Nazilli Antik Kentler ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Nazilli Antik Kentler

harpaşa
Nazilli, Orta Menderes'teki antik kentlerin ortasında yer alır; 15km. Batısında Nysa (Sultanhisar), 11km. Güneyinde Bergama Kralı ile Selevkoslar'ın İ.Ö. 229'da Akçay (Arpasos) çayı kıyısında savaştıkları Arpasos-Harpasa ve bu kentin hemen 5km. Güneyindeki Neapolis (Yazı kent), 15km. güney­doğusunda Antiochia (Başaran), 20km. Kuzey-doğusunda Briula (Kayran), 3km. Doğusunda adını bugüne kadar koru­muş ve Menderes Ovasında tek para basılan kent olan Mas-taura (Mastavra-Boz yurt) Nazilli dolaylarındaki Lidya ve Karya yerleşim alanlarıdır. Afrodisias (Geyre-Karacasu) Laodikya (Denizli), Hierapolis (Pamukkale), Tralles (Aydın), Magnesia (Ortaklar), Ephesus (Efes-Selçuk) orta uzaklıkta yer alan Lidya ve Karya kentleridir.

Lidyalılar köken olarak, bugünkü Fransa-Almanya do­laylarından gelerek M.Ö. 3500 yıllarında Nazilli- Manisa-Alaşehir- Salihli dolaylarına yerleşmişlerdir. Karyalılar ise Girit'ten gelen göçmenlerdir ve Hitit soyundandırlar. Aydın, Denizli, Muğla kesimlerine daha çok Menderes'in güneyine yerleşmişlerdir.
Bu genel tanımlamayı yaptıktan sonra Nazilli ilçe sınır­ları içinde yer alan Mastavra ve Harpasa kentlerini tanıyalım.

HARPASA-ARPAZ
Latince de Harpasa olarak yazılan ve aslının Luwi ya da onun ardılı Kari a dilinden geldiği düşünülen Arpasa, bugün Aydın ili Nazilli ilçesine bağlı eski adı Arpaz ve yeni adı Esen-köy yakınındaki bir ilk çağ kentidir. Bu antik kentin, yakın­larında bugün Akçay olarak adlandırılan ve Karia döneminde Arpasoz/ Harpa sus adına sahip bir akarsu bulanmaktadır. Harpasa kentinin Roma döneminde bastığı bazı paralar üze­rinde ırmak 'tanrısı Arpassos'u canlandıran kabartmaların da bulunması kentin kenarında ki akarsuyun kent yaşamı için ne derece önemli olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Kentin tarihin deki en önemli olaylardan biri I.O. 229 ya da 228 yılında Bergama Krallık ordusu ile Selevkos'ların çayın kıyısında yaptıkları savaştır. Ve savaşı Bergama Kırallık ordusu kazan­dıktan sonra çay da tarihsel bir öneme kavuşmuştur. Arpasa sözcüğü açılır ve anlamı araştırılırsa; onun Arpa-(A) ssa' dan geldiği ortaya çıkacaktır. Bu sözcük de akarsu kenti anlamına gelmektedir. Arpa sözcüğü incelendiğinde bu sözcüğün Luwi dili ya da onun ardılı dillerin konuşulduğu yörelerde akarsu ile bağlantılı birçok tarihsel ad içinde bulunduğu görülmektedir. Böylece bu sözcüğün akarsu, ırmak, çay, su, dere gibi anlam­lar taşıdığı düşünülmelidir. Arpa'nın sonunda ki PA'nın su an­lamına geldiği zaten bilinmektedir. Ayrıca Hint-Avrupa dil grubunda Arakma, akıntı gibi anlamlar taşımaktadır. Ayrıca Hitit'çe de Arra sözcüğünün sulamak olduğu da bilinmektedir.

Günümüzde Fransızca1 da da Arroser aynı anlam taşımaktadır. Yine Ermenicede Aru da akarsu anlamına gelmektedir. Bu benzerlikler ışığında sözcüğün akarsu anlamına geldiği ra­hatça söylenebilir. Assa sözcüğünün ise, Luwi dilinde ya da ardılı İ.O. 1. bin yıl Anadolu dillerinden gelme pek çok yer­leşim adında Asa/ Assa biçiminde sözcüklerin bitişinde kul­lanıldığı görülmektedir. Bu sözcüğün yerleşim anlamını taşı­dığı sanılmaktadır. Sözcüğün bir diğer çeşitlemesi ise, İssa'dır. Sözcük Helenler döneminde Assos ya da İssos biçiminde kullanılmış ve Helen döneminden kalma birçok kent adının bitişinde bu sözcüklere rastlanmaktadır. Örneğin: Halikarnas sos, Adrassos, Pedasos gibi. Böylece assos, ssos biçiminde bi­ten kent adlarının öz biçiminin assa olduğu sonucu da güçlen­mektedir. Ayrıca Hititçede iskân etmek, yerleşmek anlamına gelen Asas fiilinin bulunması da Asa/ Assa'nın Luwi dilinde yerleşim anlamına geldiğini daha da güçlendirmektedir. Asa-Assa ile biten tarihsel coğrafya adları (Helence-Assos)- kenti anlamına gelmektedir. Böylece Arpasa'nın akarsu kenti anla­mını taşıdığı açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu adların sonunu oluşturan Asa/ Assa ya da Assos bitişleri Türkçede- sun ya da sın biçimini almıştır. Helen ağzının değiştirmediği- sa bitişleri ise Türk ağzında çoğu kez son a'sını yitirmiş hatta
bazen a'yı yitirdikten sonra s'si de z biçimini aldığı görülmektedir. Ar­pasa'nın Arpaz olması gibi.

MASTAURA-BOZYURT
Mastaura Antik Kenti, Nazilli ilçesi Bozyurt Köyü sınırlan içinde Menderes Nehri'nin kuzeyinde ve Nysa Antik kenti yakınlarında bulunmaktadır. Kent Bozyurt Köyü'nün 1km kuzeyinde, doğu ve batısı yüksek tepelerle çevrili, ortasından Mastaura (Krizoroas) deresinin geçtiği dar vadinin kuzeyinde yer alan küçük bir antik yerleşmedir. Bu dere Hellen dilinde "Altın Kılıçlı Dere" anlamına gelmekteydi.
Mastaura Luwi dilinde" Ana Tanrıçanın Ulu Akarsuyu" anlamına gelmektedir. Açık biçimi M(a)asta-ura'dır. Burada ki Ma: Luwi/Pelasgos dilinde "ana" anlamına gelmektedir ve Ama sözcüğünün baştaki A harfi olmadan kullanılan bir biçimidir. Bu sözcük ana tanrıçayı betimler ve Anadolu'da birçok tarihsel ad içinde bulunur. AMA sözcüğü Luwi dilinde anni, Hitit dilinde anna ile aynı karşılığa sahiptir ve günümüz Anadolu'sunda bu sözcük anne ya da ana biçiminde karşımıza çıkmaktadır. Luwi /Pelasgos dilinde asta yada diğer kullanım biçimleri olan astra, ista, istra sözcükleri akıntı anlamına gelmektedir. Bu sözcükler burada bir dere, çay ya da ırmağın olduğunu belirtmektedir.
Ura sözcüğü ise Luwi dilinde büyük, ulu, yüce anlamını taşımaktadır. Bu sözcük adlarının önüne ve arkasına gelerek kullanılmaktadır. Böylece Mastaura sözcüğünün Luwi /Pelasgos dilinde olduğu, buranın ilk yerli halkının da öncelikle bunlar olması gerektiği düşünülebilir.
Bu olgu kentin oldukça eski bir tarihe sahip olabileceğine işaret etmektedir. Lydia'daki ilk çağ kenti Mastaura Plini us 'ta, Hierokles'te ve Byzantion'lu Stephanos'ta anılmaktadır. Bu günde görülebileceği gibi Masataura bir akarsuyun yanında bulunmaktadır.

Strabon, Orthosıa ile birlikte Mastaura'dan da söz etmektedir. Hıristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi olan kent Ephesos ve Khalkedon konsillerine katılmıştır.
Kentte görülebilen yapı kalıntılarından tiyatro şehrin kuzeybatısında yer alır. İki kademeli kemerli teras ile oluşturulmuş sahne binası kısmen korunmuştur. Tiyatronun orkestra kısmı zeytin ağaçlarıyla kaplıdır. Kavea kısmı tamamen tahrip olmuştur. Ayrıca kentte birçok yapı kalıntısı bulunmaktadır.
Ören yerinin güneydoğusunda kentin nekropolü (mezarlık) yer almaktadır. Çok tahrip olmuş mezar yapılan tamamen orman ve çalılıklarla kaplanmıştır.
Bu kent Ephesos'u (Efes) Celenaea'ya bağlayan ticaret yolu üzerinde olup, sikke basma ayrıcalığına sahipti. Ancak kent depremler ve veba salgını nedeniyle harap olmuş ve terkedilmiştir.

KESTEL
Kestel Köyü, kendi adını taşıyan dar bir boğazın ağzındadır. Yanından Kestel Çayı akar. Yakın tarihlere kadar Nazilli İlçesinin adına (Kestel maaNazilli) kazası denildiğini çeşitli belgelerden öğrenmekteyiz. Burası Lidya, İyonya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini yaşamıştır. Selçuklular devrinde Kestel'in coğrafi konumu itibariyle önemli bir durumda olduğu bilinmektedir.
Alaşehir'e kadar uzanan kapalı bir dere yolu bu iki bölge arasında çok önemli bir geçit olmuştur. 1189'da bir haçlı ordusu ile Laodikya'ya ( Denizli ) giden Alman İmparatoru Frederikilel210'da
Gıyaseddin Keyhusrev'le savaş yapan Bizans İmparatoru Theodor Laskaris bu yolu takip etmiştir. Köyün içinde ve yakınlarında Bizans Döneminden kalma hamam ve duvar yıkıntıları halen ayakta durmaktadır.
1333 yılında tanınmış Arap gezgini İbni Batuta'da buraya gelerek incelemelerde bulunmuştur. Ayrıca Kanuni Sultan Süleyman Rodos Seferi sırasında orduların Alaşehir ^üzerinden gidiş ve dönüşünde Kestel Boğazını kullanmıştır.
Kestel Köyü Camisi eski Bizans Kilisesinden camiye çevrilmiştir.

Kaynak: http://www.nazilli.bel.tr/
Puanlama:

2 yorum:

  1. Merhaba adım Yener YOKUŞ Nazilli Anadolu Lisesinde Resim Öğretmenliği yapmaktayım. Yaklaşık dört yıldır yurdumuzun bu güzel ve bereketli köşesinde yaşıyorum. Nazilli hakkında doyurucu bu güzel araştırma yazısını okuduktan sonra şunu düşündüm " Acaba Nazillide yaşayanlar bu tarihçeyi yada başkasını okumuşlar mıdır? Yöremizle ilgili yeterince bilgiye sahip miyiz? Ben pek sanmıyorum açıkcası. O kadar değerli bir mirasa sahibiz ki böyle tarihsel yazıları okuyup bilinçlenmeliyiz. Bu yazıyı okuyan herkes ufak bir yorum yazarsa diğer insanlarında dikkatini buraya çekmeye yardımcı olur. Saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Yener Bey yorum yaptığınız için teşekkürler. Elimden geldiğince doğru ve işe yarar kaynakları paylaşıyorum. Hatta üyelerimizden gelen makaleleri de yayınlıyoruz.

      Sizinde paylaşmak istediğiniz makale varsa bize gönderebilrisiniz.

      Sil

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.