Bingöl Yedisu Tarihi ve Turistik Yerleri ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Bingöl Yedisu Tarihi ve Turistik Yerleri

KELHAÇ DERESİ VE ŞEYTAN DAĞLARI
   Kiğı İlçesi’ nin kuzeydoğusundaki Kelhaç Deresi, gür ve sık ormanlık içinden ilginç bir görünümle akmaktadır. Dere etrafındaki ormanlıkta dağ keçisinden tutun da her çeşit av hayvanıyla karşılaşmak mümkündür. Çeşitli orman gruplarından meydana gelen bu vadi zinciri bilhassa ilkbaharda göçmen kuşlarla dolar. Eskiden çok sık olan bu ormanlar devamlı olarak tahrip gördüğünden son yıllarda seyrekleşmeye başlamıştır.

      Kelhaç ormanlarının karşı tarafından Yedisu İlçesi’ nin güneyinde Şeytan Dağları yer almaktadır. (2906 m.) çok yüksek zirvelere kadar uzanan bu dağlar kışın kalın kar tabakalarıyla kaplanır. Dağlar çok yerde geçit vermez. Bu dağlarda çok sayıda dağ keçisi bulunmaktadır. Şeytan Dağları sisilesi arasında yer alan Güngörsün Yaylalarında çok sayıda Peri Bacaları ve mağaralar vardır. Beyaz görünümleriyle yükselen bu peri bacaları bu yaylaya güzel bir görünüm bahşetmektedir. Bu yayla Hacı İlyas Mezrası yakınında bulunmaktadır. Buraya sarp ve yüksek dağlar arasında inilip çıkılan dar bir yol ile varılmaktadır.

       Geride nice dağlar bırakmışız…Tümünde başı bulut bulut…Dağların sonsuzluğunda, dağların korkunçluğunda, dağların karlarında yitmişim. Ne zor yitiklik…Yitik olmak güç. Hele bir de yitikliğini bilmek ölmek kadar, ölümü bilmek de kişi oğlunun işini bitiriyor. “Ölmek iyi şey, gömülmek kötü şey” diyor şair. Yitiklikte öylesine. Anılarla gezersin. Bir mektup alırsın eski bir dosttan, bir şeyler yapmak geçer içinden, berisi dağ,

      İlerisi dağ… Bu yollar, bu dağlar çok adam yemiştir. Bir yerli insan gibi bastığımız yerleri iyi yakalamalıyız., sağlam basmalıyız, ya taş  kayarsa.. Ya ayağın.. Ya dengeyi yitirirsen.. Aşağısı uçurum,aşağıya bakılmıyor.

       Dağlar…Birbirinin ardı sıra uzanan dağlar. Başı dumanlı, karlı dağlar, yalçın ve heybetli dağlar.. Bağrını yırtarak akan Peri Suyu.. Bir başka ve pasarlak doğan güneş…Isırganı da gölü de bitiren toprak… Çatlamış dudaklara merhem, şifa gibi buz gibi su… Bir kardelen… Dilinden bahar türküleriyle karlara inat açan… Toprağa boyun eğmiş bir gelincik ve yol beklemekten usanmış aşık…

        Yedisu halkı tıbkı dağ gibidir, başı dumanlıdır, dertlidir ve yorgundur Benim insanımın alnında her karış hayattan bir iz taşır. Belki yalçın bir dağın yamacında evladını kaptırmıştır, ya kızağa ya çığa…Belki sabah çıkan oğlu bir daha dönmemiştir eve ya kurt kapmıştır ya eşkıya. Bir dertli ana ağlıyor iki eli iki dizinde…Göz yaşları koynuna birikmiş, belli ki çaresizlik içinde…Artık yol görünmüştür…İyi bak ana iyi…Bu son görüşün olabilir.İyi bak ana. Bu köy bir daha bizim köy olmayabilir. İyi bak ana! Bir daha beri’ ye gidemeyecek, yaylalara çıkamayacaksın. Kim bilir yolun belki İstanbul’ a varacak. Orada yayla yok, bağ yok, bahçe yok, koyun yok, kuzu yok. Bir baba, bir ana birde çocukları, bir traktörün römorkunda düşerler şehir yollarına.. Hayat uğruna, yaşam uğruna, ekmek, aş ve iş… İşte bunun için insanımız dertlidir ve yorgundur.

        Bir köprü çıkıyor önümüze, adına koymuşlar “ASMA KÖPRÜSÜ”  derme, çatma, bunu iki ucundan tutup, bir yola bağlayamıyorsunuz. Bir kayalığın suratında basamaklar görüyorsunuz. Yol askıda kalmış, yollar sapa kalmış. Hadi burayı da geçtin diyelim, hadi kelleyi koltuğa alıp titreyerek bu köprüyü de atladın diyelim. Günleri bozuk para gibi harcarsınız. Genede vardığınız, bulduğunuz yer, geriden var olduğu belli olmayan üç beş evli bir köy. Evlerinde her biri bir yerde, kap kara damlar. Mevsimler döne dursun, dağlar çığ yürüsün üstlerine… karlar damları çökertsin. Yabani hayvanların saldırısına uğrasınlar. Böylece doluyor günler, çileler… Bu dağları bağlayan bir yanını bulmuşlar, oradan bağlanmışlar. Bu kısır toprak, bu KELHAÇ VADİSİ’ ne doğru başı boş akan PERİ SUYU… Bu kupkuru dağlar, bu dağların eteğindeki sıra sıra uzanan köyler…Ötesi yok işte. Bir umutsuzluktur. Çöküyor içimize. Dağlar yürüyor üstümüze üstümüze…

       Bu diyardan gitmeyip bu deveyi güdeceğimize göre uğraşımız var dağlarda. Dağlar yüce yüce, geçit vermiyor yollara, Yedisu’ ya…

        Dağlar yol verin umutlara…

YEDİSU YAYLALARI

                            “Yaylam senin başına da duman inmemiş,

                              İnmiş ama mor çiçeğin solmamış,

                              Yarsız yaylaların tadı kalmamış.

                              Kalk gidelim kömür gözlüm bizim yaylaya”

 
         Geleneksel kültürümüzün ortak adıdır. Bir yaz boyu üzüntülerin, sevinçlerin, özlem ve ayrılıkların…hepsinin birden yaşandığı bir yaşam biçiminin adıdır yayla…Dumanlı Dağları, cıvıl cıvıl kuşları, meleşen kuzuları, böğrü şen sığırları, kağnıları, kızakları; at ve eşekleriyle yola çıkarlar ve türkülerle, manilerle, atışmalarla, yorucu bir yolculuktan çok, neşenin ve coşkunun egemen olduğu yeni bir yaşama sevincine başlamanın hazzını duyarlar. Yayla yolculuğunda genç kızlarla oğlanların kaçamak bakışları, göz süzüp kaş atmaları; ileride yaşanacak ortak birlikteliğin de ilk adımıdır. Yedisu İlçesi’ nin hemen hemen her köyün bir yaylası vardır. Yayla evleri; ya bir taş duvar üzerine ağaçların üst üste konmasıyla ve birbirine geçirilmesiyle oluşup üstü örtülü evlerdir. Ya da yayla zamanı geçici süreyle taş duvar üzerine konulan ve yayla dönemi bitiminde tekrar yıkılan geçici evlerdir.

         Yaylacılığın ekonomik boyutu da vardır. Sürüler yaz aylarının başlamasıyla birlikte yaylaya çıkar. Yayladaki bu görkemli hayat 4-5 ay devam eder. Yaylalardaki geniş otlaklarda yayılan sürüler, hem süt, hem de et bakımından önemli kazanç sağlarlar. Koyunlar yaylada kırkılır; yünlerinden yatak-yorgan yapılır. Sığır ve davarların sütlerinden peynir, çökelek, yağ ve kaymak yapılır. Yaylaların bünyesinde çeşitli mantar ve ışkın bulunmaktadır.

         Yaylaların bir diğer özelliği de dinlenme, eğlenme, gezip görme gibi insanın en doğal gereksinimlerinin yerine getirildiği bir yerdir. Yedisu yaylaları geniş bitki örtüsü, havası ve suyuyla insanı büyüleyen, olağanüstü bir güzelliğe sahiptir. Bağır Dağı, Şeytan Dağı ve Koşan Dağındaki yaylalar buraya ayrı bir güzellik ve canlılık katmaktadır. Her türlü kuşu, çiçeği, böceği, kelebeği buralarda bulabilirsiniz. Buradaki ormanlık alanlarının barındırdığı yabani av hayvanları buralara ayrı bir güzellik katmaktadır. Yaylalarımızın güzelliğini şair Kemalettin KAMU bakınız nasıl anlatmaktadır.


                            Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuz.

                            Nadir duyabildiğim taze bir heyecanla

                            Koştum o gün bugün bu zavallı çobanla

                            Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına

                            Gönlümü yayla yaptım Bingöl Çobanlarına

Kaynak: http://www.yedisu.gov.tr/default_B0.aspx?content=1027
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.