Türkiyenin Doğal Güzelliklerini Keşfedin

Türkiyenin gezilecek ve görülecek yerlerini öğrenin , keşfedin , gezin ve bizi hep takip edin. Bizi sosyal ortamlarda takip edebilir veya abone olabilirsiniz.

Sizde Bir Bilgi Ekleyin

Sizde sistemimize kendi yaşadığınız yada gezdiğini ve görmek istediğiniz yerleri yollayabilir ve bildirebilirsiniz bunun için bize iletişim bölümünden ya da bilgi ekle bölümünden ulaşabililirsiniz.

Tekrar Ziyaret Etmeniniz Dileğiyle

Bizi her zaman takip edin, içeriklerimiz günceldir ve sitemiz kullanıcı dostudur. Her görüşlerinizi değerlendirmekteyiz.

Sizde Sitemizde Yazar Olabilirsiniz

Sitemizde yazar olmak isteyen kullanıcılar lütfen bizimle iletişim bölümünden irtibata geçin. KoLoNBo@gmail.com

Samsun İçme ve Kaplıcaları


Samsun İçme ve Kaplıcaları

Samsun ilinin Ladik ve Havza ilçeleri kaplıcaları ile ün yapmıştır. Bu kaplıcaların çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılmaktadır. Bunun yanı sıra Ayvacık ve Bafra’da da içmeler bulunmaktadır.

Hilyas Kaplıcası (Ladik)

Samsun Ladik ilçesinin 10 km. batısındaki Hamamayağı Köyü’ndeki Hilyas Kaplıcası’nın suyu 36 C.dir. Kaplıcanın suyu mineral bakımından oldukça zengindir. Kaplıca suyu, sodyum klorür, sodyum bikarbonat, sodyum sülfat, sodyum nitrat, kalsiyum bikarbonat, demir bikarbonat, alimünyum sülfat, ****silis asidi, serbest karbon asidi içermektedir. Ayrıca gaz halinde manganez, fosfat iyonları içermektedir.

Evliya Çelebi Seyehatname’sinde bu kaplıcadan söz etmiştir. Buna dayanılarak kaplıcanın XVI.-XVII.yüzyıllarda da kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Kaplıcanın suyunun romatizma, nevralji, nevrit gibi cilt hastalıklarının yanı sıra eklem kireçlenmesi, sinir ve kas yorgunluğu ve ameliyat sonrası bakımında olumlu etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir.

Kaplıca çevresinde Ladik Belediyesi tarafından işletilen turistik tesisler bulunmaktadır.

Havza Kaplıcaları (Havza)

Samsun ili Havza ilçesinde bulunan Havza Kaplıcalarının çok eski bir geçmişi bulunmaktadır. Bu kaplıcaların suyunun sıcaklığı kış aylarında da 49 C.yi bulmaktadır. Havza’daki bu kaplıcaların en tanınmışları Kız Gözü ve Aslan Ağzı Kaplıcalarıdır. Bunların yanı sıra Havza’da 1944 yılında yapılan kömür arama çalışmaları sırasında da kükürtlü sıcak sular bulunmuştur.
Havza Kaplıcarı, volkanik kaynaklı (Jüvenil) olup, zayıf mineralizasyonlu, sodyum bikarbonatlı, Hipertermal (56 C), Hipotetik (14.5 milimol/lt) ve Oligo****lik (643.17 mg.) içermektedir. Kaplıcanın suyu renksiz, berrak ve kokusuzdur. Sıcak suyun rezervuar kayacı;Jura-Alt Kretase kireçtaşıdır. Yüzeyden kireçtaşı kırık ve çatlakları boyunca derinlere süzülen su, jeoteknik gradyan etkisiyle ısınmakta ve kireçtaşları içinde depolanmaktadır. Sıcak su daha derinlerdeki Paleozoyik mermerleri ve Permiyen kireç taşlarından faylar boyunca çıkarak yer yer Jura-alt Kretase kireç taşlarını etkilemektedir.
Kaplıcanın suyu çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde, sinir hastalıkları, hastalıkların nekâhat dönemlerinde, kadın hastalıklarında, kronik bronşit, sindirim bozukluğu, şeker hastalığı, nefes darlığı, akciğer rahatsızlıkları, bağırsak spazmları, idrar yolu iltihaplanmaları, adale ağrıları, safra kesesi hastalıklarının tedavisinde etkili olmaktadır.

Havza ilçesinde Darboğaz Maden Suyu, Ayvacık’ta Çakaldere Maden Suyu yörenin önemli içmeleridir. Bunlardan Darboğaz Maden Suyu’nun sıcaklığı 17-18 C. Civarındadır. Çakal Dere Maden Suyu’nun sıcaklığı ise 17-18 C.civarındadır.

Havza Kaplıcalarının suyunun en önemli özelliği Çelikli Sular sınıfına girmesidir. Kaplıca suyunun litresinde demir miktarı yüksek derecededir. Bu yüzden de Çelikli Sular sınıfına girmektedir.
___________________________________---

Samsun Doğal Güzellikleri


Samsun Dağları

Samsun Karadeniz kıyıları ile Karadeniz’e paralel dağ sıraları arasında kalmıştır. Yeryüzü şekillerini oluşturan dağlar Çarşamba ile Ünye arasında doğu-batı, Samsun-Bafra arasında da doğu-güneydoğu ile Batı-kuzeybatı arasında uzanmaktadır. İl merkezinin büyük çoğunluğunu dağlar oluşturmuş bunun dışında kalan alanlar da plato ve ovalar halindedir. Samsun’da dağlar çok fazla yüksek değildir. Özellikle güneydeki dağ sıraları alçaktır. İlin başlıca dağları Canik ve Çangal dağlarıdır.

Çangal dağlarının büyük bölümü Sinop’un güneyindeki Küre dağlarının bir bakıma uzantısı olup uzantıları Samsun il sınırından içeriye kadar uzanırlar. Bunların yüksekliği deniz seviyesinden 1.525 m. yi bulmaktadır. Canik Dağının üzeri zengin orman örtüsü ile kaplıdır.

Canik Dağlarının büyük bölümü Amasya ve Ordu il sınırları içerisindeki. Bu dağların batı uçları Samsun ilinin içerisine kadar girmektedir. Ancak yükseltisi diğer illerdeki bölümlerine göre oldukça alçaktır. Kıvrımlı bir dağ silsilesi olan Canik dağları oldukça yaşlı, mezozoik dönemde oluşmuştur.

Akarsular

Samsun su kaynakları yönünden oldukça zengin bir coğrafi yapıya sahiptir. İlin en büyük akarsuları Kızılırmak ile Yeşilırmak’tır. Bu iki akarsu il topraklarını geçtikten sonra Karadeniz’e ulaşırlar. Bunların yanı sıra ilde irili ufaklı çok sayıda akarsu bulunmaktadır. Ancak bu akarsuların düzensiz bir debisi ve akışı vardır.

Kızılırmak

Sivas’ın İmranlı ilçesinin doğusundaki Kızıldağ’dan (3.025 m) kaynayan Kızılırmak Orta Anadolu Bölgesinde geniş bir yay çizdikten sonra Sivas, Kayseri, Nevşehir, Kırşehir, Ankara, Çankırı ve Çorum illerini suladıktan sonra Samsun’dan Karadeniz’e dökülür. Kızılırmak’ın uzunluğu 1.355 km.dir. Vezirköprü ilçe merkezinin 50 km batısından Samsun il topraklarına giren Kızılırmak, Samsun ve Sinop illerini birbirinden ayırır ve Gökırmağı da içerisine alarak akar. Bu arada Samsun il sınırları içerisinde geniş bir yay çizer ve Bafra deltasını oluşturur. Karadeniz’e döküldüğü yerde Türkiye’nin en geniş deltasını oluşturur. Bu deltanın yüzölçümü 560 km2, uzunluğu 30 km.dir. Deltanın batısında 200-300 m. genişliğinde, 8-10 m. yüksekliğinde kum tepeleri bulunmaktadır. Ayrıca delta üzerinde irili ufaklı sığ göller meydana gelmiştir.

Kızılırmak Vadisi boyunca çok sayıda kollarla beslenir. Bunların başında Sıas’da Tecer Çayı, Ankara’da Balabandere, Çankırı’da Açı çay, Çorum’da Delice Irmak, Devrez Çayı gelmektedir. Sinop’ta da Gök Irmak onlara katılmaktadır.

Yeşilırmak

Sivas’ın Koyulhisar ilçesinin güneyindeki Kösedağ’ın yamaçlarından doğan Yeşilırmak Türkiye’nin en büyük akarsularının başında gelmektedir. Yeşilırmak Tozanlı Çayı, Çekerek Suyu ve Kelkit Çayının birleşmesinden oluşan bu akarsı Sivas, Tokat ve Amasya illerinden geçtikten sonra kuzeydoğu yönünde aktıktan sonra Samsun-Tokat sınırını oluşturur. Bu bölgede Karakuş Çayını da alarak Canik Dağları arasında küçük vadilerden geçer ve Civa Burnunda Karadeniz’e dökülür.

Mert Irmağı (Ladik)

Samsun’un diğer önemli akarsularından birisi olan Mert Irmağı Ladik ilçesinin kuzeyindeki Hacılar dağından doğar. Doğu yönünde aktıktan sonra kuzeybatıya döner ve dar ,derin bir vadi içerisinden geçtikten sonra Karadeniz yakınlarında genişler, alüvyal bir düzlükten sonra da denize dökülür.

Terme Çayı (Terme)

Samsun yöresindeki Karaorman’dan doğan Terme Çayı Terme ilçesindeki Simenit Gölünün çevresindeki derelerden beslenir güneydoğu-kuzeybatı yönünde akar. Bu Çay aynı zamanda Terme ilçesini de ikiye bölerek Karadeniz’e dökülür.

Karaboğaz Deresi

Köseler Dağının yamaçlarından kaynaklanan Karaboğaz deresi kuzeybatı yönünde akar. Çarşamba ve Termeden geçtikten sonra Simenir Gölünü dökülür.

Abdal Deresi

Samsun yöresindeki Akkuş Yaylalarından doğan Abdal deresi kuzeybatı yönünde akmaktadır. Karadeniz’e Karaboğaz önünde dökülen dere 137 km. uzunluğundadır.

Kürtün Çayı

Samsun ilinin orta kesiminde Mahmutlu Köyü yakınlarında doğan Kürtün Çayı güneydoğu-kuzeybatı doğrultusundaki bir vadi içerisinden akmaktadır. Akarsuyun taşıdığı alüvyonlar vadi tabanında dolgu oluşturmuştur. Vadinin orta kesimlerinde akarsuyun yatak genişliği 30-35 m. ulaşmaktadır.

Samsun il merkezinin 4 km. batısında Karadeniz’e dökülen Kürtün çayı 30-40 m. uzunluğundadır.

Istavloz Çayı (Vezirköprü)

Samsun ili Vezirköprü ilçesinde, Tavşan Dağı’ndan doğan Istavloz Çayı, Duruçay Köyü’ne kadar Göldağı Deresi olarak bilinmektedir. Duruçay Köyü ile Köprübaşı Bucağı arasında Kuyma Deresi ismini alan akarsu, Köprübaşı'ndan itibaren Istavloz Çayı ismini almaktadır.

Tekkekıran Köyü mevkiinde Kuzdere, Kayalı mevkiinde Esenli ve Uluçay ile birleşen Istavloz Çayı Akçay mevkiinde Altınkaya Barajı'na dökülmektedir. Istavloz Çayı düzensiz akan akarsulardan oluşup, su seviyesi yıl içerisinde değişiklikler göstermektedir.

Esenli Çayı (Vezirköprü)

Esenli Çayı Aydınlı, Başalan ve Büyükkale köylerinin eğimli yamaçlarının kuzey eteklerinden doğar ve Karaböcük Deresi ismi ile anılmaktadır. Teberük Köyü ile Kavakpınarı Köyü arasında Cambaz Deresi olarak adlandırılan akarsu, buradan itibaren Esenli Çayı adını almaktadır. Kayalı mevkiinde Uluçay ve Istavloz Çayı ile birleşen Esenli Çayı, Akçay’da Altınkaya Barajı'na dökülmektedir.

Uluçay

Uluçay, Karapınar ve Dereköy kaynaklarından beslenmektedir. Esenköy'e kadar Sokullu deresi olarak bilinen akarsu, buradan itibaren Uluçay adını almaktadır. İlkbahar aylarında yağış ve kar erimelerine bağlı olarak taşkın dönemi oluşturmaktadır. Ancak yaz mevsiminin sonlarına doğru akımın minimum seviyede olduğu görülür. Uluçay'ın Esenköy'den itibaren tahminen uzunluğu 17,8 km'dir. Kayalı mevkiinde Istavloz Çayı ve Esenli Çayı ile birleşir.

Bafra Gölleri

Samsun da çok sayıda göl bulunmaktadır. Kızılırmağın ikiye böldüğü Bafra Ovasının çevresinde geniş çukurluk alanlar bulunmaktadır. Bu çukurluk alanlarda irili ufaklı göller oluşmuştur.Bunların başlıcaları Kızılırmağın batısında Karaboğaz Gölü ile doğusundaki Balık Gölü, Dutdibi Gölü, Liman Gölü, Uzungöl, Hayırlı Göl, İncegöl, Çernek ve Tombul Gölüdür. Bu göllerin çevresi çoğunlukla saçlık ve batıklık alanlardır. Ayrıca çevrelerindeki ormanlık alanlar da doğal bir güzellik oluşturmuştur. Bunlardan Balık Gölü balık üretiminde, Liman Gölü de su ürünleri yönünden oldukça zengindirler.

Çarşamba Gölleri

Çarşamba ovası oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Yeşilırmak’ın taşıdığı alüvyonlardan oluşan ovada yer yer çukur alanlar bulunmaktadır. Bu çukurluklarda da irili ufaklı göller meydana gelmiştir. Bu göllerin başında Dumanlı Göl, Akarcık Gölü, Akmaz Gölü ve Koca Göl gelmektedir. Bu göllerin de çevresi sazlık ve bataklıktır. Doğal güzellik yönünden de güzel bir ortam meydana getirmişlerdir.

Simenit Gölü (Terme)

Simenit Gölü Terme ilçe merkezinin kuzeyinde denize yakın bir yerdedir. Terme Çayının yatağının değişmesi sonunda oluşan bu gölün çevresi de bataklık alanlardır. Bununla beraber burada balıkçılık yapılmaktadır.

Akgöl (Terme)

Terme ilçesinde Simenit Gölünün yakınında bulunan Akgöl de terme Çayının yatak değiştirmesi sonucunda meydana gelmiştir. Karadeniz’in yükseldiği dönemlerde Simenit Gölü gibi bu gölde deniz suları ile dolmaktadır. Bundan ötürüde gölde çeşitli balıklar yaşamaktadır.

Ladik Gölü (Ladik)

Ladik Ovasının doğu kesiminde yer alan ladik Gölü Ladik ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Gölün uzunluğu 5, genişliği 2 km’ye yakındır. Elips biçimindeki gölün deriği 3-5 m. arasında değişmektedir. Göl suları Akdağ’dan inen küçük akarsularla beslenmektedir. Ayrıca fazla suları da Tersakan Çayına boşalmaktadır.Çevresi bataklık ve sazlıktır.Göl içerisinde balık, özellikle alabalık ve turna yaşamaktadır.

Altınkaya Baraj Gölü (Vezirköprü)

Kızılırmak üzerinde bulunan Altınkaya Barajından yılda 1.217.000.000 Kw. Saat elektrik üretilmektedir. Vezirköprü'nün 12 tane köyü baraj suları altında kalmıştır.

Altınkaya Barajı'nda toplanan sudan Vezirköprü ve köylerinin tarım arazisi sulanamamaktadır. Ancak baraj gölü çevresindeki köylerinin bazılarında balıkçılık yapılmaktadır.

Vezirköprü Sulama Barajı (Vezirköprü)
Yapımına 04.01.1993 tarihinde başlanmış, barajın gövde dolgu çalışmaları bitirilerek 2005 yılında resmi açılışı yapılmıştır.

Vezirköprü Sulama Barajı, kil çekirdekli kaya dolgu tipinde yapılmış olup, temelden yüksekliği 74 m., nehir yatağından yüksekliği 73 m.,gövde hacmi 2.600.000 m3, göl uzunluğu ise 5.500 m.dir.

Bursa Uludağ


 Uludağ, Türkiye'nin en gözde kış sporları merkezidir. Kış ayları boyunca yerli ve yabancı turistlerle dolup taşar. Uludağ'ın genelde en yüksek diye bilinen ve Zirve olarak adlandırılan tepesi 2493 metredir. Ancak en yüksek tepesi Kara Tepe'dir ve yüksekliği 2543 metredir. Bu bölgede kayak yapılamaz ama daha alçak olan Fatin Tepe (2050 m) ve Kuşaklı Kaya (2232 m) bölgelerinde kayak pistleri vardır. Yazın Uludağ'ın yaylası olan Kirazlı Yayla ve Sarı Alan mevkilerinde et mangal lokantaları ve piknik yerlerinde güzel bir gün geçirebilirsiniz. Bu bölgeler doğa yürüyüşleri veya çadır kampı için de uygundur.

Olympos

Uludağ'ın adı Yunan mitolojisine göre Olympos'tur. Burada baş tanrı Zeus'un ve diğer tüm tanrı ve tanrıçaların oturduğuna ve halkı yukardan izlediklerine inanılırmış. Tarih içinde Uludağ'a Mısırlılar Mimos, Romalılar Calbyers, Bizanslılar Misdymp ve Osmanlılar da Keşiş Dağı demişler. Oteller bölgesi, gece

Kayak mevsimi

Uludağ'a ilk kar genellikle kasım ayında düşse de, kar kalınlığının kayak ve diğer kış sporlarını yapmaya elverişli bir kalınlığa ulaşması yılbaşını bulur. Kayak mevsimi mart ayının sonuna, bazen nisan ayının başına kadar sürer.

Kaynak : http://www.bursauludag.com/

Kapadokya Ürgüp Göreme


Nevşehir'in 20 km. doğusunda olan Ürgüp ilçesi, Kapadokya'nın en önemli turizm merkezlerindendir. Çok sayıda isme sahip olan Ürgüp, Osiana, Hagios Prokopios, Başhisar, Burgut Kalesi gibi isimlerle anılmış, Cumhuriyetin ilk yıllarında bugünkü adını almıştır.

Ürgüp ve çevresindeki bilinen ilk yerleşim, antik adı Tomissos olan Damsa Çayı'nın doğusundaki Avla Dağı etekleridir. Roma dönemine ait kaya mezarları da önemli bir yer tutmaktadır. Bizans döneminde de önemli bir dini merkez olan Ürgüp, çevresinde bulunan yerleşim yerlerindeki ve vadilerdeki kilise ve manastırların piskoposluk merkezi durumundaydı.

2002 yılında, Ürgüp'ün Şahinefendi kasabasında yeni bir yerleşim merkezi bulunmuş ve kazı çalışmalarına başlanmıştır. Arkeolog Halis Yenipınar ve Murat Gülyaz denetiminde yapılan kazılarda, bir hamam ve tabanında mozaikler olan, rezidans/kilise ortaya çıkarılmıştır. Bu yapının içinde bulunan mezarlardan mumyalanmış ceset bulunmuştur. (Henüz yeni bir kazı çalışması olduğu için çok fazla bilgi elde edilememiştir. Bu itibarla, ben de bu kadar bilgiyle yetinmek istiyorum.)

11. yüzyılda Ürgüp, Selçukluların önemli kentleri olan Konya ve Niğde'ye giden yolların üzerinde önemli bir kale konumundadır. Bu döneme ait iki yapı kentin merkezindeki Altıkapılı ve Temenni Tepesi Türbeleridir. Bir anne ve kızına ait olan Altıkapılı Türbesi, adından da anlaşılacağı üzere, altı cepheli, her cephesinde kemerli pencere olup üstü açıktır. Temenni Tepesi'nde de, kime ait olduğu bilinmeyen iki türbe mevcuttur.

Ürgüp, Osmanlı döneminde de önemli bir kenttir. Şemsettin Sami 1888-1900 yıllarında yazdığı Kamus-ül Alam adlı kitabında Ürgüp'te 70 cami, 5 kilise ve 11 kütüphane olduğunu belirtir. Ancak, 1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, 18 yüzyılda Sadrazam Nevşehir'li Damat İbrahim Paşa'nın kadılık makamını Muşkara'ya (Nevşehir) taşıması sonucu eski önemini yitirir. Buna tepki gösteren Ürgüp halkının gönlünü almak isteyen Sadrazam, Ürgüp'ün içine künklerle (çamurdan pişirilerek yapılmış boru) su hattı döşetir.

Kaynak: http://www.bulentozmen.com/tr/urgup.htm

Kız Kulesi


Üsküdar’da, Salacak’ın 150-200 metre açıklarında bulunmaktadır.  Kız Kulesi’nin ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, bazı kaynaklarda Kule’nin mimari yapılanma süreci M.Ö. 341’e kadar indiği görülmektedir.
   
Kız Kulesi’nin eski zamanlardaki isimleri, Damalis ve Leandros’dur. Damalis ismi, zamanın Atina kralı Kharis’in karısının adıdır. Damalis ölünce bu sahillere gömülmüş ve kuleye de bu isim verilmiştir. Ayrıca, Kule Bizans zamanı’nda “küçük kale” anlamına gelen Arcla olarak da anılmıştır.

Kapalı Çarşı


Dünyanın en eski ve büyük kapalı çarşısı İstanbul şehrinin merkezinde yer alır. Dev ölçülü bir labirent gibi, 60 kadar sokağı, üç binden fazla dükkânı ile Kapalı çarşı, İstanbul’un görülmesi gereken, benzersiz bir merkezidir. Adeta bir şehri andıran, bütünü ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür.

15 yy.dan kalan kalın duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Geçmişte burası her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatının sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşı idi.

BEYAZIT MEYDANI

İmparator Teodosyus devrinde M.S. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmişti. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya “Form Tauri” meydanı denilmişti. Üzerinde İmparatorunda heykeli yükselen zafer takından birkaç mermer blok ve sütun kalıntıları bulunmuşken, kuzeydeki abidevi çeşmeden eser kalmamıştır. Şehrin bu en büyük çeşmesini Valens su kemeri beslerdi. Kuzeyde, Fatih’in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişi abidevi kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19 yy. yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15 yy. Beyazıt Camii kalabalık ve hareketli kapalı çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.

Çemberli Taş

ÇEMBERLİ TAŞ

M.S. 330’da Başkentin Roma’dan İstanbul’a nakli sebebi ile şehrin ikinci tepesindeki büyük oval bir meydanın ortasına, Konstantin in şerefine dikilmişti. Form Konstantin diye bilinen meydanın etrafı sütunlu galeriler ile çevriliydi. Çemberli taş, yanık sütun olarak ta bilinir. Orijinalinden daha kısa hali ile günümüze gelebilmiştir. Eskiden üstünde Büyük Konstantin’in güneş tanrısı pozundaki heykeli bulunurdu. Sütunun porfir blokları zamanla ve yangınlardan çatladığı için demir çemberlerle çevrilmiştir. Mermer başlık 12 yy., alttaki örme takviye kısmı 18 yy. aittir. Sütunun dibindeki küçük bir odada erken Hıristiyanlığa ait kutsal emanetler odası olduğuna inanılırdı. Buradan geçen ana yol Büyük Konstantin devrinden beri aynı güzergâhtadır.

İstanbul Haliç


Tarih boyunca İstanbul un gelişmesine coğrafi konumu kadar, doğal ve çok emin bir liman olan Haliç'te etkin olmuştur. Liman Avrupa yakasını ikiye ayırır. Yaklaşık 8 km uzunluğunda olup en geniş yeri Boğaz tarafındaki girişidir; dip tarafta iki dere sularını Halice boşaltır. Gel-git olayı ve akıntı yoktur. Etraftaki bereketi topraklar, bol balık, tatlı su dereleri ve şeklinden dolayı "Altın Boynuz" ismi bereket sembolü anlamında verilmişti. Bizans devrinde girişe gerilen zincir düşman donanmaları kuşatmasını önlerdi. Haliç kıyıları zaman, zaman bazıları askeri amaçlı olan köprüler ile bağlanmıştı. Halen 5. köprü metro için planlanmaktadır.

Mısır Çarşısı


Yüzölçümü olarak Kapalıçarşı’dan daha küçük olmakla birlikte, özellikle yabancı turistlerin uğramadan geçemediği, ilgi odağı mekanlardan biridir. Tıpkı Kapalıçarşı’da olduğu gibi, Mısır Çarşısı’nın da iki ana kapısı Eminönü ile Sultanhamam arasında bağlantı kurar. Yan kapıları ise Yeni Cami, Tahtakale, Mercan, Yemiş İskelesi ve Süpürgeciler’e çıkış verir.

Son zamanlarda bazı kuyumcu dükkanlarının açılmış olması, Mısır Çarşısı’nın tarihsel özelliğini değiştirmez. Tarihi boyunca her derde deva olmuş kurutulmuş bitkilerin, çeşit çeşit otların ve yüzlerce tür baharatın buluştuğu dev bir pazardır burası.

EYÜP SULTAN CAMİ


Kara surları ile Haliç surlarının birleştiği yerin dışında yer alan Eyüp Camii ve Türbesi İslam dünyasının kutsal yerlerinden kabul edilir. Eyüp-el Ensari Hz. Muhammet'in bayraktarlığını yapmış bir şahıstı, 7 yy. Arap kuşatması esnasında burada ölmüş, İstanbul'un Türk kuşatması sırasında mezarı keşfedilmiş, sonradan türbe ve şehrin ilk camii buraya yapılmıştı.

İlk camii zelzeleden ötürü yıkılınca 1800 de bu günkü inşa edilmişti. İslam'ın kutsal Cuma günleri inançlı kalabalıklar türbeyi ziyaret ederler. Yaşlı ağaçlar, uçuşan güvercinler, namaz kılanlar, dua ve ziyaret edenler, türbe ve camii civarını mistik, renkli bir atmosfere büründürür. Avludaki türbenin duvarları değişik çağların çinileriyle kaplıdır.

Tarihi kaynaklar bu semtin Bizans devrinde de kutsal bir mahal olduğunu; aziz bir kimsenin yatırının ziyaret edilerek yağmur duaları yapıldığını kaydeder. Fatih’ten sonra tahta geçip silah kuşanan sultanlar Eyüp Sultan türbesini ziyaret ederek merasimi tamamlarlardı. Camii etrafı ve civar yamaçlar mezarlıklarla çevrili olup, meşhur Pier Loti kahvesi de buradadır. İstanbul aşığı şair ve yazar Loti sık, sık buraya gelerek Haliç’in o zamanki güzel ve doyumsuz manzarasını seydermiş.Dolunay gecelerinde bu küçük kafeden ve terastan görünen seyredenlere unutulmaz anılar yaşatır.

Kongre Turizmi


Tarih ve Kültür hazinesi Türkiye, heyecan verici imkânlar âleminin kapısı durumundadır. Avrupa ve Asya'nın birleştiği yerde, Türkiye toplantı, insentiv ve kongrelere şahane mekân konumundadır.

Türkiye birinci sınıf otel konaklama ve konferans tesisi zenginliği, dünyanın belli başlı şehirlerine kolayca ulaşım, güzel dekorlar ve eşsiz manzara cazibesi sunmaktadır. Bütün bunlara, mükemmel bir iklim ve alternatif destinasyonlara göre çok daha düşük maliyet avantajı eklenmektedir.

Türkiye, Avrupa ülkelerine yakınlığı ve egzotikliği ile ideal bir destinasyondur. İzmir, Antalya ve Ankara'ya transfer bağlantısı ve direkt uçuş imkânıyla, Türk Havayolları ve diğer ulusal havayolu şirketlerince İstanbul'a iki ile üç saat içinde ulaştırılmak mümkündür.

Mağara Turizmi


Dünyadaki diğer ülkelere göre 'mağara cenneti ülke' durumunda olan yurdumuzda yaklaşık 40.000 adet mağara bulunmaktadır. Mağara oluşumları bakımından önemli bir jeolojik-jeomorfolojik nitelik olan karstlaşma (karstik alanlar) ülkemizde Batı ve Orta Toros Dağlarında (Muğla, Antalya, Isparta, Burdur, Konya, Karaman, İçel ve Adana ) yer almaktadır. Türkiye'nin en uzun ( Beyşehir Gölü batısındaki Pınarözü Mağarası, 16 km) ve en derin mağaraları (Anamur'un kuzeyinde Çukurpınar Düdeni, 1880m) bu dağ kuşağı üzerindedir.

Ülkemizde mağara araştırmaları 1964 yılında kurulan Mağara araştırma Derneği (MAD) tarafından başlatılmıştır. Daha sonra ilk üniversite kulübü olan 1973 yılında Boğaziçi Üniversitesi Mağara Araştırma Kulübü ( BÜMAK ) kurulmuştur. 1979 yılında MTA Jeoloji Etütleri Dairesi bünyesinde kurulan Karst ve Mağara Araştırmaları Birimi, bugün mağara araştırmalarının büyük bir bölümünü gerçekleştirmektedir.

Spor Turizmi



Bireylerin eğitim ve gelir düzeyindeki artışlar ile hızlı kentleşme, nüfus artışı ve teknolojik gelişmeler, uluslararası turizm hareketlerini ve eğilimlerini değiştirmiş ve turizmde yeni unsurlar ortaya çıkarmıştır. Günümüzde spor uluslararası örgütlerinin ortaya koyduğu evrensel değerler ile ele alınmak kaydıyla her kesimin faydalandığı önemli bir araç haline gelmiştir.

Spor, toplumsal dayanışma ve bütünleşmeyi sağlayan, insanların ve farklı kültürlerin birbirlerini daha iyi tanımalarına olanak veren bir unsurdur. Sporun evrensel değerlerinde, toplumlarda insanları gruplara ayıran ırk, milliyet, din, mezhep, sosyal konum, eğitim, kültür ve ekonomik farklılıklar, vb. özellikleri göz ardı eden bir yaklaşımla herkese eşit bir tutum ortaya konulmaktadır. Günümüzde turizm ürünleri artık güneş, deniz, kum paketlerinin ötesine gitmiş, farklı bir boyut kazanmış olup geleceğin başarılı turizm ürünlerini yaratmak için iyi bir pazar araştırması yapılması ve pazarın bileşenlerinin iyi bir şekilde etüt edilerek müşterilerin isteklerine göre düzenlenebilen modüler ürünlere geçilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu boyutta gelişen ve değişen turizm eğilimleri arasında "spor turizmi" olarak anılan turizm çeşidi son yıllarda sadece ülkemizde değil tüm dünyada ön plana çıkmakta ve modern toplumların yaşamının önemli bir parçası haline gelmektedir.

Dünya üzerinde kabul görmüş otoritelerce, çeşitli sporları yapan, spora ilgi duyan ve sporla ilişkisi bulunan kişilerin; sportif karşılaşmalara olimpiyatlara ve benzeri olaylara bizzat katılmak veya bunları izlemek amacıyla oluşturdukları turizm hareketi spor turizmi olarak adlandırılmaktadır. Genel turizm tariflerinden hareketle, spor turizmi kavramı için, spora ilgi duyan kişilerle, aktif olarak spor yapan kişi, grup ya da takımlar ile bunların idarecileri ve seyircilerinin turizme katılmalarından ortaya çıkan ilişkiler bütünü şeklinde bir yaklaşımda bulunmak mümkündür.

Ankara Kalecik Tarihi - Tarihçesi


   Kalecik ve civarı ilk defa M.Ö. 3500-4000 yıllarında yani geç kalkolitik devrinde iskan edilmiştir. Kalecik ve civarının Hititler tarafından iskan olarak kullanıldığı son yapılan Tüney köyü civarındaki ‘inandık’ kazıları iyice ispatlamıştır. M.Ö. 4000 yıllarında Firigyalılarında kalecik civarında oturduğu tarihi eserlerden anlaşılmıştır.

Romalılar devrinde Bursa Tekfuru tarafından Kalecik kalesi kızına  çeyiz olarak yaptırılmıştır. Evliya Çelebinin seyahatnamesinde bahsedilmektedir. Bu dönemlerde Kalecik kalenin etrafına serpilmiş küçük bir kasaba olması nedeniyle kale kelimesinin sonuna ‘cik’ getirilerek küçük anlamına gelen Kalecik ismini almıştır.

Ayrıca Hititlerden, Galatlardan ve Romalılardan beri küçük bir yerleşim merkezi olan ve XI. Yüzyıl sonlarında Türklerin egemenliğine geçmiştir.(Seyit Battal Gazi)

Şehir içerisinde ve bazı köylerinde bulunan Aslan heykelleri,küp ve çömlekler,antik kalıntılar bugün hala varlıklarını korumaktadırlar.


Bugün ayakta duran Türk ve İslam yapıları kronolojik sıraya göre;Çandır hanı, Kızılırmak köprüsü, Çarşı Camii, Şehsuvar Camii, Kazancıbaba türbesi, Eski hamam, Çarşı hamamı, Devranların Konağı ve bazı evler, Hamdi Camii, Tabakhane Camii, Hükümet binası, Askerlik şubesi ve orta çarşıdaki bina gibi tarihi ve turistik eserleri bulunmaktadır. İlçemiz tarihi yönden çok zengin bir ilçedir. Gezilmeye görülmeye uygun yerlerimiz çoktur.

Ankara Haymana Tarihi - Tarihçesi


     Haymana, yontma taş devri, cilalı taş devri ve maden devrine uzanan bir geçmişin izlerini taşımakta, Hitit, Frigya, Pers, Galat, Roma-Bizans hakimiyetine şahit olmuş, Kral Yolu üzerinde bulunan bir yerleşim yeridir.
Haymana, Gavur Kalesi kazılarında ortaya çıkan kültür, tabakalarından anlaşıldığına göre üç kavmin yerleştiği bir belde olmuştur. İlk yerleşim kavim olan Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Orta Asya' dan Kafkaslar üzerinden Anadolu' ya giren ve büyük bir imparatorluk kurarak 600 sene Anadolu' da yaşayan bir kavimdir. M.Ö. 1600 yıllarında yapıldığı sanılan Gavur Kalesi bu kavmin Haymana uygarlığının tek kanıtıdır. Kayadaki kabartmaların ve duvar kalıntılarının tarihleri hakkında arkeologların birleştiği nokta, M.Ö. 2000 yıllarının ortasıdır. Bu harabelerin duvar tasvirlerindeki elbiselerden anlaşıldığına göre, Hitit eseri olduğu kesinlik kazanmıştır. Hititlerden sonra Haymana çevresinde medeniyet kuran kavim Friglerdir. M.Ö. 1200' lerde, Ege göçleri dediğimiz kavimler göçüyle Anadolu' ya gelenlerin içinde bir Trak kabilesi olan Friglerde bulunuyordu. Frigler, Hitiler' in yıkılmasıyla onların sahip olduğu yerlerde Hattusaş, Alacahöyük, Pazarlı, Alişar gibi yanmış Hitit şehirlerinin üzerlerinde hüküm sürmeye başladılar. Hitit eseri olan Gavur Kale kazılarında yapılan ikinci kültür bölümünde, Frigyalıların Haymana civarında yaşadığı tespit edilmiştir.

Ankara Güdül Tarihi ve Turistik Yerleri


Sorgun Gölet'i

Turizm potansiyeli yönünden ilçemizin kuzeyinde ve Sorgun köyü yöresinde bulunan orman alanı ile bu alan içerisinde yer alan gölet doğal zenginliklerimizdendir.

İlçemize 23 Km uzaklıktaki Sorgun Yaylası gölet'i zengin Çam ormanlarıyla kaplı bir oksijen deposudur. Hafta sonları dinlenmek Şehirlerin ses kirliliğinden kurtulmak rahat ve huzurlu bir hafta sonu geçirmek isteyenlere bulunmaz bir imkandır.


Yozgat Tanıtım Filmi - Videosu

Zonguldak Tanıtım Filmi - Videosu

Yalova Tanıtım Filmi - Videosu

Van Tanıtım Filmi - Videosu

Uşak Tanıtım Filmi - Videosu

Mersin Tanıtım Filmi - Videosu

İzmir Tanıtım Filmi - Videosu

İstanbul Tanıtım Filmi - Videosu

Tunceli Tanıtım Filmi - Videosu

Trabzon Tanıtım Filmi - Videosu

Tokat Tanıtım Filmi - Videosu

Şırnak Tanıtım Filmi - Videosu

Şanlıurfa Tanıtım Filmi - Videosu

Sivas Tanıtım Filmi - Videosu

Sinop Tanıtım Filmi - Videosu

Siirt Tanıtım Filmi - Videosu

Samsun Tanıtım Filmi - Videosu

Rize Tanıtım Filmi - Videosu

Osmaniye Tanıtım Filmi - Videosu

Ordu Tanıtım Filmi - Videosu

Niğde Tanıtım Filmi - Videosu

Nevşehir Tanıtım Filmi - Videosu

Muş Tanıtım Filmi - Videosu

Muğla Tanıtım Filmi - Videosu

Mardin Tanıtım Filmi - Videosu

Manisa Tanıtım Filmi - Videosu

Malatya Tanıtım Filmi - Videosu

Kırşehir Tanıtım Filmi - Videosu

Samsun Salıpazarı


        Salıpazarı 1973 yılında ilçe kurulmuştur. İnsanların zaman içinde Salı günü ilçede Pazar kurmalarıyla ilçe adıını Salıpazarı olarak almıştır. İlçe nüfusu ise 6.000 civarındadır ilçe terme ve çarşambaya komşudur. İlçede karadeniz iklimi hakim olup çoğu  kesim geçimini çiftçilikle sağlamaktadır .Salıpazarının küçük olması belki ilçe için dez avantaj ancak görülecek ve gezilecek yerleri bakımından zengin bir yer. Hemen aklınıza büyük tesisler ya da büyük şehir yapılanmaları gelmesin. Salıpazarını asıl güzel kılan onun doğa ile iç içe olması ve insanlarının cana yakın ve şehir yaşantısından tamamen uzak olmasıdır. İlçenin içinden yeşilırrmak`a dökülen bir çay geçmektedir. İlçenin merkezinden geçen çay`da 3-4 tür balık yaşamaktadır. Canınız sıkıldığı zamanlarda oltanızın alıp çay boyu balık tutma macerası yaşabilirsiniz. İlçenin merkezine yakın üç tane alabalık tesisi bulunmakdatır ailece gelip bir alabalık ziyafeti çekin derim. Gezmek içinse size önerebileceğim yerler Garpu Kale, Salıpazarı Heybe Saçak ( Kızılot köyü), Salıpazarı Pent (merkez), Kaya mezarları, Kayakopru mağarası, Alabalık tesisileri (kayakopru), Karacaören Şelalesi,köyleri  ve aklıma gelmeyen bir çok yer . 

Türkiyede Yaz Turizmi


 Tarih, kültür ve olağanüstü doğal güzelliklerin içiçe yaşandığı Türkiye, bu özelliklerini günümüze kadar devam ettirebilmiş dünyanın ender turizm cennetlerinden biridir. Dört mevsimin tüm özelliklerinin her zaman yaşanabildiği yöreleri, yeşil ormanları, kayak sporuna elverişli karlı dağları, temiz denizleri, kumsalları, kaplıcaları, konuksever insan dokusu ve dünyanın üç ünlü mutfağından birine sahip olması bakımından da ayrıcalıklı bir ülkedir.

Ülkenin özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde, yaz turizmi oldukça ileri seviyededir. Karadeniz kıyılarında sınırlı ölçüde yaz turizmi, yüksek yerlerde ise yayla turizmi gelişmiştir. Bu bölgelerde yeterli altyapı hizmetleriyle birlikte modern turizm tesisleri oluşturulmuştur. Yaz turizminin en yoğun olduğu tatil beldeleri arasında Antalya, Alanya, Marmaris, Kuşadası, Bodrum, Fethiye ve Kaş gibi merkezler bulunmaktadır. Ülkenin yüksek yerlerinde ise yayla turizmi her geçen gün önemini artırmaktadır. Yayla turizminin en fazla geliştiği yöreler arasında Trabzon, Giresun, Rize, Ilgaz, Bolu ve Abant yer almaktadır.

Türkiyede Kültür Turizmi


 Kültürel turizm'i ya da daha doğru bir terimle ''kültür turizmi'ni tanımlamak çok kolay değil elbette. Kültür sözcüğü çok geniş bir alanı kapsıyor ve çoğunlukla da kişiden kişiye değişiyor. Sözcüğü en geniş anlamıyla düşünürsek her türlü insan etkinliğini bu başlık altında ifade etmek ya da tanımlamak mümkün. Yine de turizmin pratiğinden gelen bir yaklaşımla bir tanım yapabiliriz.

Kültür Turizmi, doğal ve tarihsel kültür varlıklarını, kültürel etkinlikleri ve güncel sanat eserlerini bazı sosyo-ekonomik olguları turistik bir ürün biçiminde gezginlerin hizmetine sunan bir turizm anlayışıdır. Yalnızca tarihsel olanı değil, günceli kapsayan bir terimdir.

TÜRKİYE'DE KAYAK TURİZMİ


Türkiye turizm alanındaki atakları, iklimi ve coğrafi yapısı ile güçlü bir potansiyele sahiptir. Ülke genelinde bulunan onlarca kayak merkezine binlerce yerli ve yabancı turistin geldiği Türkiye çok önemli kış turizmi merkezi haline gelmiştir.

Bilhassa, Rus ve Avrupalı turistler kış turizmi için Türkiye'yi tercih etmekte, özellikle Rus turistler Erzurum Palandöken ve Bursa Uludağ'a gelmektedirler. Türkiye kış turizmi için turist çeken ülkeler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

Bu arada, kış turizmi için çok önemli bir potansiyele sahip olan Karadeniz Bölgesi'nde de 4 mevsim 12 ay turizm hedeflenmektedir.

Türkiye`de irili ufaklı yaklaşık 20`ye yakın kayak merkezi olmakla beraber, tesislere ulaşımın kolaylığı, pistlerin kalitesi ve uygunluğu bakımından en elverişli kayak merkezleri yan tarafta sıralanmıştır.

Türkiyede Av Turizmi

Türkiye'nin coğrafi yapısı, bitki örtüsü ve yaban hayatı bakımından av turizminin gelişmesine elverişli konumdadır. Ülkemiz ormanlarında düzenlenecek Av Turizmi için, "Kara Avcılığı Kanunu" ve bu kanuna dayanılarak çıkartılan 08.01.2005 tarh ve 25694 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Yerli ve Yabancı Avcıların Av Turizmi Kapsamında Avlanmalarına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile 6831 sayılı "Orman Kanunu" hükümleri kapsamında Çevre ve Orman Bakanlığının bünyesinde oluşturulan Av Komisyonu tarafından alınan kararlar (yönerge ve talimatlar) ile adı geçen Bakanlığın koyacağı esaslar dahilinde yürütülmektedir.


Türkiye' de Avlanabilen Av Hayvanları 

Türkiye'de avlanılmasına izin verilen yaban hayvanları türlerine ve avlanma sürelerine göre yıldan yıla değişmektedir. Bu değişiklikler her yıl düzenlenen Merkez Av Komisyonu Kararları ile belirlenir.

Kırklareli Tanıtım Videosu - Filmi


Kütahya Tanıtım Videosu - Filmi

Konya Tanıtım Videosu - Filmi

Kocaeli Tanıtım Videosu - Filmi

Kilis Tanıtım Videosu - Filmi


Kastamonu Tanıtım Videosu - Filmi


Kars Tanıtım Videosu -Filmi

Karaman Tanıtım Videosu - Filmi

Karabük Tanıtım Videosu - Filmi

Iğdır Tanıtım Videosu - Filmi

Hatay Tanıtım Videosu - Filmi

Giresun Tanıtım Videosu - Filmi

www.tarihiyerlerimiz.net

Botanik Turizmi


Bartın ve çevresi, Türkiye’nin Fitocoğrafik flora bölgelerinden Euro-Siberian bölge içerisinde bulunmakta olup, iklim özellikleri nedeniyle oldukça zengin bir doğal bitki örtüsüne sahiptir. Yağışların bol ve bütün yıla dağılmış olduğu, sıcaklığın ve yıl içindeki sıcaklık değerleri arasındaki farkın fazla olmadığı yörede doğal bitki örtüsü nemli ormanlardan oluşmaktadır.

Bartın ve çevresinin 2143 km² olan yüzölçümünün % 46’sını ormanlar kaplamaktadır. Kıyıdan dağlık alanlara doğru çıkıldıkça bitki örtüsünde belirgin bir değişiklik görülmektedir. Bartın ormanlarının karakteristik ağaçları; 600 m yüksekliğe kadar Defne, Meşe, Kayın, Kocayemiş, Ardıç, Ormangülü ve Yabani Zeytin, 1000 m yükseklikte Meşe, Kayın, Gürgen 1500 m ve daha yükseklerde Kayın, Kestane ve Çam’dır. Sahil şeridinde de Ceviz, Kestane ve Fındık plantasyonları yaygındır. Bartın ve çevresinin bitki örtüsünde geniş yer tutan ormanlar, genellikle yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşmaktadır.
Alt flora ise oldukça yaygın ve çok çeşitlidir. Ayrıca; son yıllarda adına festival düzenlenen kaliteli çilek yetiştiriciliği dikkat çekmektedir. Sadece kentsel alan ve yakın çevresinde yapılan floristik incelemeler sonucu 439 adet doğal bitki türü tespit edilmiştir.

İnanç Turizmi

2000 yılında tüm dünyada kutlanacak olan ısa'nın doğumunun 2000. yılı etkinlikleri çerçevesinde, Türkiye'de "İnanç Turizmi" adı altında bazı faaliyetlerin gerçekleştirilmesi yönündeki çalışmalara, 1995 yılından itibaren başlanılmıştır. İnsanlık tarihinin üç büyük dini olan Müslümanlık, Hristiyanlık ve Musevilik, dünyanın en büyük uygarlıklarını barındıran Anadolu topraklarında olgunlaşmış ve etkileri tüm dünyaya yayılmıştır. İç büyük dinin günümüze kadar ulaşan eşsiz eserleriyle büyük bir potansiyel oluşturan ınanç Turizmi, ülkenin diğer tarihi kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleriyle birleştirilerek Türkiye'nin tanıtımı amaçlanmaktadır.

2000 yılına kadar sürdürülecek etkinliklerin etapları olan ınanç Turizmi Tur 95, 96 ve 97 projeleri çok sayıda yabancı tur operatörleri, konu ile ilgili uzman kişiler ve basın mensuplarının katılımı ile başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bunların yanısıra 2000 yılının, dini turizm de dahil olmak üzere Anadolu'nun eşsiz kültür zenginliğini dünyaya tanıtmak için önemli bir fırsat olduğunu düşünen Turizm Bakanlığı'nın girişimi sonucu, Başbakanlığın koordinasyonu ve ilgili kuruluşların katılımı ile "Anadolu 2000" adı altında devlet projesi niteliğinde bir proje gerçekleştirilmesi çalışmalarına başlanılmıştır. 2000 yılında Kudüs'e akın etmesi beklenen tahminen 50 milyon kadar Hristiyan'ın, Anadolu'daki Hristiyanlık dönemi eserlerine de büyük ilgi göstereceği tahmin edilmektedir.

Türkiye'de Deniz Turizmi


KIYI TURİZMİ

Turizm sektörü, dünyada ve ülkemizde doğa, özgü kimlik ve aktif tatil arayışının giderek arttığı yeni bir süreç içine girmiştir. Ülkemiz sahip olduğu çok zengin doğal değerler ile doğa sporlarına yönelik büyük bir potansiyelide bünyesinde barındırmaktadır. Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımada şeklindedir ve kıyı turizmi açısından oldukça önemlidir. Güney Ege İzmir, Çeşme, Ayvalık, Kuşadası, Bodrum, Datça, Bozburun, Marmaris, Göcek, Fethiye, özellikle Akdeniz sahillerimiz Kalkan, Kaş, Finike, Kemer ve Antalya, Mersin doğa harikası kıyılarımızdır.

Kuş Gözlemi Turizmi


Kuş gözlemciliği doğayı kuşların dünyasından tanımayı sağlayan bir gözlem sporudur. Sağlıklı bir çevrenin en iyi göstergesi olan kuşlar her türlü yaşam ortamında bulunurlar. Kent içerisinde parkta, sulak alanda, bozkır, orman, çöl gibi hemen her yerde kuş gözlemciliği yapılabilir. Kuş gözlemciliğinin mevsimi, zamanı da sınırlı değildir; 365 gün 24 saat yapılabilir. Türkiye'de şimdiye kadar 450 çeşit kuş türü kaydedilmiştir.

Kuşları izlemek ve anlamak, aynı zamanda kendi doğal çevremizi izlemenin en akılcı yoludur. Çevre koşullarına oldukça duyarlı olan kuşlar, orman kaybının, sulak alan tahribatının ya da fazla tarım ilacı kullanmanın etkileri gibi konuların önceden habercisi olabilirler. Bu anlamda kuş gözlemciliği, sağlıklı ve kapsamlı bir çevre koruma stratejilerin unsurları arasındadır.

Aksaray Tanıtım Videosu - Filmi


Gaziantep Tanıtım Videosu - Filmi

Eskişehir Tanıtım Videosu - Filmi

Erzurum Tanıtım Videosu - Filmi

Erzincan Tanıtım Videosu - Filmi

Elazığ Tanıtım Videosu - Filmi

Edirne Tanıtım Videosu - Filmi

Düzce Tanıtım Videosu - Filmi

Diyarbakır Tanıtım Videosu - Filmi

Denizli Tanıtım Videosu - Filmi


Çorum Tanıtım Videosu - Filmi


Çankırı Tanıtım Videosu - Filmi

Çanakkale Tanıtım Videosu - Filmi


Bursa Tanıtım Videosu - Filmi

Burdur Tanıtım Videosu - Filmi

Bolu Tanıtım Videosu - Filmi