BALIKKESİR SAVAŞTEPE TARİHİ ~ Tarihi ve Turistik Yerler

BALIKKESİR SAVAŞTEPE TARİHİ

Savaştepe'nin eski adı Giresun'dur. Halk arasındaki rivayetlere göre, köyün ilk ismi "Kelhasan"dır. Kelhasan köyde ilk binayı kuran kişi olup yıllarca bu bina Eskihan adıyla tanınmıştır. Bugün tamamen yok olan han binası şehrin Çınarlı Kahvehanesi'ne bitişik Çarşı Camii'nin tam karşısında bulunuyordu. 1950 li yıllara kadar Köy Enstitüsü ahırıyken daha sonra esnaf tarafından depo olarak kullanılmış olup çok harap durumdaydı. Tam bir mabet şeklinde olan han binası, kırık mermer sütunları, haç kabartması bulunan taşlan ve kilise tarzındaki pencereleriyle dikkat çekiciydi.

Savaştepe ile ilgili olarak şunu da eklemek gerekir, Savaştepe yöresindeki Bizans asıllı köylerin (Çomaklı, Tasköy, Osmancık, Kilise (Ayazpınar), Simavlı, Halkapınar, vs.) 16-17. yüzyılda Eskihan inşa edilerek etrafına halkın yerleştirilmesiyle kurulmuş olabilir. Buna sebep ise; Balıkesir-İzmir ve Bergama ile İftalya (Pamukçu) arasındaki posta yolunun bu han kenarından geçmesidir. Han civarında bulunan karakol eşkıyaların sık sık yaptığı köyleri soymalarına mani olamamasından Köprülü veziri, "Köylüler, bu han etrafına kim gelirse rahat edecektir. Bu eşkıyaları zulümlerinden kurtulacaktır. Çünkü bu handa Jandarma karakolu vardır. Bunlar sizi eşkıyadan korurlar, bu münâsebetle sizde rahat edersiniz." demesi üzerine han çevresine köylüler gelerek yerleşirler. Etraf köyler toplanınca 448 nüfuslu büyük bir köy kurulur . Manav tabir olunan bu halkın bölgenin Bizans kökenli insanları olduğu muhakkaktır. Yine Sanbeyler bucağı ve Yeşilhisar köyü de manav denilen yerli halktan kişilerin yaşadığı yerlerdir.

Benim kanaatimce Eskihan Osmanlı İmparatorluğu zamanında ve 16. asır içinde hassa tacirlerden bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Bölgedeki eski uygarlıkların kalıntılarından alınan inşaat malzemelerini devşirme olarak bu han binasının inşaatında kullanmışlardır. Çünkü bu yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu eşkıya baskınlarına karşı yol güvenliğinin sağlanması için derbent (geçiş) noktalarında inzibatların bulunduğu hanlar inşa etmiştir. Bir örnek vermek gerekirse; Balıkesir'e bağlı Manyas Kazası'nın Koru köyünde "hassa tacirlerden" Mustafa Çelebi bir kervansaray bina etmiş, köy halkı az olmakla, hariçten 20 hanenin buraya sürülerek yerleştirilmesi ve kervansaray hizmeti ile derbentçilik hizmetinde bulunmaları kararlaştırılmıştır.

Savaştepe'nin eski ismine dair başka bir rivayete göre, İzmir'den, Bergama'dan yada Balıkesir'den bu hana ulaşan kervanlar, bir gece kaldıktan sonra yollarına devam ederlerdi. Önce yola çıkan kervana arkadaki kervanbaşı şöyle derdi; "Sen hana gire korsun ben de arkadan gelirini." demesinden bu köyün adı "Giresun" olmuştur. Diğer bir söylenti ise Savaştepe'nin bulunduğu mevkiye "Kilesin" mevkisi deniliyormuş. Zamanla bu isim "Giresun" şekline dönüşmüştür.

Bugün batıya doğru alçalan tepenin eteklerinden ovaya doğru yayılmaya başlayan Savaştepe şehrinin ilk kurulduğu yerin, şehre iki kilometre doğu yönünde yer alan Halkapınar olduğu tarihi kayıtlardan anlaşılmaktadır. Halkapınar Savaştepe'nin içme suyu ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan, düzlük sayılabilecek bir yer olup adı gibi bol kaynak suyu vardır. İnsanlar için hayat kaynağını oluşturan suyun çevresinde ilk yerleşmenin kurulduğu görülür. İlkçağ kentçiği olan burası tamamiyle kalıntılarla kaplı olup Halkapınar su tesislerinin bitişiğinde yassı bir höyüğe rastlanır. Şehir'kalıntılarından anlaşılan ilkçağ kentçiğinin varlığıdır. Ancak sit alanı içerisinde Grek, Roma ve Bizans dönemine ait seramik parçaları ve çeşitli kalıntılara rastlanmaktadır ki şehrin asıl önem kazanması Romalılar zamanında olmuştur. L.Robert (Villes d'Asie Mineure, s. 273-278) Savaştepe'nin eski adı olan Giresun adından dolayı günümüz Halkapınar su tesislerinin yerinde olduğu kabul edilen ilkçağ kenti Kerasa/Kerasai'nin tarihsel kaynaklarda Lydia kenti olarak gösterildiğine, oysa Giresun/Savaştepe'nin Lydia kapsamında sayılmayacağına değinerek, Kerasa/ Kerasai/Kerassai'yi Manisa yakınlarında bulunan ve Lydia devletinin baş kenti olan Sardes yakınlarında olabileceğini savunuyor. Ama o bölgede belirli bir yer gösteremiyor. Bununla birlikte L. Robert Halkapınar su tesislerinin bulunduğu yerdeki antik kentin Germe kentinin yeri saymaktadır. Kent adının Kerassai, Kerassa Halkı(nın kenti) (assa= kenti) şeklinde yazılmasından da anlaşılacağı üzere adın aslı Kerassa iken sonradan bu adın anlamı unutulduğundan Kerasa/Kerasos (^Kiraz) ile ilgili bir ad bunun yerine geçmiş ve sonradan da Kerasous/ Kerasountos şeklinde kullanılmıştır. Bununla birlikte adın Kebrassa (Güzel Gürsu Kenti) kökünden geldiği akla yakındır. İlçeye su sağlayan Halkapınar su tesislerinin bulunduğu arazinin su kaynağı bakımından zengin olmasından dolayı bu ilkçağ kenti de burada kurulmuştur. Mysia'daki bu ilkçağ kentçiğini ilkçağın önemli Helen yazarı Panopolis'li Nonnos (Panopolis, Mısır, M.S. V. yy.) "Kerasai" yani "Kerasa halkının kenti" diye anmaktadır. Dağlık ve sapa sayılabilecek yörede Helenleşmenin kendini yavaş yavaş gösterdiği M.Ö. I. yüzyıldan çok daha önceleri kentin varlığı anlaşılır. Bizim "Kiraz" biçiminde Türk ağzına uydurduğumuz "Kerasos" sözcüğünü ilkçağ Helenleri, Anadolulu Luwi halkının dilinden aldıkları anlaşılır. Sözcüğün öz biçimi ise "Kerasa" idi. Fakat Helenleşme ve onu izleyen Rumlaşma dönemlerinde kent adı değişerek Helen ağzına uymuş "Keraseis" (Kirazlı) olmuştur. Ortaçağda ise Kerasai yada Keraseis adı Türklerin bölgeye hakim olmalarıyla "Kiresin" yada "Kilesin''' şekline, sonraları ise "Giresun" şekline dönüştüğü anlaşılmaktadır. Hatta yörenin yaşlıları hala "Kilesin" adını kullanmaktadır.

Halkapınar'daki Kerasa kentinin yolu Soma-Savaştepe arasında istasyon olan Beyce civarında tarihi kervan yolundan ayrılıp Yağcılı deresinin kaynağı olan "Suçıktı" denilen bölgeden geçerek kent merkezine ulaşıyordu. Bu yol Kerasa kentinden Balıkesir'e bağlı, Savaştepe'nin kuzeydoğusundaki Konakpınar nahiyesine ve oradan da Balıkesir'e ulaşmaktaydı. Halbuki günümüz Savaştepesi Halkapınar mevkindeki Kerasa antik kentinden iki kilometre kadar doğuda ve ovalık araziden geçen 2500 yıllık tarihi kervan yoluna yakındır. Tarihi Kervan yolunun kolu olan bir yol şimdiki Savaştepe kentinin bulunduğu yerden geçerek Kilise (Ayazpmar) denilen yere ulaşmakta oradan da Dallıpınar mevkine ve sonra Karacalar köyü yakınlarında tekrar Kervan yoluyla birleşmektedir.

Kilise (Ayazpınar) mevkinde önemli bir yerleşim merkezi vardır. Buradaki tepelerin batı yamaçlarını kaplayan, Kerasa antik kenti kadar eski ve bir o kadar da büyük olduğu, tarla olan bu arazilerin yüzeyindeki kültür kalıntılarından anlaşılmaktadır. 195O'li yıllarda bile mermer sütunlu yapı kalıntılarının olduğu ve bölgenin ağaçlarla kaplı bulunduğu bilinmekteyse de tarla açılmasıyla kentin taş malzeme ve mermerden kalıntıları halk tarafından taşınarak yeni inşa edilen binaların temellerinde ve duvarlarında kullanılmıştır. Kilise mevkiinde ele geçen Lydia, Pers, Bergama,

Roma, Bizans ve Türklere ait sikkelerden (madeni para) buranın sürekli bir yerleşim yeri olduğu görülür. Yapmış olduğum yüzey araştırmaları neticesinde tarihinin M.Ö. 4000-3000 yıllarına kadar gittiği anlaşılmıştır. Özellikle burada tespit ettiğim taş malzemeden küçük el baltası bu yerleşim yerinin tarihini ortaya koymaktadır. Öyleyse karşımıza Savaştepe'nin eski adı olan "Giresun" adının eski hali "Kerasa" isimli kent; "Halkapınar" denilen yer demiydi, yoksa "Kilise" denilen yer demiydi sorusu karşımıza çıkmaktadır. Bu soruya net bir cevap vermek şimdilik olanaksızdır. Çünkü her iki kentin tarihini aydınlatacak yazıtlar ve kalıntılardan yoksunuz. Ancak günümüz Savaştepe'sinin içinde orada burada atılmış, yada ev önlerinde herhangi maksada hizmet eden mimari parçalar ve en önemlisi yazılı taşlar bulunduğu şüphesizdir. Tarih bilincinde olan halkımız tarafından bunlar yetkililere sunularak ilçemiz tarihine ışık tutulacaktır.

On dördüncü yüzyılda Türkler tarafından ele geçirilen Savaştepe'nin şimdiki yerine taşındığı dikkat çekicidir. Çünkü daha öncede bahsedilen kervan yolu kentin batısından, dere vadilerini ve az dalgalı araziyi izleyerek güneyden kuzeye doğru uzanmaktadır. Gerek Kerasa kentinin halkı gerekse bahsedilen bu kentin halkı mecburi olarak şimdiki Savaştepe'nin bulunduğu tepenin batı yamacında iskana zorlanmıştır. İnşa edilen binalarda eski kent merkezlerinden getirilen inşaat malzemesinden faydalanılmıştır. Yapı taşlarına ev duvarlarında rastlayabileceğimiz gibi bazen yol kenarındaki istinat duvarında da rastlayabilmekteyiz. 1980'li yıllarda hizmete açılan Ceylan Parkı giriş kapısının iki yanını süsleyen iki blok kayda değer niteliği olan kabartma levhalardır. Yine Savaştepe Otobüs Garajı'nm girişinde sütün parçalan vardır.


Kaynak:http://www.turkiyerehberi.com/SAVA%C5%9ETEPE%20TAR%C4%B0H%C4%B0_826_icerikler.html
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.