BALIKESİR MARMARA İLÇESİNİN TARİHİ YERLERİ ESERLERİ VE TURİSTLİK MEKANLARI ~ Tarihi ve Turistik Yerler

BALIKESİR MARMARA İLÇESİNİN TARİHİ YERLERİ ESERLERİ VE TURİSTLİK MEKANLARI

BALIKESİR - Marmara

İLÇENİN KÜLTÜR VE TURİZM POTANSİYELİ
Kirlettiğimiz iç denizde gönül rahatlığıyla yüzülecek nokta.
Marmara Denizi, aslında bize sunulmuş bir nimetti. Akdeniz’den çok daha tuzsuz olan bu iç denizde yüzmenin tadı başka hiçbir yerde bulunamazdı. Ne yazık ki Marmara’nın bütün kıyıları az çok sanayi kirlenmesinden nasibini aldı. Geriye adalar kaldı. Güneybatıdaki Marmara Adası, bu denizdeki adaların en büyüğü. Sahilleri, doğası, tarihi kalıntıları ve ada turuyla keyifli bir hafta sonu vaat ediyor.
Balık tutmak isteyenler için de iyi bir seçim. Mermer ocakları bulunduğu için rutubeti de yok. Zeytin ağaçlarıyla kaplı adada zeytinyağının ve ada çayının tadı başka.
Marmara Adası, içinde bulunduğu denizle aynı olan adını, antik çağlardan beri adada işletilen zengin mermer yataklarından almış. Altı bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu düşünülen ada Roma döneminde ilk Hıristiyanların sürgün yeri, Bizans döneminde keşişlerin ikametgahıymış. 15. yüzyılda Osmanlıların eline geçmiş.

COĞRAFİ BİLGİ
Kapıdağ Yarımadası çevresinde bulunan irili ufaklı kara parçalarının en önemlisi Yarımadanın 6 mil Kuzey-Batısında bulunan Marmara Adasıdır. Marmara Adası denizden 709.65 m. yüksekliği ve 117 km2’lik yüzölçümü ile Adalar Topluluğunun en büyük ve en stratejik olanıdır. Çünkü İstanbul ve Çanakkale Boğazları arasında denizyolu ulaşımının ana üssü olacak noktada bulunmaktadır. Çanakkale Boğazına 40, İstanbul Boğazına 60 ve Trakya Hasköy Burnuna 11 deniz mili uzaklıkta bulunmaktadır. Diğer Adalar Avşa Adası 20.62 km2, Ekinlik Adası 2.47 km2 dir. İlçede belli başlı akarsu yoktur. Yağışa bağlı düzensiz debilerle akan dereler yaz aylarında etkisini yitirir.

EKONOMİK YAPI
Marmara Adalarında halkın başlıca geçim kaynağı turizm, balıkçılık, zeytincilik, bağcılık, mermer ve taş ocağı işletmeciliğine dayanır.
Marmara Denizi, Karadeniz ve Ege Denizi iklim özelliklerinin karmasını içerdiğinden, mevsimlere göre Karadeniz ve Ege denizinden göçeden balıkların barınağı olmaktadır. Belli başlı göçmen balık türleri, palamut, lüfer, kolyoz, uskumru, torik, mezgit, hamsi, sardalya, vs. mevsimlere göre yer değiştirmeyen önemli balık türleri ise, gümüş, tekir, dil, pisi, kefal, lapin, kupez, karagöz, mercan, barbunya, iskorpit, alyanak, kalkan...
Zeytin üretimi adada köklü bir tarihi geçmişe dayanır. Öyle Ege Bölgesinin ve diğer yerlerin zeytinine ve zeytinyağına benzemez... Tek tek dalından toplanarak, özenle işlenen zeytinyağı ve sofralık zeytini son zamanlarda ün kazanmıştır.
Tarihte Marmara yamaçları bağ bahçeleriyle süslenirken, günümüze dek belki ihmal belki zeytinciliğe daha çok önem verilmesi nedeni ile ulaşamamıştır. Ancak yinede yaşamak için adeta ısrar eden tarihi değerdeki bağ çubuklarına rastlayabiliyoruz.
Marmara Adasının Türkiye’deki ekonomik yeri en başta mermer sanayisindeki üretimi ile göze çarpmaktadır. Marmara mermeri dünyaca ünlüdür.
Mermer üretiminin ülke genelindeki en büyük payı adamızdan gerçekleşmektedir.

TARİHÇE
Türkiye’nin çoğu yöreleri gibi Marmara Adası da buram buram tarih kokmaktadır. Ada üzerindeki az da olsa tarihsel kalıntılar ve çeşitli arşiv belgeleri bu adanın geçen yüzyıllar boyunca çeşitli ulus ve kültürleri bağrında barındırdığını ortaya koymaktadır.
Tarihsel ve ilahi bir yazgıyla ve kendilerine ayrılmış zaman dilimleri içerisinde kimler gelip kimler geçmemiş ki bu adadan... Yunanlı, Bizanslı ve nihayet çeşitli Türk soyları... Sadece adanın ismi üzerinde yapılan çok küçük bir araştırma Ada üzerinden gelmiş geçmiş ulus ve kültürler hakkında geniş bilgiler vermektedir. Erdek İlçesi eski Kaymakamı Sayın Reşit Mazhar ERTÜZÜN’ün “Kapıdağ Yarımadası ve çevresindeki adalar” adlı yöre hakkındaki tarihi ve arkeolojik araştırmaları içeren değerli kitabına bir göz gezdirdiğimizde şunlar dikkatimizi çeker: “Adanın ilk adı Yunanca “ Geyik Adası” demek olan Elafonesos’dur. M.Ö. VI. Yy. sonuna doğru Ada “Prokonnesos” adını alır. Bizanslılar daha sonra buraya Proikos/Deyiz kökünden türeyen Proikonnisos adını vereceklerdir.
13. yy. başlarında ada Marmara olarak anılmaya başlanmıştır. 15.yy. içinde Ada yönetimini ellerine geçiren Türkler dile kolay geldiği için Marmara adını kullanmışlar ve bu isim zamanımıza dek süregelmiştir. Marmara Adasında Türklük ve İslamlığın eski dönemlere kadar uzandığını belgeleyen mezar taşlarına rastlanmaktadır.
Osmanlı yönetimi esnasında Marmara Adası uzun süre çevrenin en önemli ilçesi durumundaydı. 1843 senesinin ilk yarısında yapılan idari bir değişiklikle Kapıdağ, Erdek ve Bandırma Marmara’ya bağlanmışken, aynı seneni sonlarında idare merkezi (kaymakamlık) Erdek’e taşınmış ve Marmara’da bir bucak olarak buraya bağlanmıştır. Marmara Adasını ilk ve son ziyaret eden son Osmanlı Sultanı Aziz’dir.
R.Mazhar ERTÜZÜN’ün bahsi geçen araştırma kitabında bahsedilen 1889 tarihli “Salname”sinde Marmara’nın nüfus ve sosyo-ekonomik yapısı üzerinde Marmara Bucağının 5 köyüyle toplam nüfusunun 8555 olduğu ve bu nüfusun 340’nın Müslüman, geri kalanın Rum olduğu; bucakta 1693 ev, 2 cami, 14 kilise, 1 havra, 1 hamam, 6 su değirmeni, 2 yel değirmeninin bulunduğu; 515’i erkek ve 183’ü kız olmak üzere 698 öğrencisi bulunan 9 okulunun olduğunu içeren bilgilere rastlıyoruz.
1.Dünya Savaşı’ndan önceki yıllarda “Marmara, Prastos ve Asmalı Limanları” çeşitli ulusların bayraklarını taşıyan daimi uğrak yeriydi.
Marmara Adasında ilk kez telgraf 25 Ekim 1911’de, telefon ise 1914’te girmiştir. İlk buharlı motor ise 1912’de Mermercik’deki (Panormi) mermer fabrikasının kurulmasıyla gelmiştir. Ada nüfusunun çoğunluğunu Rum kökenli yurttaşlar oluştururdu. Ancak zamanın devletleri arasındaki siyasi gelişmelerden dolayı gerek adadan dışarıya gerekse dışarıdan adaya göçler dolayısıyla nüfus sürekli olarak değişiklik göstermiştir. Zamanın resmi istatistiklerine göre 15.400’e ulaşan ada nüfusunun gayrimüslim halkı 1915 senesinde Osmanlı Hükümetince Anadolu’ya yani Bandırma, Kırmasti (Mustafa Kemal Paşa), Mihaliç (Karacabey)’e ve bu çevredeki diğer köylere yerleştirilmiştir. Bu göçmenlerin bir kısmı 1919’da Ada’ya geri dönmüşlerdir.
Başta Marmara Adası’nda olmak üzere adalardaki Rumlardan kalan evlere ve diğer mülklere Girit göçmenleri ve Karadeniz Bölgesinden gelen aileler yerleştirilmiştir. Marmara Adası’nın doğusunda yer alan Topağaç Ovası o tarihlerde bir sıtma yuvası olduğundan, buradan arazi alanlar geçici bir süre daha kuzeyde bulunan Asmalı Köyüne yerleştirilmiştir. Topağaç Köyüne devamlı yerleşme 1928 yılında Yunanistan’dan gelen göçmenlerle başlamış, ayrıca 1930’da Karabiga’dan gelen işçi ailelerine de bu köyde yer verilmiştir. Rize ve Çayeli’nden gelen aileler 1927 yılında adanın batısındaki Çınarlı Köyü’ne (şuan ki Çınarlı mahallemize) yerleştirilmiştir. Bunları daha sonraki yıllarda Ordu- Trabzon ve Giresun’dan gelenler izlemişlerdir. Aynı şekilde Sürmene’den gelen bir grup Asmalı Köyü’ne yerleşmiş, bunları da Bulgaristan’dan gelen göçmenler takip etmiştir. Avşa Adası’ında Yiğitler Köyü eski durumunu korurken Avşa’ya (Türkeli) Girit ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler, Ekinlik Adası’ndaki tek köye de İnebolu/Abana’dan gelenler yerleştirilmiştir.
Marmara Adası’nın kuzeyinde Saraylar beldesi çevresinde bulunan antik mermer ocakları ile ünlü bu şehirde antik çağdan günümüze kadar mermerin hammadde olarak çıkarıldığı görülür. İ.Ö. 844 yıllarında Prokennesos Miletos’un bir kolonisi olarak kurulmuş yüzyıllar boyunca mermeri ile ün kazanmıştır.
Prokonnesos mermeri İ.Ö.4.yy.da Ephesos’un ünlü Artemis Tapınağı’nın sütunlarında ve Hlikarnessosos Satrapı Mausolos’un sarayında kullanılmıştır. Ayrıca Roma İmparatorunun mermer ihtiyacını karşılamada Prokonnesos önemli bir rol oynamıştır.

GEZİLECEK VE GÖRÜLECEK YERLER

MARMARA ADASI Avsa Adasına göre daha büyük, kumsalı daha az, yeşili ise daha boldur Marmara Adası’nın ve daha sakindir. Erdek’ten 22, İstanbul’dan 93 mil uzaklıktaki adaya İstanbul’dan gemi ve deniz otobüsü, Erdek ve Tekirdağ’dan motorla ulaşım sağlanıyor. Motel, pansiyon ve ihtiyaca cevap verebilecek lokantalar bulunuyor. Yakın zamana kadar Rumların oturduğu adada 36 kilise ve manastır var. Bunlardan bazıları iyice harap durumdadır ve sadece kalıntıları görülebilmektedir.

Çınarlı Mahallesi
Çınarlı, turizm sezonunu en canlı geçiren turistik mahallelerimizden biridir. Bir zamanlar pekmezi ve şarabıyla ünlü Çınarlı'da artık bu iki üründen söz edilmiyor. Şimdiki geçim kaynağı balıkçılık. Köyde otel ve motellerin yani sıra çok sayıda pansiyon bulabilirsiniz. Çınarlı mahallesi meşhur asırlık çınar ağaçlarıyla dikkat çekmektedir. Marmara’nın merkeze 5 km. uzaklığında yer alan Çınarlı mahallesinde pansiyonculuk 1985 yılında başlamış.

KÖYLERİ

Gündoğdu
Marmara Adası’nda merkeze bağlı üç köy bulunuyor. Geçmişte şaraphaneleri ve zeytinlikleriyle ünlü Gündoğdu'da artık ne şarapçılık kalmış, ne de mahzen... Ama yeşil doğa örtüsü diriliğini ve güzelliğini hâla koruyor.

Topağaç
Adanın güneydoğu sahilinde yer alan iki köyden biri olan Topağaç'ın bugünkü halkı Bulgaristan, Selanik ve Arnavutluk göçmenleri. Köy geniş bir ovaya kurulmuş ve verimli topraklara sahip. Topağaç, adanın sebze ambarı olarak anılıyor. Taze balık ve ev yemeği... Mangal yapmak, kendi yemeğini kendi pişirmek isteyenler için de olanaklar mevcut. Yalnız ateş yakmak konusunda kontrollü davranmak ön koşul, çünkü her yan ahşap ve ağaç dolu.

Asmalı Köyü
Merkeze 15 km. uzaklıkta. Yeşillikler içindeki görkemli evleri ve sakin yaşamıyla dikkat çeken Asmalı'nın sakinleri Sürmeneliler ve Bulgaristan göçmenleri. Köydeki bazı evler pansiyon olarak kiraya veriliyor. Ancak sayıları çok kısıtlı. Her zaman taze balık bulabileceğiniz restoranı, size adanın ev yemeklerini de tattırıyor.

TURİZM ÇEŞİTLERİ
Dağ Turizmi, Eko Turizm, Kıyı Turizmi,

SPORTİF FAALİYETLER
Yürüyüş : Adamız coğrafyası yürüyüş tutkunları için güzel parkurlar sunmaktadır. Gerek Ilyas Dağı ve çevresi, gerekse Viran köy ve Tahtırevana mıntıkaları yürüyüş sporu için idealdir.
Dağcılık: Marmara Adası coğrafi yapısı itibariyle granit ve mermer türevi kayaçlardan oluşmaktadır. Bu coğrafi yapı dağcılık sporunun kaya tırmanışı branşıyla ilgilenen sporcular için iyi sınıfına girebilecek parkurlar sunmaktadır.
Dağ Bisikleti: Adamızın pek çok yerinde bulunan doğal patikalar ve benzeri küçük toprak yollar dağ bisikleti sporu için uygun parkurlar oluşturmaktadır.
Dalış: Adamizda daha önce de dalış  sporu için küçük çaplı girişimler yapılmıştır. Marmara Adası Marmara Denizi’nde dalış sporu için en uygun yerlerden birisidir.
Kano: Ada’da özellikle Kola plajında, çift kişilik ya da tek kişilik kanolar kiralayabilirsiniz.

Avcılık: Ada’da av yasakları dışındaki dönemlerde tavsan, keklik, kara tavuk ve çulluk avı yapılmaktadır.

Olta Balıkçılığı: Ada’miza gelen misafirlerin en çok ilgi gösterdiği konuların basında olta balıkçılığı gelir. Balık tutmak için iskeleler kullanılabileceği gibi kayıkla ada çevresinde balık tutulabilir.

Yelken: Marmara Adası uygun rüzgar koşulları nedeniyle yelken meraklıları için önemli bir uğrak yeridir.

Günbatımı: Marmara Adası’nda gurup kıs aylarında Asya yakasında, yaz aylarında Avrupa yakasında seyredilebilir. Gün batimi tutkunları Aba mevkiinde bu güzel tabiat olayını seyredebilirler.

KÜLTÜR
İlçemizde her yıl 1 Temmuz kabotaj ve Denizcilik bayramı kapsamında şenlikler düzenlenir. Yağlı direk yarışması, ördek kapmaca yarışması, çeşitli eğlence ve konserler eşliğinde bayram kutlamaları gerçekleştirilir.
PEYNİRLİ PATLICAN          : Peynirli patlıcan yemeği hemen hemen dünyada sadece Marmara’ya özgü bir yemektir. Yalnızca Marmaralıların bildiği ve severek yediği bu yemeğin marmaraya ait olduğunu kimse bilmemektedir.
250 gr Kuru Mihaliç peyniri
Kuru nane
2 adet Yumurta akı
Az miktarda un
Patlıcan
Patlıcanlar şetir halinde soyulur. Bir parmak kalınlığında yuvarlak dilimler halinde kesilir. Hafif tuzlu suda biraz bekletilir. Diğer taraftan kuru peynir rendelenir ve içine kuru nane serpilir. İki adet yumurta akı da ilave edilir. Çırpılır, çok sulu olursa biraz un ilave edilir. Macun kıvamına geldikten sonra halka patlıcanlar sudan çıkartılarak süzgeçte suları süzülür. Sonra bir kaşığın içine yarısı kadar alınan peynirli malzeme patlıcanların üzerine kümbot şeklinde düzgün sürülür. Üzeri peynirli yuvarlak patlıcanlar tepsiye dizilir. Tavaya sıvı yağ konup ateşte kızdırılır ve peynirli patlıcan tavaya atılır. Pembeleşinceye kadar kızdırılıp, servis yapılır.

GAROZ
Mayıs ayından itibaren ağustos sonuna kadar avlanan kolyoz ve uskumru balıklarının karaçiğerinden yapılan bir meze türüdür. Balıkların karaciğer ve sarı havyarları çukur bir kaba toplanır. Üzerine tuz atılır. Bu tuzun oranı salamuradan daha az oranda olmalıdır. Bu kap bir kavanoz şeklinde olursa kavanozun camının renkli olması tercih edilir. Kavanozun kapağı açık olarak onu karıştırmak için içine tahtadan ince bir çubuk konur. Mutfakta az güneş alan bir pencere önüne her gün birkaç defa karıştırılmak suretiyle marmelat haline getirilir. Bazı yerlerde garoz otunun ilave edildiği de olur. Garoz birinci ayda yenecek duruma gelir. Rengi sarımtırak, karaciğerin rengiyle de karıştığı için biraz grileşir. İki-üç kişi için bir çorba kaşığı garozu bir çorba kasesinde zeytinyağı ilave edilip bir çatal yardımıyla çırpılır, biraz limon sıkılır bunun koyuluğu içine ekmek batırılacak kıvamda olmalıdır. Ekmek batırılarak yenir. Mutlaka yanında kabuğu soyulmuş domates olur. İmalat sırasında kavanoz güneşte bırakılmamalıdır.

UNEZ
Unez uskumru ve kolyoz balıklarından yapılan, en güzeli uskumru balığından yapılanıdır. Mayıs ayından ekim ayı sonuna kadar unez yapılabilir. Balıkların bir tahtanın üzerinde gözlerin beyin tarafından kafaları kesilir. İçi hiç temizlenmeden baş tarafından sırtından kafaları kesilir. İçi hiç temizlenmeden baş tarafından sırtından kemiği bir tarafında kalmak şartıyla açılır ve karın tarafı kesilmeden yaprak şeklinde açılır, temizlenir. Balıkların kuyruklarından tutulup çok iyi şekilde yıkanır. Her iki tarafı da tuzlanır. Yine her iki tarafına bol kekik serpilir. Mutlaka temiz ir tahtanın üzerine önce etli tarafı daha sonra derili tarafı güneşe çevrilir. Her iki tarafı da bu şekilde sineklere dikkat edilerek hafi kurutulur. Eğer balıklar bir günde yenmeyecek kadar çoksa biraz daha fazla kurutulup üst üste istif edilir, buzdolabının normal kısmında muhafaza edilir. Kömür ateşinde yada diğer ızgaralarda pişirilip servis yapılır. Marmara’ya mahsus bir balık hazırlama şeklidir.

PEYNİR HELVASI
İlkbaharda taze koyun ve keçi peynirleri, peynir olarak imal edildiği gün hiç tuzlanmadan hafif ateşteki bir tencereye kuşbaşı ve daha küçük parçalar halinde elle kırılarak atılır. Bir tahta kaşık yardımıyla karıştırılmaya başlandığında bu peynir parçaları yeniden süt haline gelir. Biraz kaynadıktan sonra un ilave edilmeye baslanır.


Kaynak:http://www.marmara.bel.tr/marmara
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.