Balıkesir Ayvalık Tarihi ve Turistik Yerleri ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Balıkesir Ayvalık Tarihi ve Turistik Yerleri

Cunda Ayvalık

Turizm ve Kültür

Kiliseleri, Camileri, Manastırları, Ayvalık sokaklarını oluşturan Taş Evleri, Adaları, Koyları ile zamanın boşa harcanmaz kıymetini hissettiren bir gezinti yapacağınız Ayvalık, Taş Kahvesi, Cennet Tepesi, Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü, sualtı güzellikleri, deniz ürünleri, tostu, zeytini, zeytinyağı ile de sembolik bir kenttir.



Gezilecek Tarihi Yerler

Çınarlı Cami : Tavan işlemeleri ve kabartma sanatı örnekleriyle görülmeye değer ...

Ayazma Kilisesi : İçindeki su kutsal kabul edilir ...

Ayışığı Manastırı: Alibey Adasının (Cunda) Pateriça denilen bölümünde yer almaktadır.

Kiliseler

Ayvalık Kiliseleri :

Profit İliyas Kilisesi : Ayvalık'ın sırtını dayadığı eskiden Kurufitilya denilen tepenin zirvesinde bulunuyordu. Zaman içersinde yıkıldı. Ulusal Kurtuluş Savaşının ilk asker kurşununun anısına tepeye "İlkkurşun Tepesi" denildi. Şimdi bu tepede Rehabilitasyon Merkezi olarak kullanılan büyük bir yapı mevcut bulunmaktadır.

Ayos Dimitriyos : Şimdiki Halk Eğitim Merkezi'nin yerinde bulunan kilise 1945 yılına dek cami,sonra da Erkek Sanat Okulu Atölyesi olarak kullanıldı.

Taksiyarhis Kilisesi : Bulunduğu yer kentin ilk mahallesidir. İçindeki dinsel tasvirler(ikonlar), yüzyılı doldurmuş, bazıları balık derisi üzerine işlenmiştir. Bu tabloların arta kalanlarını bilinçsiz kullanımından ötürü yetkililer Bursa Arkeoloji Müzesinde korumaya almışlardır.

Ayos Yannis : Cumhuriyet'ten bu yana cami olarak kullanılıyor. Çarşı Camii ya da Saatli Camii deniliyor. 1944 zelzelesinde saat ve çan kulesinin üst kısmı yıkılınca saatiyle anıldı.

Meryemana Kilisesi : Yılı saptanamamış kiliselerden olup Ayvalık'ın alınışından sonra, müştemilatından olan bir marangozhaneden çıkan yangında kül olmuştur. İkinci Pazar yerinde (Küçük Pazar), dipte bulunuyordu. Ayvalık Despotunun ikametgahı da oradaydı.

Ayos Yorgis : Şimdiki Çınarlı Camii.Süslemeler, sütunlar, sütun başlıkları, bütün kiliselerin inşasında kullanılmış sarmısak taşının özenli işlenişine örnek bir yapıdır.

Kato Panaya Kilisesi : Hayrettinpaşa Mahallesinde, Gazi İlköğretim Okulu avlusundadır. Hayrettinpaşa Camii olarak ayaktadır. Ayvalık'ın kurucusu olduğu ileri sürülen, Papaz İkonomo'nun, kimsesiz kız çocukları için yaptırdığı kaydedilen "Kız Yetiştirme Yurdu" adlı külliyenin bir parçasıydı.

Faneromeni Kilisesi (Ayazma) : Hüsnü Uğural Stadına giden yol üzerindeki sokaktadır. İçindeki su kutsal sayılmaktadır.

Aya Triyada : 13 Nisan Caddesinde bulunuyordu. Şuan yerinde Abdulvahit Sağlam İlköğretim Okulu vardır.

Ayos Nikolaos : Aynı yol üzerinde Aya Triyada Kilisesinden300-400 metre ileride solda bulunuyordu. Biberli Cami adıyla ayakta fakat kullanılmamaktadır.

Ayiu Vasiliyu : İzine ve yerine rastlanamamıştır.

Alibey (Cunda) Adası Kiliseleri :

Taksiyarhis Kilisesi : 1873'te inşa edilmiştir. Rumların geleneksel olarak uyguladıkları, Bizans mimarisi stilindedir.

Aya Triyada : 1865'te yeniden inşa edildiği kaydedilmiştir. Ada'nın ilk inşa edilen kilisesidir. Bakkal Sokağının sonundaki arsa üzerinde bulunuyordu.

Ayos Dimitriyos : Anlatılanlara göre doğuya bakan yönde, yel değirmenlerine yakın bir yerde bulunuyormuş.

Panaya Kilisesi : Bakkal Sokağının başında, iki buçuk duvarı duruyor. 1850'de ikinci kez inşa edilmiş.

Ayos Pandeleymonas : Kayıtlara göre kuzeybatıda bulunuyormuş. Alt sıradaki Ayos Nikolaos Kilisesi gibi, denizciler tarafından azizlerin anısına inşa edilmiştir.

Ayos Nikolaos : Kuzeybatıdaydı deniliyor. Azizlerin anısına inşa edilmiş.

Ayos Yannis : Adaya girişteki sol tepenin üzerinde dört duvarıyla duruyor. Üç denizi de gören bir konumdadır. Buraya şimdi "Aşıklar Tepesi" deniliyor.

Manastırlar

Ayvalık Manastırları :

Çamlık'ta kavşakta, kara tarafındaki köşe arazisinde, Ayiu Nikolau Manastırı. Bir diğer manastır da Çamlık karşısındaki adada Osmanlı Rumlarının Aya Paraskevi Manastırı şeklinde adlandırdığı, bizlerin ise Tımarhane Adası dediğimiz yarımadada bulunuyor.

Alibey(Cunda) Adası Manastırları :

Çamlı Manastırı : Adanın merkezinden yaya olarak ve Pateriça yolundaki Ekşi Çeşmenin sol yanı izlenerek, bir saatte varılabilir. Yıkık üç, dört duvarından çok güzel bir manzaraya sahip olması özelliğidir. Denizden yüksekliği 195 metredir.

Leka Panaya Manastırı : Koruyan Meryem Manastırı olarak da anılır. Ayvalık'ın Dalyan Boğazından çıkışta sağda, aynı boğazdan girişte solda zeytin ağaçlarının arasından görünen, boğaza hakim manastırdır. Şuan restore edilip malikhane olarak kullanılmaktadır.

Ayışığı Manastırı : Pateriça'nın Birinci Köyü ile İkinci Köyünü geçtikten sonra 45 dakikalık bir yürüyüşle manastıra varırsınız. Söylentiye göre kapılarına kazınmış olan 1771 ve 1795 tarihleri onarım tarihlerinden ibaretmiş. Büyük ölçüde kendine özgü yapısını günümüze kadar koruyabilmiştir.

Ayos Apostolos Manastırı : Alibey (Cunda) Adasına giden köprüyü geçip soldaki sahil yoluna saptığınızda, 500 metre sonra sağ yukarıdaki küçük tepede. Dört duvarı duran gelişi güzel bir yapı.

Tavuk Adası Manastırı : Ada sahilinin tam karşısında Dalyan Boğazının ağzındaki ada. 120 odalı olduğu ve bu odaların yazlıkçılara kiralandığı söyleniyor.

Güvercin Adası Manastırı : Bu ada korsanların sığınağı olarak bilinir. Eski ismi Ay Yorgi olan manastır doğa ve insan tahribatına dayanmış bir Ortaçağ yapısı.

Profit İliya Manastırı : Köprünün Ada'ya gidiş yönünde 200 metre sonra, deniz tarafında .Temel kalıntılarından çok azı yerinde duruyor.

Kızlar Manastırı : Evangelistriya olarak anılan manastır yıktırılmıştır.

Camiiler

Çamlık Camii :

Hayrettinpaşa Camii : Eski Kato Panaya Kilisesi.

Saatli Camii : Eskiden Ayos Yannis kilisesi olarak kullanılıyordu.

Çınarlı Camii : Ayos Yorgis Kilisesi olarak kullanılıyordu.

Sakarya Camii :

Şehitler Camii :

Armutçuk Camii :

Hamidiye Camii :

Adalar

Aynı zaman bir adalar topluluğudur Ayvalık. İrili ufaklı adaları şunlardır. Çıplak, Yumurta (Kaşık), Büyük Güneş, Küçük Güneş, Büyük Karaada (Akvaryum), Karaada, Lale(Soğan), Yuvarlak, Yellice(İncirli), Kamış, Pınar (Kılavuz ya da Mosko), Taş Adası, Yelken, Yalnız, Küçük Maden, Maden, Alibey (Cunda), Hasır, Dolap, Kutu, Balık, Yumurta (Balıkla Çiçek arasındaki), Çiçek, Kayabaşı, Kız Adası, Poyraz, Tavuk, Güvercin.

İçlerinde bir tek Alibey (Cunda) Adasında yerleşim mevcuttur.

Pateriça Körfezine gitmek için Ada merkezine giden caddeye girmeden sağa kıvrılan yolu izleyeceksiniz. Güvercin Adasının karşısından geçeceksiniz. Ada üzerindeki eski bir manastır olan Ay Yorgi'nin kalıntılarını izleyebilirsiniz.

Ayvalık'ın küçük koyları bir çok kuş türüne barınaktır. Bahar ve yaz aylarında yeşilin, sonbaharda ise yeşil, sarı, kahverengi ve kızılın her tonunu bir arada görebilirsiniz. Koylardaki kayaların ilginç şekilleri ve renkleri ilginiz çekebilir.Yat turları Cumhuriyet Meydanından yazın her gün yolcu alarak birbirinden güzel adaları ve koyları gezdirmektedir.

Taş Binalar

Eski taş evleri Osmanlı döneminde şekillenmiş kent dokusu, dar ve kıvrımlı sokakları, cumbalı evleri ve konakları Ayvalık'ı diğer kentlerden ayıran onu farklı kılan en temel özelliğidir. Tarihi taş evleri rengarenk işlemeleriyle her sokakta görebilirsiniz. Cumbaları, dökme demir balkon korkulukları, pencere kafesleri, ahşap ya da kesme taş işçiliği, birbirinden güzel oymalarla süslenmiş balkon ayakları üzerindeki motifler izlemeye değer güzelliktedir.

Kışın sıcağı, yazınsa soğuğu muhafaza etmesinin yanı sıra depreme dayanıklılığıyla da ünlüdür taş binalar...

Geçmişin izlerini taşıyan tarihi taş evleri, birbirinden güzel oymalarla süslenmiş balkon ayakları ve üzerindeki motifleri her sokakta görebilirsiniz.

Ayvalık Mutfağı

Ayvalık Mutfağı başta zeytinyağı olmak üzere, deniz ürünleri ve kentin yöresine has yetişen çeşitli otlarından oluşur. Geçmişten bugüne yaşatılan gelenekçi Türk yemeklerine birde Rum Mutfağı eklenmesiyle bu lezzet ortaya çıkmıştır. Zeytin ve zeytinyağının yanısıra meşhur Ayvalık Tostu da kaşarlı, sucuklu, sosisli ve karışık çeşitleriyle bu mutfakta yerini alır. Mayonez, ketçap, domates, turşu ve tercihe göre karışık rus salatası ile süslenir. İmalatı Ayvalık fırınlarına has olan ekmekleri şehir dışına dahi gönderiliyor. Bunun yanısıra Lor Tatlısı,Lor Peyniri, Girit Leblebisi.

Papalina adanın özel balığıdır. Lokantalardaki vazgeçilmez mezelerdendir. Mezgit türü olan ilçe sakinlerinin Bakalaros dedikleri balıktan buğulama yapılır. Ahtopotu her zaman bulabilirsiniz. Aslında bir çorba balığı olan İskorpitin de buğulaması yapılıyor. Ihlamur soslu sübye yumurtası deniz mahsüllerinden elde edilen adaya özgü bir yemektir. Ekşi tadıyla radika, kabak çiçeği dolması, istifno, deniz börülcesi, hardal otu, turp otu önemli mezelerdendir. Kabuklulardan kidonya,bangoli ve akivades Ayvalık'ın midye türleridir.

Ayvalık Mutfağının Yemeklerinden Bazıları Şöyledir :

   Çurlama Giritlilerden kalma bir ziyafet yemeğidir. Semizotu, patates, kabak, patlıcan, domates, maydanoz,sarımsak             ve bir kaç sap arapsaçından oluşan malzeme yığınıdır karışık bahçe otu yemeği, doğrusu Gopez olup Ayvalık'ta Kupa olarak anılan balığın ızgarası ve tavası iyi olur. Midilli'den göç edenlerin getirdikleri bir köfte türü olan Ada Köftesi katkı maddesi kekiğin fazlaca konması nedeniyle lezzetlidir. Bağırsak Dolması (Gardumi) çok değişik ve aynı ölçüde de yapımı zor olan bir yemek. Sure, Midilli mübadillerinin getirdiği kuzu kolundan yapılan bir yemek türüdür. Bir Girit yemeği olan Peynirli Kabak, işaret parmağından az büyük olan kabakların seçilmesiyle daha güzel olur. Ayak ve işkembe sarmasında süt kuzusunun ince bağırsakları kullanılır. Temmuz - Ağustos aylarında bulunan Mühliye adındaki bitkinin yapraklarından yapılan yemektir. Mühliye yemeği için yarım kiloda kemiksiz kuzu yada koyun eti gerekir. Kabak çiçeği dolması aslında bir ev yemeği olsa da lokantalarda meze olarakta müşterilere ikram edilir. Turp haşlaması ise havuç gibi ince uzun olan turp türleriyle yapılır. Yaprakları da kullanılabilir. Balıklı bamya seçilen az kılçıklı balıklar ile ile yapılır. Sarıkulak Kefal, Çipura, Bakalaros, Sarpa gibi...Sarmaşık (Avronyes) ve Kuşkonmaz (Asfaraca) 'ın ikisi de bahar ayları bitkileridir. Yumurtalı ya da su ve zeytinyağıyla pişirip birazda sirke katılarak da yenir. Kuzu etli arapsaçı, kemiksiz kuzu eti kavrulduktan sonra arapsaçları az su katılarak pişirilmesiyle olur. Nohutlu Bakalaros, Folyoda Ahtapot, Kabak Böreği ve daha niceleri Ayvalık Mutfağının belirginleşmesini sağlayan yemeklerdir.

Kültür Merkezleri

Amfi Tiyatro, İsmet İnönü Kültür Merkezi, Alibey Kültür Merkezi, Belediye Sanat Galerisi gibi merkezlerle ilgili herhangi bir sergi, düğün, söyleşi, konser, panel yapılması ile ilgili bilgileri Halkla İlişkiler Müdürlüğünden alabilirsiniz.

Kentsel Mimari

Ayvalık mimarisi coğrafyanın özellikleriyle uyum içindedir. Bu nedenle bir "Ayvalık mimarisi"nden söz etmek olasıdır. Ayvalıklı'lar bu yapıları, denizden ve zeytinden gelen bereketin sağladığı ekonomik güç ve kültürün incelttiği bir zevkle oluşturmuştur.



Denizden yukarılara doğru hafif eğimli bir yamaca kurulu olan Ayvalıkta evler dar sokaklara açılır. Denize dik durumda olan bu sokaklar denizden esen rüzgarları tepelere kadar taşır. Sokaklar yörede bulunan taşlarla kaplanmıştır. Binalar da aynı şekilde bugün ocakları kapatılmış Sarmısak Taşı ile inşa edilmiştir. Gündelik yaşam içinde sokaklar evin bir parçası gibi kullanılmaktadır. Kadınlar yemek hazırlıklarını veya dikiş işlerini kapılarının önünde gerçekleştirirler. Trafiği yoğun olmayan bu sokaklar çocuklar için de oyun alanıdır. Bu durum kentteki sosyal yaşamın gelişmesine neden olmuştur.

Anıtsal üçgen alınlı cepheleri, taş söveleri, ferforje veya taş balkon altlıkları bu yapıların karakteristik özellikleridir. Genellikle 3 veya 4 basamakla girilen evlerin küçük sahanlıklarından aşağı birkaç bsamakla mutfak ve kiler bölümlerine inilir. Sahanlıktan birkaç basamakla da sofaya çıkılır. Sofaya açılan oda sayısı evin büyüklüğüne göre değişir. İkinci katda da benzer mimari özellikler gözükür. Evlerin içlerinde bezemeler ve tavan süsleri ev sahibinin ekonomik durumunu yansıtır. Çatı kiremit örtülü ahşaptır.

Gerek ulaşım, gerekse denizden yararlanmak için fabrikalar ve ticarethaneler kıyıya yapılmıştır. Bugün bile kentin ana aksı üzerinde sanat eseri niteliğinde fabrika binalarının kalıntılarına rastlanır.

Sahil şeridi doldurularak yapılmıştır. Sahilde sokakların önünü kesen birkaç yüksek bina dışında kent dokusu bozulmamıştır. 4000 civarında sivil mimari eserinin büyük bir kısmı yıpranmış olsa da, son yıllarda büyük ilgi gören bu evler onarılarak yeni sahiplerini ağırlıyorlar.

Dini yapı açısından da Ayvalık oldukça zengindir.

Kentin eski yaşayanları, klasik Bizans kilise mimarisinin ana hatlarını Rum Ortodoks mezhebinin kültürü ile yorumlayarak, eklektik ama özgün diyebileceğimiz, yerel bir mimari geliştirmişler. Antik ve geç dönem Bizans mimari yapılarının özellikleri olan ön cepheleri sütunlu galerilerle oluşan, dikdörtgen kütleli, anıtsal görünümlü bu Neo Klasik mimari örnekleri, pek çok öyküyle fiziksel duruşlarını bugüne kadar korumuşlar.

Bu yapıların en ünlüsü Taksiyarhis Kilisesi. Başmelek Cebrail'in adına yapılmış bu kilise. Görsel etkisini daha çok içinde hissettiren bu iri kütleli yapının ruhbani görünüşü, bulunduğu mekanı da etkilemiş. Sokak sanki bu yapının saygınlığıyla şekillenmiş.

1844 yılına tarihlenen sade mimarili kilisenin iki avlu kapısı anıtsal görünümdedir.

İçerde binayı taşımakla görevli sütunların korint tarzındaki, bitkisel motiflerle süslü başı altın yaldızla kaplanmış, Girit Ekolü denilen bir tarzda çalışılmış resimlerin bir bölümü balık derisi üzerine işlenmiş. Bugün bunların büyük bir kısmı Ayvalıkta müze olmadığı için Bursa Müzesinde. Ama kilise hala görkemli bir iç süslemeye sahip.

Ayazma Kilisesi 1890 yılında yapılmış. Dikdörtgen planlı yapının yine ön cephesinde sütunlu bir galeri yer alıyor. Sütunların üzerinde yer alan üçgen taç görünümlü alınla anıtsal bir görünüme kavuşturulan yapı, geleneksel tapınak mimarisinin Neo Klasik bir yorumu. Önünden geçen ve biraz sonra denize açılan sokakta, denizi kutsayan gizli ilahiler söylercesine mağrur duruyor. Sarmısak taşının kızıllığı ile, yukarı doğru yükselen sütun başlarındaki okantus yaprakları, bereketin simgesi inancını hergün yineliyor.

Agia Triada Kilisesi (Aya Triyada). Kentin tepelerine doğru eski İzmir yolu üzerindeki bir kilise. Birkaç yıl öncesine kadar tavan süslemelerini koruyan, sade, gösterişsiz mimarisiyle dikkat çeken yapı, hala önemini koruyan bir sokakta bulunuyor. Sokak bugünkü 13 Nisan adını, Atatürk'ün kente bu sokaktan girmesi nedenine alıyor. Eskiden kentin ana aksı olan bu sokak, sahil yolunun açılmasıyla önemini yitirmiş görünüyor. Ünlü yazar Venezis'in doğduğu ve yaşadığı ev kilisenin hemen karşısında oldukça korunmuş bir durumda ayakta.

Kilise iki katlı. Alt katı sarımsak taşı iken, diğer dini yapılarda pek rastlanmayan bir biçimde üst kat bağdadi mimari tekniğe göre yapılmış. Tavan süslemelerinde de ahşap kullanılmış.

Bir başka dönüştürülmüş yapı da bugün Saatli Cami olarak anılan Agia İanni (Aya Yanni) kilisesidir. Yapının en belirgin özelliği olan süslü çan kulesi ve üzerinde bulunan saat yüzünden, mübadele sonrasında Saatli Cami adını almıştır.

Geniş bir avlu içinde "kapalı Yunan haçı" plan tipolojisinde dikdörtgen bir yapıdır. Bugün bile kentin silüetine bir mücevher inceliği katar. Çan kulesinin -her ne kadar 1944'deki depremde yıkılan süslü külahı şimdi yerinde olmasa da- Gotik özellikleriyle güzelliğinden birşey kaybetmemiştir. Binanın tepesindeki fenerli kubbe bu görüntüyü tamamlarken, etrafındaki pencereler iç aydınlatmaya yardım eder.

Binaya batı cephesinden yüksek bir girişten girilir. Batı cephesinin önemini vurgulayan İyon başlıklı dört sütun karşılar bizi. Üst kısmında ise kemerli üç pencere yer alır. Yalın fakat anıtsal mimarisiyle bugün de işlevini sürdürmektedir.

Ayvalık'daki dönüştürülmüş dini yapıların sonuncusu Çınarlı Cami'dir. Agia İorgi (Aya Yorgi) kilisesi olarak yapıldığı 18. yy'ın ekonomik gücünün bir simgesi gibi durur. Görkemi ince mimari zevkinden kaynaklanır. Vakur duruşu ile Ayvalık'ın en önemli yapısı özelliğini taşır.

Haç planını oluşturan tüm köşeler dikdörtgen sütunlarla adeta belirginleştirilmiş, yüksek girişinde tapınak etkisini yaratmak amacıyla sütun ve tonozlu kemerler yer almış. Yukarıda, simetrik olarak yerleşmiş kemerli dikdörtgen pencerelerin üzerine, kubbe görüntüsü veren tonoz içine yerleşmiş üç küçük pencere de simetriyi tamamlamış. En üstte yer alan üçgen taç cephe görüntüsünü tamamlamış.

Pencerelerin içi örgü dolgu yapılarak süslenmiş, bu dolgu aynı zamanda dışarıdaki formu ışık olarak içeriye taşımakta kullanılmış. Bu pencerelerden gelen ışık demetleri, alçı kabartmalı, altın yaldız boyalı çiçek motifleri ve dallarla bezenmiş süslemelerle buluşarak enfes bir Barok esinti yaratmış.

Cumhuriyet'ten sonra camiye dönüştürülen yapı, avlusundaki çınarlara öykünerek Çınarlı Cami adını almış.

Bu yapı için anlatılan ilginç bir öykü vardır. Doğruluğu bilinmeyen bu öyküye göre, Sakız Adası'ndan buraya bir adam gelir. İsmail adındaki bu adam bir süre sonra hristiyanlığı benimseyerek din değiştirir ve papaz olur. Ancak söylentiye göre papazlar arasındaki bir tartışmadan sonra da tekrar Müşlümanlığa dönmek ister. Ancak bunu kabullenmeyen bir takım insanlar tarafından kafası kesilerek öldürülür. Olaydan üç gün sonra bir gece yeniçeriler kenti basarak pek çok insanı katlederler. Durumu kaymakama anlatan halk şu yanıtı alır. "İsmail Müslümanlık'tan döndüğünde biz onun kafasını kesmedik, hoşgörüyle karşıladık, siz ne demeye bu hoşgörüyü göstermediniz?" Bunun üzerine yaptıkları hatayı anlayan Hristiyanlar, tanrının kendilerini bağışlaması için bir kilise yaptırırlar. İki kapısı olan bu kilisenin bir kapısına İsmail, diğerine de İsmail'in Hristiyan iken kullandığı Yorgi adını verirler.

1928'de Müslümanların kente gelmesiyle ihtiyaç duyulan yeni ibadet yerlerini, eskilerini değiştirerek yapma geleneği burada da devam etmiştir. Tanrı'nın evleri olan bu yapılar farklı inançlardaki insanların ibadet etmeleri amacıyla kullanılmıştır.

Bulunduğu mahallenin adıyla anılan Hayrettin Paşa Cami de işte böyle bir yapı. Yapıldığında adı Kato Panogia olan kilise binası son derece sade bir mimariye sahiptir. Rumlar zamanında "Helen Okulu" nun ibadet yeri olarak yapıldığı için, bu denli süslemesizdir. Bazilika planlı yapının en önemli özelliği simetrik dikdörtgen kütlesidir.

18. ve 19. yy'da Ayvalıkta yaşayan çok az sayıdaki Müslüman için yapılmış tek cami vardır. Hamidiye Cami. Adını bulunduğu mahalleden alan cami çok farklı bir mimari özellik gösterir. Osmanlı cami mimarisinin tipik kubbeli kübik planını taşırken, tapınak planını andıran antik üçgen alınlığı bir arada görürüz. Pencerelerde yine Gotik mimarinin izleri vardır. Bu nedenle Osmanlı mimarisinin tek örneği olma özelliğini taşır. Bugün son cemaat yeri demir çerçeveli pencerelerle kapatılarak, özgünlüğü bozulmuştur.

 Kaynak: http://www.ayvalik.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=120&Itemid=545&lang=tr
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.