Burdur Altınkaya Tarihi ve Turistik Yerleri ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Burdur Altınkaya Tarihi ve Turistik Yerleri

BALBURA ANTİK KENTİ

Balbura Antik Kenti ilçemizin güneydoğusunda Denizli –Fethiye yolu üzerindedir.Altınyayla ilçe merkezinden yaklaşık 7 km sonra kente ulaşılır.

Batı Anadolu’nun en yüksek antik kentidir.1649 m.Antik kent ve yakınındaki Esenli mezarlığı 1. derece arkeolojik sit alanıdır.Kentte bu güne kadar yüzey araştırmaları farklı bilim adamları tarafından yapılmış ancak her hangi bir kazı çalışması yapılmamıştır.

Balbura antik kenti Kibrya,Bubon,Balbura ve Oinoanda birliğinden oluşan bir Likya kentidir. Bu dörtlü birliğin yönetim olarak  bağı Patara iledir.Patara kent merkezindeki Patara Yol Klavuzu Anıtı üzerinde Prof.Dr.Fahri IŞIK yaptığı araştırmalarla ilgili bulgular şu şekildedir.
 
M.S 1.Yüzyıl ortalarında Roma imparatoru olan Claudius, halkının Patara yazıtının diliyle " İsyankarlıktan ve kanunsuzluktan ve korsanlıktan kurtarmak için Likya'yı bir Roma eyaletine dönüştürecektir. İ.S. 43 yılında Quıntus Veranius'u Likya Valisi olarak Patara'ya gönderir ve başkentte yeni eyaleti teşkilatlandırmakla görevlendirir. Bu bağlamda Vali Likya Kentlerini birbirine bağlayan yolları Doğu'da Antalya Batı'da Dalyan ve Kuzeyde Dirmil'e dayalı ölçümlerini yaptıracak; tüm kent adlarını ve mesafelerini Patara'nın Merkez Meydanına dikili 5.50 metre yüksekliğindeki bir yazıtlı gövde üzerinde anıtlaştıracaktır. Ve ilk kez bilinecektir ki, örneğin Patara'dan Xanthos'a 56 station'dur. Yaklaşık 10 Km; "Xanthos'- tan Tiosa 152 Station dur. Likya tarihsel coğrafyasının yeni baştan çizilmesi yönünden de müstesna sayılan arkeoloji enstitülerinin 1994/1995 keşifler gündeminde ilk sıraya yerleşen bu anıtın toplam 49 yazılı bloğundan biri üzerinde de Tlos-Oinoanda - Balbura'dan gelip, Trimili üzerinden Kibrya'ya güzergahı okunur ve harita üzerinde sürülen iz TRİMİLİ'yi tam tamına Burdur'un DİRMİL'i üzerine oturtur. Bellidirki bin yıllar o yörenin ilk yerleşeni ile birlikte aldığı ilk adın izlerini silememiştir. TRİMİLİ dillerin süzgecinden süzülerek ağızdan ağıza DİRMİL'e dönüşebilmiştir. Yazıtlarında o hep "Biz TRİMİLLİ'yiz" demiştir. Günümüz halkının "Biz DİRMİL' liyiz" dediği gibi.

Balbura Antik Kenti, 4 ana kısımdan oluşmaktadır.Çolkayık ile Asar Tepe arasında kalan alanda şehrin ana girişi ve agorası mevcuttur.Hisar Boğazı güneyinde kemerlerden oluşan bir giriş ünitesi ve arkasında bir gösteri  alanı mevcuttur.Asar Tepe üzerinde  şehrin zirve kısmını çevreleyen surlar,olağanüstü görkemiyle bu gün hala ayakta kalabilen tiyatro binası ve zirvede su sarnıçlarının olduğu kısım.Kemeralanı bölgesinde ise nekropol alanı ve bu alan içerisinde bir çok  lahitler vardır.

Karanlıkdere Kanyonu







Yaylalarımız

KIRKPINAR YAYLASI

Kırkpınar'a bu isim fazlasıyla yakışmaktadır.Çünkü; Kırkpınar Muğar gözünden çıkan 5-6 kadar kaynak, asıl Kırkpınar gözünü oluşturmaktadır.Ancak Kırkpınar havzasında hakikaten çok miktarda su kaynağı mevcuttur.Hepsinin suları soğuktur.Yaz mevsimi gelince kuruyan özellikteki yöresel ismiyle karasu diye tabir edilen kaynaklardan değildir.Birbirinden bağımsız onlarca su kaynağı vardır.Ancak Camuz gölü dediğimiz alan  taban suyu açısından daha zengindir.İşte bu zenginlikten dolayı bu bölgeye Kırkpınar ismi verilmiştir.

KIRKPINAR YAYLASI
 İlçemizin en önemli yaylalarındandır.1650 rakımlıdır.Koçaş Dağı'nın güneyindeki Elmalı dere Yedi kardeşler'den toplanan sular Akçadaş Boğazı'yla Kırkpınar'a iner.Yaylacık-Kazan bölgesi,Karaoluk ve Camuz gölüyle Kırkpınar'da buluşurlar.Yukarı Marmarlı'dan sonra gelen Kızılpınar ve Uçarsu; Camuz gölü tabanında Kırkpınar'a katılır.Kılıç yurdu Kırkpınar Kalesi önünde ben de buradayım der belki.Karatepe ve Kömürlük bucağı Kırkpınar vadisinin komşularıdır.Pazar gediği ve Karaçayır Kırkpınar kalesi karşısında eşlik eder Kırkpınar vadisine.Keçi Sağıldığı,Gürleyik,Yüğürler,Emine Pınarı ve Ören Eğrek Çevirme Deresiyle Çatma Boğazında katılırlar Kırkpınar'ın buz gibi sularına.Kırkpınar bu bölge için genel bir isimdir.Kırkpınar yaylası içinde çok sayıda farklı yer adları mevcuttur.Elmalı dere,Akçataş boğazı,Muğar gözü,Yanık,Kömürlük bucağı,Orta yurt,Pazar gediği,Kayıcık marı,Karaçayır,Karaoluk,Kızılpınar,Uçarsu,Camuz gölü,Kurtlupınar,Kırkpınar kalesi ve Çatma boğazı bunlardan bazılarıdır.

YÜZEY ŞEKİLLERİ:
Dalaman çayı Kırkpınar havzasının en karmaşık yüzey şekilleri buradadır.Özellikle Yedikardeşler ve Yaylacık ile Kara oluk bölgesi dik yamaçlardan oluşmaktadır.İklim ve yükseltiye bağlı olarak fiziksel ve kimyasal başkalaşım son derece karakteristik özellikler gösterir.Akçataş boğazının güneyi ile Kırkpınar kalesi  Kurtlupınar bölgesi karstik özellikler bakımıından dikkat çekmektedir.Aynı coğrafya içinde çok farklı toprak çeşitlerine rastlamak mümkündür.

BİTKİ ÖRTÜSÜ:Elmalı dere ve Yedi kardeşler doğu yamaçları ile Karatepe bölgesinde dağınık halde çam ağaçları mevcuttur.Ancak bölgenin egemen bitki örtüsünü ardıç ağaçları oluşturmaktadır.Yaşlı ardıç ağaçlarının çok geniş yayılma alanı bulduğu bölgede,aşırı otlatmaya paralel olarak bitki örtüsü kendisini yenileyememektedir.Kırkpınar vadisi tabanında ise bitki örtüsü alpin çayır özelliğini taşımaktadır.

KIRKPINAR'DA TARİH:
Kırkpınar yaylasında Muğar gözünde başlayan antik döneme ait eserler vadi boyunca etrafa serpilmiş vaziyette araştırmaları beklemektedir. Özellikle Karaoluk- Ortayurt arası çok sayıda antik yapıyı içermektedir.Muğar gözüne giderken sağdaki lahit ve Kırkpınar kalesi karşısındaki lahit dikkate değerdir.İlk çağlardaki hakim tepe ve korunaklı alanlara iskan anlayışının bir yansıması olarak inşa edildiği kabul edilebilecek olan Kırkpınar Kalesi içerisinde belirgin şekilde odaları ve farklı yapıları barındırmaktadır.Kale içindeki yaşlı ardıç ağaçları da  bu yapıya farklı bir zenginlik katmaktadır.Bu bölgedeki,yapısal özelliklerin özellikle Balbura ve Gavur beşiği antik alanlarıyla benzerlik göstermesi bize bu konuda yeni bir bakış açısı kazandırabilecektir.

KIRKPINAR'DA YAYLACILIK:
Burada ne zamandır yaylacılık yapıldığı konusunda Kırkpınar vadisini bilmisel bir gözle dolaşmak gerekiyor.Vadi içerisinde farklı alanlarda yapılan bazı yapılar burada yaylacılığın çok eskiye dayanan kadim bir gelenek ve hayat tarzı olduğunu göstermektedir.Yakın zamanda;Muğar gözünde,Çepel oğlu Mehmet Çavuş,Uçarsu'da Hacı Ömer zade Mustafa Ağa,Ortayurtta Çiliklioğullarının, Kurtlupınarda Kepeneklilerin yurt tuttukları bilinmektedir.Günümüzde ise Kırkpınar yaylasında Karaolukta Osman Başaran,Uçarsu'da Osman Ergüven ve Kırkpınar düzünde Arif Karademir'i sayabiliriz.

BU GÜNÜN KIRKPINARI:
Bu gün yayla için en güzel karşılık Kırkpınar yaylasıdır.Bir çok yaylaya sahip olan Dirmil için kırkpınar yaylası farklı bir özellik taşımaktadır.Geçmişte" Bugün  Kırkpınar'a yaşamaya gittik" ifadesinin derinliğinde bu gerçeklik yatmaktadır.Son 15-20 yıldan beri Kırkpınaryaz aylarında Dirmillilerin vazgeçilmez dinlenme alanlarından biridir.Koçaş dağının uzantısı Akçataş ve Karatepe dağlarının derinliklerinden süzülerek gelen Kırkpınar kaynak suyu bölgenin en leziz ve soğuk sularındandır.(Elinizi suyun içinde tutabilme süresi 2-3 dk)Ancak Kırkpınar'a gelindiği zaman Dirmil kebabı,tas yoğurdu ve koymak yenebilecek en ideal yayla katıklarıdır.


ULAŞIM:
Denizli-Dirmil-Fethiye Yolu Dirmil Beli geçidinden itibaren kuzeydoğuya dönen yolu takiben Gızlan,Teşnek,Sığırkulağı,Fatmamarı,Çukuryurt,Dedetaş,Kadımarı,Marmarlı,Kızılpınar ve Uçarsu noktaları takip edilerek Kırkpınar'a ulaşılabilir.Dirmil merkezden 17 km.


SÖĞÜTLÜ YAYLASI

 Koçaş dağı yöresinde 1650 m. yükseklikteki yayla Yaylanın çevresinde doğal yaşlı ormanlar ve anıt ağaçlarla kaplı.25-30 m boyunda 5-5,5 m çapında pinus nigra,Juniperus excelsa ve J. foeditissima ve Cedrus libani'nin bir arada eskiden kaplanın yaşadığı söylenen bir alan.Günümüzde ise domuz,kurt.tilki,tavşan,sansar,sincap ve keklik gibi hayvanların yaşadığı bölgede gözlenen otsu bitkiler: Astragalus angustifolius,A. microcephalus,Anthemis roseum, Stachys lavandifolia,Bolanthus minuartioıdes,Marrubium bourgaei.


 Bu bölgede özellikle 4 ağaç türü dikkat çekmektedir.Sedir,ardıç,meşe ve karaçam.Aynı zamanda Yedi Ahırlı-Söğütlü arasındaki kızılcık ağacı da dikkate değerdir.Bu yapı dağınık olmayıp iç içe bir özellik göstermektedir.Bölgede elbette tabiat anıtı niteliğinde çok sayıda ağaç olmasına rağmen  bu bölgenin daha önce hazırlanan raporlar doğrultusunda tabiat parkı veya uygun  korunan alanlar statüsüne alınması gerekmektedir.Özellikle aşırı otlatmadan kaynaklanan
en büyük risk; ormanaltı bitki örtüsünün son derece zayıf olmasıdır.Önlem alınmadığı takdirde ormanaltı bitki örtüsü daha riskli duruma geleceğinden ilerleyen zamanlarda telafisi güç sonuçlar doğurabilecektir.Dirmil ve Batı Torosların çok önemli sedir ve meşe alanlarına sahip olan bu bölge geleceğimiz açısından son derece önemlidir. 
    Tabiat Parkı veya uygun korunan alanlar statüsüne alınabilecek alanların sınırları şu şekilde belirlenebilir:

Söbüce Alan-Ortaca-Sevlilipınar-Erbekir deresi -Dirmilcik Taşönü-Kozağacı beleni-Çal başı -Ucalanı-Koçaş Dağı-Sakarkaya-Yedikardeşler-Yüğlük-Nasuh yolu-Yaren gediği-Ürmük
 Böylece yukarıdaki alan içindeki özellikle Yediahırlı (Yedarlı)ve Söğütlü yaylasındaki çam,sedir,meşe ve ardıç ormanlarıyla bir çok endemik türdeki bitki koruma altına alınmış olacaktır.

SÖĞÜTLÜ YAYLASINA ULAŞMAK İÇİN:

Denizli-Fethiye karayolu Dirmil girişindeki veya Fethiye-Denizli karayolu Dirmil çıkışında Sarıpınar mevkiinde Koçaş yoluna dönülmelidir.Oyuk kaya,Ekizbaşı,Söbüce alan,Ortaca,Kozlu,Selvili pınar,Erbekir deresi takip edilerek Yedi ahırlı(Yedarlı)ya ulaşılır.Burada sağa giden yol Söğütlü Yaylasına,sola giden yol Ucalanı'na, karşıya giden yol ise Koçaş dağına gitmektedir.Yol ;Sarıpınar'dan itibaren düzgün satıhlı şose özelliğindedir.Sarıpınar'dan itibaren mesafe 7 km'dir.

Kaynak: http://www.altınyayla.gov.tr/p/110/balbura-antik-kenti
Kaynak: http://www.altınyayla.gov.tr/p/111/karanlikdere-kanyonu
Kaynak: http://www.altınyayla.gov.tr/p/112/yaylalarimiz
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.