Türkiyenin Doğal Güzelliklerini Keşfedin

Türkiyenin gezilecek ve görülecek yerlerini öğrenin , keşfedin , gezin ve bizi hep takip edin. Bizi sosyal ortamlarda takip edebilir veya abone olabilirsiniz.

Sizde Bir Bilgi Ekleyin

Sizde sistemimize kendi yaşadığınız yada gezdiğini ve görmek istediğiniz yerleri yollayabilir ve bildirebilirsiniz bunun için bize iletişim bölümünden ya da bilgi ekle bölümünden ulaşabililirsiniz.

Tekrar Ziyaret Etmeniniz Dileğiyle

Bizi her zaman takip edin, içeriklerimiz günceldir ve sitemiz kullanıcı dostudur. Her görüşlerinizi değerlendirmekteyiz.

Sizde Sitemizde Yazar Olabilirsiniz

Sitemizde yazar olmak isteyen kullanıcılar lütfen bizimle iletişim bölümünden irtibata geçin. KoLoNBo@gmail.com

Ankara Gölbaşı Tanıtım Kitapçığı

Gölbaşı, Ankara iline bağlı ilçedir. Mogan ve Eymir gölleri ile tanınır. Ankara şehir merkezine olan uzaklığı 20 kilometredir Gölbaşı ve çevresinin sırasıyla M.Ö. 3., 2. ve 1. bin Erken Bronz, Hitit, Frig, Tunç Çağı, Roma ve Bizans Dönemlerinde iskan alanı olduğu, Kültür Bakanlığı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünce Selametli, Tulumtaş, Tulumtaş-Ortaçayır Mevkii, Kızılcaşar-Gökçepınar Mevkii, Bacılar Köyü, Bezirhane Kültepe Mevkii, Bezirhane-Kepenekçi ve İncek-Harmantepe Mevkiinde yapılan inceleme ve araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.


Kayı Beylerinin Söğüt’e gitmeden evvelki yerleşim alanı Gölbaşı’dır. Beynam, Karaoğlan, Karaali, Oğulbey bu dönemdeki yerleşim alanlarıdır. 1402 Ankara Savaşında Timur fillerini Gölbaşı yöresindeki ormanlarda saklamıştır. İlçe Mogan Gölü çevresinde bulunduğu için Gölbaşı adını almıştır. Resmi gazetede yayımlanan 29.11.1983 gün ve 2963 sayılı kanunla İlçe Teşkilatı kurulmuştur. 1991 yılının sonunda da Gölbaşı Belediyesi 07.09.1991 gün ve 20702 sayılı kararla Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınmıştır.

Etimesgut Tarihçesi

Arkeolojik  araştırmalar sonucunda bulunan eserlerden, Beldemiz yerleşiminin M.Ö.2000 yıllarına kadar indiği anlaşılmaktadır. Beldemizce bulunan “Frigya Aslanı” yöremizin ilk defa M.Ö.VII. yüzyılda Frigyalılar tarafından mesken olarak kurulduğunu gösteren önemli bir kanıt teşkil etmektedir.

         İlçemizin tarihi Ankara’ya  yakınlığından dolayı “Ankara Tarihi” . Ankara ve çevresinin Lidya, Pers, Galat, Roma ve Bizans İmparatorluklarının toprakları içinde yer aldığı, Türk Hakimiyetinin Malazgirt Zaferinden sonra  gerçekleştiği, 1073’te Türklerin 1308’de İlhanlıların bir sürede Ertena Valileri ve ahileri tarafından  idare edildiği, 1402’ den sonra Moğolların egemenliği altında kaldığı, 1833’te  Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın bu yöreleri ele geçirdiği  tarihi belgelerden  anlaşılmaktadır.

1902 yılında Ankara 5 sancak ve 2l kazası olan bir merkez sancağı idi. Beldemiz Zir (yenikent) kazasına bağlı olarak kalmıştır. İlk çağlarda Beldemizin ismi Amaksis, Ahimesgut ve daha sonra da  Etimesgut olarak değişikliğe uğramıştır.

Ankara ve çevresi 1919’da resmen düşman işgaline uğrayıp tahrip olmuştur. Yeni Türk devletinin kuruluşu ve Cumhuriyetin ilanını takiben beldemiz 1924-1925  yıllarında Batı Trakya’dan  (Bulgaristan) gelen göçmen Türkleri için Atatürk’ün  emri ile 50 hanelik örnek bir köy olarak tahsis ve iskan edilmiş, 1928 yılında da imar edilerek nahiye statüsüne dönüştürülmüştür. Ankara Valiliği İskan Müdürlüğü muhacir defterlerinde 50 hanelik isimler mevcuttur. 1968 yılına kadar Nahiye olarak kalmış, bu tarihten sonra Yenimahalle İlçesine bağlı mahalleye dönüştürülmüştür.

Ankara Çubuk Tarihi ve Turistik Yerleri

      ÇUBUK İLÇESİNİN TARİHÇESİ
          Çubuk; ovaya ve içinden geçen çaya adını veren bir yerleşim merkezidir. Türklerin Anadolu’ya hakim oldukları dönemde kurulan yerleşim yeri, Ankara’nın kuzey doğusunda Karadeniz bölgesinin geçiş kuşağında yer alır. Adını kurulduğu yerin yeşil olmasından almıştır. Çubuk, Ankara savaşı ile birlikte tarihi önem kazanmış bir ilçemizdir.

           İlk ve orta çağdan itibaren Kral ve İpek yolu güzergâhında bulunan ilçemiz toprakları, tarihi gelişim sürecinde, ister yerleşme, ister ekonomik faaliyetleri ile bazen hızlanan, bazen yavaşlayan dönemleri yaşayarak günümüze gelmiştir. Orta Anadolu bölgesinin geçiş kuşağında bulunan ilçemiz, Çubuk Ovası ve Çubuk Çayının suladığı topraklar, dünden bugüne yerleşmenin yoğunlaştığı tarım alanlarıdır. Ankara’nın fethedilmesinden sonra kurulduğu tahmin edilen ilçemiz yerleşim alanı, tarih içinde Hattiler, Hititler, Frigyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Bıraktıkları tarihi kalıntı ve izler; bu uygarlıkların kültür ve medeniyetlerini günümüze  ulaştırmıştır.

Ankara Elmadağ Tarihi ve Turistik Yerleri


İlçe Kuruluş tarihinin nereye kadar uzadığı kesin olarak bilinmemektedir. İlçemizin yakınında Sungur Mevkiinde bulunan heykel, küp, çanak ve çömlek gibi kalıntılar incelendiğinde buranın çok eski dönemde yerleşmelere sahne olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan Hygeia (Sağlık Tanrısının Kızı Roma Dönemi) ve Asklepios (Sağlık Tanrısı Roma Dönemi) heykelleri Roma Dönemi Yenipınar Mahallesindeki Aşağı Cami ise Osmanlı dönemine ait kanıtlardır.


İlçe yerleşmesine ait ilk belgeleri yaklaşık 400 yıl önce düzenlenen Ankara Şer´iye Mahkemesi sicillerinde görüyoruz. Yozgat Köyü adı ile anılan Elmadağ, bu dönemde Ankara´ya bağlı bir yerleşim yeriydi. Bu kayıtlardan Elmadağ´da kervanların konakladıkları bir Derbent Köyü olduğu belirtilmektedir. İlk yerleşme bugünkü Yenipınar ve Yenidoğan Mahalleleri olmuştur.

1785-1809 yılları arasında Ankara Sancağına bağlı 13 kazadan biri olan Kasaba-i Bala ve Çukurcak nahiyesine bağlı Yozgat Köyü (Asi Yozgat) görülmektedir. 1902 yılında ise Ankara Vilayeti Salhanesi´nde Ankara İlínin beş sancak ve 21 kazadan oluştuğu belirtilmektedir. Asi Yozgat, bu sancaklardan biri olan Ankara Merkez Sancağı´na bağlı Bala kazasına ait bir köydür. Kurtuluş Savaşında büyük yararlılıklar gösteren Elmadağlı´lar, İstiklal Mücadelesine her şeyi ile katılmış ve Atatürk Ankara´ya geldiğinde karşılayan seymen alayının içinde de varlıklarını göstermişlerdir.

Ankara Çankaya Tarihi ve Turistik Yerleri


Çankaya ilçesinin tarihi Ankara'nın genel tarihinden ayrılmasa da onun gerçek tarihi Cumhuriyet'le başlar.
Milli Mücadele'nin ilk günlerinde Çankaya, bağ ve bahçeleri ile yayla görüntüsündeydi. Birkaç küçük bağ evi, bozkırın ortasında yer alan yeşilliklerin arasında zar zor seçiliyordu. Şehirse şimdi Numune Hastanesi'nin bulunduğu tepede bitiyordu. İncesu Deresi'nin olduğu yer ise sel taşkınları ile oluşmuş bir bataklıktan ibaretti. Cebeci ve çevresi çayırlıktı. Yer yer kavun ve karpuz, bağ bostan ekiliyordu.

Mustafa Kemal Paşa'ya Dikmen tepelerinde yapılan görkemli karşılama ve Çankaya'da küçük, havuzlu bir bağ evinin ayrılması, Ankara ve Çankaya için dönüm noktası oldu.

Mustafa Kemal'e ayrılan bağ evi elden geçirilerek köşk haline getirildi. Hemen yakınına Başbakanlık konutu yapıldı.

Türkiye Devleti'ni tanıyan ülkeler, gösterilen yerlere inşaatlarını yaparak elçiliklerini İstanbul'dan Çankaya'ya taşıdılar. Böylece Yenişehir ve Atatürk Bulvarı doldu, Sakarya ve İzmir caddelerine taştı. 1950'li yıllardan sonra Ankara yoğun iç göç sonrasında gecekondularla çevrelendi. Bundan da en büyük payı ne yazık ki Çankaya ilçesi aldı.

Ankara Çamlıdere Tarihi ve Turistik Yerleri



ÇAMLIDERE ILÇESİ:
Çamlıdere, Cumhuriyet döneminde kurulan ilçelerdendir. Çamlıdere ilçe merkezinin belgelere dayalı kısa tarihi hikayesi şöyledir:

Kuz Viran Köyü:

1073 yılından itibaren Oğuz Türkmen boylarının Ankara coğrafyasında konar-göçer hayatları Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurulması ile yerleşik köy hayatıyla devam eder. Günümüzde Çamlıdere ilçe merkezinin bulunduğu yer, Bizanslılar döneminde terkedilmiş “viran” bir yerleşme yeridir. Osmanlı vakıf belgelerindeki tabirle “ıssız” bir bölgedir.

Ankara Beypazarı Tarihi ve Turistik Yerleri


     Ankara’ya bağlı Beypazarı ilçesinde keşfedilmeyi bekleyen bir sürü doğa harikası var. İnözü vadisi bunlardan biri. Buradaki vadi bir zamanlar Ankara’lı kaya tırmanışçılarının iştahını kabartsada çok çürük kaya yapısı sayesinde bu vadinin yıldızının parlamasını engelledi. Ankara’ya çok yakın olmasına rağmen hatta Beypazarı’nın dibinde olmasına rağmen birçok kimse bu vadiden habersiz. Sunduğu görsel zenginliğin yanında vadi çevresinde yapılabilecek bir çok aktivite var. Örneğin vadi dibinden nefis bir ırmak geçiyor ve ırmağın kenarında kamp yapılabilecek birçok düzgün alan mevcut. Kampçıların bu bölgeyi değerlendirmesini kesinlikle tavsiye ederim.

Ankara Bala Tarihi Yerleri


1850 yılına ait Osmanlı arşiv belgelerinden edinilen bilgiye göre, Bala halkının kökeni türkmenistan'dan gelmektedir.19. yy'da (İmirzalıoğlu) Mir Osman Bey kurmuştur. 1463 tarihli tahrir defterine göre:Merkez Kaza ve buna bağlı kasaba nahiyesi Kasaba-i Bala ve Kasaba-iSufla diye ikiye ayrılır. Kasaba-i Bala:[[Keskin]] ve Bala'ya bağlı köylerdir. 1785 tarihinde kasaba-i Bala merkeze bağlı kasabadır.

Bala ilçesi tarih boyunca "Kasaba-i Bala, Bozulus Sancağı, Tabanlı Kazası"olarak adlandırılmıştır.

İlçe ve köylerinin halkı çoğunlukla "Bozulus Türkmenleri"dir.Başta Bala olmak üzre Bala'nın 41 köyünde sülaleri bulunmaktadır.Tabanlı aşiretine mensupturlar.Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan'ın soyundandır. İlçe ve köylerinin tarihi çok eski olup kuruluşu 1463-1467 yıllarına rastlamaktadır. Daha önce erzurum(horasan) ve aydın(söke,koçarlı) bölgesinde bulunan Tabanlı Aşiretinin Bala bölgesine yerleşim tarihi 1690 yılıdır.Bozulus aşiretinin en yoğun olarak bulundukları yer birbirine komşu olan Bala ve Keskin ilçeleridir.Bala 1898 yılında 21.593 kişilik nüfusa sahipti gayri müslim yok, 49 köye sahipti.

Ankara Ayaş Tarihi Yerleri



AYAŞ’IN  Kısaca Tarihi

Arkeolojik kazılardan ve M.T.A. tarafından yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır ki;  Ayaş’ta tarihi devirler MÖ.2000 yıllarında Hititler ile başlamaktadır. Kazılar ve incelemeler sonucunda bulunan küp mezarlar, Hitit, Frig ve Helenistik devirlere ait seramikler, Çivi yazıları ve Hiyeroglifler bunun bir göstergesidir. Roma ve Bizans devirlerine ait paralar, Roma seramikleri, tarihi Roma hamamı Ayaş’ın tarihi zenginliğini bize anlatmaktadır.

       1071 Malazgirt savaşı sonrası Oğuz Türklerinin Ayaş oymağı ilçeye yerleşmiş ve parlak, aydınlık gece anlamına gelen AYAŞ ilçeye ismini vermiştir. Selçuklu döneminde ilçede inşa edilen kale ve kaplıca bin yıldan beridir insanlığa şifa dağıtmaktadır.

Ankara Altındağ Tarihi Yerleri

Ankara Kalesi
Frigya kralı tarafından M.Ö. 800 lü yıllarda yaptırılan Ankara kalesi gelip geçen medeniyetler tarafından kullanıldı , genişletildi , onarıldı ve sağlamlaştırıldı. Bizanslılar , Galatlar , Romalılar , Frigyalılar , İslami medeniyetler , Türk beylikleri tarafından çeşitli onarımları yapılan , zamanla güçlendirilen ve feth ettikleri toprakları korumak amacıyla kullanılan kale Ankaranın sembollerindendir. Gidilmesi muhtemel yerlerden biri olarak bakılan bir eser konumundadır. İç ve dış kısım olarak birbirine sarılmış iki bölümden oluşan kısmın iç kısmı dışa nazaran daha sağlamdır. Altındağ ilçesine yolunuz düşerse demek bile hata olur Ankaraya gidipte Ankara kalesi görülmeden dönülmesi düşünülemez bir durum. 

Ahi Elvan Camii
Toplu taşıma aracı kullanılarak gidilecekse şayet Ulus meydanından binilmesi avantaj sağlamaktadır. Kaleye en yakın mesafeden geçen minibüsler Ulustan kalkan Kayaş minibüsleri kaleye 5dakika mesafede bırakıyor sizi.

İlçenin Samanpazarı semtinde bulunan cami 1389'lu yıllarda Ahi Elvan Mehmed Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapım zamanı Cami duvarında bulunan kitabede 14. yüzyıl sonu olarak geçmektedir. Selçuklu mimarisine sahip sade bir görünüşü olan Camide ahşap direkler üzerine işlenmiş sütunlar dikkat çeken özelliklerindendir. Üzerinde bulunan ve zamana yenik düşmeden günümüze kadar gelen kitabeler insanları bilgilendirmektedir. 1413 yılında restorasyona uğradığı belirtilen kitabeler Cami hakkında bir çok bilgiyi gün ışığına çıkarmıştır. Ahşap oymacılığı ile Selçuklu dönemine has işlemeleri bulunan minberi sadeliğin yanında şıklık katmıştır. Tek bir minareye sahip Caminin bu minareside sadeliğini koruyarak tek şerefeli olarak inşa edilmiştir ve halen orjinalliğini korumaktadır.

Ankara Akyurt Tarihi Yerleri


Tarihi M.Ö III bin yılına dayanan ilçemiz Akyurt'un tarihi günümüzden 5 bin yıl öncesine dayanmaktadır.İlk yerleşimi Paleolitik Döneme (Yontma Taş Çağı) uzanan Ankara ve güzel ilçesi Akyurt’un iyi bilinen en eski tarihi Eki Tunç Çağı’na (M.Ö.III. Bin) kadar iner. Gerek Balıkhisar mahallesi Höyüktepe mevkiinde bulunan höyükte, gerekse Elecik mahallesi sınırları içinde yer alan Kızıleşik Mevkiinde Tümülüs üzerinde dolgu toprakta ele geçen çanak çömlek parçalarının tarihlendirilmesi Akyurt sınırları içinde yerleşimin M.Ö. III. bin yılından beri var olduğunu göstermektedir.

Amasya Göynücek Tarihi Yerleri


Amasya ilinin Güney – Batısında bulunan Göynücek, Doğu – Batı ve Kuzey –Güney istikametinde geçen tarihi ticaret   yollarının kesiştiği bir coğrafya üzerine kuruldur.

Göynücek ‘ te  ilk yerleşmeler mevcut bilgilerimiz hakkında Kalkolitik Çağa ( M.Ö. 5500 – 3000) kadar uzanmaktadır. Bu nedenle denilebilir ki  Göynücek ‘in tarihi de gerek Amasya  ve gerekse de Anadolu tarihi kadar eskidir; fakat bunu somut temellere oturta bilmek için, yolun bir Şekilde arkeolojik  kazılar ve bilimsel araştırmalar yapmak gerekecektir.

Amasya Gümüşhacıköy Tarihi Yerleri

Ingiliz arkeolog William M. Ramse, incelemeleri sonucu 1888 yılında yayınladığı “Anadolu’nun Tarihi,Coğrafyası” isimli kitabında etonia isimli bir şehirden bahseder. Bu şehir M.S. 140 yıllarında bugünkü ilçemiz Gümüşhacıköy üzerinde kurulmuş ve Dogu Roma İmparatorluğu’ nun en gözde şehirlerinden birisidir. O kadar ki ; Ankara’ dan doğuya giden Roma üzerindeki Eukhaita (Çorum), Karissa (Alaca) ve Amesia (Amasya) şehirlerini birbirine bağlayan bir merkezdir.

15. yüzyil Anadolu’sunda Amasya ve civarında çesitli derebeylikler vardı. Gümüshaciköy’de o zamanlar Vezirköprü ve Merzifon arasında da hüküm süren ve simdiki tavşan dağlarının yukarı kesimlerinde yasayan Mirdat Oglu Celalettin beyin hüküm sürdügü anlatılır. Zaten Tavsan Dağları da adını büyük bir olasılıkla bu beyden almıştır.

Amasya Hamamözü Tarihi Yerleri


     Hamamözü vadisinde yerleşim Hititler döneminin öncesine dayanmaktadır. Etilerin idari merkezi Hattuşaş ve Alacahöyük harabelerinin çok yakınında oluşu ve Kızılırmak´ın da yakınında bulunması yanında Eti medeniyetiyle ilgilenen uzmanların bu vadide gerekli arkeolojik incelemeleri yapmaları halinde pek çok hazinenin gün ışığına çıkacağı bir gerçektir.

Tarihte daha sonra Frigler, Kimmerler (Kuzey Kafkas), peşinden Romalılar bu bölgede görülmüşlerdir. Romalılar´ın büyük yerleşim merkezlerinden olan Hamamözü´nde Romalılar´dan kalma kaplıca, mezar taşları ve eski cami duvarlarında yazılı taşlara rastlanmaktadır.

Amasra Kalesi’nde Yıkılma Tehlikesi


Bartın’ın Amasra İlçesi’nde, Roma döneminde yapılan kalenin burçlarında ve duvarlarında oluşan çatlaklar endişe yaratıyor.
Amasra’nın en güzel tarihi eserlerinden olan, Kaleiçi Mahallesi’ni kemer köprü ile adacık üzerinde kurulu bulunan Boztepe Mahallesi’ne bağlayan, iki mahalleye yayılan Amasra Kalesi’nin duvarları ve burçlarındaki çatlaklar dikkat çekiyor. Roma döneminde yapılan kalenin Boztepe Mahallesi kesiminde kalan yaklaşık 50 metre uzunluğunda ve 17 metre yüksekliğindeki burçlarında ve duvarlarındaki çatlaklar 40 santime ulaştı. Kalede yaklaşık 15 yıl önce restorasyon çalışması yapılırken, duvarların yıkılmasından endişe duyuluyor.

Marmaray’ı Durduran Höyük

Milattan önce 6 bin 400 yılına ait olduğu ifade edilen höyük nedeniyle Marmaray çalışmalarına ara verildi.

Marmaray Projesi kapsamında Pendik’te devam eden tren raylarının iyileştirilmesi çalışmaları Temenye Höyüğü’nün gün yüzüne çıkmasıyla durduruldu. 1908 yılında demiryolu inşaatı sırasında ortaya çıkan höyüğün kurtarılması için bu kez İstanbul Arkeoloji Müzeleri çalışmalarını sürdürüyor. Höyükte şimdiye kadar neolitik döneme ait kemik, taş ve pişmiş toprak eserler bulundu. Milattan önce 6 bin 400 tarihine ait olduğu belirtilen höyükte Bizans dönemine ait olduğu tahmin edilen bir de ‘su gideri’ bulundu. Höyüğün, Anadolu yakasının en eski yerleşim birimi olduğu ifade edildi.DAHA ÖNCE 3 KEZ KAZILMIŞTI

Amasya - Suluova ilçesinin tarihçesi ve eserleri


Suluova'nın tarihi MÖ 2000'li yıllara dayanmaktadır. Doğukent dediğimiz mahallede bulunan Kümbettepe'de Alman Arkeolog Valter'in yaptığı kazılar sonucu çıkan tuğla ve taş parçaları Suluova'nın tarihinin kalkolitik çağ Hititler devrine kadar dayandığı anlaşılmaktadır. Bilindiği gibi MÖ 2000'li yıllarda Amasya'nın kurucusu Amazonlardan Amashan'dır. Hitit Türkleriyle bitişik yaşamışlardır. Daha sonra Frigler tarafından yıkılmışlar, sonra sırasıyla Lidyalılar, persler, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyeti gelmiştir. Osmanlı hakiyetinde Amasya'nın 4 hanesi vardı. Biriside şu anki yol pınar köy. Son tarih hakkında birçok belge niteliğinde yapılar vardır. Eski adı hakala nahiyesidir. Köyün doğu tarafında, yüksekçe bir yerde büyük dersaneli, geniş hücreli ve kagir olarak inşa edilmiş, bugün bir kısmı mevcut Kasım Bey Medresesi vardır. Bu Medrese Amasya'nın genel medreseleri arasında çok meşhur olmuş ve ilk 40 medrese arasında anılmıştır. Bu Medresenin müderrisleri önceleri köyde ikamet ederlerdi.

Amasya - Taşova ileçesinin Tarihi yerleri ve eserleri

Taşova tarihi

Taşova İlçesi, Türkiye'nin Orta Karadeniz Bölümünde yer alıyor. İlçe Yeşilırmak vadisi üzerinde kurulmuş. Taşova tarihte birçok devletin hakimiyeti altına girmiş. İlçede yapılan kazılarda arkeolojik buluntulara rastlanmış.

Taşova'da egemenlik kuran ilk devlet Hititler. Hititler, M.Ö. 1650 yıllarında Anadolu'ya hakim olunca, Taşova ve çevresini de idareleri altına aldılar. Daha sonra yöreye Frigler (M.Ö. 1200-700) ve Kimmerler hakim oldu. İran'da kurulan Med İmparatorluğu, Anadolu yönünde genişlemeye başlayıp Kimmerler Devleti'ne son vererek bölgeye hakim oldular. Taşova Pers Kralı III.Adaşir zamanında Pers hakimiyetine geçti. 

Amasya - merzifon ilçesi Tarihi yerlerimiz ve eserlerimiz

Taşhan , ilçe merkezinde yer alan bu bina 17.yy’da inşa edilmiştir. Dikdörtgen şekle ve kubbeli bir yapıya sahip olan bina iki katlıdır....

Merzifon Bedesten















Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılan bu yapı, Osmanlı İktisadi Yapısı hakkında önemli bilgileri bize sunmaktadır. Bedesten daha sonraları Dokumacılık

AKSARAY - Güzelyurt ilçesinin tarihi yerleri

Hitit, Pers, Kapadokya krallığı, Eski Yunan, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapan bir coğrafyanın tam ortasında yer alıyor Güzelyurt, eski adıyla Gelveri. Aksaray’a 35, Nevşehir’e 70 km. mesafede. Yeraltı şehirleri, kaya oyma yazıları, geleneksel Bizans stili binaları, kiliseleri, manastırı, Ihlara Vadisi, peri bacaları, zengin kültürel gelenekleri, etkileyici coğrafi yapısı ve muhteşem gün batımıyla bu güzel kasaba, yolu özellikle Kapadokya’ya düşenlerin keşfetmeleri gereken bir arka bahçe. Eski bir Rum köyü olan Güzelyurt, bir dönem ticari merkez olarak da öne çıkmış, ama esas önemi Hıristiyanlığın yayılmasıyla baba ve oğul Gregorios ile başlıyor. Fikirleri, mektupları, ilahileriyle Hıristiyanlığın gelişimine, Ortodoks mezhebinin doğumuna, kilise müziklerinin ilk örneklerine öncülük eden Gregorios, öylesine başarılı bir dini sistem yaratmış ki yalnızca Güzelyurt merkezde 48 kilisenin varlığı saptanmış. 4.5 km. uzunluğundaki Manastır Vadisi ise, manastırı, onlarca kilisesi ve binlerce inananıyla ilk manastır yaşamının örneği olmuş.

AKSARAY - Gülağaç İlçesinin Tariçesi ve tarihi yerleri


Ilçemizin Cumhuriyet tarihinden önceki tarihinin ayrintili bir çalismasi olmamasina ragmen bugüne kadar elde edilen tarihi,arkeolojik kaynaklardan azda olsa bazi bilgiler elde edilmistir. 
Ilçemize bagli Gülpinar,Demirci,Saratli kasabalari civarinda bulunan tarihi kalintilar ilçemizin tarihinin M.Ö.kadar uzandigini göstermektedir.

Anadolu topraklarinda hüküm süren her uygarlik ilçemizde çesitli izler birakmistir.Tarihi vesikalar incelendiginde ilçemizin tarihini Osmanli Imparatorlugundan itibaren izlemek mümkün olmaktadir.Fakat Ilçemize bagli kasabalardaki kalintilar Ilçemizin tarihi hakkinda daha derinlemesine bir arastirmaya ihtiyaç oldugunu ortaya koymustur. 



Aksaray- Eskil İlçesinin Tarihçesi


Eskil, Aksaray İline Bağlı bir ilçedir. Eski kaynaklarda daha ziyade Eski İl olarak geçen Eskil’in ilk kurulduğu yer bugün Gavuröreni olarak bilinen ve İlçenin daha kuzeyinde, Tuz Gölünün yakınında bulunan mevkiidir. Anadolu Selçuklu Hakimiyeti ile birlikte Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil’ in Karaman Vilayetine bağlı Esb-Keşan Kazalar grubuna merkezlik yaptığı İstanbul Başvekalet arşivi İl Yazıcı defterinde belirtilmektedir. Geniş yerleşim yerlerine sahip Eskil'de tarihi kalıntılara rastlanılmaktadır. Böğet Köyü, Ortakuyu, Köşk, Hüyüklü, Mutlu, Çulfa, Sağsak ve Tosun Yaylalarında höyükler mevcut olup, mimari eser kalıntılarına rastlanılmaktadır.

AKSARAY- Ağaçören Tarihi YerLeri



     Ağaçören İlçesi 1989 da kurulmuştur. M.Ö. 3.yüzyıl ve 4.yüzyıl Hititler zamanında yerleşim alanı olarak kullanılmış olup,daha sonraları Bizanslılar zamanında Kapadokya Bölgesi içinde kalmıştır. Bu zamanlara ait bölgeler ilçe sınırları içinde kalan Taşkale veKilise mevkiinden çıkan bulgulardan elde edilmiştir. Türklerin Anadolu'ya yerleşmeleri ile beraber bu bölgede Oğuzların Peçenekkoluna mensup Türkmenler 12. yüzyıldan itibaren yerleşmeye başlamışlardır ve Anadolu Selçuklularına bağlı olarak kalmışlardır. Bu devletin yıkılması ile bölgeye Karamanoğulları hakim olmuşlar ve daha sonra Kadı Burhaneddin Beyliği hakimiyeti altında bulunmuşlardır. Bölgenin ismi Osmanlı İmparatorluğu zamanında 15. yüzyıl’da Fatih

Ağrı -Diyadin · Doğubayazıt · Eleşkirt · Hamur · Patnos · Taşlıçay · Tutak


ishak Paşa Sarayı: Ağrı ilinin Ağrı Dağından sonra en çok ilgi çeken yeri İshak Paşa Sarayıdır. Bu saray Doğu Bayezid’in 5 km kadar uzağında eski Doğu Bayezid yanında Sarp kayalar üzerinde kurulmuş ve kartal yuvasını andıran 116 odalı bir saraydır. İçinde cami, hamam, atlar için ahırlar, su ve erzak depoları vardır. 

ADIYAMAN-SİNCİK TAŞ KÖPRÜ TARİHİYERLERİMİZ

Taşkale köyünün eski tarihi 

Köyümüz eski ismi TIĞINKAR yeni ismi ise kartal kayalıkları adlı gizemli kayadan almış kayaya hem çat tarafında hem taşkale tarafında girişi sağlayan tüneler bulunmakla 

beraber göze çarpan bir çok gizemi bağrında saklamaktadır 19 nisan 2010 tarhinde kaya ve çevresinde yapılan araştırma sunucu gün yüzüne çıkmayı bekleyen nice sırlar oldoğunu keşf etik bu gizemli yerlerin gün yüzüne çıkması için adıyaman il kültür mödürlüğü 

ADIYAMAN-TUT İLÇESİNİN TARİHİ YAPISI


Tut, Güneydoğu Torosların eteğinde kurulmuş çok eski bir yerleşim merkezidir. Güney ve Batı sınırı Göksu akarsuyu, doğu sınırı ise Şovak suyu ile çevrilidir.
Tut ve çevresinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Kaşlıca ve Sürmen yöresinde Tarihi eserlere rastlanmaktadır. Kurulan deresi yanında Ernişdere adında bir kale, bucağın batısında yer alan Sürmen de ev kalıntıları, yatak yerleri ve mezarlar vardır. Ernişderenin sarp yerlerinde görülen su arkı ile Tut tan Kaşlıca ya doğru uzanan Gül Harığı yörenin eskiden oldukça kalabalık bir yerleşim birimi olduğunu göstermektedir.
İlçenin Çamlıca Mahallesinde yer alan tarihi Vijne Köprüsü, bugünde ayakta kalan görkemli yapısıyla eski dönemlerin kervan katarlarına Uzun dönem hizmet vermiştir. Göksu üzerinde halen görülmeye değer bir tarihi eser olarak duran bu köprüye benzer iki adet köprünün önceki yıllarda sel ve doğal nedenlerle yıkıldığı bilinmektedir.
Vijne Köprüsünün bir benzeri ise halen hizmet veren tarihi Şebker köprüsüdür. Bu köprü, İlçenin Tepecik Köyü ile Adıyaman’ın merkez Şerefli köyünü birbirine bağlayan yüzyıllarca ayakta kalmayı başaran önemli bir tarihi yapıdır. Şebker köprüsü, Şebker çayının dar ve kayalık bir kısmına oturtulmuştur. Yapılışındaki bu teknik sayesinde köprü, bugüne kadar ayakta kalmayı başarmıştır.

ADIYAMAN- GERGER TARİHİ YERLERİMİZ


Gerger Kalesi 

Gerger ilçesinin güneyindeki Oymaklı (Nefsi Gerger) Köyü yakınındadır. Aynı zamanda Berber Kalesi olarak da tanınan, sarp bir kayalık üzerindeki Orta Çağ’dan kalma bu kale, günümüze son derece iyi bir durumda gelmiştir.

Adıyaman - Samsat Tarihi Yerler


ADIYAMAN SAMSAT İLÇESİ
SAMSAT İLÇE TARİH


Eski adı Samusata - Sumaysat olan Samsat yörede tarihi en eski olan yerleşim yerlerinden birisidir. Bazı kaynaklardan M.Ö 6000 yılında 
rta Asya’dan gelen Türklerden Prohititler tarafından kurulduğu belirtilmektedir. Fırat’ın batı ve doğu kesimleri arasında en elverişli geçit yerinde bulunduğundan Samsat tarih boyunca önem kazanmıştır.

Adıyaman-Kahta Tarihçesi


Kâhta adının, nereden geldiği yolunda kaynaklarda pek bilgi olmamakla beraber, tarihte, Orta Asya’da Ötüken ve Karakurum yakınında Kâhta isimli bir kentin varlığı söz konusudur.

Buradan Kâhta isminin Orta Asya kökenli bir isim olduğu sonucu çıkarılabilir. Bir rivayete göre ise “Kâhta” Persçede “Dağın Eteği” anlamına gelmekte olup, bu adı da eski yerleşim yerinin konumundan dolayı almaktadır.

Kâhta’nın geçmişi sabah medeniyetinin doğuş yeri olan Mezopotamya’ya yakın olması nedeniyle tarih öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. Bulunduğu coğrafî konum nedeniyle tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar sayısız medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Yörede yapılan arkeolojik kazılardan elde edinilen eser ve bulgular ile günümüze intikal eden canlı tarihi bulgular en belirgin kanıtlardır. Paleolitik, neolitik, kalkolitik dönem ve tunç devrine ait elde edilen eserler Adıyaman müzesinde sergilenmektedir. M.Ö. 2000 yıllarında Kommagene Krallığının kuruluşuna kadar (m.ö. 69) Hititler, Mitaniler, Asurlular, Geç Hititliler, Persler, Kummurlar ile makedonyalı büyük İskender’in hakimiyeti ve Doğu Roma imparatorluğun egemenliği hüküm sürmüştür.

Adıyaman- Gölbaşı Tarihiyerler

Adıyaman’ a 63 Km uzaklıkta olan Gölbaşı İlçesi, Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’yu, Doğu Anadolu’ya bağlayan Gaziantep-Malatya karayolu ile Adana-Malatya demiryolu yönünde yer almaktadır. Gölbaşı gölünün güneybatısına kurulmuş olan ilçenin, Doğusunda Malatya’nın Doğanşehir İlçesi ile Adıyaman’ın Tut İlçesi, batısında Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Çağlayancerit İlçeleri, kuzeyinde Kahramanmaraş’ın Nurhak İlçesi, güneyinde Adıyaman’ın Besni İlçesi yer almaktadır. 

Adıyaman- Besni Tarihiyerlerimiz

Anadolu’nun Güneydoğusunda bir yay şeklinde uzanan Güneydoğu Toroslar sırasına ait Yumrutepe eteklerinde kurulmuş olup denizden yüksekliği 900 metredir.
Besni tarih içerisinde BAHSNA,BETHESNA,BEHESNA ve Osmanlılar döneminde ise BEHESNİ olarak kullanılmış 19.Yüzyıl sonlarında Besni şeklini almıştır. Tarih boyunca Akadlar, Huriler, Mitanniler ve Asurların akınlarına sahne olmuş M.Ö. 500’lerden başlayarak Perslerin , İskenderin, Romalıların yönetimine girmiştir. İslamiyet’in yayılmaya başladığı devirlerde , İpek Yolu’nun buradan geçmesi sebebi ile akınlara maruz kalmıştır. 670’de Emevilerin egemenliğine girmiş 1173’te Eyübilerin eline geçmiştir. 1260’ta Moğollar tarafından zapt edilmiş, 1293’te Memlüklülerin eline geçmiştir. Besni nihayet 1516’da Yavuz Sultan Selim tarafından Memlüklüler’den alınmış ve Arap Vilayetine bağlı bir sancak haline getirilmiştir. Ancak daha sonra kaza olarak önce Kahta ve Gerger ardından da 1560’a doğru Malatya sancağına bağlanmıştır. 

Adana - Kozan Tarihiyerlerimiz


Kozan Kalesi
Kozan ilçesinin tam ortasında bulunan kale; kalkerden meydana gelen, oldukça dik bir tepe üzerinde, bulunduğu coğrafyaya hâkim bir konumdadır. Kozan Kalesi, Çukurova'yı çevreleyen dağ kaleleri zincirinin dördüncü halkasını teşkil eder. Kuzey - güney yönünde iki ayrı gurup halinde inşa edilmiş, bu bölümler bir sur ile birbirine bağlanmıştır. Çevre uzunluğu 6 km'yi bulan kalenin 44 kulesi ve burcu vardır.
M.Ö. 2000' li yıllarda Asurlular tarafından yapıldığı tahmin edilen kale, Romalıla
r, Selçuklular ve Ermeniler tarafından onarım görmüştür. Bugünse, Kozan Belediyesi tarafından çevre düzenlemesi yapılan Kozan Kalesi ve çevresi, bölge halkının sosyal aktivitelerini gerçekleştirdiği günübirlik hareketli bir mekâna dönüşmüştür.

ADANA-KARAİSALI TARİHİ


Karaisalı tarihinin derinliklerine inildiğinde Roma devri kalıntılarına rastlanır. Roma devrinde MİDİLLİ olarak adlandırılan şehrin kalıntıları Karaisalı'nın güneyinde bulunmaktadır. Dönemin büyük şehirlerinden biri olan Midilli'nin 70 binin üzerinde nüfus barındırdığı tahmin edilmektedir.
Midilli şehri Büyük İskender'in Anadolu'yu istilası sırasında yıkıldıktan sonra birçok uygarlıklar görmüştür. Ancak Türklerin Anadolu'ya gelişlerinden sonra yöreye vurdukları Türk uygarlığı mührü son derece belirgin olup, günümüzde birçok Selçuklu ve Osmanlı eserleri ve isimlerine rastlıyoruz.
Yöreye Selçuklu Türklerinin yerleşmesi ile birlikte şehrin adının "ÇECELİ" olarak değiştirildiğini görüyoruz. Günümüz ilçe halkının Yüreğir Ovasından gelen Ramazanoğulları ve Menemencioğulları soyun

Adana feke ilçesi tarihi - Feke tarihi

      Feke ilk çağlardan günümüze kadar bir çok kavim ve Devletlere yerleşim alanı olmuştur. Feke'nin M.Ö. 16. yüzyılda Hititlerin hakim olduğu bir federasyon bölgesinde kurulduğu rivayet edilmektedir. Son yıllarda Kayseri Kültepe ve Osmaniye Karatepe tablet ve yazıtlarından anlaşıldığına göre yönetim yeri Mezopotamya da ki Asur kenti olan, Asur Devleti vatandaşlarından oluşan tüccarlar M.Ö. 19. ve 18. yüzyılda Kültepe ve çevresi ile Anadolu’nun değişik yerlerinde ticaret kolonileri kurarak iyi örgütlenmiş bir Pazar ağı geliştirmişlerdir. M.Ö. 19. yüzyılda Asur ticaret kolonilerinin oluşturduğu Pazar ağında: İç Anadolu'nun yüksek Platoları ile Klikya Ovası arasındaki bağlantıyı sağlayan bir geçit olması ve bu güzergahtan geçen ticaret kervanlarının güvenliğini ve denetimini sağlamak amacıyla hakim noktalara karakollar kurulmuştur. Feke M.Ö. 6. yüzyılda Perslere, M.Ö. 333 yılında ise Persleri yenen Büyük İskenderin eline geçmiştir. İskenderden sonra M.Ö. 1. yüzyıl sonlarına doğru Roma İmparatorluğuna, daha sonraları Bizanslıların eline geçmiştir. 1375 yılında Mısır Memluklarının işgali ile Ermeni hakimiyetine son verildi. Vahka (Feke) Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılında Mısır seferi sırasında

Adana-İmamoğlu tarihi


İMAMOĞLU TARİHİ

    İmamoğlu ilçesini tarihi Adana ili ve Kozan ilçesinin tarihi içerisinde ele alınmalıdır. İlçe merkezinin oluşumu sonraki tarihlere rastlarsa da ilçeye bağlı köylerde yerleşimin tarihi daha öncelere kadar dayanmaktadır. Bu nedenle ilçenin tarihini bağlı köylerin Adana’nın ve Kozan’ın tarihinden ayrı tutmak doğru olmaz.
  İmamoğlu ilçe merkezi Adana il merkezine 45 km Kozan ilçe merkezine 27 km mesafede olup Adana’dan Kozan, Feke, Saimbeyli ve Tufanbeyli’ye giden yol güzergahı üzerinde bulunur. İlçenin bu coğrafi konumu aynı zamanda ilçenin tarihini de etkilemiştir. İmamoğlu’nun en eski yerleşim kalıntıları Çörten köyü Pekmezci mahallesindeki Altınini kalıntıları ile Koyunevi köyünde bulunan mozaik kalıntıları, mağaralar ve eski küplerdir. Ayrıca Ufacıkören gibi çevre köylerde Örenler mevcuttur. 1965 fırka-i İslahiye olayından sonra Kozan-Adana arasında emniyetli ulaşım sağlanması için yol güzergahı üzerinde bir han ve hanın yanında güvenliği sağlayacak zabıta teşkilatının kurulması politikası neticesinde bu günkü İmamoğlu ilçe merkezi oluşmuştur. Ayrıca çevredeki köylerin oluşumu da gerçekleşmiştir. Kozan 1923-1926 yılları arasında vilayetlik yapmıştır. 1926 yılında tekrar Adana vilayetine bağlı ilçe haline dönüştürülmüştür. İmamoğlu ilçesini bugünkü

Adana-Aladağ Turizm Değerleri

Aladağ tarihi yerler ve doğal güzellikler bakımından oldukça zengindir. Doğasıyla, havasıyla, sularıyla ve tarihi harabeleriyle turizm yönünden Adana ilinin en güzel ve en zengin bölgelerinden biridir. İmamoğlu sınırını çizen Seyhan Nehri üzerindeki Boztahta Köprüsü'nü geçerken ilk göze çarpan yeşil ormanlar hemen kendini gösterir. İmamoğlu tarafı kelaynak kuşları gibi görünüm arz ederken Aladağ tarafı gelin başı gibi süslüdür. Köprüyü geçince sol istikamete yol alırsanız Boztahta, Yüksekören ve Topallı köylerinde çeşitli av hayvanları ve yeşil ormanlar içerisinde Çatalan Baraj Gölünün manzarasını izlemek ayrı bir zevk ve neşe kaynağıdır.
Köprüden sağ istikamete Eğner Köyüne doğru yer alırsanız sağınızda Seyhan Irmağı solunuzda yeşil ormanlar ve simit şelalesini görürsünüz. Eğner Köyümüz yedi gözden oluşan karasu çayı üzerinde yer alan su değirmenleri ile her çeşit ağaç türleri geniş ve iğne yapraklı olmak üzere Yenidünya, Narenciye türleri, Hurma, Şeftali, Organik Kivi, Erik vb. ağaçlarıyla bir doğa harikasıdır. Ayrıca alabalık tesisleri, havuzlar, sizleri bir hayal âlemine götürür.



Adana Karataş Tarihi yerleri












Yanık Kilise (Karakilise Kalıntısı) : Romalılar tarafından yapılmıştır.
Antik Magarsus Kilisesi : Romalılar döneminde yapılmıştır.
Menzil Hanı Kalıntısı : Osmanlılar tarafından 1782 yılında yaptırılmıştır.
Tarihi Han Kalıntısı : Osmanlılar 1608 de yaptırmıştır. 
Amfi Tiyatro : Romalılardan kalma tiyatro kalıntılarıdır.  

Adana İlçesi Seyhan Tarihi Eserler


Seyhan, Adana ilinin merkez ilçesi iken, 05.06.1986 tarihinde ayrı bir ilçe olmuştur. Çeşitli uygarlıkların kent merkezi olma konumu yüzyıllar boyunca devam ettirmiştir. İlçe 1918-1920 tarihi arasında Fransız işgalinde kalmış ve 05.01.1922 de düşmandan kurtarılmıştır.
Adana Valilik Binası-Seyhan - ADANA'nın İlçeleri

Denizden yüksekliği 23 metre olup, 30 köyü bulunmaktadır. Yüzölçümü 4200 km2’dir.

İlçede Bulunan Eserler
Taşköprü, Bebekli Kilise, Saat Kulesi, Bedestan, Ulu Cami, Yağ Cami, Yeni Cami, Hasanağa Cami(Hasan Kethüda), Kemeraltı Cami, Akça Mescit (Ağca Mescit), Ramazanoğlu Konağı ve Harem Dairesi, Çarşı Hamamı, Irmak Hamamı, Gök Hanı Kapısı, Bahçe Paşa Çeşmesi


Adana İlçesi Kozan Tarihi Eserler


Tarihi M.Ö. 1900 yıllarında dayanan ilçe, uzun yıllar Hitit Krallığı'nın bir merkezi olmuştur. Daha sonra Asurlular, İranlılar, Araplar, Selokidler, Romalılar ve Bizanslılarca yönetilmiştir. Yakınçağda "Sis" olarak anılan yöreye Ermeniler, Selçuklular, Ramazanoğulları egemen olmuş, 1854'te Osmanlılar'a isyan eden Kozanoğulları Kozan, Kadirli ve Karaisalı ilçelerini almak istemişlerdir. Kurtuluş savaşından sonra burada bulunan Fransıs ve Ermeniler ilçeyi terketmişlerdir. Kozan, 1923 yılında vilayet, 1926 yılında ilçe olmuş ve Adana'ya bağlanmıştır.

Kozan Kalesi - ADANA'nın İlçeleri İlçenin il merkezine uzaklığı 68 km olup, yüzölçümü 1.690 km'dir.

İlçede Bulunan Eserler
Kozan Kalesi, Bucak Kalesi, Hoşkadem Cami, Pelesel Manastırı Kalıntıları, Anavarza Kalesi ve Kalıntıları