktadır. Kaplıca alanı Pasinler Ovası’nın kuzeyinde yeralan Hasanbaba dağı eteklerinde kurulmuştur.

Ulaşım Olanakları : Kaplıca tesisine Erzurum - Tahran uluslar arası transit karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca Erzurum Havaalanına 40 km mesafede olup il merkezinde yer alan tren garı ile de demiryolu ulaşım mümkündür.

Yükseklik : Kaplıca alanının deniz seviyesinden yüksekliği 1869 m.’dir.

İklim Özellikleri : Karasal iklimin hakim olduğu bölgede, yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmekte olup kış aylarında ise sıcaklık önemli oranda düşmektedir.
Ortalama

Aylar
Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Açık Gün Sayısı 5 5 10 15 20 22 30 30 27 23 20 18
Bulutlu Gün Sayısı 25 25 20 18 10 - - - - 5 10 20
Kapalı Gün Sayısı 25 25 20 18 10 - - - - 5 10 20
Sıcaklık -25 -30 -20 5 15 28 30 30 26 20 -15 -10

Termal Suyun FaydalarıTedavi (Endikasyon) Özellikleri : Romatizmal rahatsızlıklar, ortopedik rahatsızlıklar, sinir ve kas yorgunluğu (nörolojik rahatsızlıklar), sinirsel hastalıklar, eklem ve kireçlenme, iltihaplanmalar, deri hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları ve nefrolojik hastalıklar gibi hastalıklara olumlu etki yaptığı bilinmektedir.

Termal Su Özellikleri :
Kimyasal Özellikler Bikarbonatlı (%50.42milival), Klorür (%46.74) Sodyurn (%71.56milival), Karbondioksit(%423,8 mg/lt) Radyoaktif (1308poi/lt), Metaborik asit (37.66 mg/lt)
Fiziko Kimyasal Özellikler Kaplıca suları; Bikarbonatlı, Klorürlü, Sodyumlu, karbondioksitli ve Kısmen Radyoaktif bir bileşime sahiptir.
Toplam Mineralizasyon 4051 mg/litre eriyik mineral değerine sahip bulunmaktadır.
Sıcaklık 39-45 ºC

Doğa Turizmi
Doğa turizmi ya da ekoturizm, dünyada turizmin en hızla büyüyen alt sektörüdür. Pasinler bölgesi doğa açısından çok zengin olmasina rağmen, özellikle doğa turizmi eğitimi ve tanıtımı çok az olduğundan, bölge bu konudaki büyük potansiyelini değerlendirememektedir.

Pasinler, kaplıcalar mahallesinin doğusunda bulunan park alanı ile Pasinler nüfusunun olduğu kadar, Erzurum şehir nüfusununda en önemli piknik yerlerinden biridir. Özellikle yaz mevsiminde, çok sayıda aile, piknik yapmak üzere günübirlik Erzurum'dan Pasinler'e gelmektedir. Ayrıca Erzurum - Pasinler karayolu üzerinde piknik yapılabilecek doğal mesirelik alanlar bulunmaktadır.

Çadır kampı yapmak isteyenler, Pasinler çadır kamp alanında, ağaçlarının gölgesine kurdukları çadırlarda tatillerini geçiriyor. Çadır kampa Türkiye'nin dört bir yanından gelen tatilciler kamp alanında yeni dostluklar kurarken, yaşadıkları yörelere özgü yemek çeşitlerini çadır komşularıyla paylaşıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla kaplıcaların şifalı suyuna girerek güne başlayan kamp sakinleri, Pasinler'in köylerinde yetiştirilen organik ürünlerden oluşan kahvaltılarını ağaçların yaydığı bol oksijen eşliğinde yapma fırsatı yakalıyor.


Pasinler yılın her günü doğal zenginlikleri yaşayabileceğiniz bir çoğrafyaya sahiptir. Ovası, akarsuları, dağları ile eşsiz doğal manzaralar sunmaktadır.

Tarihi Eserler
Asırlar önce başlayan yaşamsal devinimin ortaya koyduğu birikimden beslenen Hasankale, Bizans, Selçuklu, İlhanlı, Saltuklu ve Osmanlı tarihinde önemli bir yere sahip. İlçenin tarih sahnesine çıkışı da Kale’nin inşası ile başlar. Hasan Dede Dağı’nın en uç noktasındaki sarp kayalar üzerine, stratejik bir konumlandırma ile inşa edilen kalenin dış surları bugüne kadar ulaşamamışsa da iç surlar bütün ihtişamı ile ilçeye gelenleri karşılıyor.

İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Hasan Kale, Ulu Cami, Süleyman Han Camisi, Sıvaslı Camisi, Gülperi Hatun Kümbeti, Ferruh Hatun Kümbeti, Alaaddin Ali Türbesi ve Dervişağa Köprüsü bulunmaktadır.



Hasankale
Kurucusunun adını taşıyan kalesidir. Hasanbaba Dağı'nın hemen güneyindeki sarp bir tepe üzerinde yer alan Hasankale, 1336 - 1339 tarihleri arasında inşa edilmiş olup, daha sonraki dönemlerde bir çok tamiratlar geçirmiş olan bir İlhanlı eseridir. Kalıntılardan üç kat olduğu anlaşılan kale surları büyük ölçüde tahrip olduğundan, restore edilerek turizme 2000 - 2001 yıllarında kazandırılmıştır. İç kale içerisinde, Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı cami, IV. Murat adına yaptırılan kasr ve dizdar ikametgahı büyük ölçüde tahribe uğramış olup, günümüze sadece duvar kalıntıları ulaşabilmiştir.


Ulu Camii
Erzurum Pasinler Ulu Camiyi Sancak Beyi Kasım Bey 1554’de yaptırmıştır. Cami 1835 yılında onarılmış, bu nedenle orijinal üslubundan uzaklaşmıştır. Cami dikdörtgen planlı olup içerisindeki ahşap sütunlarla ile iki sahna ayrılmıştır. Yapımında moloz taş kullanılmıştır.Üzeri toprak damla örtülüdür. Mihrap nişi bitkisel motiflerle bezelidir.Yanındaki taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


İbrahim Hakkı Camii
Cihanşümül mertebede önemli bir şahsiyet olan Hasankale'li İbrahim Hakkı Hazretleri adına, ilk defa mescid olarak inşaa edilmiştir. İbrahim Hakkı Mescidi'nin ilk inşa tarihi bilinmemektedir. XIX. yüzyılda İbrahim Hakkı Mescidi'nin yerine, günümüzde aynı adı taşıyan modern bir cami ve külliye inşa edilmiştir.


Sivaslı Camii
Pasinler ilçesindeki Sivaslı Camisi’ni kitabesinden Sivaslı İbrahim Efendi tarafından l388 yılında yaptırıldığı öğrenilmektedir. Dikdörtgen planlı moloz taştan yapılan caminin üzeri toprak damla örtülüdür. Mimari yönden özelliği değişik dönemlerde yapılan onarımlarla kaybedilmiştir. Cami içerisinde mimari özelliği olan yalnızca ahşap minberidir. Yanındaki minaresi kesme taş kaideli olup yuvarlak tuğla gövdeli ve tek şerefelidir.


Emir Şeyh Camii
Kendi adını verdiği mahallede, Sivaslı Camii'nin 50 metre kadar batısında, evler arasına sıkışmış bir camiidir. İlkin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmeyen camiinin orijinal özellikleri tamamıyla kaybolduğu için bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. Ancak XVII. yüzyıldan kalmış olabileceği tahmin edilmektedir.

TARİHİ ŞAHSİYETLER
Hasankale’yi cihanşumül mertebede önemli hale getiren ise bağrından çıkardığı tefekkür ve tasavvuf dünyasının değerli şahsiyetleridir. Kitleler tarafından en çok bilinenleri, İbrahim Hakkı Hz., Alvarlı Lütfü Efe Hz. ve Fethullah Gülen’dir. Ayrıca ünlü hiciv ustası Şair Nef’i de Hasankale’nin ünlü şahsiyetleri arasındadır.

İbrahim Hakkı Hazretleri
18 Mayıs 1703 yılında Erzurum'a bağlı Hasankale'de dünyaya gelmiştir. Küçük yaşlarda annesini ve daha sonra babasını yitiren İbrahim Hakkı, bir süre amcasının yanında kalmış, bu süre içinde eğitimine devam etmiştir. 1747 tarihinde İstanbul'a gelerek Sultan I. Mahmut ile görüşmüştür. Yeniden Erzurum'a dönen İbrahim Hakkı, sürekli olarak dinî ve bilimsel konularla ilgilenmiş ve 1780 yılında rahatsızlanarak aynı yılın 22 Haziran günü vefat etmiştir.

Manzum ve düz yazı toplam on beş eser yazmış olan İbrahim Hakkı'nın en önemli eserleri Divan ve Marifetname'dir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, astronomi, fizik, psikoloji, sosyoloji, ve din ile ilgili pek çok çalışmalar yapmıştır. Tasavvufî konularla birlikte, fen bilimleri hakkında da geniş bilgileri kapsayan Marifetname adlı eseri, ansiklopedik bir özellik taşımaktadır. 1757'de tamamlanan Marifetname, yalın ve halkın anlayabileceği bir dilde yazılmıştır. Yazarın söylediğine göre, Marifetname 400 kitaptan yararlanılarak yazılmıştır. Bu kitapta ilk defa bir alim tarafından güneş sistemi ('hey'et-i cedide') anlatıldı.


Alvarlı Lütfü Efe Hazretleri
Muhammed Lütfi Efendi Hazretleri, İbrahim Hakkı Hazretleri gibi Erurum’un yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden biridir. Erzurum halkı arasında ‘Alvarlı Efe Hazretleri’ adıyla bilinir. Alvarlı Efe, hemen her Erzurumlu'nun gönlünde gerek mısralarıyla, gerekse menkıbeleriyle taht kurmuş, saygı ve sevgiyle anılan, manevî huzurunda saygıyla eğilinen gönül erlerindendir.

Muhammed Lütfi Efendi, Hoca Hüseyin Efendi’nin oğludur. Annesi Hasankaleli Mazlumoğlu Hacı Emin Efendi’nin kızı Hatice Hanım’dır. Lütfi Efendi, H. 1285 yılında Hasankale’nin Kındığı köyünde dünyaya gelmiştir. İlk tahsilini babası Hoca Hüseyin Efendi’den tamamlayan Efe Hazretleri, H. 1307’de 22 yaşında iken Hasankale’de Sivaslı Camii’ne imam olmuştur. Bu imamlığı esnasında ilmî yeteneği ve güzel ahlâkıyla âlimlerin, eşrâfın ve bütün halkın takdirini kazanan Alvarlı Efe, aynı yıl babasıyla birlikte Bitlis’e giderek Hoca Pir–i Küfrevi hazretlerine intisap etmiştir. Bir müddet sonra Küfrevi Hazretleri'nin seçkin bir halifesi olarak Hasankale’ye dönmüştür.

Daha sonra Erzurum (merkez)’un Dinorkom köyüne dönen Alvarlı Efe Hazretleri, 1. Dünya Savaşı’na kadar burada kalmış, Rusların Erzurum’u işgali üzerine, pederiyle birlikte Erzurum’a göçerek, babasını Erzurum’a bırakıp, kendisi imamlık göreviyle Yavi nahiyesine gitmiştir. Rus istilası müddetince burada kalmış, Ermenilerin katliam başlatmaları üzerine kendi köyünden ve çevre köylerden topladığı 60 kişilik bir müfrezeyle Rusların karargah deposu olan köye, Ermenilerin de o köyde bulundukları bir gün saldırmış, Ermenileri püskürterek Oyuklu köyünün yanıbaşında Rusların yığdığı depoyu teslim almıştır. Ancak müfrezenin depoyu yağmalamasına engel olamamış ve dolayısıyla da Ermenileri istediği gibi takip edemeyen Efe Hazretleri, yanında kalan birkaç kişiyle, Ermenileri takip eder gibi davranarak, Haydar boğazındaki Zergideler köyünde Türk ordusuna iltihak etmiş, orduyla birlikte gün doğarken Erzurum’a girmiştir. Doğruca babasının kaldığı eve koşmuş, ancak onu, Ermeniler tarafından kafasına tüfek dipçiğiyle vurularak ağır yaralanmış bir hâlde bulmuştur. İkindiye kadar babasıyla meşgul olmuş, akşama doğru vefat eden babasını, Kavakkapı kabristanına defnetmiştir.

Alvarlı Efe Hazretleri, Erzurum’un kurtarılmasından sonra tekrar Hasankale’ye dönmüştür. Kendisine teklif edilen Hasankale Müftülüğü görevini kabul etmemiş, yakındaki Alvar köyü halkının istirhamı üzerine, oraya giderek 24 yıl orada vazife yapmıştır. Bundan dolayı halk arasında, ‘Alvarlı Efe’ adıyla meşhur olmuştur.

1939 yılında prostat hastalığına yakalanan Alvarlı Efe, tedavi için Erzurum’a gelmiş, doktorların şehirden ayrılmasının uygun olmayacağını söylemeleri üzerine, köy halkından izin isteyerek, Erzurum’da Mehdi Efendi mahallesinde kiraladığı bir eve yerleşmiş, irşat ve ilmî faaliyetlerine burada 16 yıl devam etmiştir. 12.3.1956 yılında Erzurum’da vefat etmiştir. Cenazesi kalabalık bir cemaat eşliğinde Alvar köyüne götürülüp orada toprağa verilmiştir.

Fethullah Gülen
27 Nisan 1941; Pasinler doğumlu, vaiz ve yazar. 50'yi aşkın kitabı, çeşitli dergilerde makaleleri ve birçok vaazı yayımlanmıştır. Arapça, Farsça, ve Osmanlı Türkçesi bilmektedir. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın kurucuları arasındadır ve vakfın onursal başkanıdır.1999 yılı Mart ayında sağlık sorunlarından dolayı Amerika Birleşik Devletleri'ne giden Gülen, o tarihten bu yana ABD'nin Pensilvanya eyaletinde yaşamaktadır.

Fethullah Gülen, İslam'ın Sünni-Hanefi görüşlerini Said Nursi'nin görüşleri ve kitapları Risale-i Nur ışığındagünümüze göre tekrar yorumlayan bir İslam düşünürüdür. Bu yorum ekseninde oluşan ve toplumun bazı kesimlerinden destek bulan Gülen Hareketi'nin fikrî önderidir. Eğitim ve dinlerarası diyalog konusundaki uygulama ve fikirleri nedeniyle aralarında filozof ve sosyal bilimcilerin de bulunduğu kişiler tarafından çağdaş İslam düşüncesine yön veren önemli bir düşünür olarak kabul edilmektedir.

28 Şubat süreci devam ederken 1999 yılı Haziran ayında ulusal televizyon kanallarında yayınlanan bazı video görüntüleri Türkiye'deki, laik düzen yerine şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak için taraftarlarını teşvik ettiği suçlamalarına neden oldu. Bunun üzerine, 22 Ağustos 2000 tarihinde aleyhinde dava açılmış, 2006 yılında bu davadan cürüm ve şiddete başvurarak teşekkül oluşturduğuna dair delil olmadığından beraat etmiş, bu karar 2008 yılında Yargıtay Ceza Genel Kurulunca oybirliği ile onanmıştır.

Fethullah Gülen, 2008 yılının Haziran ayında Foreign Policy ve Prospect dergilerinin internet üzerinden gerçekleştirdiği ortak anket sonucunda, Dünyanın ilk 100 entelektüeli listesinde bir numara seçilmiştir.


Şair Nef'i
17. yüzyıl Osmanlı şairlerindendir. Kasidede gerçek bir varlık göstermiş ve gerek kendi zamanında, gerekse sonraki yüzyıllarda kaside yazan bütün şairlere etki etmiştir.

Asıladı Muhammed olan Nef'i 1572 yılında Erzurum'un Hasankale'sinde doğdu. Bundan dolayı devrin kaynakları Nef'i'den Erzenü'r-Rumî diye söz ederler. Babası ülkesinin etrafından Sipahi Mehmed Bey diye anılan bir kişidir. Daha küçük yaşlardan itibaren güçlü bir eğitim gördü. Öğrenimini Hasankale'de yapmış, sonra Erzurum'a gelerek devam ettirmiştir. Burada Türk edebiyatının ünlü eserlerini okudu, Arapça ve Farsça öğrendi. Nef'i Erzurum'da öğrenimini sürdürürken genç yaşında şiir yazmaya da başlamıştır. İlk mahlası Zarrî "zararlı"dır. 1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş ve bu genç şaire Nef'i "nafi, yararlı" mahlasını vermiştir.

Padişah I. Ahmet zamanında İstanbul'a geldi. Devlet hizmetine girdi ve bir süre farklı memurluklarda çalıştı. Daha sonraları II. Osman ve IV. Murad dönemlerinde yıldızı parladı ve sarayla yakın bir ilişki kurdu. Hicviyeleri ile bilinen Nef'î yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekti. Dönemin müftüsü Nef'i yi öven ancak içeriğinde Nef'i ye kâfir diyen bir beyit söylemiştir. Nef'i de buna karşılık olarak;

"Müftü efendi bize kâfir demiş

Tutalım ben O'na diyem müselman

Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere

İkimiz de çıkarız orda yalan"

diyerek cevap vermiştir. Yine bir başka dörtlüğünde kendisine kelp (köpek) diyen Tahir Efendi'ye karşılık verir;

"Tahir Efendi bana kelp demiş

İltifadı bu sözde zahirdir

Maliki mezhebim benim zira

İtikadımca kelp tahirdir"

(tahir temiz anlamına da gelmektedir.)

Yine de uzunca bir süre IV. Murat tarafından korundu, daha sonraları IV. Murat kendisinden hiciv yazmamasını rica etti. Her ne kadar Nef'î padişah IV. Murat'a bu konuda söz verse de, kalemini durduramayıp Vezir Bayram Paşa hakkında bir hicviye kaleme aldı. Bu hicviyesinden ötürü, 1635 yılında, sarayın odunluğunda kementle boğularak öldürüldü. Sonra cesedi İstanbul boğazı'nda denize atılmıştır. Halk arasında Nef'i efendinin ölümü hakkında şöyle bir rivayet geçmektedir: Nef'i çok iyi bir şair olduğu için infazından vazgeçilmiştir.Padişaha gönderilecek belge yazılırken Nef'i de oradadır. Belgeyi bir zenci yazmaktadır ve kâğıda mürekkep damlatır. Nef'i de bu olay üzerine "Mübarek teriniz damladı efendim" diyerek yaşama şansını kaybetmiştir.

Kaynak: http://www.pasinler.gov.tr/kaplica_turizmi.aspx
Kaynak:http://www.pasinler.gov.tr/doga_turizmi.aspx
Kaynak:http://www.pasinler.gov.tr/tarihi_degerler.aspx (konaklama ulaşım gibi bilgiler için siteyi zayaret ediniz)

Erzurum Palandöken Tarihi ve Turizmi

Tarihi
Palandöken İlçesi’nin tarihi,  2008 yılına kadar Erzurum merkeze bağlı bir yerleşim merkezi durumunda olması nedeniyle ilin tarihiyle paralellik göstermektedir.
          Erzurum'un kuruluşu M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Şehrin coğrafi konumu nedeniyle, tarihte adından çok söz edilmiştir. Önceleri Bizanslılar, Sasaniler ve Araplar tarafından yönetilmiş, Erzurum ilk defa 1048 yılında Türk Komutanı İbrahim İnal tarafından Türk Yurdu yapılmıştır. 1080 yılında Saltukoğulları Devleti kurulunca bu devletin topraklarına katılmış ve 1514 yılında Yavuz Sultan Selim şehri eline geçirerek, Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içine dâhil etmiştir.
          1534 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile çıkarılan "Erzurum Kararnamesi" ile de "Beylerbeylik" olmuştur. Erzurum üç defa Rus işgaline uğramış olup, l828-1829 savaşları sonucunda 8 Temmuz 1829’da Ruslar tarafından işgal edilen Erzurum, Edirne Anlaşması ile (14 Eylül 1829 )tekrar Osmanlılara geri verilmiştir. Osmanlı Devleti’nin Londra Protokolünü reddetmesi üzerine Rusya 19 Nisan 1877’de Osmanlı Devleti’ne harp ilan etmiş, 1877 yılının 8–9 Kasım gecesi Ruslar Ermenilerin sayesinde Mecidiye ve Aziziye Tabyalarını ele geçirmişlerdir. Fakat Erzurum’un halkı şehrin müdafaasına bizzat iştirak ederek ve Tabyalarda ordusuyla bütünleşerek Aziziye Tabyalarında destan yaratarak Rusları püskürtmüşlerdir. 1. Dünya Savaşı sırasında 16 Şubat 1916 da Ruslar tarafından yeniden işgal edilen Erzurum, Kazım Karabekir komutasındaki Türk Ordusunun 12 Mart 1918'de Erzurum'a girmesiyle Rus işgalinden kurtulmuştur.

          Bugün Palandöken İlçes’inin bulunduğu yerleşim alanı; 1923’ten 2008’e kadar Erzurum Merkeze bağlı bir yerleşim merkezi olmuştur. 2008 yılında; 6/3/2008 tarih ve 5747sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Erzurum İlinde Palandöken İlçesi’nin kurulması karara bağlanmış ve 01.07.2008 tarihinde İlçe Kaymakamı Şenol ESMER'in göreve başlaması ile de ilçe resmen kurulmuştur.

Tuizm
Palandöken İlçesi tarihi, coğrafiyası, iklim özellikleri ve sosyo-kültürel yapısı ile birçok turizm çeşidi için elverişli bir yerleşim merkezidir.  İlçede kış, kültür ve inanç turizmi gelişmiş olup; kongre ve alternatif sporlara yönelik turizm de günbegün gelişmektedir.

Kış Turizmi
          İlçede turizm potansiyelinin belirleyicisi kış turizmidir. Yaz - kış üzerinde kar eksik olmayan yüksek dağlarıyla ve bu dağlarda kurulan kayak tesisleriyle Palandöken önemli bir kış turizm merkezidir.
          İlçe; 2000 Seyirci Kapasiteli Buz Hokeyi Salonu, 500 Seyirci Kapasiteli Short Track Salonu,  Konaklı Kayak Merkezi, Kayakla Atlama Merkezi ve Palandöken Kayak Merkezi ile uluslararası yarışmalar, hatta kış olimpiyatlarının düzenlenebileceği, 6000 kişinin doğrudan istihdam edileceği bir turizm merkezi durumundadır.

Kültür Turizmi
          Palandöken ilçesi,  2008 yılına kadar Erzurum merkeze bağlı mahalle ve köylerden oluşan bir yerleşim merkezi durumundaydı. Bu nedenle ilçedeki tarihi mekânların hepsi Erzurum tarihi ile yakından ilişkidir. İlçe,  yakın tarihe ışık tutan tabyalar ve cephaneliklerin yoğun olduğu bir bölgedir.

İnanç Turizmi

          İlçede inanç turizmi açısından önemli bir yere sahip olan Abdurrrahman Gazi, Pir Ali Baba, Kümbetli Ahmet Baba ve Maksut Efendi Türbeleri yer almaktadır. Özellikle, her gün yüzlerce kişinin ziyaret ettiği Abdurrrahman Gazi Türbesi inanç turizmi açısından büyük öneme sahiptir.

Kaynak: http://www.palandoken.gov.tr/ilcemiz/ilcemiz.html
Kaynak: http://www.palandoken.gov.tr/ilcemiz/turizm.html (daha fazla bilgi için adresi zyaret ediniz)

Erzurum Olur Tarihi ve Turistik Yerleri

 Vank Kilisesi
ank kelimesi "kilise anlamına gelmektedir. Bu gün bir kilisesi ve harabelerin bulunduğu bölge böyle bir yerleşim yeri , Olur'un 25 km kuzey batısında Ulahur Boğazı - Vank deresi ve Perisor Dağlarının alçalarak Vank tepesi ili birleşim yerinde kurulmuştur. Köye 12 km yakınındaki Çataksu köyünden gidilmektedir. Uç yandan kayalıklarla çevrili kalenin sekli araziye uydurulmuş uç gen biçiminde dır. Kale içinde meydanda sarnıçlar, ambarlar yer almaktadır. Ayrıca kale yakınlarında Rum - Pontus devleti zamanında onarımlar geçirmiş birde kilise bulunmaktadır.


İki katli olarak inşa edilmiş kilisenin birinci katında Hıristiyanlığın çevrede yayılışı sırasında sert kalkerlerden yapılmış yüz kişilik bir salon bulunmaktadır. Salon , kayının oyulması ile elde edilmiştir. İçerisinde 4 şutun yerleştirilerek tavana destek verilmiştir. Sonraki tarihlerde de ( V - VI yüzyıllar ) bu kaya oyma kilisenin üzerine kesme tastan ve kireçli harçtan bazilikal tipte ikinci kat inşa edilmiştir . Bazilikanın ortası kubbelidir. Sonraları çeşitli onarımlar geçiren yapıda üzerleri çeşitli bitki motifleriyle dekore edilmiş sütun, kapı ve pencere süsleri , kilisenin sanat değerini artırmaktadır. Ayrıca Hıristiyanlıkla ilgili çeşitli freske resimler de iç duvarlarda yer almaktadır. Kilisenin çevresinde Hıristiyanlıkla ilgili çeşitli yapılarla burası bir manastır halini almıştır.


Gözetleme Kuleleri
Olur, eski bir geçmişe sahip olması nedeni ile tarihi bakımdan oldukça zengindir. Olur bölgesini kontrol eden bazı kale ve gözetleme kuleleri eski ve orta çağlardan kalmıştır.
Gözetleme kulesi olarak belirteceğimiz ilk yapı şimdiki Ardahan- Olur- Artvin yolunun Olur yol ayrımında ,Köprübaşı Köyündedir.Buradan Olur’a ayrılan yolun 500 m. İlerisinde sağda bir tepenin üstünde bulunan “Gözetleme Kulesi” ,Ortaçağda bu vadiyi denetleyen bir karakol görevini üstlenmiştir. Ortaçağdan kaldığı tahmin olunan diğer kale ve gözetleme kuleleri ise şu köylerde bulunmaktadır: Aşağı Karacasu (Aşağı Peneskerk), Beğendik (Pırdanos), Kaledibi, Filizli (Kâraşot), Keçili (Niyakom), Merkez Kaledibi mevkii , Oğuzkent (Horket)Atlı (Ori), Eğlek (Ortiz) , Ilıkaynak (Arkünis), Ekinlik (Oğdadap), Kaban ve Sarıbaşak (Haynes). Ancak bu kale ve gözetleme kuleleri harap bir durumdadır. Bu yapıların bir özelliği vardır ,o da her biri bir diğerini görebilecek şekilde hakim tepeler üzerine yapılmalarıdır

Koç Heykelleri
Olur ilçesinin beş köyünde koç heykelleri vardır.Ilıkaynak (Arkünis),Yaylabaşı (Kâmis) , Uzunharman (Haydos) , Ekinlik (Oğdadap) ve Taşgeçit (Gesmanni) köylerinde bulunan koç heykelleri , Orta Asya Türk kültürünün Anadolu’ya uzanan kültür halkasındaki eserlerden sadece bir kaçıdır.Bu koç heykellerinin içinde dikkati çekenler Yaylabaşı köyünde ve uzun harman köyünde olanlardır.Yaylabaşı köyündeki heykelde “çift başlı kartal” kabartması ,Uzunharman köyündekinde de “aslan” kabartmaları vardır.Hangi dönemlerde yapıldıklarını kesin olarak bilmediğimiz bu heykeller en kötü ihtimalle Kar Koyunlu veya Ak Koyunlulardan kalmıştır.

Kivi Mağarası
Erzurum İli Olur İlçesi Yıldızkaya Köyü sınırları içerisinde bulunan mağara yüksek dağ ve kayalıklar altında yer almaktadır. Bu doğal yeri görebilmek için Erzurum üzerinden Olur ilçesine gidilmekte ve ilçeden köyün servisi ile ulaşım sağlanmaktadır. Yıldızkaya Köyü Erzurum'a 186 km. Olur'a 48 km. mesafede olup her gün ilçeye servis mevcuttur. Köy yolunun 30 km. asfalt 18 km stabilizedir. Ayrıca Artvin ili Yusufeli ilçesi Erenköy, Kirazalan ve Günyayla Köyleri üzerinden de ulaşım sağlanabilmektedir.

Mağara girişinin dışarıdan görünümü aşağıdaki resimde görülmektedir. Bu giriş kapısının genişliği yaklaşık 4 m., yüksekliği 0,75 cm., dir. Mağara iki bölümden oluşmaktadır. Bu iki kanaldan girişin sol tarafından yaklaşık 50 m. ilerlenebilmektedir. Mağara girişinden ileri doğru yüründüğünde doğa harikası sarkıt ve dikitlere rastlanır. Mağaranın içerisinde küçük göletler oluşmaktadır. Bu yapının yüksekliği yerine göre 0 ile 25 m. arasında değişmektedir. Genişliği ise 20.000 m2 olacağı tahmin edilmektedir.

Yine mağaranın bulunduğu dağın yaklaşık 500 m. tepesinde havalandırma bacası bulunmaktadır. Bu bacadan yoğun bir hava akımı hareketi gözlenir. Buraya köylülerce yelin gözesi denilmektedir. Bu havalandırma arazinin doğal yapısından kaynaklanmaktadır.

Kaynak: http://www.olur.gov.tr/default_B0.aspx?content=1049

Erzurum Oltu Tarihi ve Turistik Yerleri

OLTU KALESİ
Oltu Çayı’nın meydana getirdiğiyay içinde kalan Kale’nin ilk olarak ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak konum ve mimarisinden hareketle M.Ö. 3. yy. Urartular döneminde yapıldığı, sonraki devirlerde tamir ve ilavelerle takviye edildiği anlaşılmaktadır. Dış Kale tamamen yıkılmış, günümüze yalnız iç Kale gelebilmiştir. Kale içinde, burç üzerinde bir kilise temeli, bir mescit alanı, yıkık duvarlar ve bir türbe mevcuttur.


ARSLANPAŞA CAMİİ 
Oltu İlçesinde, Oltu Çayı kenarında yer alan Camii 1664 yılında Çıldır Atabeklerinden Kars Muhafızı Arslan Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camii bir külliye bünyesinde planlanmış, ancak doğudaki medrese hücreleri dışında, külliyelerin diğer elemanları yıkılmıştır. Kesme taştan inşa edilen cami, üç gözlü bir son cemaat yeri ve tek kubbe ile örtülü bir ibadet alanından oluşmaktadır. Yer yer süsleme unsurlarıyla zenginleştirilerek cami, plan ve mimarisiyle, Erzurum’daki Lala Mustafa Paşa, Gürcükapı camilerine benzemekte olup, Osmanlı sanatındaki tek kubbeli camilerin Doğu Anadolu’daki en güzel temsilcilerinden biridir.


MISRİ ZİNNUN TÜRBESİ

Oltu’da Arslanpaşa Mahallesinde yer alan türbenin kitabesine göre 1226 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Ancak kitabenin tereddütlü okunuşu, yapının daha geç bir tarihten; XIV-XV yüz yıldan kalmış olduğu kanaatini vermektedir. Mısri Zinnun adının gerçek Zinnun-i Mısri ile alakası yoktur. Silindirik gövdeli türbenin üstü içten kubbe, dıştan konik bir külahla örtülüdür.


RUS KİLİSESİ 

Oltu İlçesi Merkezinde yer alan eski eser kitabesine göre 1877-1878 Osmanlı Rus savaşında, Rusların Oltu’yu işgal ettiği dönemde yaptırılmıştır. Kilise haç planlıdır


ASLANPAŞA HAMAMI

M.S. 1664 tarihinde Arslanpaşa camiiyle birlikte, Mehmet Arslan Paşa tarafından yaptırılmıştır. Arslanpaşa külliyesinin doğusunda yer alan hamam 1962 yılına kadar faal bir durumda iken şu anda yıkılmış durumdadır. Sadece 6.40 X 6.40 ebadında kare bir planı olan soyunma odasının bir kısmı durmaktadır.


İRİAĞAÇ(PERNEK) KÖYÜ KIZ-OĞLAN KALELERİ
Oltu İlçesine 20 Km. uzaklıkta, bir birine 1.5 km mesafede iki kaledir. Pernek Kaleleri adı ilede bilinen kalelerden güneybatıdaki Kız Kalesidir. Burçlarından bazıları sağlam durumda olan kalenin Bizans Döneminde faal olduğu anlaşılmaktadır. Kuzeydoğuda yer alan ve kayalık bir tepeye kurulmuş olan diğer kaleye Oğlan Kalesi adı verilmektedir. Değişik dönemlere ait tamir izleri taşıyan sur duvarlarının çevirdiği kalede bir kilise kalıntısı bulunmaktadır.

BANA KİLİSESİ 
Oltu İlçesine bağlı eski adı Pernek olan İriağaç Köyünde bulunmaktadır. Genelde X.yy tarihlenen kilise tetrakoçhas planlı olup, kesme taş ile inşa edilmiştir.

OĞLAN KALESİ KİLİSESİ
Oltu’nun kuzeydoğusunda Oltu – Olur yolunun 25. km sinde; Oğlan Kalesi üzerinde yer alır. Plan özelliği ve duvar tekniği bakımından XV.yy. dan önce yapıldığı sanılan kilise tek neflidir. Oldukça sade bir yapıdır.

Kaynak: http://www.erzurumkulturturizm.gov.tr/TR,56053/oltu.html

Erzurum Oltu Tarihi ve Genel Durumu

OLTU'NUN TARİHİ

Tarihi kaynaklarda Olti'k, Oltu'm, Okhti'k veya Oltu'si (Olti'ler) diye geçen Oltu'nun tarihi günümüzden yaklaşık olarak 3000 yıl öncesine dayanır. Tarihi devirler boyunca  çeşitli devletlerin egemenliği altında kalan, Oltu başlangıçta bir kale yerleşmesi olarak kurulmuş, daha sonra  uzunca bir dönem  kale ve dış surlar içerisinde gelişmesini devam ettirmiş, bir ara Çıldır Sancağının merkezi olmuştur. Kuskusuz bu durum  Oltu'nun stratejik bir konumda yer almış olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü yerleşim yeri Doğu Anadolu Bölgesini, Kuzey Doğu Karadeniz kıyılarına, Kuzey doğuda ise Kafkaslara bağlayan eski yollara Kontrol altında tutabilecek bir konumda bulunmaktadır.

Böylesine tarihi ve coğrafi bir öneme haiz bir bölgenin araştırılması, incelenmesi elbette çok büyük çabalar gerektirmektedir. Bu çalışma hazırlanırken tek düşünülen şey  yüzyılların ihmaline uğramış, kahramanlar diyarı  ilçemize ufakta olsa hizmet etmektir. Amaç Türk milli mücadele tarihinde, uzun bir tarihi geçmişe sahip Oltu'nun da şerefli bir yeri olduğunu ortaya koymaktadır.

Oltu ismi Kıpçakların bir boy veya oymağından gelmektedir.
Ayrıca bu ad Dağıstan' ın güneyinde oturan Küçük Şirvan Bölgesi' nde bir kasaba ve küçük bir köye de verilen isimdir.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Alpaslan' ın komutanlarından Ebul-Kasim Erzurum yöresinde Saltuklu' lar Beyliğini kurunca, 1080 tarihinde Emir Ahmet Oltu' yu işgal ederek Türklerin eline geçmesini sağlamıştır.
1878 Ayestefanos Antlaşmasi ile Oltu Rusya' ya bırakılmıştır.
1917 Bolşevik ihtilali ile Ruslar çekilirken burasını Ermenilere bırakmış. 1917 Rus ihtilalinden sonra Oltu'nun yönetimi Ermeni Icra Komitesinin eline geçmistir.
Ruslar tarafindan Oltu'ya yerleştirilen Ermeniler 40 yıl boyunca yerli halka zulüm etmişlerdir.
1918 yılında işgalden kurtulmak amacıyla Oltu İslam Komitesi kurulmuş ve 25 Mart 1918'de Ermeniler sınır dışı edilmiştir. Bu tarih Oltu' nun kurtuluşu olarak kutlanmaktadır.
Kurtuluş mücadelesi sonrası kurulan Oltu Şura Hükumeti 17 Mayıs 1920' de TBMM Hükumetine katılmıştır.
1926 yılında Oltu ilçe statüsüne kavuşmuştur.
COĞRAFİ YAPI 

Coğrafi yapısına  gelince Oltu  İlçesi, Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeydoğusunda yer alır. Ancak yüzölçümünün  çoğunluğu Doğu Karadeniz Bölgesi sınırları içerisindedir. Oltu  Çayı vadisinde kurulan ilçe 1380 Km2 lik yüzölçümüne sahiptir. Rakımı ise 1275 metredir.

İlçenin  doğusunda  Şenkaya, kuzeydoğusunda  Olur, kuzeyinde Yusufeli ve  Uzundere, batısında  Tortum  ve  güneyinde  Narman İlçeleri bulunmaktadır. İlçe konum olarak 41-59 doğu boylamları ile 40-34 kuzey enlemleri arasında yer alır. Coğrafi  bakımdan  dağlık ve ormanlık  bir  yapıya  sahiptir. En yüksek tepeleri Akdağ 3030, Kırdağ  2000 m.dir. İlçenin  batısında  Uzundere  İlçesi Yayla Mahallesinden başlayan ve doğuya doğru alçalarak genişleyen vadinin alt kısmındaki topraklar alüvyonlu verimli topraklardır.

İlçede vadi boyunca yükselen 50-500 mt civarında irili ufaklı tepeler bulunmaktadır. İlçeyi  ikiye  bölen  Oltu  Çayı, Uzundere İlçesi Yayla Mahallesinden  çıkan Sivri Dere  ile İlçenin  batısından gelen  Narman  Çayı  İlçenin  5 km. batısında  birleşerek Çoruh Nehrine akmaktadır. Yaz aylarında suyu azalmaktadır.

İlçe rakımının düşüklüğü nedeniyle  Doğu Anadolu Bölgesi’nin  sert kara iklimine Oltu Vadisi boyunca rastlanmaz. Yüksek kısımlar ile vadi boyu arasında  iklim  farkı  önemli  derecededir. İlçede yıllık sıcaklık ortalaması 10.2 C dir. En yüksek hava sıcaklık Temmuz-Ağustos aylarında olup 1998 yılında en fazla sıcaklık ayı  31.4 C olmuştur. En düşük hava sıcaklığı ortalaması Aralık, Ocak, Şubat  ayları  itibarı ile 9.3 C dir. İlçede  yazlar  sıcak ve kurak kışlar ise az yağışlıdır. Yıllık yağış ortalaması ( Son 10 yıllık ) 29.6 M3 kg.dır. Rüzgarlar genellikle kuzey  yönünden  eser  ve  ortalama  hızı  2.0 kt/sn (Kuvvet/saniye) dir.Yağışlar  genellikle  ilkbahar  ve sonbahar aylarında görülür.

İlçe ormanlık alanlarında sarıçam,  karaağaç,  pelit   ve  kavak  gibi  ağaç türlerine  rastlanır. Oltu  Vadisi  boyunca  söğüt, kavak ve  meyve  ağaç toplulukları  bulunur. Gittikçe azalan  orman  örtüsü  sebebiyle  İlçe  ve  çevresinde erozyon olayı mevcuttur.
EKONOMİ
 
Oltu İlçesi çevresi ile beraber 4 ilçenin ekonomik faaliyetlerinin merkezi durumundadır. Halkın % 75’i tarım, hayvancılık, madencilik diğer kesimi ise sanayi ve ticaretle iştigal eder. Tarım arazisi miktarı 240.000 dekar olup, ancak bunun 76.000 dekarı sulanabilir durumdadır. İlçenin 70.748 hektar orman alanı vardır. 2008 yılında orman emvallerinden 2838 ster yakacak odun, 6276 m3 Tomruk,  634 m3 Tel direği,  2090 m3 Maden direği ve 152 m3 sanayi odunu üretimi yapılmıştır. İlçede ekilebilir tarım arazisi 3 bölgesel grupta toplanmaktadır.

İlçemizde 2009 yılı sonu itibarıyla 18774 adet büyükbaş 682 aded keçi, 15621 aded koyun, 34510 adet kümes hayvanı, 1080 tırnaklı hayvan, ( At, Eşek, Katır ), 12045 adet arılı fenni kovan bulunmaktadır. 2009 yılı içerisinde 37662 büyükbaş, 15111 küçükbaş hayvana Şap aşısı, 250 büyükbaş hayvana anhtrax aşı, 1000 adet Brusella genç aşısı, 5500 adet Yanıkara, 354 kedi köpek ve 42 adet sığıra olmak üzere toplam 936 adet kuduz aşısı, 2008 yılı sonu itibariyle 392 adet suni tohumlama yapılmıştır. İlçemizde 2009 yılı itibarıyla  91450 ton buğday, arpa, 63 ton çavdar, 567 ton mısır, 2235 ton şeker pancarı, 7000 ton patates, 187 ton kuru fasulye, 180 ton kuru soğan, 1188 ton fiğ, 9150 ton yonca, 1872 ton korunga, 712 ton elma, 280 ton armut, 100 ton vişne, 128 ton kiraz, 92 ton şeftali, 22 ton erik, 146 ton ayva, 640 ton dut, 60 ton üzüm ve 4 ton çilek üretimi yapılmıştır.
Oltu Taşı çıkarılması ve işletmeciliğinde 1000 civarında aile geçimini bu işkolundan sağlamaktadır. İlçede 2009 yılı itibariyle 1254 gelir vergisi mükellefi, 89 kurumlar vergisi mükellefi, 5794 motorlu taşıtlar vergisi mükellefi, 518 KDV mükellefi, 7 adet K.İ.T Mükellefi ve 32 adet Serbest Meslek Kazanç Mükellefi bulunmaktadır.  Vergi  tahakkuk  toplamı 10,315,446,38 TL., Tahsilat  ise 8,650,355,71 TL. Olarak gerçekleşmiştir. Tahsilât oranı % 84 dür. Ekonomik faaliyetlere T.C Ziraat Bankası, Halk Bankası, İş Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifi çeşitli faaliyetleri ile katkı sağlamaktadır.
İlçede 140 işyeri kapasiteli küçük sanayi sitesi mevcuttur. Olur, Narman ve Şenkaya ilçelerine merkezi konumda olan, Karadeniz bölgesine yakınlığı nedeniyle ılıman bir iklimin hâkim olduğu ve Türk Cumhuriyetlerine yakınlığı nedeniyle ihracata yönelik yatırım yapmak isteyen firmalar için ideal bir yer olan Oltu ilçemizde Organize Sanayi Bölgesi yer seçimi çalışmalarını 2001 yılında tamamlamış olup, ilçe merkezine 2.5 km mesafede 125 hektar büyüklüğünde bir alan üzerine kurulacak olan Organize Sanayi Bölgesi ile ilgili çalışmalar Müteşebbis Teşekkül Başkanlığı ve Oltu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığınca yürütülmektedir. 2001 yılında özelleştirme kapsamında kapatılan kömür ocakları İlçe ekonomisi açısından çok büyük öneme haiz olması nedeniyle ocaklarının yeniden faaliyete geçirilmesinin ilçe ekonomisi ve istihdamın sağlanması açısından büyük önem taşıması nedeniyle Oltu Kaymakamlığı, ilçede bulunan sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar bir araya gelerek atıl duruma düşen kömür  ocaklarının yeniden işletmeye açılarak istihdama ve ilçe ekonomisine katkıda bulunulması amacıyla Kömür sahalarını 16.07.2004 tarihinde özelleştirme kapsamında,  1 trilyon 200 milyar TL + KDV fiyatla satın almıştır. Oltu İlçesi  Köylere Hizmet Götürme Birliği Oltu Kömür A.Ş de %18 hisseyle 2. büyük ortak konumundadır.  Oltu Kömür A.Ş’nin halen 285 çalışanı vardır.
NÜFUS

İlçe merkezinde 20,305, köylerde 11,913 olmak üzere toplam 32,208 kişi ilçemizde yaşamaktadır. Okuma-yazma oranı % 90 ‘dır.
SOSYAL YAPI
 
İlçe merkezinde 6230’u Mesken, 1350 işyeri ve 182 kamu binası bulunmaktadır. Genellikle  binalar karkas, yığma, kargir ve yığma taş olarak  inşa edilmiş olup, son yıllarda düzenli ve planlı  konut  yapımı devam etmektedir.  
İlçe halkın %75 i geçimini tarım, hayvancılık  ve  madencilik kaynaklarından sağlamakta, diğer kesim ise küçük sanayi ve ticaretle iştigal etmektedir
ULAŞTIRMA VE ALTYAPI

Oltu İlçesi Erzurum İline l14 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Erzurum- Ardahan- Kars- Artvin Devlet Karayolu şehir içerisinden geçmektedir. 65 köy yolunun 58’i stabilize olup, 13 köyümüzün yolu asfalttır. Ulaşım hizmetleri İlçemizde bulunan Karayolları 127.Şube Şefliği ve İl Özel İdaresi Bakımevi tarafından yürütülmektedir. Karayolları 127.Şube Şefliği hizmetleri çeşitli tipte 35 araç ve 39 personeli ile yürütülmekte olup, sorumlu olduğu yol ağı 534 km dir. İl Özel İdaresi bakımevi hizmetleri 10 araç ve 23 personel ile yürütülmektedir. İlçe merkezinde Dms 100–200 telefon santrali bulunmaktadır. Merkez abone sayısı 5600 adettir. İlçeye bağlı köylerin tamamı otomatik telefon görüşmesine kavuşmuştur. İçemizde RTÜK kararı ile müsaade edilen Çağrı FM ile Süper FM radyoları yayın hayatını sürdürmektedir. Bunun dışında günlük olarak yayın hayatını sürdüren “Oltu’nun Sesi” gazetesi bulunmaktadır.

Kaynak: http://www.oltu.gov.tr/ilcemiz.html

Erzurum Narman Tarihi










Narman yöresi sırasıyla M.Ö. 680-655 yıllarında sakaların daha sonra Arapların ve Bizansların hakimiyeti altında kalmıştır. Selçuklu komutanı İbrahim Yılnal'ın Pasinler savaşını kazınması ile birlikte Selçuklu hakimiyetine girmiş daha sonra Osmanlıların eline geçmiştir. 1877-1878 yıllarındaki Osmanlı-Rus savaşından sonra Rus hakimiyeti altına giren  Narman 1917 Bolşevik İhtilalinden sonra Rusların çekilmesi ile birlikte Rusların yerleştirdikleri Ermenilerin saldırılarına maruz kalmıştır. Narman halkının gayretleri ile Osmanlı ordusu gelmeden 18 Mart 1918 tarihinde Ermeni mezaliminden  kurtarılan Narman 1954 yılında ilçe statüsüne kavuşturulmuştur. Kuruluş ismi Namurvan-Namervan olan Narman Araplar döneminde İd ismi ile anılmış, daha sonra Narman ismini almıştır.

Kaynak: http://www.narman.gov.tr/default_B0.aspx?content=199
Foroğraflar: http://www.narman.gov.tr/default_B0.aspx?content=182

Erzurum Köprüköy Tarihi ve Turistik Yerleri

TARİHİ DURUMU
Türkler acısından Köprüköy İlçesinin tarihi 1071 Malazgirt savaşı öncesine kadar uzar.Bugün için sınırları içerisinde bulunan Avnik (Güzelhisar) Kalesinin stratejik önemi çok büyüktür. 1054-1055 yıllarında Türk Boylarının Anadolu' ya ilk fetih hareketlerinin başladığı sıralarda Avnik Kalesinde bulunan Bizans yöneticileri İslamiyetle tanışmışlar ve İslamiyeti kabul etmeleri neticesinde kendilerine bağlı 27 pare köyü Türklere satmışlardır.
Türkler tarafından satın alınan bu köylerden bir tanesi de Köprüköy’ dür. 1829' da Rusların Erzurum'u işgal etmeleri ile Rus işgaline girmiş olan Köprüköy ermeni katliamlarınada uğramıştır.

KÖPRÜKÖY (DELİ ÇERMİK ) KAPLICALARI:
Kaplıca suyu; Bikarbonatlı, sodyumlu, kalsiyumlu, karbondioksitli, demirli ve bromürlü bir bileşime sahiptir. Sindirim sistemi Böbrek ve idrar yolları,kan dolaşımı ve kalp hastalıkları, metabolizma bozuklukları ve romatizmal rahatsızlıklara olumlu etki yapmaktadır.
Kaplıca Sularının Özellikleri:
Su sıcaklığı 26C. Ph değeri 6.12 Akım değeri 101 It/sn.
Köprüköy İlçemizde yer alan bu kaplıca Merkez ilçeden 56 Km. uzaklıkta olup, Erzurum-Ağrı-Kars karayolu üzerinde olduğundan ulaşım çok rahattır.

AVNİK KALESİ
Avnik, Erzurum’un yaklaşık 60 km. doğusunda Köprüköy İlçesi'nin güneyinde, aynı ismi taşıyan akarsu kenarında, bir köydür. Avnik Kalesi Güzelhisar (eski adıyla Avnik) köyünün kuzeyinde kayalık bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Kalede bulunan sarnıçlar ve diğer bazı yapı unsurlarından, bu kalenin Urartulardan kalmış olduğu sonucu çıkartılabilir.
Kitab-ı Diyârbekriyye'de ki kısa tanıtmalar Avnik'in önemini bir kere daha ortaya koymaktadır. Avnik, Osmanlı idaresine Kanûni Sultan Süleyman zamanında girmiştir. Köprüköy’ün önemli kalesi olarak, tarihi rolünü sürdürmeye devam etmiştir.

ÇOBANDEDE KÖPRÜSÜ
Köprüköy İlçesi'nin sınırları içerisinde yer alan Çobandede Köprüsü, İlhanlılar’ın veziri Emir Çoban Salduz tarafından yaptırılır. Aras Nehri üzerine, 7 adet kemer gözlü olarak inşa edilen köprüden, günümüze 6 gözü ulaşabilmiştir. Dönemin önemli yapılarından biri olan tarihi köprü, günümüzde koruma altına alındığından kullanılmıyor.




Kaynak: http://koprukoy.meb.gov.tr/Sayfa.aspx?id=5

Erzurum Karayazı Tarihçesi

TARİHİ

      İlçe M.Ö. III ncü yüzyılda medeniyetin kurulduğu Aras nehri civarında Salyamaç, Yolgören ve Çelikli köylerinde bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır. İlçe Bayraktar köyü civarında kurulmuştur.Daha önce Bayraktar diye tanınan ilçemiz 1071 Malazgirt zaferinden sonra Anadolu ya ayak basan Selçuklu hükümdarı Alparslan’ın öncülerinden Bayraktar Han tarafından kurulmuştur.İlçenin adı buna izafeten Bayraktar olarak kalmıştır.Bayraktar isimi ile anılan Karayazı ilçesinde halen eskiden köy olan şu anda bir mahalle olan bir yerleşim yeri mevcuttur.
      Karayazı ismi karla kaplı düzlük anlamına gelen kar yazı sözünden gelmektedir.Osmanlı döneminde Bayraktar köyü Hınıs Sancağına bağlı olarak kalmıştır.Cumhuriyetin ilanından sonra yörenin özelliği nedeni ile idari bütünlüğün sağlanması ve hizmetlerin genişlettirilmesi amacıyla T.B.M.M tarafından ilçe kurulmasına karar verilmiştir.
      1937 yılında bu gün ,köprü köy ilçesine bağlanan Çullu köyünün bulunduğu yerde ilçe merkezi kurulmuştur.İki yıl sonra ilçe merkezi şu an merkez mahalle olan Bayraktar mahallesinin kuzeyinde hükümet konağı ve Jandarma Karakolu inşa edilerek buraya taşınmış ve Karayazı ismini almıştır.
      Halk arasında “Karayazı “ismini şu olaydan aldığı yaygın olarak söylenmektedir. Anlatılan efsaneye göre ;Bir kış günü Tekman ilçesinden Bayraktar’a gelen düğün alayı dönüşlerinde kar fırtınasına tutulurlar.Kırk elli kişi oldukları tahmin edilen süvarilerin tümü bu fırtınada ölürler.Yalnızca gelin kurtulmuştur.Bu acı olay üzerine gelin “Karayazım,Karayazım,budur benim yazım;ben feleğe neylerim kış oldu güzel yazım” diyerek duygularını dile getirdiği söylenir.Ancak bunu teyit eden resmi bir belge yoktur.

COĞRAFİ DURUM

      Karayazı ilçesi ERZURUM iline bağlı bir ilçe olup ;Doğu Anadolu bölgesinin Yukarı Murat Van bölümünde yer almaktadır.İlçenin sınırları doğudan Ağrı ili Eleşkirt ve Tutak ilçesi ,Güneyde Erzurum Karaçoban ve Hınıs İlçeleri, Güney batısında Tekman ilçesi ,Kuzeyde Pasinler ve Horasan ilçesi ile çevrilidir. Yukarı ve Aşağı grit çizgileri , sağ, sol grit çizgileri arasında yer alır. Sıcaklık: Karayazı ilçesinin yaz aylarında En yüksek ısı 29.8.derece olarak tespit edilmiştir. En yüksek sıcaklık ortalaması 8.9 derecedir. En sıcak ay Ağustos ayıdır. En düşük sıcaklık ortalaması 5.46 dır En soğuk ay ocak ayı olup –15.3 derecedir.
      Basınç: Karayazıda İlçesinde en yüksek basınç 591,8 mm., ortalama basınç 610 mm. Olup, basıncın düşük olduğu görülmektedir. Yükseklere çıkıldığında hava kürenin kalınlığı ve yoğunluğu azalmaktadır.
      Rüzgar: Bölgede rüzgar kuzey yönlerinden esmektedir.
      Nem: Nispi nem ortalaması %61'dir. İlçeyi etkileyen basınç merkezlerinin sık sık değişmesi, sıcaklığın fazla düşük olması nedeniyle nem aynı seviyede kalabilmektedir.
      Su: Kar en erken Ekim ayı sonlarına doğru yağmaktadır. Mayıs ayı sonuna kadar devam eder. Kar örtüsünün ortalama kalınlığı 80 cm. olmakla birlikte bu kalınlık İlçe dışında 150 cm.ye kadar çıkmaktadır.
      İlçede yılın 79 günü açık, 200 günü bulutlu, 86 günü ise kapalı geçmektedir.

EĞİTİM KÜLTÜR

      İlçe merkezinde 1 lise, 1 Yatılı İlköğretim bölge Okulu, ve 2 ilköğretim okulu bulunmakta, ilçemize bağlı köy ve mezralarda ise 83 ilköğretim okulu ile toplam 87 okulda 229 derslikte 278 öğretmen ile 7.352 öğrenciye eğitim ve öğretim verilmektedir.
      Zorunlu Eğitim imkanı olmayan ilçemize bağlı yerleşim birimlerinden 7 taşıma merkezine 11 yerleşim biriminden 271 öğrenci taşımalı sistemle eğitim ve öğretim görmektedir.
      İlçemiz genelinde 1042 öğrenci hakkında sürekli devamsızlıkları nedeniyle bir kısmına yasal işlemler yapılmış, diğer kısmının ailelerle görüşülerek devamlarının sağlanması yönünde çalışmalar devam etmektedir. Okuma-yazma oranı ilçemiz genelinde % 80 olarak tespit edilmiştir.
      İlçemiz Halk eğitim merkezi Müdürlüğünce, 1 halıcılık , 1 bilgisayar , 3 makine nakışı kursu ve 1 İngilizce dil kursu, 1 giyim, 9 birinci kademe okuma-yazma kursu, 1 ikinci kademe yetişkinler eğitimi kursu, 1 Üniversiteye hazırlık kursu(Mehmetçik Dersanesi) , olmak üzere toplam 18 kurs açılmış, bu kurslara 200 kursiyer kaydı yapılmış, bu kurslardan 18 kurs sonuçlanmış 118 kursiyer belge almıştır. Diğer kurs ve etkinlikler devam etmektedir.
      1975 yılında hizmete açılan Karayazı İlçe Halk Kütüphanesi 3.860 ciltli ve 3.740 adet ciltsiz olmak üzere toplam 7.600 adet kitapla ilçemiz öğretmen evine ait bir salonda faaliyet göstermektedir. Hizmetin daha etkin ve verimli olabilmesi bakımından müstakil bir kütüphane binasına ihtiyaç vardır.

Kaynak: http://karayazi.bel.tr/?s=i

Erzurum Karaçoban Tarihi

Karaçoban Tarihi


   1. Yerleşmenin Tarihi Gelişimi

       Karaçoban ilçesinin tarihi M.Ö. 1400 yıllarına dayanmaktadır. Başlangıçta uzun süre İranlıların egemenliği altında kalmış olan ilçe, sonraları Bizanslıların egemenliğine girmiştir. 1071 yılında Malazgirt Savaşı sonrası Karaçoban Türk egemenliği altına girmiştir. Osmanlı İmparatorluğu yükselme döneminde Anadolu birliği sağlanırken ilçe bu birliğe dahil olmuştur. Daha sonraki devrede Rus işgali altına giren ilçe, Rus ordusunun çekilmesiyle bugünkü Türkiye topraklarına katılmıştır. İlçedeki tarihi ve kültürel değerlerden en önemli olanı Muş beylerinden Alaaddin Bey tarafından 1134 yılında yaptırılan Zernak Kalesi’dir. Ayrıca ilçe merkezinde Sarıveli Mahallesi’nde bulunan Sarıveli Höyüğü de M.Ö. 1400 yıllarına dayanan tarihi ile önemli tarihi eserlerden birini oluşturmaktadır.

   2. Yerleşmenin Dağılışı

       Karaçoban ilçe merkezi yerleşme alanı olarak doğu-batı yönü doğrultusunda 4km, kuzey-güney yönü doğrultusunda ise 2km olup toplam yerleşme alanı 8km2’dir. Daha önce de değindiğimiz gibi merkezde nüfus yoğunluğunun anayol (Cumhuriyet Caddesi) çevresinde artmasına bağlı olarak yerleşme alanı da bu bölgede büyük bir yoğunluk kazanmıştır. İlçe merkezi yerleşim alanı olarak kuzeye doğru çok yayılma göstermiştir. Güneye doğru ise Hınıs Çayı’nın ilkbahar aylarında taşması nedeniyle akarsuyun oluşturduğu sekinin bitimine kadar yayılma göstermiştir. Bu yayılma anayolun güney bölümünü oluşturur ki burada yerleşmeler çok azdır.

   İlçe merkezinde yerleşmenin dağılışını etkileyen belli başlı fiziksel ve beşeri faktörleri kısaca şöyle açıklamak mümkündür:

   1 - Yerleşme alanının kuzeyine doğru çıkıldıkça su kaynaklarının azalması ve bu bölgedeki toprağın bahçe tarımına elverişsiz olması yerleşmenin bu bölgelere doğru seyrekleşmesini sağlamaktadır.

   2 - Yerleşmenin yoğun olarak bulunduğu bölgenin Hınıs Çayı’nın oluşturduğu alüvyal ve tarım ürünlerinin yetişmesi bakımından verimli topraklara yakın bulunması.

   3 - Çevredeki bütün şehir merkezlerine bağlanan anayolun ulaşım kolaylığı sağlaması açısından bu bölgenin yerleşme bakımından yoğun olması.

   4 - Nüfusun yoğun olarak bulunduğu ticari sektörlerin (Bakkal, kıraathane, oyun salonları, berberler, lokanta, v.s.) Cumhuriyet Caddesi üzerinde toplanmaları ve bu ticarethanelerin halkın temel ihtiyacını karşılaması bakımından yakın olması.

   5 - Kamu kurum ve kuruluşlarının yoğun olarak bulunduğu “belediye” olarak adlandırılan bölgenin merkez noktayı teşkil etmesi. Ancak bu bölgenin yerleşme alanı olarak ileriki yıllarda yoğunluk kazanması bekleniyor.

       İlçe merkezinde yerleşme genel olarak alanın genişliğine ve topografyanın engebeli olmamasına bağlı olarak dağınık bir yapıya sahiptir. Yerleşmenin dağınık olmasının diğer önemli bir nedeni ise üç tane köyün birbirine yakın olması nedeniyle birleşmeleridir (Karaçoban , Sarıveli ve Gövendik Köyleri).

Kaynak: http://karacoban.bel.tr/tarih.php

Erzurum İspir Tarihi ve Turistik Yerleri

Tarihi 
ispir kalesi

Adını saka Türklerinin Sasper boyunun milattan önce 7. yy fethi sonrasında alan ispir ve çevresinde Urartu, Saka, Med, Persroma, Bizans, Sasani, Arap, Emevi, Abbasi, Selçuklu, ilhanlı, Karakoyunlu, Timur, Akkoyunlu, Gürcü krallığı, Osmanlı medeniyetlerinin yerleşim alanı olmuştur.
    1015’ ten itibaren Anadolu’ya başlayan Türk akınlarının tesir sahasında kalan yöremiz,1048 yılında Selçuklu hakimiyetine giren bölge 1071 e kadar Bizans ve Selçuklu arasında el değiştirmiş 1071 Malazgirt Zaferinden sonra kesin olarak Türk topraklarına katılmıştır.
    Anadolu beyliklerinden sonra İlhanlılar, Karakoyun ve Akkoyunlular tarafından el değiştirilen İspir 1387 tarihinde Timur tarafından zaptedilmiş, daha sonra Karakoyunlular ve Şah İsmail hâkimiyetine giren İspir ve yöresi 1514 Çaldıran Zaferi ile Yavuz Sultan Selim tarafından alınmış ve ondan sonra Osmanlı İmparatorluğunun bir Sancağı haline getirilmiştir. İlçe merkezinde bulunan Sultan Selim Camii Çaldıran Seferi dönüşünde Yavuz Sultan Selim Han tarafından yaptırılmıştır.
    Birinci Dünya savaşı döneminde ilçemiz 1914 – 1918 yılları arasında Rus işgali ve Ermeni mezalimine uğramış, 25 Şubat 1918’de Kazım Karabekir Paşa Komutanlığında 1. Kafkas Kolordusuna bağlı birliklerce vatan topraklarına katılmıştır. **

Kültür ve Turizm

Çoruh Vadisi Başta Rafting, Kano, Trekking, Dağcılık olmak Üzere Birçok Açık Hava Sporunun Rahatlıkla Yapıldığı Yerdir. Çoruh Vadisi Birçok Sportif Aktiviteye Uygundur. Yedigöller Bölgesi (Yedigöl Köyü, Moryayla), Çamlıkaya, Taşlıca Hotar, Ardıçlı-Devedağı, Sırakonaklar, Davalı Yayla, Kaçkar, Çamlıca Yaylası Gibi Bölgeler Her Türlü Yürüyüş Aktivitesi İçin Oldukça Elverişlidir.


Verçenik (3709) ve Kaçkar (3932) başta olmak üzere bütün Kaçkarlar dağcılık için çok özeldir. Yedigöl, Verçenik, Moryayla Karaçelle Tepe, Sırakonaklar, Davalı Yayla, Kaçkar, Sırakonaklar, Soğanlı Yayla, Kaçkar dağcılık aktiviteleri için başlıca rotalardır.*


Kaynak: http://www.ispir.gov.tr/default_b0.aspx?content=209 *
Kaynak: http://www.ispir.gov.tr/default_b0.aspx?content=1006 **

Erzurum Horasan Tarihi ve Genel Bilgiler


Horasan, Doğuyu Batıya bağlayan eski ipek yolu üzerinde bulunan ve M.Ö. 4000 yılına kadar uzanan bir geçmişe sahip olup, Büyük Roma,Asur, Uranu, Med, Pers Devletlerinin istilalarına uğramış, milattan sonraki dönemde ise, Sasani, Arap ve Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1071 Malazgirt Savaşıyla birlikte Selçukluların Bizans,Gürcü ve Ermeni krallıklarına karşı kesin üstünlükleri Doğu Anadolu´ nun zaptı başlamış oldu. Bu süreçte İran Horasan´ ından gelen Türk topluluklar, o zamana kadar ismi ÜSKÜHAT olan yere Horasan ismini vererek yerleştiler.

Erzurum ve civarında Osmanlı hakimiyeti 1514 yılında yapılan Çaldıran Seferiyle kurulmuş ve Horasan, Erzurum Sancağı Pasinler Kazasına bağlı 16 köyden ibaret bir Osmanlı Nahiyesi olmuştur.1877-1878 Osmanlı-Rus harbi sırasında, Ahmet Muhtar Paşa kumandasındaki ordu her ne kadar kısmi başarılar elde ettiyse de Horasan - Köprüköy - Pasinler hattı Rus işgali altına girdi ve ordu Erzurum hattına çekildi.
1917 yılında Rusya´da meydana gelen ihtilal üzerine Rus´lar, işgal ettikleri yerleri Ermenilere bırakarak bölgeden çekildiler.Rusların çekilmesinden sonra Doğu illerini kurtarmak üzere harekete geçen ordumuz, Kazım Karabekir Paşa komutasında 12 mart 1918 de Erzurum´ u kurtarmıştır. Horasan´ ın Ermeni zulmünden kurtuluşu ise 16 Mart 1918’dir.Horasan İlçesi, Cumhuriyet devrinde Pasinler İlçesine bağlı Zanzak (Akçataş) nahiyesinin bir köyü iken 1940 yılında nahiye merkezi şimdiki Horasan´ a nakledilmiş ve 30 köy bağlanmıştır. 4 Aralık 1953´ de 6191 sayılı kanunla ilçe olmuştur.

COĞRAFİ YAPI
Horasan İlçesi Erzurum ilinin doğusunda Aras nehrinin kenarında kurulmuştur. Yüzölçümü 1662 Km2 dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 1650 mt´
İlçenin doğusunda Sarıkamış, güneydoğusunda Eleşkirt, güneyinde Karayazı, batısında Köprüköy ve kuzeyinde Narman  ilçeleri yer almaktadır. İlçenin toprakları genel olarak Aras nehri boyunca uzanan geniş düzlüklerle, Kuzey ve Güneyden çevrili tatlı eğimli çıplak geniş sırtlardan meydana gelmiştir.
Belli başlı akarsuları Aras Nehri, Zars Çayı ve Serküllü Çayıdır.

EĞİTİM
İlçemizde örgün eğitim veren okullarımız:
İlçemiz merkezinde 1 genel Lise, 1 Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezi, 1 Anadolu Lisesi, 1 Kız Teknik ve Meslek Lisesi, 1 İmam Hatip Lisesi, 1 Yatılı Bölge Okulu ve 7 İlköğretim Okulu, 2 Anaokulu, köylerde ise 21 ilköğretim okulu ve 60 birleştirilmiş sınıflı ilköğretim okulu mevcuttur. İlçemizde toplam olarak 5 ortaöğretim ve 88 ilköğretim kurumu ve 2 anaokulu eğitim – öğretime devam etmektedir

KÜLTÜR
Her çevrenin kendine özgü ortak hareket tarzı vardır. Bu ortak zevk giysilere de yansımıştır. Erzurum giysilerini, yöresel giysiler ve oyun giysileri olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz:

Yöresel Giysiler

Eski Erzurum’ da giysilerin giyim ve hazırlanması “abacı” denilen esnaf tarafından dikilirdi. Kıyafet kanunundan önce (1925) kullanılan ve bugün bir çoğu unutulmuş olan giyim-kuşam eşyası arasında; kalpaklar, serhatlık (silahlık), kuşaklar, gömlekler, kazekiler, zığvalar, şalvarlar, yelekler vb. sayılabilir.
Geçmişte Erzurum’ da kadın giysileri de yöresel özellikler taşır. “Üç etek” ve “kadama” denilen bindallı elbiseler en yaygın olanlardı.

Türbeler
Ahmet Efendi, Güreşken Baba, Hasan Dede, Horasan Baba, Huykesen Baba,Karaşeyh, Kuzuçam Baba, Eskici Baba, Sanamer ( Hacı Ahmet baba) baba,Veli Baba , Postlu Baba, Şeyh Ocağı,Kubbeli ziyareti gibi önemli tarihiziyaret yerleri vardır.(Kaynak Akif Özkan ziyaretçi)

Oyun Giysileri

Erzurum halk oyunlarında kullanılan giysiler, mor ve beyazla süslenmiştir. Dağ ve kır güzelliklerinin bilinçli bir şekilde giysilerde motiflendiği görülür. Erzurum barlarında giyilen giysileri erkek ve kadın giysileri diye iki başlık altında toplayabiliriz:

Erkek Giysileri

- Cistik: Bar oynarken ayağa giyilen ayakkabı.
- Zığva: Uçkurlu, beli lacivert kumaştan yapılan şalvar.
- Yelek: Kenarları ve cep ağızları siyak kaytanla süslenmiştir.
- Gömlek (işlik): Beyaz renkli dik yakalıdır.
- Kazeki: Uzun kallo kısa cekettir. Kolları geniş kaytanla süslüdür.
- Kuşak (şal): Renkli ipliklerden örülmüştür. Bele sarılır.
- Gümüş köstek: Yeleğin üstüne takılan bir nevi aksesuardır.
- Bazubent: Kola takılır, boncuktan örülür, içerisine ayet konur.
- Mendil: Barbaşı veya pöçük oyunsusunun elinde bulunur.
- Diğer Aksesuarlar: Zıbın (içlik), yün çorap, çapula, yemeni vb.

Kadın Giysileri

- Bindallı: Kadife üzerine simle Türk motifleri işlenen giysidir.
- Leçek (yazma): Pullar ve boncuklarla süslü baş örtüsüdür.
- Gümüş Kemer: Üzerinde muhtelif işlemeler olan, çengellerle birbirine bağlanan, gümüşten yapılmış kemerdir.
- Papuç: Yumuşak deriden yapılmış olan, oyunda giyilen ayakkabıdır.
- Dizleme: Beyaz yünden örülmüş, diz kapaklarına kadar uzanan çoraptır.
- Mendil ve Diğer Aksesuarlar: Mendil, barbaşı ve pöçük oyuncusunda bulunur. Ayrıca aksesuar olarak boyuna, beşibirlik, altıntaş (toplu), oltu taşı, işleme kolye, burma bilezik, parmaklara da altın yüzük takılır.

Kaynak: http://horasan.meb.gov.tr/www/horasan/icerik/9