ANTALYA İBRADİ TARİHİ YERLERİ ESERLERİ VE TURİSTLİK MEKANLARI ~ Tarihi ve Turistik Yerler

ANTALYA İBRADİ TARİHİ YERLERİ ESERLERİ VE TURİSTLİK MEKANLARI

Mağara İbradı İlçe Merkezine 7 km. uzaklıktaki Ürünlü Köyü’ nün yaklaşık 5 km. güneydoğusunda derin ve sarp Manavgat Vadisi’nin batı yamacında yer alır. Ürünlü’den mağaraya kadar ancak bir saatlik yürüşle gidilebilir.

Altınbeşik-Düdensuyu Mağrası ilk kez 1966 yılında Türkiye Speleoloji Derneği kurucusu ve onur başkanı Dr. Temuçin AYGEN tarafından bölgede Oymapınar Barajı ile ilgili araştırmalar yaptığı sırada bulunmuş ve adına bir üst kısımda yer alan Altınbeşik Tepesinden almıştır. Ülkemizin uluslararası çapta bilimsel önemi bu mağara içinden çıkan su, yeraltından Beyşehir Gölü ile irtibatlıdır.

İlçenin 8 km. güneyinde Manavgat Çayı üzerindeki Alabalık Vadisi 15 km. uzunluğunda etrafındaki çınar ve çam ormanlarıyla kapalı yemyeşil serin bir vadi olup, ırmakta bol miktarda alabalık mevcut olup, üzerindeki restoranlarla turizme hizmet vermekte ve halka açık piknik yeri olarak çevre halkı tarafından kullanılmaktadır.


Arapastık Kestanesi

bradı ilçesi, bugün Toroslar’ ın arasında terkedilmiş bir İlçe görünümündedir.Ama bir zamanlar bu İlçe Osmanlı bürokrasisine Kadı, Paşa ve Ulema yetiştirmiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, İbradı’nın 17.Yüzyılda oldukça Memur önemli bir belde olduğunu yazar. İbradı Minkarizadelerin buraya yerleşmesinden sonra canlanmış; özellikle 18.ve 19.yüzyıl boyunca,hem İlim ve İrfan hemde bir zenginlik merkezi olmuştur.

İbradı,tarihinde üç kez büyük yangınlara sahne olmuş. Özellikle 1889 yılında çıkan yangında, İbradı’nın mimari yapısında belirgin bir yeri olan Kadı Konaklarıyla beraberinde birçok ev yanmış;bu tarihten sonra İbradı yeniden inşa edilmiş.

1889’daki yangın büyük olmasa da daha önceki yıllarda,1861’in Eylül ayında meydana gelen yangın’ın “sıcaklığı” tüm imparatorluğun sınırlarına kadar ulaşmış. İbradılı Mustafa Efendinin Konağında çıkan bu yangın,başlangıçta “sıradan” bir yangın görünümündeymiş…Ancak yangın’ın üzerinden birkaç ay geçtik ten sonra,olayın nedeni iyiden iyiye açığa çıkınca,yalnız İbradı eşrafı değil,Osmanlı’nın üst düzey yöneticileri de telaşa düşmüşler…Bu telaş Osmanlı arşivlerindeki belgelere şu ifadelerle yansımış:”Alaiyye sancağı dahilindeki İbradı kazası sakinlerinden Mustafa Efendi’nin evini ateşe veren Zeynep adlı siyah cariyenin mahallinde idamı ve bu tür hadiselerin bir daha vuk’u bulmaması için iktiza eden bir tembih namenin kaleme alınarak bütün kazalarla Vilayetlere dağıtılması ve söz konusu tembih namenin Ceride-i Havadis’te ilan edilmesi…”

Açıkçası,İbradı’da “Cariye Zeynep’in yaktığı ateşin sıcaklığı,tüm İmparatorluğa yayılmış,Köleliğin Kanunen de tartışmalı olduğu o yıllarda,Mustafa Efendinin siyahi cariyesi Zeynep Hanım’ın çıkardığı yangından dolayı idam edildiğinin ceride-i havadis’te yayımlanmasının nedeni, “İbret-i alem için” olsa gerek.Şunu da eklememiz gerekir ki,Osmanlı’da esir Ticaretinden,köle ve cariyelerden ‘resmi’ olarak ancak,1840’lara kadar söz edilebilir.Fakat yasaklamalarda,Mustafa Reşit Paşa’nın deyimiyle, ‘şer’i açıdan köleliğin kaldırılması değil sadece devletin “Ben bu işte yokum demesiydi.

Bugün Türkiye’deki en yaşlı kestane ağaçlarından birisi olan Arapastık Kestanesi tahmini 1000-1100 yaşındadır.Kadıların koyduğu kanunlara göre idam edilen Zeynep Hanımın asıldığı Kestane ağacı bugün bir orman görüntüsü verecek kadar büyüklükte. Zeynep Hanımın kaybolmuş mezarının bulunduğu İbradı Mezarlığının hemen yakınındaki bu yaşlı ağacın halk arasındaki adı “Arapastık kestanesi” dir.

Kaynak:http://www.ibradi.bel.tr/index.php?sub=1&secim=1
Puanlama:

0 yorum:

Yorum Gönder

Kayıtsız kullanıcılar anonim seçeneği ile yorum yapabilirler.Unutmayın yorumlarınız yönetici onayından geçecektir.