Bursa Yıldırım Tarihi ve Turistik Yerleri ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Bursa Yıldırım Tarihi ve Turistik Yerleri

Balabanbey Kalesi

307 yılında başlayan Bursa kuşatması çok uzun sürüp şehir alınamayınca Osman Bey’in emri ile Balaban Bey ve Gazi Akdemir kaleleri kurulmuş ve inşasından kısa bir süre sonra Bursa’nın fethi gerçekleşmiştir. Bursa’da 1303 yılında Osman Gazi tarafından yaptırılmış olan ve Osmanlı’nın Bursa’da yaptırdığı ilk eser olarak bilinen tarihi kaledir. Kale adını Osman Bey’in ünlü komutanlarından birisi olan Balaban Bey’den alır.

Balabanbey Kalesi, Bursa Yıldırım Belediyesi sınırları içinde Mollaarap Mahallesi’nde yer alır.Geleceğin modern ve görkemli kentini inşa ederken geçmişten kopmadan tarihi ve kültürel mirası korumayı ilke edinen Yıldırım Belediyesi, Osman Gazi tarafından 1303 yılında yapılan Balabanbey Kalesi’ni, gün yüzüne çıkardı.Harap durumdaki kalenin restrorasyon 2005 yılı içinde başlamış ve 6 Nisan 2006’daki Bursa’nın Fethi Şenlikleri’nde ziyarete açılmıştır.

Emirsultan Külliyesi

Bursa’nın en önemli mimari yapılarından olan Emir Sultan Camii, Yıldırım ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Cami; Emir Sultan’ın eşi, Yıldırım Bayezıd’ın kızı Hundi Fatma Hatun tarafından yaptırılmıştır. Emir Sultan mezarlığının yanında servi ve çınar ağaçlarının arasında bulunan Emir Sultan Camii'nin avlu revaklarında görülen ahşap kaş kemerler, Bursa kemerinin en güzel örneklerindendir. (1366-1429) yıllarında yapıldığında tek kubbeli olarak inşa edilen camiye 1507’de avlu ve üç kubbeli revak eklenmiştir. Batıdaki merdivenlerden çıkılarak iki sütun arasındaki kapıdan geçildiğinde girilen avlunun ortasında şadırvan, güneyinde cami ve kuzeyinde türbe ile ahşap odalar bulunmaktadır.1795 yılında tamamen yıkılmış, yerine 1804 yılında III.Selim tarafından aynı plan üzerine rokoko ve ampir tarz karışımındaki süslemeyle yenilenmiştir.

Avlu ahşap revakla çerçevelenmiştir. Sekizgen kasnak üzerine oturan tek kubbeye sahip olan Emir Sultan Camii’nin kuzey cephesinin köşelerinde kesme taştan birer minare yer almaktadır. İznik ve Bursa'da yapılmış dört köşe pencerelerin etrafı çok defa mukarnaslarla işlenmiş ve üstüne Rumi motiflerle süslü alınlıklar yerleştirilmiş olan Emir Sultan Camii’nin mihrabı da, 17. yüzyılda İznik çinileriyle yaptırılmıştır.

Külliyenin içinde; Cami, Türbe, Hamam, mezarlık ve döneminin özgün çeşmeleri yer almaktadır.

Emir Sultan Türbesi

Emirsultan TürbesiHalk arasında Emir Sultan Camii kadar, hatta ondan da fazla önem taşıyan Emir Sultan Türbesi’nde, Emir Sultan’ın yanı sıra, hanımı Hundi Hatun’ un, oğlu Emir Ali’nin ve iki kızının da sandukaları yer almaktadır. Emir Sultan 1429 yılında vebadan ölmüştür.

Emir Sultan, Yıldırım Beyazıd’ın kızı Hundi Hatun’la evlenmesinin ötesinde, adına yapılmış Türbe, Cami ve Hamamı ile yüzyıllardır anılmaktadır. Cami ile aynı avluda yer alan Türbenin zamanla yenilemesinden dolayı özgün yapısından pek iz kalmamıştır. 1868 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan büyük bir onarımla günümüzdeki yapısına ulaşmıştır.

Sekizgen bir plana sahip olan türbeye doğudaki kapıdan girilmektedir. Kurşunla kaplı kubbe ile örtülü olan türbenin zemini avlu seviyesinden aşağıda bulunmaktadır.

Emir Sultan Hamamı

Emir Sultan HamamıEmir Sultan Camii’nin güneyinde köşede yer alan tek hamam olan Emir Sultan Hamamı, Emir Sultan’ın eşi Hundi Hatun tarafından 1426 yılında yaptırılmıştır. Tek hamam sınıfından olup taş ve tuğladan yapılmıştır.

Hamamın soğukluk kısmı kubbeliyken yıkılmış, sonradan düz çatı ile örtülmüştür. Soğukluktan 24 helezoni dilimli kubbenin örttüğü ılıklığa geçilmektedir. Tuvalet, usturalık ve iki halvetin bağlanmış olduğu ılıklıktan, üç eyvanlı ve iki halvetli sıcaklık kısmına geçiş vardır. Hamamda bulunan göbek taşının üstündeki kubbe, kıvrımlı bir kuşağa oturmaktadır.

Günümüzde yapı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından müze olarak projelendirilmiş ve restorasyona tabi tutulmaktadır.




Emir Sultan Mezarlığı

Caddenin iki tarafını kaplayan ve Emirsultan Camii’ne kadar uzanan bu mezarlıkta birçok tarihi şahısların kabirleri bulunmaktadır.

Emir Sultan Çeşmeleri...

Çobanbey Türbesi
Umurbey Mahallesi’nde kendi adıyla anılan sokakta yer almakta olan Çobanbey Türbesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucularından Osman Bey’in oğlu Çoban Bey’e aittir. Yazılı kaynaklarda 14. yüzyılda yapıldığı belirtilen türbenin içinde beş adet lahid bulunmaktadır. Çobanbey Türbesi,1971 yılında Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu tarafından onarılmıştır.
6.45 metrelik kare planlı olan türbenin üzeri basık bir kubbe ile örtülüdür. Duvarlarında moloz taşı ve tuğla kullanılmış olan türbenin iç duvarları sıvasız ve bakımsız bir haldedir. Kubbesi dıştan betonla kaplı ve iki sıra kirpi saçaklı olan türbenin beden duvarlarından kubbeye geçiş üçgenler aracılığıyla sağlanmaktadır.
Çobanbey Türbesi’nin giriş kapısı tuğladan yapılmıştır ve sivri alınlıklıdır. Batıdaki ve kapı üstündeki pencereleri sonradan örülerek kapatılan yapıyı aydınlatan, doğu yönündeki altlı üstlü ikişer penceredir. Türbe yapısının batı yönünde Çobanbey Mescidi’nin kalıntıları yer almaktadır. Bu mescidin araştırma kazısı halen devam etmektedir. Yapı; Vakıflar Genel Müdürlüğünün mülkiyetindedir

Hünkar Köşkü
Uludağ’ın eteklerindeki Temenyeri'nde Bursa’ya hakim bir noktada bulunan Hünkar Köşkü, Sultan Abdülmecid tarafından 1859 yılında av köşkü olarak yaptırılmıştır. Sultan Abdülmecid dışında, Sultan Abdülaziz ve Sultan 5. Mehmet Reşad tarafından da kullanılan Hünkar Köşkü, 1947 yılında Bursa Belediyesi’nin mülkiyetine girmiştir.
Bursa ziyaretleri sırasında Atatürk’ü de ağırlamış olan Hünkar Köşkü’ne günümüzde Atatürk Köşkü ve Cumhuriyet Köşkü de denilmektedir.Mimarisi Fransız ampir üslubunda yapılmış olan köşkün içindeki süslemeler 19. yüzyıl özelliklerini taşımaktadır. İki katlı zarif bir yapıya sahip olan Hünkar Köşkü’nün bahçesinde de, cephesi Kütahya çinileri ile kaplanmış, Bursa’nın en güzel sularından sayılan gümüş suyunun aktığı bir çeşme bulunmaktadır. Sıvanmış duvarları ahşap çatkılı ve ince çıtalarla kaplı olan köşkte, bekçi ve danışma odası ile bir de garaj yer almaktadır.

Geçtiğimiz yıllarda T.B.M.M’ ye bağlı Milli Saraylar Daire Başkanlığı tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden alınan Hünkar Köşkü’nün restorasyon çalışmaları tamamlanmıştır.
Köşk içersinde; kabul salonu, yemek salonu, misafir odası, havuzlu salon, toplantı salonu, Ülkü ve Sabiha'nın yatak odası, Atatürk'ün yatak odası (yatağının kenarında bulunan terlikleri), birbirinden değerli porselenler ,çiniler ve kişisel eşyalar bulunmaktadır. Köşk hafta içi 9.00 -17.00 arası ziyaretçilere açıktır.

Cumalıkızık
Kuşaktan kuşağa aktarılan söylenceye göre...

Tokat dolaylarında yaşamakta olan Oğuz boylarından Kızıklar, Karakeçili aşiretinin bulunduğu bölgelere göç ederek Ertuğrul Gazi’ den yerleşmek için yurt isterler. Ancak Karakeçili aşireti, Kızıkların bu istemine karşı çıkar. Bunun üzerine Ertuğrul Gazi, düşmanlıklar doğmaması için Kızıklara, Uludağ’ın, o zamanki adıyla Keşiş Dağı’nın kuzey eteklerinde yer gösterir. İki Oğuz boyu arasında sürekli dostluk sağlamak için de, Kızık boyu beyinin 7 oğlunu Karakeçili aşiretinden 7 güzel kızla evlendirir.Kızık beyinin 7 oğlundan Cumali Bey ailesi ve yakınlarıyla günümüzdeki Cumalıkızık’ta, Fethi Bey Fethiyekızık’ta (Fidyekızık), Hamlı Bey Hamamlıkızık’ta, Dal Bey Dallıkızık’ta, Bayındır Bey de Bayındırkızık’ta yurt kurarlar. Derekızık ile Değirmenlikızık’ın kimler tarafından kurulduğu söylencede yer almaz. Bu yaygın bir söylence. Gerçekliği kesin değil. Cumalıkızık ve diğer kızıkların adlarının nereden geldiği konusunda bilimsel bir uzlaşma da sağlanabilmiş değildir. Ancak, “Kızık” sözcüğünün, Bursa yöresinde Yörük Türkçe'sinde “derbent” anlamına gelen “kısık” sözcüğünden zamanla dönüşmüş olabileceği de düşünülebilir.

Yeşil Külliyesi
(1419).Bursa’nın Yeşil semtinde yer alır. Adını süslemesindeki yeşil çinilerden alan cami, medrese, imaret, hamam ve türbeden oluşan tarihsel yapılar topluluğudur. Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Her malzeme ve teknikten en seçkin süslemelerin görüldüğü Külliyede;

Yeşil Camii,
Yeşil Türbe (Çelebi Mehmet Türbesi),
Yeşil İmareti,
Yeşil Medresesi (Türk-İslam Eserleri Müzesi)
Köse Ali Medresesi (Günümüzde yok),
Okul (Günümüzde yok),
Yeşil Hamamı (Turistlik eşya satış yeri)

YEŞİL CAMİİ

Cami, Çelebi Sultan Mehmed tarafından başlattırılmış (1413-1421) ve duvar nakışlarıyla çinileri ölümünden sonra tamamlanmıştır (1424). Mavimtırak yeşil çinilerinden dolayı bu adı alan yapının mimarı Hacı İvaz’dır. Cami, ters T (Bursa Tipi) planlı yapıların en seçkin örneklerindendir.

Yeşil Camii’nin 10 m. yüksekliğindeki mihrabı, çini dekorasyonunun en güzel örneğini oluşturmaktadır. Bu bölümdeki sülüs ve kufi yazıları da görülmeye değerdir. Mihrap kubbesinin örttüğü sahanın iki yanında yer alan 32 dilimli kubbeyle örtülü odalarda ise kalem işçiliği dikkat çekmektedir. Caminin ana kapısının etrafı Rumili, zengin stalaktitli ve basık kemerli olup, çiçek dizisi ve spirallerle işlenmiştir. Yanlarda bulunan iki sütunun başlıkları antik kalıntılardan getirilmiştir. Caminin pencere kanatları Rumi oymalı yıldız, geometrik, çiçek motifleri ve kabartma yazılarla süslüdür. Cephesinde dört pencere, iki ufak mihrapçık ve dört korkuluklu niş bulunan Yeşil Camii’nin minareleri 19. yüzyılın sonlarında yapılmıştır.

Yeşil semtinde Bursa ovasına bakan sırtta 1414-1419 yıllarında Sultan I. Mehmet (Çelebi) tarafından Mimar İvaz Paşaya yaptırılmıştır. Son cemaat yeri Sultan I.Mehmed'in ani ölümü üzerine düşünülen şeklini almamış, süslemeler 1424 yılında Sultan II. Murat tarafından tamamlanmıştır.

Mimari ile tezyinatın böylesine iç içe bir ahenkle kaynaştığı, kardeş kavgalarından sonra huzura kavuşan bir ülkenin sadece savaş değil, eserler de yapabileceğinin bir simgesidir. Yeşil Camii, erken Osmanlı Mimarisinin en başta gelen yapılarından biri, Bursa’nın ise en güzel eseridir.Cami, Yeşil Külliyesi içinde yer alır. Kanatlı (Tersi) grubunun en seçkin örneklerindendir. Alt katta saray, üstte hünkar mahfilleri, harem kısımları ve iki balkonu ile Sultanın sarayı havasındadır. İç mekanın duvarları altıgen çinilerle hünkar ve saray mahfillerinin duvar ve tavanları sır tekniğindeki çinilerle kaplıdır.Osmanlı çini sanatının güzelliği ve ustalığı mevcuttur. Ana mekanın iki yanındaki odaların birer duvarı alçı ocak ve nişli raflarla süslüdür. 1552’ den 1950 yılına kadar yaklaşık 20 onarım gören camide, yapılan son temizlemede duvarların üst kısmı ile yivli kubbelerin sıvalar altından çok zengin kalem işleri çıkartılmıştır. Külliye’nin diğer parçaları türbe, medrese, imaret ve bugün yıkılmış olan handır.


Kaynak : http://www.yildirim.bel.tr/sayfa.asp?mdl=TarihiMekanlar

Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.