Türkiyenin Doğal Güzelliklerini Keşfedin

Türkiyenin gezilecek ve görülecek yerlerini öğrenin , keşfedin , gezin ve bizi hep takip edin. Bizi sosyal ortamlarda takip edebilir veya abone olabilirsiniz.

Sizde Bir Bilgi Ekleyin

Sizde sistemimize kendi yaşadığınız yada gezdiğini ve görmek istediğiniz yerleri yollayabilir ve bildirebilirsiniz bunun için bize iletişim bölümünden ya da bilgi ekle bölümünden ulaşabililirsiniz.

Tekrar Ziyaret Etmeniniz Dileğiyle

Bizi her zaman takip edin, içeriklerimiz günceldir ve sitemiz kullanıcı dostudur. Her görüşlerinizi değerlendirmekteyiz.

Sizde Sitemizde Yazar Olabilirsiniz

Sitemizde yazar olmak isteyen kullanıcılar lütfen bizimle iletişim bölümünden irtibata geçin. KoLoNBo@gmail.com

Artvin Borçka Karagöl


















Artvin ve Borçka'nın da içinde bulunduğu bölgeye ilk yerleşenlerin Orta Asya’dan gelen 'HURRİLER” olduğu yazılı kaynakların incelenmesinden anlaşılmaktadır. M.Ö 2000 yılından başlayarak Hurilerin yöreyi de içine alan geniş bir bölgede devlet kurdukları bilinmektedir. Daha sonra Urartuların Hitit İmparatorluğunun yıkılması ile Borçka yöresine kadar yayıldıkları, M.Ö 720-714 yılları arasında Kimmerler, M.Ö 655‘de Sakalar daha sonra da Arsaklıların egemenlik kurdukları çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

        M.S 576 Yılından itibaren bölgeye Bizanslılar hakim oldular. Halife Osman döneminde İslam Ordusu, 645 yılında Bizans ordusunu yenerek bu bölgeye hakim olmuştur. Sonraları Emeviler, Hazar Türkleri ve Bagratlılar bölgeye hakim olmuştur.

        Büyük Selçuklu Devletinin kurulmasından sonra Artvin, Borçka, Şavşat, Yusufeli ve Ardanuç Selçuklu topraklarına katıldı(l063).Sonraları bölge Moğolların egemenliğine girdi.

         Borçka ve çevresi Yavuz Sultan Selim'in Trabzon Valiliği döneminde Osmanlı egemenliğine girdi. 1877-78 Osmanlı – Rus Harbinden sonra Kars, Ardahan, Artvin ve Batum ile birlikte Borçka da Anadolu'dan koparılarak Rus yönetimine bırakıldı. Bu tarihten sonra Borçka ve çevresi sık sık savaşlara sahne olmuştur.

        30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Antlaşması'ndan hemen sonra Batum, Artvin, Borçka ve çevresi İngilizlerce işgal edilmiş, İngilizlerin ayrılmasından sonra da bölgeye Gürcüler girmiştir. Gürcülerin hakimiyeti 9 Şubat l921 yılına kadar sürdü. T.B.M.M. ultimatonu ile Gürcüler bölgeyi terk etmiş, 7 Mart 1921 yılında Borçka, Artvin ve çevresi kesin olarak Anayurda kavuşmuş oldu.

        Borçka İlçesi 7 Temmuz l921 tarihinde ilçe olmuş, 26 Haziran l926 tarih ve 877 sayılı kanunla da Bucak haline getirilmiş, 28 Mayıs l928 tarih ve 1288 sayılı kanunla da yeniden İlçe statüsüne kavuşturulmuştur.

Kaynak: http://www.borcka.gov.tr/default_b0.aspx?content=1001

Hatay Yayladağ Tarihi ve Turistik Yerleri


Tarihi Eserler

Merkezde 1000 yıllık Kasım Bey Camii, 500 yıllık Hacı Hüseyin Camii ve Romalılardan kalma köprü vardır. Kel Dağı’nda Barlahan Kilisesi, Ayışığı Köyü’nde Kızlar Sarayı ve Çabala Köyü’nde de bir kilise vardır.Karacurun köyünde taş devrinden kalma oymalı mağara vardır. Olgunlar köyünde de kilise kalıntıları vardır. Merkezde diğer bir tarihi bina iki katlı Askerlik Şubesi Başkanlığı binasıdır. 1930 yılında Fransızlar tarafından karakol olarak yapılan tarihi binanın malzemesi Fransa'nın Marsilya kentinden gemilerle İskenderun'a oradan da katırlarla Yayladağı'na getirilmiştir. Fransız işgalinden geriye ayakta kalan tek binadır.



Turizm

Tarihi eserlerin tanıtımı iyi yapılamadığından turizm gelişmemiştir. Turistler sınır kapısından geçmek için gelirler.Karacurun köyünde ağrılara deva olan "Yel Dede" ve çocuk sahibi olamayanların uğrak yeri "Aslan Dede" ziyareti bulunmaktadır. Karamağara denilen deniz kıyısında, tarih öncesi bir takım kaya boşlukları bulunmakta ve tarihi önemi bilinmemektedir. Aynı zamanda Karamağara'da denize girilebilmekte ve balık tutulabilmektedir.

Kaynak: http://www.yayladagi.gov.tr/site/index.php?okod=7

Hatay Samandağ Tarihi ve Turistik Yerleri

samandağ

SAMANDAĞ SAHİLİ

Samandağ ilçesi Asi Nehrinin Akdeniz’e kavuştuğu kıyılarda 14 km uzunluğunda dünyanın sayılı uzun sahillerinden birine sahiptir. Geniş bir kumsalın yer aldığı bu sahil halka açık plaj halindedir. Bu kumsal aynı zamanda nesli tehlikede olan CheloniaMydas ve CarettaCaretta deniz kaplumbağalarının sayılı yumurtlama-üreme alanlarından biridir. Samandağ sahilinde deniz üzerinde batan güneşi izlemek ayrı bir zevktir. Bu sahil üzerinde “Çevlik Balıkçı Barınağı” denizcilik faaliyetleri için altyapı hizmeti sunmaktadır. Balıkçı tekneleri yanında, yatlar, tur tekneleri ve dalgıçlık etkinlikleri için de hizmet vermektedir. Balıkçı Barınağından hareket eden tur tekneleri ile olağanüstü güzellikteki koylara ulaşmak mümkündür.

HIZIR ZİYARETİ

Antakya’da ve ilçemizde pek çok yerde Hızır (A.S.) adına yapılmış türbe ve ziyaretler vardır. Ancak bunların en ünlüsü Samandağ sahilinde, Hz. Hızır ile Hz. Musa’nın buluştuğu yer olarak kabul edilen kayanın üzerinde kurulan Hızır (A.S) ziyaretidir. Yılın her döneminde yoğun bir ziyaretçi ilgisi göze çarpmaktadır.

TİTÜS TÜNELİ

Büyük İskender’in ölümünün ardından Antakya ve yakın çevresi Büyük İskender’in generallerinden Antigonos’un hakimiyetine girer ve M.Ö.307 yılında, yeni bir kent olan Antigoneia kurulur. M.Ö.300 yılına kadar başkent olarak varlığını sürdüren kent, gelişimini tamamlayamadan M.Ö.300 yılında Antiokheia’nın kurulması ile terk edilir. Samandağ, Çevlik’te daha önceleri kurulan Seleukeia Pieria ile birlikte Antiokheia, büyük ölçüde bölgeyi ve Seleukos Krallığı’nı kontrol altında tutma fikriyle kurulmuştur. Seleukeia Pieria bir liman kenti olarak büyürken, Antiokheia Krallığın başkenti olarak ön plana çıkmıştır.
Bol yağışlar sonrası gelen seller, zamanla Seleukeia Pieria liman kentini tahrip etmeye ve alüvyonla doldurup kullanılmaz bir hale getirmeye başlayınca, İmparator Vespasianus döneminde dağın bir bölümünü delerek bir tünel açılması ve sellerin getireceği alüvyonlardan kurtarılması düşünülmüştür. İmparator Vespasianus (MS.69–79) zamanında başlanan çalışmalar, oğlu İmparator Titus (MS.79–81) zamanında tamamlanmıştır. Derenin önü bir duvarla kapatılmış ve sel suları, uzunluğu 1380 m olan bir kanal vasıtası ile limandan uzağa yönlendirilmiştir. Bu kanalın 130 m uzunluğundaki bir bölümü kayalara oyularak yapılmış olan 7 m yüksekliğinde ve 6 m eninde kapalı bir tünel şeklindedir.

MUSA AĞACI

Hıdırbey köyünde “koruma altına alınmış” ulu bir çınar ağacı vardır. 800-1000 yaşlarında olduğu tahmin edilen, ancak halk arasında 2000-3000 yaşlarında olduğuna inanılan bir ağaçtır. Gövdesinin çevresi 35 metredir. Bu ağacın Hz. Musa’nın asasının ab-ı hayat (ölümsüzlük suyu) sayesinde filizlenip kök salması sayesinde meydana geldiğine dair efsaneler anlatılmaktadır.

VAKIFLI KÖYÜ KİLİSESİ

Yoğunoluk Köyü’nde Kilise (1633-1646 yıllarında inşa edilmiştir) ve Fransız Okulu yapılarını görmek mümkündür.
Yoğunoluk’tan Eriklikuyu’ya giderken yolun sağında muhtemelen 1040’larda inşa edilmiş “Hayatın Ağacı Kilisesi (The Church of The Wood of Life)” kalıntıları bulunmakta-dır.
Teknepınar Köyü’nde ayakta kalmış bir St. Meletios Kilisesi (1897 yılında restore edilmiş) ile muhtemelen M.S 6. yüzyılda yapılmış küçük bir kiliseye (St. John Chrysostomos) ait kalıntılar görülebilecek yerler arasındadır. Teknepınar Camisi de kilise olarak inşa edilmiş bir yapıdır.

St.Simon manastırı
Seleucia pieria

Kaynak: http://www.samandag.bel.tr/index.php/samandag/

Hatay Reyhanlı Kultur ve Turizm


SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT

MAHALLİ AYRILIKLAR:

Reyhanlı halkının çoğunluğunu Araplar, Türkler, Kürtler ve Çerkezler teşkil eder. Bu yüzden kültürel bir zenginlik vardır. Günümüzde Çerkezler dışından diğer halkların gelenek ve göreneklerini birleştirerek bir üst kültür oluşmuştur.

HALKIN GİYİMİ:

Reyhanlı halkı giyime çok önem verir. İlk bakışta yabancıların dikkatini çeken terzilerin çoğunluğu halkın giyime düşkünlüğünü gösterir. Halkın giyimi medeni ve muntazamdır.
               
 
KIZ İSTEME  VE DÜĞÜN GELENEKLERİ:

Kız isteyen taraf ailenin veya akrabaların ileri gelenini kız tarafının evine gönderir. Orada mesele konuşulur. Kız ailesi tarafından gün istenir. Ondan sonra nişan için tekrar gün ve söz alınır. Merasim nişanında şerbet içilir. Erkek tarafı kıza birçok hediyeler takarlar. İki tarafın hazırlıkları tamamlanmasından sonra düğüne başlanır. Düğüne akrabalara, komşulara, tanıdıklara davetiye gönderilir. Düğünler iki gün  veya bir gün sürer. Düğünlerde kadınlı erkekli halay alayı yapılır. Bazen salonlarda saz orkestraları ile düğünde yapılır.
Kına gecesi hem kıza hem de damada kına yapılır. Davetlilere yemek verilir; onlarda yeni kurulan aileye para ev eşyası şeklinde yadımda bulunurlar.
Gelinin çıkarılacağı gün akrabalar gezdirilir. Gelin konvoyu oluşturularak Yenişehir Gölü etrafında tur atılır.

MÜZİK:

Yöreye has müzik enstrüman olarak “ZAMIR” genellikle köylerde kullanılmakta iken, zamanla terkedilmiştir. Leylek veya kartalın kanat kemiğinden ya da kamıştan yapılır. Nefesli olan bu çalgı aleti ülkemizin diğer yörelerindeki benzerine “çifte argun” denir.

HALK OYUNLARI:

Sevinç Halayı, Şerci, Yağlı Kenar, Halebi, Küllük yöreye ait oyunlardır. Bunlar düğün-nişan-sünnet halaylarında davul zurna ile icra edilir.halaylarda kadın ve erkek bir arada oynar.

EL SANATLARI:

El sanatlarından meslek olarak alabilenler; sipariş ile özel ayakkabı imalatı, at arabaları ve atlar için koşum takımları, kalaycılık, kilim imalatı.
Evlerde, her gelinlik çağa gelen genç kızın, boş zamanlarında işlediği ince tığ ve dantel ile boncuk işleri yörede yaygındır.

 ÖREN YERLERİ:

Kızlar Sarayı(Cilvegözü Sınır Kapısı ile Bab-el Hava Sınır Kapısı arasında tampon bölge diye tabir edilen yerde bulunmaktadır), Atçana Höyüğü, Çatal Höyük, İmma Kalesi, Tarihi Yenişehir Camii başlıca ören yerlerindendir.

Kaynak: http://www.reyhanli.gov.tr/kultur-turizm