Aydın Germencik Tarihi Yerleri Eserleri Ve Turistlik Mekanları ~ Tarihi ve Turistik Yerler

Aydın Germencik Tarihi Yerleri Eserleri Ve Turistlik Mekanları

GERMENCİK TARİHİ




      İzmir - Aydın karayolunun 95. kilometresinde konumlanan ve Aydın şehir merkezine 23 km. mesafede bulunan Germencik, doğudan İncirliova, batıdan Söke, Selçuk ve Kuşadası, güneyden Büyük Menderes (Koçarlı), kuzeyden ise Tire ile çevrilidir.

      Batı Anadolu'nun tarih ve uygarlığının izlerini taşıyan ilçemiz, Aydınoğulları'nın yönetimi sırasında bugünkü konumunun 2 km. kuzeyinde küçük bir aşiret topluluğu iken, 1902 tarihinde "Değirmencik" adı altında kurulur.

      Osmanlı döneminde de "İğneabat" olarak anılan yöremiz, 15. yüzyılın başlarında Bursa, Konya ve Afyon çevresinden gelip yerleşen göçebe aşiretleri ile nüfus oranı artar. Dıştan gelenlerin kültürel yapısı ve mizacı ile "Değirmencik" adı "Germencik" olarak değişikliğe uğrar.
19. yüzyıl sonlarında Aydın iline bağlı bir nahiye merkezi olan Germencik, savaş sonrası 1948 yılında ilçe merkezi olur ve gelişimini bugüne değin sürdürmeye devam eder.

JEOTERMAL ENERJİ

      Keşfettikçe yepyeni güzelliklere açılan Germencik kapılarından bir diğeri de jeotermal enerjinin insan yaşamlarına ve bölgeye kattığı renk olsa gerek...



      Bölgeye gelindiğinde topraktan usul usul süzülen buharın hissettirdiği, mutlak surette şifalı bir havanın solunduğu olur. Doğanın insanoğluna sundukları da onun şifasına ne denli muhtaç olduğunu kanıtlar.

      Bu anlamda Germencik, Anadolu toprağının bereketinin yanı sıra şifasından da nasibini almış görünür.

      Denizli jeotermal alanlarından yaklaşık 140 km. batıda yer alan Germencik Jeotermal alanı, hem şifa dağıtan hem de sağlık turizmini yönlendiren bir merkezdir.

      Özellikle Alangüllü (Bozköy), Ömerli ve Gümüş (Gümüş ılıca) termal kullanıma yönelik tesislerin konumlığı yerleşim yerleridir.

      Buna ek olarak Alangüllü (Bozköy) bölgesinde bulunan Germencik Çamur Kaplıcası da ilçemizin bir diğer şifa merkezidir.

      Kaplıca suyunun faydalı olduğu rahatsızlıklardan bazıları ise şöyle sıralanabilir:

•Romatizmal Rahatsızlıklar
•Kireçlenme
•Boyun Fıtığı
•Siyatik
•Cilt Rahatsızlıkları
•Mide ve Bağırsak Rahatsızlıkları
•Kırık Tedavisi
•Selülit Tedavisi
•Böbrek ve idrar Yolları ve buna bağlı hastalıkların tedavisi

KURTULUŞ SAVAŞINDA GERMENCİK

      Dünya Savaşı sonunda itilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, italya, Rusya) ile 30 Ekim 1918 yılında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi gereğince hareket eden işgalci devletler tüm Türkiye'yi istila etmişlerdir. Yaklaşık 3,5 yıl memlekette kalan Yunanlı işgalciler, Aydın ve Manisa yönünde ilerleyip Batı Anadolu'nun önemli bir kavşağında konumlanan Germencik'e de gelerek beldeyi işgal altına almışlardır.

      Toplu katliamlara girişen işgalci güçler karşısında yöre halkının yaşadıklarına şahit olanların anlattıkları şöyledir...

      Germencik halkının Rum komşularıyla dosthane süren yaşamı 15 Mayıs 1919'da Yunan askerinin Germencik'e gelişiyle bozulmuştur. Rumlar çeteler kurup Germencik halkının paralarını, altınlarını ve çeşitli kıymetli eşyalarını gasp edip yoğun bir zulme başlamışlardır. Bu durum karşısında Kuvay-ı Milliye'yi temsil eden Türk çeteleri kurulmuştur ki bunlardan en önemlisi Cafer Efe'nin çetesi olmuştur.

ŞEHİT CAFER EFE

      Germencik'in işgali sonrasında işgalci güçler yörenin çeşitli mevkilerine ve bugünkü istasyon alanına karakollar kurmuşlardır. Cafer Efe, trenin Aydın'a geçmesini engellemek amacıyla Germencik tren istasyonunun 100 m. kadar doğusunda bulunan tren köprüsünü dinamitle imha etmek amacıyla 19 Temmuz 1919 günü bir baskın düzenleyerek işgal güçleriyle savaşmıştır. Diğer Türk çeteleri de aynı şekilde diğer düşman karakollarına baskınlar düzenleyerek özgürlük için savaşmışlardır.

      Bu mücadeleler devam ederken Germencik halkının büyük bir kısmı evlerini barklarını bırakıp taşıyabilecekleri eşyalarla italyanlar'ın elinde bulunan Söke'ye, bir kısmı da güneydeki Menderes Havzası'na gitmişlerdir. Bu sırada Cafer Efe'nin işgalci güçlerle mücadelesi devam etmiştir.

      Gerçekleştirdiği baskınların birinde tren köprüsüne 50 metre kadar kaldığında (Bugünkü Şehit Cafer ilkokulu'nun Kuzeybatı köşesinde) yaylım ateşi ile karşılaşmış ve şehit düşmüştür. Germencik ve ülkesi için gösterdiği cesareti, esarete boyun eğmeyen yürekliliği Cafer Efe'nin bugün de yüce bir vatansever olarak saygıyla anılmasını sağlamaktadır.

KANLIBAHÇE ŞEHİTLİĞİ

"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kır,

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatır."

      Büyük Taarruz sürerken Söke'ye ve Büyük Menderes'e göç edenler aradan geçen 7-8 ayın sonunda tekrar Germencik'e geri dönmüşlerdir. 26-30 Ağustos 1922 yılına kadar sürdürdükleri tedirgin yaşam, zaferin kazanıldığı haberinin Germencik'e ulaşmasıyla tekrar hararetlenerek, işgalci güçlerin çatışmalarına maruz kalmıştır.

      Yunan ordusu, Büyük taarruzda aldığı yenilgi sonucunda İzmir'e doğru kaçmaktadır. Kaçarken de çekildikleri bölgeleri yakıp yılmakta ve silahsız insanları öldürmektedirler.

      Bu durum karşısında Germencik halkı arasından kaçabilenler Alangüllü Dağı'ndaki Türk kuvvetlerinin yanına sığınmışlar, kaçamayanlar ise silah zoruyla düşman güçleri tarafından bugün "Kanlı Bahçe" adı verilen o zamanki karakolları çevresinde yakaladıkları çoğu çocuk, kadın ve ihtiyarlardan oluşan 94 kişiyi toplarlar.

      Bu toplanılan kişiler önce duvar önüne dizilip yaylım ateşiyle taranır; Sağ kalanlar karakol önünde yer alan iki kuyuya canlı canlı atılırlar. Kuyudan çıkmamaları için de vurularak şehit edilen vataşların cesetleri üzerlerine atılır.

      Bu olaydan sonra bu mevki "Kanlıbahçe" olarak adlırılmıştır. Bu Şehitlikte o gün şehit edilen 94 vataşımızın isimleri mermer lahitte yazılıdır.

      Bu şehitliğimiz her yıl düzenlenen 7 Eylül Kurtuluş Bayramında ziyaret edilmektedir.

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ ANITI

      Germencik ilçesi ve köylerinden Çanakkale savaşlarına giderek şehit düşen Mehmetçiklerimizin isimlerinin bulunduğu anıttır.

      Bu anıtın en büyük özelliği "Anadolu'da Çanakkale şehitleri adına dikilmiş ilk anıt" olmasıdır.

ANTİK KENT MAGNESIA

      Her kültürün, her coğrafyanın, izleri vardır, zamanı anlatan, yaşanmışlıkların örtüsü olan... işte Germencik için de Magnesia ad Maerum aynı anlama gelir. Germencik'in kültür tarihini anlatan bir fotoğrafçının kadrajında veya bir ressamın tuvalinde olmazsa olmazlardan biri olan Magnesia ad Maerum, Ortaklar - Söke karayolu üzerinde yer alır.

      Tekin Köyü sınırları içerisinde bulunan Magnesia antik kenti, tarih boyunca sınırları içerisinde birçok önemli olaya sahne olduğundan "Olaylar Kenti" olarak da anılır. Ege uygarlığının tarihi dokusunu koruyan ve Ege'nin yaşayan coğrafyasına tanıklık eden Magnesia'nın kuruluşuna dair efsanelerde yer alan anlatılar ve araştırmalar incelendiğinde de, kentin Thessalia'dan gelen ve Magnetler olarak isimlendirilen bir kavim tarafından kurulduğu görülür.

      Adı, Ailos ile Enaretes'in oğlu Magnes'ten gelen Magnesia'nın yüzlerce yıllık tarihini açığa çıkaran ve kenti uykusundan uyıran kazı çalışmalarının geçmişi ise 154 yıl öncesine dayanır. 1893 yılında sona eren kazılardan yaklaşık 100 yıl sonra, yavaş yavaş ortadan kaybolmakta olan Magnesia'da kazılara 1984 yılında Kültür Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi adına yeniden başlanılmıştır. Son 20 yıllık kazı çalışmasını gerçekleştiren kişi ise Sayın Prof. Dr. Orhan Bingöl'dür.

      Sayın Prof. Dr. Orhan Bingöl'ün, çalışmaları sonucunda ortaya koyduğu eseri incelendiğinde, Magnesia kentinin kuruluş öyküsüne değindiği yazıt anlatılarının, okuyanı bir hikayenin içine çekecek kadar etkileyici olduğu görülür…

      Hangi nedenle geldikleri anlaşılıncaya kadar tanrının buyurduğu kehanet gizli kalmaktadır. Tanrının, zamanın geldiğini bildirmesinden sonra Gortyn ve Phaistos arasında bir kent kurdular ve mutlu bir şekilde oraya yerleşip kadınlar ve çocuklar edindiler, kehanete göre kendi soylarından gelenlere tanrının isteğini aktardılar.

      Yaklaşık seksen yıl sonra beyaz kargalar göründüler ve hemen şükran kurbanları keserek geri dönüşleri konusundaki kehaneti öğrenmek üzere, Themisto'nun Argos'da rahibe ve Ksenyllos'da birinci Archon olduğu sırada Delphi'ye bir heyet gönderdiler. Onlara şu kehanet bildirildi:

      Siz Magnesialılar, siyah bir kuş yerine, beyaz kanatlı bir kuş gördüğünüz için uzak Girit'ten geldiniz ve ölümlülere bir mucize olarak görünen bu olay karşısında anayurdunuza yeniden dönüp dönmemekte kararsızdınız.

      Ama anayurt toprağından bir başka yere yelken açmak gereklidir. Babam, benim ve kız kardeşim için Magnesialılar'a Peneios ve Pelion dağının hakim olduğu topraktan daha kötü olmayan bir toprak parçası tahsis etmek uygundur."

     Magnesialılar bu kehanet üzerine yurtlarına dönüşleri hakkında şüpheye düştüler ve tanrının kehanetini yerine getirme gayreti içinde, insanları nereye ve nasıl göndereceklerini sordular ve tanrı şu yanıtı verdi:

      "Ey asil Magnesialılar, sizler nereye yelken açmanız gerektiğini soruyorsunuz. Tapınağın kapısının yanında duran adam size yolu gösterecek. Bu yol sarp Mykale dağının arkasındaki Pampylialıların ülkesine sizi götürmeli, orada kıvrımı çok (meer) nehrin kenarında çok sayıda arazisi olan Mrolytos'un zengin evi var. Burada Olimpialı, hilekarlığa hükmedenlere değil, hak edenlere zaferi ve büyük refahı garanti eder.

      Bu adamın kim ve nereden olduklarını sorduklarında tanrı: "Bu kutsal ala Glaukos'un soyundan gelen cesur bir adam var. Tapınağı terk ettiğinizde bu kişi karşınıza çıkacak, çünkü kader bunu böyle istedi. Bu şahıs size anakaradaki bol buğdaylı araziyi gösterecek."

      Kehanet uyarınca o adama rastladıklarında ve Leukippos ile olan akrabalıklarını yenilediklerinde ve kehaneti ona aktardıklarında Leukippos sevinç içinde itaat etti ve kendisi için tanrıdan aynı konuda kehanet isteminde bulundu. Tanrı ona şunları söyledi:

      "Magnesialılar'ın silah taşıyan akraba halkını, Thorax dağına ve Manthios nehrine ve Endymion karşısındaki sarp Mykale dağına ulaşmaları için rehberliğin altında Pamphylialıların körfezine gönder, Leukippos. Burada zengin ve Hayrete değer Magnesialılar, Mros'un evinde surlarla çevrili kentlerde oturacaklar.

      Apollon'nun kehaneti ve lider Leukippos'un öncülüğünde o dönemde bir koy olan bugünkü Bafa Gölü kıyısında karaya çıkan Magnetlerin kurdukları ilk Magnesia'nın yeri kesin olarak bilinmemekle birlikte, Menderes Nehri kenarında olduğu antik kaynaklardan öğrenilir.

      Hellenistik dönemde önce Seleukos, ardından Bergama Krallığı'nın hakimiyetine giren Magnesia, Roma döneminde önemini korumuş, Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Bir kent suru ile çevrili, yaklaşık 1,5 km çapında tir alanı kapsayan, ızgara planlı cadde ve sokak sistemine sahip kent, Priene, Ephesos ve Tralleis üçgeni arasında ticari ve stratejik açıdan önemli bir konumda bulunmuştur.

      Kim bilir siz de belki köklü bir çınar ağacının dalları arasında, belki Gümüş Dağı'nın ardından batan güneşin sıcaklığında, belki Bafa Gölü'nün kıyısında belki de rüzgarla fısıldaşan bir zeytin ağacının tepesinde kentin tanrılarını selamlar, onlarla aynı meka nefes alıyor olmanın gizemli büyüsüne kapılıverirsiniz...

GERMENCİK EKONOMİSİ

      Akdeniz ikliminin hakim olduğu yöremiz, Ege'nin lezzetlerini oluşturan; zeytin ve incirin, asırlardır yerini kimseye bırakmadığı tacına ev sahipliği yapar. Türk tarım ekonomisinin özellikle incir alanında % 60'ını, zeytin üretiminde de % 47'sini karşılayan Germencik'te ayrıca, pamuk ve tütün de yetiştirilmekte, gelişmiş seracılık, sebzecilik, meyvecilik ve çiçekçilik de ilçenin adının anılmasını sağlar.

SERACILIK

      Özellikle seracılık alanında gelişmiş olan Gümüşköy'de gerçekleştirilen üretim, yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da yoğun talep görür. Bölgede yaklaşık 150 dönüm kapalı ala yapılan seracılığın jeotermal enerji ile ısıtılması, üretim maliyetinin düşük ancak kazancın yüksek olmasını sağlar. Bu olumlu durumun öncelikle Germencik ekonomisine, sonrasında ise Türk ekonomisine katkısı da göz ardı edilmemesi gerekir. Türkiye'nin saygın kurumlarının Germencik jeotermal zenginliğini daha da verimli kullanabilmek adına yeni altyapı araştırmalarını yapıyor olması da sevindiricidir.

ANADOLU MEYVESİ, BEREKET SİMGESİ; İNCİR

      İlçemiz ekonomisinde birinci derecede önemli bir paya sahip olan incir; Aydın iline özgü bir meyve olup, ilçemizin simgesi haline gelmiştir. Özellikle gen merkezinin Germencik ilçesi olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü Aydın'da yetiştirilen incirin özelliklerine başka bölgelerde rastlanılmamaktadır. İl topraklarının verimli olması ayrıca havasının uygunluğu yanında rutubetin istenilen düzeyde oluşu ve rüzgarların özellikle incirin olgunlaşmasındaki olumlu etkisi Germencik incirinin yüksek nitelikli olmasını sağlamaktadır
(Çünkü incirin anavatanı Germencik'tir) .

      Germencik ilçesinde incir 8.802 hektar alanı kaplamaktadır. Mevcut incir ağaçlarından 1.272.040 adedi meyve vermekte olup, 161.880 adedi meyve vermemektedir. Meyve veren ağaçlardan yaklaşık 12.720 ton kuru incir elde edilmiştir. İncir kuru olarak 250 gr, 500 gr, 1 kg, 5 kg, 7 kg ve 12 kg'lık paket ve kasalarda pazarlanmaktadır. Bunların dışında incir ezmesi, incir pekmezi, taze incir konservesi, incir reçeli, incir marmelatı, incirli bisküviler ve incirli çikolata olarak da değerlendirilmektedir. Son yıllarda taze incir tüketimi de artmış bulunmaktadır.

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI

      İlçemiz ekonomisinde ikinci derecede önemli bir paya sahip olan ve insan sağlığındaki önemi her geçen gün daha iyi anlaşılan ve tüketimi hızla artan zeytin ve zeytinyağı; Germencik ilçesinde 1.115 hektar sofralık, 8.203 hektar yağlık olmak üzere toplam 9.318 hektar ala yetiştiriciliği yapılmaktadır.
      Mevcut zeytin ağaçlarından 1.454.700 adedi meyve vermekte olup, 51.500 adedi ise meyve vermemektedir. Meyve veren ağaçlardan yaklaşık 6.630 ton sofralık, 45.117 ton ise yağlık zeytin (var yılında) elde edilmiştir. Siyah sofralık zeytin çizik, kırma, salamura, v.b gibi değerlendirilmektedir. Yeşil zeytin ise yine çizik, kırma, çekirdeği çıkarılarak içerisine biber v.b şekilde doldurularak değerlendirilmektedir.

PAMUK

      İlçemiz ekonomisinde üçüncü derecede önemli bir paya sahip olan pamuk; Germencik ilçesinde 3.045 hektar ala yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ekilişi yapılan bu alan ortalama 10.200 ton kütlü pamuk hasadı yapılmaktadır.

      Pamuk, elyafının yanı sıra yağından ve küspesinden de yararlanılan bir sanayi bitkisidir. Son yıllarda girdi maliyetlerinin artması ve toplama işliğinde sorunlar yaşanması sebebiyle ekiliş alanlarında azalmalar meydana gelmiştir.

MISIR

      Son yıllarda birinci ve ikinci ürün olarak ekilişi hızla artan mısır ilçe ekonomisinde payı hızla yükselmeye başlamıştır. Özellikle pamukta hasatta yaşanan işçi sıkıntısı mısırda hasadın biçerdöverle yapılmasından ve dane mısıra prim verilmesinden dolayı çiftçiler tarafından tercih edilir duruma gelmiştir.

      İlçemizde ortalama 800 hektar ala yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçemizde ortalama dekardan 800-1600 kg arasında verim alınmaktadır. Özellikle yem sanayinde, yağ sanayinde v.b gibi tüketimi son yıllarda artmasından dolayı üretimde tercih edilmesine neden olmuştur.

HAYVANCILIK

      Germencik ilçemizde tarımın ayrılmaz bir parçası olan hayvancılık da önemli bir geçim kaynağıdır. İlçemizde hayvan varlığı sayısal olarak çok yoğun olmamakla birlikte, hayvan başına düşen verim oldukça yüksektir.

      İlçemizde 9.946 adet büyükbaş hayvan olup, bunlardan 4.947 adedi sağmal inektir. İnek başına süt verimi ortalama 20 kg dır.

Kaynak:http://www.germencik.bel.tr/
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.