Türkiyenin Doğal Güzelliklerini Keşfedin

Türkiyenin gezilecek ve görülecek yerlerini öğrenin , keşfedin , gezin ve bizi hep takip edin. Bizi sosyal ortamlarda takip edebilir veya abone olabilirsiniz.

Sizde Bir Bilgi Ekleyin

Sizde sistemimize kendi yaşadığınız yada gezdiğini ve görmek istediğiniz yerleri yollayabilir ve bildirebilirsiniz bunun için bize iletişim bölümünden ya da bilgi ekle bölümünden ulaşabililirsiniz.

Tekrar Ziyaret Etmeniniz Dileğiyle

Bizi her zaman takip edin, içeriklerimiz günceldir ve sitemiz kullanıcı dostudur. Her görüşlerinizi değerlendirmekteyiz.

Sizde Sitemizde Yazar Olabilirsiniz

Sitemizde yazar olmak isteyen kullanıcılar lütfen bizimle iletişim bölümünden irtibata geçin. KoLoNBo@gmail.com

Gümüşhane Kelkit Tarihi ve Turistik Yerleri

Ilçe merkezine 24 km mesafede Sadak köyünde bulunan antik Satala kenti, günümüzde tüm sir ve güzelligiyle toprak altinda bulundugundan, kendisini gün isigina çikaracak kaziyi beklemektedir.

Satala'nin eski Roma Imparatorlugu'nun dogudaki en önemli askerî ordugah sehri oldugu ispatlanmistir. Satala her ne kadar askeri bir yer olsa da, buluntular burada medeniyetin de gelistigini göstermektedir. Trianus'un (MS 98-118) Kafkas seferi sirasinda burada konakladigini biliyoruz. Satala,konsül tarafindan gönderilen kisilerce idare edilmekteydi. Imparator Justinyen zamaninda Satala'nin önemi daha da artti. Imparator Heraklios zamaninda Pers ve daha sonra Islam akinlari sirasinda Satala harap edildi.

XV.Roma lejyonunun üstlendigi bir yer olan Satala kenti, antik dönemde çok önemli bir merkezdi. Ünlü Bizans tarihçisi Prokopios, Satala'nin artik olmayan surlarinin dibinde Perslerle yapilan bir savastan söz etmistir. Prokopios'a göre, ?Firat sinirinin korunmasi amaciyla kurulan Satala, sadece stratejik bir amaçla Roma devlet sinirinin ileri karakolu olma? görevini yerine getirmistir.

Hitit, Asur, Makedonya, Roma Bizans hâkimiyetinde kalan Satala, bir ara önemini kaybetmis, ancak Trabzon Komnenoslari zamaninda tekrar canlanmis ve onlarin mesire yeri olmustur. 6.yüzyilda imparator Justinyen zamaninda bugün bile görülebilen büyük eserler yaptirilmistir.

Bugün Sadak'ta bulunan harabeler, amfi-tiyatro seklinde yükselen bir dagin etegindedir. Kalenin Pers tehlikesine karsi imparator Justinyen tarafindan onarildigini anliyoruz.

Satala'ya ait çesitli müzelere devredilen eserler:

a)Istanbul Arkeoloji Müzesi'ne

-Kandil (Toprak) 2 adet

-Yüzük taslari

-XV.Legio Apollinares'in armasi

-Kulplu testi

-Armali kemer tokasi

-Madeni parçalar

b)Londra British Museum'da

-Bronz Büst


Ayrica Trabzon ve Erzurum Müzelerinde Sadak'tan çikarilan mezar taslari, mezar stelleri,sütun basliklari,lahit kapaklari sergilenmektedir.


SU KEMERI



SU KEMERİ

Önceleri 47 gözlü olan su kemeri1866 yilinda Taylor 7 kemeri saglam kalmis olarak tespit etmistir. Ancak üzülerek yazalim ki bugün sadece 2 kemer ayagi ayaktadir


BRONZ BÜST

Londra British Museum'dadir. Bir zamanlar Tanriça Artemis ya da Afrodit Kültü diye adlandirilan Aneaitis kültüne aittir. Grek bronz sanatinin tek örnegi olup M.Ö.4.yüzyil baslarina ait oldugu tahmin edilmektedir.



NIKE KABARTMASI

Kabartmada Zafer Tanriçasi Nike,sol elinde palmatle savas alaninda gezinir biçimde anlatilir .Yapit canli, ancak kaba üslubuyla olgun arkaik döneme tarihlendirilebilir.

MEZAR STELLERI

Sadak Köyünün disinda, Cirit Tepesinde bulunan 32 stel bu alanin kentin nekropolü oldugunu göstermektedir. Bulunan yazilarin çogu Latince'dir. Roma döneminden kalan mezar taslarinin birinde XVI.Lejyon bayraktari Büyük Covidianus'un karisi Julia Maxia için yaptirildigi yazilidir.


XVI .Lejyon bayraktari Büyük Covitianus'un Karisi Julia Maxia için yaptigi tahmin edilen mezar tasidir

Kaynak: http://www.kelkit.gov.tr/idefaults.asp?id=81&ikat=44
Kaynak: http://www.kelkit.bel.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=65&Itemid=1180

Giresun Yağlıdere Tarihi ve Turistik Yerleri

 GÖLYANI YAYLASI
   İlçemize bağlı Yeşilpınar köyünde bulunan Gölyanı Yaylası, İlçe merkezine 40 km mesafade olup, yolun 30 km lik kısmı asfalt 10 km lik yolu stabilizedir.




    İlçe sınırları içerisinde Pontus Rumlarından kalma Çağlayan Köyünde Gebe Kilise kalıntıları ile Tuğlacık Köyünde Hacı Abdullah Sarı Halife Türbesi turistik yerlerdir.Ancak söz konusu yerlere ulaşım kolay olmaması tanıtım yetersizliği ve bakımsızlık nedeniyle turizm açısından arzu edilen seviyenin elde edilmesini engellemektedir.

    Tekke Köyündeki zaviyenin de Yavuz Sultan Selim Trabzon Valiliği sırasında annesi Gülbahar Hatun tarafından tesis edildiği köydeki Osmanlıca vakfiyeden tapu tahrir defterinden anlaşılmıştır.
                                                             HACI ABDULLAH HALİFE



    Tekke Köydeki zaviyeden günümüze cami,zaviye,misafirhane,değirmen ve Tuğlacık Köyündeki türbe kalmıştır.Kanuni devrinden kalma vakfiye uzun bir ceylan derisi, yaklaşık 2 m uzunluğunda 0,5 m eninde,üzerine siyah ve kırmızı mürekkeple yazılmıştır.Yukarıdan aşağıya doğru besmele levhası,ham dele ve sal vele levhası Kanuninin tuğrası Anadolu kazaskeri Muhammedi Rumi haşiyesi vakfiyenin esas kısmı ve şehadetlerden oluşmaktadır.

Detaylı bilgi için : http://tekkekoyu.org/     sayfasını ziyaret edebilirsiniz
                                       
     Yağlıdere Çayı üzerinde Ağanın Köprüsü, Harava Köprüsü, Sınır Köprüsü gibi 12 adet tarihi köprü vardır.Ağanın Köprüsü 20 m uzunluğunda 11 m yüksekliğindedir.Bu köprü 200 yıl önce El hasenat-u vel-hayrat hüv-el baki kethüda Zade Emin Ağa tarafından yapılmıştır.
                                   AĞANIN KÖPRÜSÜ ve KEMER KÖPRÜLER





                                                  ÇAĞLAYAN ŞELALESİ



         İlçemizin sınırları içindeki Çağlayan Köyü`nde; yaklaşık 50 m. yüksekliğinde tabii bir şelaledir. Yeşillikler arasında; enfes ve doyulmaz bir görünüm arz etmekte; seyrederken dinlendiğinizi hissetmektesiniz.

Kaynak: http://www.yaglidere.gov.tr/default_B0.aspx?content=209 (daha fazla fotoğraf için siteyi ziyaret ediniz)

Giresun Tirebolu Tarihi ve Turistik Yerleri



Şehirde Senjan (Merkez Kale) ve Bedrama adlarında iki tarihi kale bulunmaktadır. Merkez kale ilçe merkezinde sahilde bir yarımadacık üzerine inşa edilmiştir. Bedrama Kalesi 15 km. içeride Örenkaya köyünde bulunur.

SENJAN (MERKEZ) KALESİ
          İlçe merkezinde güzel görünüşlü küçük bir yarımada üzerinde inşa edilmiştir. Üç tarafı su ile çevrili olan bu kalenin surları aşınmış olmakla beraber, bu günde bütün tarihi ihtişamıyla varlığını korumaktadır.
Kaleye 120 merdivenle çıkılmakta, kalın ve mazgallı duvarlar ile karşılaşılmaktadır. İçi geniş, ferah ve her cepheden manzaralıdır. Kalenin içinde silah, eşya ve erzak konulan mahzenler olduğu gibi, su sarnıçlarıda vardır.

BEDREME KALESİ
          Bedreme Kalesi, gümüş şehri Argyria’yı korumakta idi. Kale Harşit Çayının ağzından 5 km güneyde olup, çayın sağ sahiline yakın bir yerde bulunmaktadır. Bedreme Kalesi düz, fakat yüksek ve geniş bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Kalenin kürtün hakimi Çepni Beği Melik Ahmed Beğ tarafından Rumlar’dan alındığı bilinmektedir.

          Köklü bir tarih yapısına sahip olan Tirebolu’da bir çok tarihi çeşme bulunmakta. Çatal Çeşmesi, Gacan Çeşmesi, Selimağa Çeşmesi, Siyamoğlu Çeşmesi, Nalb zade Mehmed Tevfik bey tarafından yaptırılan imamdüzü ve Karahasan zade Hasan kapudan tarafından yaptırılan Orta çeşme bu değerli eserlerden bazıları.

        Tirebolu’daki eski konakların bazılarının 120-130 yılında olduğu söylenmekte. Bu evlerin bulunduğu sokaklarda tarihi buram buram hissetmek mümkün.

        Yeniköy camii, 1880 yılına ait minaresi ile Çarşı Cami ve Belediye Hamamı, kıyıya yakın küçük bir adacığın üzerindeki taş ekmek fırını Tirebolu’nun görülmeye değer tarihi miraslarından sadece bir kaçı.

Özelliğini kaybetmemiş kemer köprüler, tarihi evler çokça mevcut olup, bu eserler turizm potansiyelini artır maktadır.

Yine Yılgın plajının açığında antik çağdan kaldığı sanılan fırın taşı ve delik taşı da dikkate değer eserlerdendir.Yörede, yayla turizmini canlandırmak amacıyla Kazık-beli, Güvende, Yaşmaklı, Ağaçbaşı gibi yaylalarda şenlikler düzenlenmekte, yaz aylarında yoğun bir ziyaretçi görülmektedir.

Av turizmi yönünden de Karadeniz’in tipik yörelerindendir. Ördek, sülün, keklik gibi av hayvanlarının barındığı ilginç yerlere rastlamak çoğunlukla mümkündür.

Kültürel değerler, alışkanlıklar, gelenekler ve adetler yönünden Giresun il yöresi ile tamamen benzerlik gösteren uygulamalar vardır. Ünlü yemekleri arasında dikenu-cu kavurması, borasti, sakarcadan tava sayılabilir

         

           Tirebolu tarihte hükümdarların ikamet ve sayfiye yeri olarak anılmakta, büyüleyici güzellikleri ile Tirebolu geçmişte olduğu gibi günümüzde de popüler bir tatil beldesi. Doğanın sunduğu güzellikleri bir araya toplayan Tirebolu’da muhteşem doğal koy ve plajlar, deniz tutkunlarını ağırlıyor. Güneşin etkisini arttırdığı yaz aylarında yemyeşil yüksek tepelerin pırıl pırıl mavi sulara ulaştığı plajlar yerli ve yabancı turistlerin gözdesi haline geliyor. Gündüz olduğu kadar geceleri de hareketli olan Tirebolu sahili renkli görüntülere ev sahipliği yapıyor. Tirebolu’nun merkezi ile iç içe bulunan doğal koylar ve sahildeki evlerin hemen arkasında başlayan yeşil bitki örtusu Tirebolu’ya yerleşim merkezinden ziyade bir tatil beldesi görünümü kazandırmakta. Güneşin batışını izlerken usta ellerce hazırlanmış nefis balık çeşitlerini tatmak, günün bütün yorgunluğunu atmaya yeter Tirebolu’da…






Kaynak: http://www.tirebolu.bel.tr/turizm

Giresun Şebinkarahisar Kalesi

şebinkarahisar

şebinkarahisar

Şebinkarahisar yerleşmesinin güneyinde bozalt bir tepe üzerinde kurulmuş olan kale, şehirden 160 metre daha yüksektedir. İlk görenler bu haliyle kaleyi denizde ada veya gemiye benzetirler. Planı bütünüyle bir yamuğu andırmaktadır. Kalenin kulelerle desteklenen surları sarp kayalara oturtulmuştur. Bu surları bazı kısımlarda daha önce ikinci bir sur kuşağı takviye eder. Surlarda değişik dönemlerin duvar yapım tekniklerini görebilmek mümkündür. Bazı kısımlarda kaya yontularak sur temeli yerleştirilmiştir.

Bazı kısımlarda ise düz yonu, moloz taş, veya balık sırtı duvar örgüleri yapılmıştır.

Kale, iç kale ve dış kale olarak iki bölümden müteşekkildir. İç Kale, aşağı kesimden yaklaşık 40 metre daha yüksektir. Şehirden dış kaleye ulaşan yol eski özelliğini halâ korur. Bu gün kullanılan sivri kemerli giriş kapısı iki kule arasına yerleştirilmiştir. Dış surların kapı bölümünde düzgün yontu taş kullanılmıştır.

Bugünkü giriş kapısının 15 m. Kuzeyinde kapatılmış bir kapı daha bulunmaktadır. Bu kapının Bizans döneminde 10. Yüzyıl başlarında tamir edilmiş olduğu sanılmaktadır. Dış kalenin en önemli bölümü, güneybatı köşesindeki "Kızlar Kalesi"dir. Dış kalenin diğer kesimlerinde güney ve doğuda surlar oldukça harap durumdadır.

Kale içerisinde eski yapı izleri ile, sarnıç kalıntılanna rastlanılmaktadır. Evliya Çelebi, kale içinde yetmiş kadar ev, sarnıç ve buğday ambarları ile Fatih Camiinden bahseder. Fakat bu caminin yerini belirlemek mümkün olmamaktadır. Aynca kalede var olduğu söylenen Kilise de belirlenememektedir. Kalede beş değişik su sarnıcı vardır. Bunlardan dördü kapalı, bir tanesi açıktır. Halkın 40 badal (basamak) dediği bu yer altı su tünellerinin örnekleri Hitit döneminde görülmektedir. Benzer bir tünel Çamoluk' un Kaledere köyü kalesinde bulunmaktadır.

İç kale, dikdörtgen bir avlu ile kuzeybatı köşesindeki sekizgen plânlı ve dört katlı büyük kuleden oluşmaktadır. İç kale kapısı da kulelerle desteklenmiştir. Büyük kulenin iç çapı 12 m. yüksekliği 27 m. Duvar kalınlığı 1,5 m.dir. Kule köşeler, pencere ve kapı gibi açıklıklarının söge kısımları yonu, diğer kısımlar düzgün sıralar halinde moloz taşla örülmüştür. Duvarlarda alt sıradakiler mazgal, üsttekiler sivri kemerli büyük dikdörtgen açıklıklar halinde pencereler yer alır. Kulenin üçüncü katında kale yöneticisine ait bir mescit bulunduğu ve bunun Mengücükler zamanından kaldığı tespit edilmiştir. Kulenin Önünde beşik tonozla örtülmüş büyük bir sarnıç vardır. Kalenin sur duvarlarının çok az bir kısmında Bizans veya daha eski dönem yapı Özellikleri görülür. Kalenin bugünkü giriş kapısı ve çevresindeki surlar Selçuklu (Mengücekli), Osmanlı dönemlerine aittir. Kale kapısı üzerindeki kitabe ve Selçuklu çift başlı kartal kabartması da 1896 yılında Rumlar tarafından yerinden sökülüp yok edilmiştir. İç kale sur duvarları ve kule duvarlarının yapısı Osmanlı dönemi, 17-18. Yüzyıl özellikleri göstermektedir.

Şebinkarahisar kalesinin tarihlendirilmesi için kazı ve ayrıntılı araştırmalar yapmak gerekmektedir. Tarih bölümünde açıklandığı gibi muhtemelen kale Roma döneminden daha eskiye gitmektedir. Burası M.Ö. 1. Yüzyılda Romalılar tarafından genişletilmiştir. Surlar, Mengüceklilerin 11. Yüzyılda şehri fethi sırasında harap olmuş ve geniş ölçüde yeniden inşa edilmiştir. Surlar daha sonra Osmanlı döneminde birkaç defa onarılmıştır. Kale 1915 yılındaki Ermeni ayaklanması sırasında bütünüyle tahrip olmuş bundan sonra da bir daha onarılmamıştır.

Kaynak: http://www.giresunkulturturizm.gov.tr/TR,58109/sebinkarahisar-kalesi.html